Üç engelli tek hücrede

  • Cezaevine girmeden önce geçirdiği trafik kazası nedeniyle yüzde 98 engelli olan Serdar Yıldırım, boynundan aşağısı felç olan Abdullah Turan ve iki kolu olmayan verem hastası Engin Aktaş, aynı koğuşta tutuluyor.

FETHİ BALAMAN / MA/AMED

Metris R Tipi Cezaevi’nde, “Cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen tahliye edilmeyen üç engelli tutsağın aileleri, çocuklarının yaşamlarını idame etmekte zorlandıklarına dikkat çekerek, serbest bırakılmalarını istedi.

Türk cezaevlerinde salgına rağmen yaşanan hak ihlalleri dur durak bilmiyor.  Koğuşların sürekli basılarak aranması, darp, işkence, sürgün, sağlık hakkına ulaşımın engellenmesi, kelepçeli muayene, çıplak arama başta olmak üzere daha birçok hak ihlalleri haber gündemlerinin ilk sırasını oluşturuyor. Metris R Tipi Cezaevi’nde aynı koğuşta tutulan Serdal Yıldırım (27), Abdullah Turan (33) ve Engin Aktaş (32), Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ”cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen tahliye edilmiyor. Cezaevine girmeden önce geçirdiği trafik kazası nedeniyle yüzde 98 engelli durumda olan Serdar Yıldırım, boynundan aşağısı felç olan Abdullah Turan, iki kolu olmayan ve verem hastası Engin Aktaş’ın tahliye edilmemesine ise ”kaçma şüphesi” gerekçe gösteriliyor. Yakınlarıyla telefon görüşmesi gerçekleştiren aileler, duruma tepkili.

 

Sadece 1 polisin ifadesiyle

 Serdal’ın ağabeyi Sedat Yıldırım, asılsız ihbar sonucu tutuklandığı halde çaldığı tüm kapıların yüzlerine kapandığını söyledi. Kardeşinin aleyhine ifade veren kişinin ifadesini geri çektiğini anımsatan Yıldırım, ATK raporunun görmezden gelindiğini ve Emniyet’in verdiği ”toplum için tehlikelidir” görüşünün dikkate alındığını kaydetti. Yıldırım, ”Koskoca savcı ve ceza mahkemeleri bir polis memurunun söylemi ile hareket ediyor. Savcı ve ağır ceza mahkemeleri polis memurunun emrinde. Siyasi tutuklu olunca dosyanın içeriğine dahi bakmaya gerek duymuyorlar” dedi.

 

İşlerini göremez derecede engelli

Yıldırım, yaşananların hukuki boyutu aşıp “kin tutma” aşamasına geldiğini söyledi. Kardeşi ile önceki gün yaptığı telefon görüşmesinde, koronavirüsü süreci boyunca koğuşlarına gelişlerin olmadığı bilgisini aldığını aktaran Yıldırım, “İki arkadaşı ile birlikte aynı koğuşta kalıyor. O ve arkadaşları işlerini göremez derecede engelli. Tuvalet ihtiyacından tutun yeme içme ihtiyacına kadar eksiklik yaşanıyor. 12 Eylül dönemini aratan uygulama ile karşı karşıyalar. Üç engelli neredeyse sadece nefes alıyor, ancak toplum için tehlikeli görülüp bırakılmıyor. Bize reva görülen tek şey ölüm. Hukuk işlemiyor. İşlemiş olsaydı ATK raporu dikkate alınıp bırakılırdı, bunlar. Yeter artık, bırakın hasta tutsakları. Biz evde bakarız, tedavi ederiz, iyileştiririz” şeklinde konuştu.

 

Sadece başını kullanabiliyor

  Abdullah Turan’ın annesi Ümügülsüm Turan ise oğlunun telefon görüşmesinde durumlarının aciliyetini aktardığını belirtti. Turan, oğlunun kendisine, ”Bir yıldır hastalığım ağır bir şekilde devam ediyor. Bir tek başımı kullanabiliyorum. Aynı koğuşta iki engelli arkadaşımla kalıyorum. Koğuşa gelen iki kişi yanıma gelerek telefonu kulağımın yanına bırakıp gitti. Sizinle ancak bu şekil konuşabiliyorum. Temizlik sorunu feci bir sorun olarak karşımızda duruyor. Dezenfektan, maske ve temizlik malzemeleri verilmiyor. Aktaş’ın 5 raporu var, Serdar’ın da iki raporu var, ancak yine de serbest bırakılmıyor. Çeteciler, tecavüzcüler, katil ve hırsızlar bırakıldı. Ancak Kürt çocukları serbest bırakılmadı” dediğini aktardı.

 Anne Turan, her gün oğlunun ölüm haberini almak korkusuyla başını yastığa koyduğunu belirtti. Kendilerine yaşatılan ”insanlık dışı” duruma son verilmesi çağrısında bulunan anne Turan, “Oğlumu bıraksınlar biz ona bakarız. Daha genç olduğu için yaralarının iyileşme durumu da var. Eğer bir şekilde bakılırsa iyileşme yüzdesi çok” diye seslendi.


Hasta tutsak tek başına

Akhisar Cezaevi’nde bir yıldır tek kişilik odada tutulan KOAH ve kalp hastası Ekim Polat’ın tedavisi de engelleniyor.

Kendisine yöneltilen kimi suçlamalarla 2016’da İstanbul’da tutuklanıp 24 yıl hapis cezası verilen Ekim Polat’ın sağlık durumunun kötüye gittiği öğrenildi. Tutuklandıktan sonra önce Silivri 5 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi’ne konulan, ardından Bandırma’ya, oradan da Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen Polat, cezaevinde KOAH’a yakalanıp, kalp hastası oldu. Ailesi, tutukluyken adil yargılama ve cezaevi koşullarının düzeltilmesi talebiyle 45 gün açlık grevine giren Polat’ın son bir yıldır tek kişilik odada kalmasından dolayı sağlık durumunun gün geçtikçe kötüleştiğini belirtti. Koronavirisü salgınının cezaevlerine yayılması üzerine tehlike grubunda yer alan Polat’ın bırakılması için ailenin Adalet Bakanlığı’na yaptığı başvuru da reddedildi.

Anne Songül İlker, cezaevi öncesi hiçbir hastalığı bulunmayan oğlunun sağlığından endişe ediyor. Oğlunun düzenli olarak alması gereken ilaçları olduğunu ifade eden anne İlker, KOAH tedavisi görmesi ve hipotez hormonu ile ilgili aylık iğneler yapması gereken oğlunun son bir yıldır bu tedavilerinin hiçbir şekilde yapılmadığını söyledi. Oğlunun hastaneye bile sevk edilmediğini belirten İlker, cezaevlerinde yayılmaya başlayan salgın ile birlikte oğluna dair endişelerinin iki kat arttığını ifade etti.

Akhisar Cezaevi’nde salgına karşı hiçbir önlem alınmadığını da kaydeden İlker, “Oğlum telefon konuşmalarında eldiven ve maske verilmediğini söyledi. Kendisine poşetten eldiven yapmış. Zaten dışarıda 3-5 liraya alınan ürünler cezaevinde 15 liraya satılıyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.