Umut vermeyene niye destek verilsin?

Fehim IŞIK yazdı —

12 Eylül 2022 Pazartesi - 08:00

  • Yok! Öyle kolay değil. Tamam, AKP, MHP, Erdoğan, Bahçeli gitsin diye mücadele edelim ama bunların yerine geleceklerin de eskiyi aratmaları suçuna ortak olmaya mecbur değiliz. 

Erdoğan masayı devirip iktidarının selametini savaşta aramaya başlayınca HDP’ye dönük saldırılar da artı. Bu saldırılar hala sürüyor. Birçok kez yazıp çizdik, tekrar etmekte beis yok. HDP’ye dönük saldırılarda sanıldığı gibi iktidar yalnız değil. Örneğin dokunulmazlıkların kaldırılmasında iktidar kadar ana muhalefet de –bilerek ve isteyerek– anayasal suç işledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, açıkça “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” dedi.

Dokunulmazlıklar kaldırıldı, dönemin eş genel başkanları dâhil birçok milletvekili, belediye başkanı, parti yöneticisi ve üyesi tutuklandı. Eşbaşkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dâhil tutsak edilen üyelerle birlikte partinin binlerce vekil, belediye başkanı ve yöneticisi hala hapiste. Bu sadece Erdoğan’ın marifeti değil, Erdoğan kadar Kılıçdaroğlu’nun payı da var bu işte.

Peki, Millet İttifakı’ndaki diğer bileşenlerin bu işte payı yok mu?

Olmaz olur mu? İyi Partililer söz konusu dönemde MHP’deydiler. HDP’lilerin bırakın dokunulmazlıklarını kaldırmayı, kanlarını bile içseydiler doymazdılar ki hala öyleler. Hakeza Deva Partisi ile Gelecek Partisi de henüz Erdoğan’ın gemisinden inmemişlerdi. Onlar da canhıraş bir biçimde HDP’nin yok edilmesi gerektiğini savunuyorlardı.

Velhasıl kelam bugünkü iktidar ile onun yerine gelmek için canhıraş bir biçimde kendini paralayan Millet İttifakı, hiç kusura bakmayın 2015’ten önce olduğu gibi 2015’ten sonra da HDP’ye düşmanlıktan zerre geri adım atmadı. Bu nedenle de HDP’yi etkisizleştirmek için ya kumpaslara ortak oldular, ya da bizzat kumpas örgütlediler. Buna zerre şüphe yok.

“Aman, Erdoğan’dan kurtulmak için Millet İttifakı tek şansımızdır, bu kadar yüklenmeyin” diyenleri duyar gibiyim. Tamam amenna! Erdoğan’dan kurtulalım. Peki, hak, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi gibi elzem değişimler açısından zerre umut vermeyen yeni bir hükümetin AKP’nin yerine iktidara gelmesi durumunda ne değişecek? Var mı bu muhalefetin elle tutulur, yenilir içilir, güven veren tek projesi? Sadece “Biz çözeriz, bize güvenin” diyorlar. Bunu da hep tribünlere oynayarak yapıyorlar. Hal bu iken kim, niye onlara güvensin?

Tamam, Millet İttifakı iktidara gelirse halkın sırtında kırılan sopaların sayısı 5’ten 3’e, hatta 2’ye düşebilir. Ama vallahi Kürt’ün sırtına vurulan sopaların 5’ten 4’e bile düşmesi, şüpheli. Hele Meral Akşener tayfası köşe başlarını tutar ise durum özellikle Kürtler açısından bugünleri de aratabilir.

‘Kral çıplak’ diyeceksek durum tam da bu... Bunu görmeyip yanlışlarını, korkaklıklarını, HDP’ye dolayısıyla Kürt halkının meşru temsiliyetine bunca saldırmalarını yüzlerine vurmayıp sessiz mi kalalım?

Yanlış değiliz! Çünkü Erdoğan’ın yerine hazırlanan bu ittifakın statükoyu koruma ve her şeyi 15 Temmuz öncesine döndürme dışında tek projesi yok. Bunu yaparken de devletin meşhur ‘cezasızlık’, ‘hesap sormama’, eskilerin deyimiyle ‘kirleri halının altına sürme’ politikasını da aynen sürdürmeyi planlıyorlar.

12 Eylül faşizminin yaptıkları yanlarına kar kaldı, ara sıra ipleri gevşeterek topluma bir rahatlatma yaşattılar. Tek ilericilikleri bu oldu. Şimdi de Erdoğan ve Bahçeli’nin yaptıklarını yanlarına kar bırakarak bir dönem ipleri gevşetmeyi planlıyorlar. Kürt özgürlük mücadelesine, sol, sosyalist hareketlere, yurtsever ve demokrat güçlere, demokratik kitle örgütlerine, sendikalara, toplumun diğer dinamik odaklarına vurdukları darbelerden ise kendi nizamlarını korumak adına yararlanmak istiyorlar.

Çok uzatmayayım, son dönemin dikkat çeken bir kumpasına değinerek bitireyim. CHP’linin biri “HDP’ye bakanlık vereceğiz” diyor.

İyi Parti’linin biri bu sözler üzerine köpürüp duruyor. İktidar medyası, muhalif medya sanki sorunun özü buymuş gibi ortaya atılan suni gündemi günlerce dillerine dolayıp birbirlerine verip veriştiriyorlar. Ama ortada bu mahfiller tarafından görüşü sorulan, açıklamaları kitlelere ulaştırılan tek bir HDP’li, tek bir Kürt siyasetçi, aydın, sanatçı, gazeteci yok. HDP’yi almışlar aralarına üzerinde tepiniyorlar. Bu kumpas değil nedir? Kim bu tartışma zemininin derin mahfillerde kararlaştırılıp halkın önüne konulmadığını savunabilir?

Yok! Öyle kolay değil. Tamam, AKP, MHP, Erdoğan, Bahçeli gitsin diye mücadele edelim ama bunların yerine geleceklerin de eskiyi aratmaları suçuna ortak olmaya mecbur değiliz. Hatta mevcut tablonun değişeceğine dair bir umut yoksa ‘al birini vur ötekine’ demenin bile bir zararı yoktur.

Sorun zihniyet değişimindedir. O değişimin gücü –hiç kuşku yok– Cumhur ve Millet ittifakları dışında kalan HDP öncülüğündeki devrimci, yurtsever, ilerici parti ve yapıların politikalarında gizlidir. Bu güç, kim kalıcı değişimden, özgür ve demokratik bir toplumdan yana ise pekâlâ onlarla değişimi yaşama geçirmek için ortak adımlar atabilir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.