Unutmayız, unutturmayız

9 Haziran 2022 Perşembe - 21:00

  • Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tecrit koşullarına dikkat çekmek ve fiziki özgürlüğünü talep için 12 Haziran’da Gemlik Yürüyüşü düzenlenecek. O dönem TUHAD-FED Başkanı olan Nursel Aydoğan, “Tecrit ve mutlak iletişimsizlik uygulamasının en önemli amacı Sayın Öcalan’ı unutturmaktır. Unutturmak, egemenlerin en çok başvurduğu yöntemlerden biridir. Gemlik Yürüyüşü ise ‘Unutmayız, unutturmayız’ yürüyüşüdür” dedi. 

ROJBİN KURT

HDK, DTK, TJA, HDP, DBP ve MED TUHAD-FED, İmralı’da devreye konulan ve tüm cezaevlerini kapsayan tecride karşı 12 Haziran’da, “Tecrit siyasetine karşı özgürlüğü savunmak için Gemlik’e yürüyoruz!” şiarıyla bir yürüyüş organize ediyor. Gemlik Yürüyüşü’nün ilki TUHAD-FED (Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Danışma Dernekleri Federasyonu) öncülüğünde 4 Eylül 2005 yılında düzenlenmişti. O dönem TUHAD-FED’in Başkanı olan Amed Milletvekili Nursel Aydoğan, gazetemize nasıl bir siyasi atmosfer içerisinde ilk Gemlik Yürüyüşü’nü gerçekleştirdiklerini anlattı. Aydoğan 12 Haziran Gemlik Yürüyüşü’ne de katılım çağrısı yaparak, “Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan için tam da özgürlük zamanıdır” dedi. 

Gemlik Yürüyüşü’nün ilki TUHAD-FED öncülüğünde 2005 yılında gerçekleştirildi. O dönemki siyasal atmosfer nasıldı? Sizi kurum olarak böyle bir eylem kararı almaya iten nedenler neydi?

Sayın Öcalan, 15 Şubat 1999’da uluslararası bir komplo sonucu Türkiye’ye getirilerek İmralı Cezaevi’ne konuldu. İmralı’ya getirildiği ilk günden itibaren ise Kürt sorununun barışçıl ve diyalog yoluyla çözümüne büyük çaba harcadı. Fakat çabaları sonuç vermedi. Bir yıl sonra da avukat görüşleri haftada bir günden 2 saate düşürüldü. İlk tecrit uygulaması 2001 yılında devreye kondu. Yıl boyunca avukatları ile yalnızca 40 kez görüşebildi. Ancak 2001 yılında tecrit kadar ağır olan bir durum daha vardı: O da; sağlığı açısından oldukça riskli olan nemli koşullarda tutulmasıydı. Bu durum sağlığının bozulmasına yol açmıştı. 2003-2004 yılında da tecrit artırıldı.

2005 yılı başlarında Türkiye’de AB müzakereleri başlayacağından siyasi atmosfer yumuşamıştı. Bu dönemde, silahların barış ve çözüm için ilan edilen ateşkes nedeniyle susmasının payı büyüktü. Fakat bu yumuşama döneminde hükümet çözümü hiç tartışmadı, gündeme getirmedi. Bunun üzerine Sayın Öcalan, Kürt sorununda çözüm için ulus-devlet yapısına alternatif olarak, 21 Mart 2005 Newroz’unda “Demokratik Konfederalizmi” ilan etti. Konfederalizmin ilanını çok tehlikeli bulan devlet, çözümden vazgeçip operasyonlara başladı. 

‘Öcalan Yasaları’

Bu kararla birlikte ilk değişiklik İmralı’daki koşullarda oldu. TCK’nin Ceza İnfaz Kanunu’nda değişiklikler yapıldı ve yönetmelikler hızla yürürlüğe girdi. 2005 yılında yapılan bu değişikliklere bu yüzden kamuoyunda “Öcalan Yasaları” ismi verildi ve İmralı’da yeni bir dönem başladı.

Yeni yasalar kabul edildikten sonra tecrit daha da artırıldı. Sayın Öcalan’ın 12 avukatına görüş yasağı getirildi, görüşmeleri bir teyp ile kayıt altına alınmaya başlandı. Avukatların görüşlerde tuttukları notlara el konuldu. Şartlı tahliye olanağı ortadan kaldırıldı. Yeni yasayla televizyon yasaklandı, ailesi ile görüşme hakkı 15 günde bir 1 saate indirildi. Gazeteler 1 ay sonra verilmeye başlandı, penceresinin yarısı kapatıldı. Sandalyesi bile daha kötü bir sandalye ile değiştirildi. Günlük 2 saat olan havalandırma hakkı 1 saate düşürüldü. 

Siyasi ortam oldukça gerildi. Çünkü yeni infaz yasası, insanlık dışı koşullarda cezaevinde kalacağının göstergesiydi. Sayın Öcalan’ın ilerleyen hastalığının tedavisinin yapılmaması nedeniyle bağımsız bir doktor heyetinin gitmesi için yapılan öneriler de hükümet tarafından kabul görmedi. İdam cezası kaldırılmıştı ama yerine getirilen ‘ağırlaştırılmış müebbet’ cezası idamdan da kötüydü. Bu yasa ölünceye kadar cezaevinde kalmayı gerektiren yani zamana yayılmış ölüm demekti.

İstanbul/Sarıgazi-2005

Bu koşullara ve yaşanan insan hakkı ihlallerine dikkat çekmek ve aynı zamanda barış talebiyle de TUHAD-FED olarak 4 Eylül 2005 tarihinde Gemlik Yürüşü yapma kararı aldık.

Gemlik Yürüyüş kararı ardından nasıl bir çalışma yürüttünüz? Halkın, Gemlik Yürüyüşü’ne yaklaşımı neydi?

Sayın Öcalan’ın sağlık durumunun bozulduğu ve tedavi edilmediği ile ilgili basına yansıyan haberler nedeniyle halk zaten oldukça kaygılı, öfkeli ve kızgındı. Öncelikle bu kararımızı insan hakları örgütleri, siyasi partiler ve pek çok STÖ ile paylaştık, destek ve dayanışma istedik. Hepsinden olumlu yanıt aldık. Federasyonumuza bağlı 13 derneğimizin olduğu illerde ve destek veren dost kurumların olduğu illerde çalışmalara başladık. Bir basın açıklaması yaparak da insanlık değerleri ve barış için Türkiye’nin dört bir yanından bu değerlere inanan herkesimi 4 Eylül’de yapacağımız Büyük Gemlik Yürüyüşü’ne davet ettik. 

Sadece Amed’den 80 otobüs ve minibüs…

Büyük bir heyecan vardı halkta. İmralı’ya en yakın yer olan Gemlik’e gidecek ve önderlerini sahipleneceklerdi. Neredeyse görüştüğümüz her kişi, “o günü bekliyoruz” diyordu ve dediklerini de yaptılar. 80 otobüs ve minibüs Amed’den hareket ederken yüzlerce kişi de araba bulunamadığı için gelemediler. Yürüyüşün Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu kolu da aynı heyecan ve motivasyonla yürüyüşe katıldı. Sonuçta Türkiye’nin dört bir yanından 10 bini aşkın kişi yürüyüşe katıldı. Bu katılım düzeyinin Kürt halkını sevindirdiği, devleti de rahatsız ettiği bir gerçektir.

Gemlik Yürüyüşü nasıl geçti, neler yaşandı? O günden ve yarattığı etkilerden bahseder misiniz? 

Çok iyi çalışıldı. Tabiki Türkiye’nin batısına Sayın Öcalan için gidileceğinden, ırkçı-milliyetçi saldırılar ve provokasyonlar olabilirdi. Özellikle bu konuda iyi bir çalışma yürütüldü. Riskleri göze almadan başarının mümkün olmadığı, kararlı duruşun önemli olduğu ve kitleselliğin başarıdaki önemi anlatılarak halk eylem için hazırlandı.

Irkçı saldırılar oldu ama direniş kazandı

Amed’den hareket eden otobüsler Bilecik/Bozüyük ilçesinde ırkçı ve milliyetçilerin saldırısına uğradı. Onlarca otobüsün camları kırıldı, bazı otobüsler içindeki insanlarla birlikte yakılmaya çalışıldı. Polis gücü yeterli gelmeyince jandarma devreye konuldu. Türkiye’nin bütün ulusal basını gün boyu bu saldırıyı ve halkın direnişini verdi. Irkçı saldırı konusunda hazırlıklı olan halk, geri çekilmedi, karşı direnişe geçti ve bu kararlılık ve cesaret aslında eylemin başarılı olmasını sağladı.

İstanbul’un ilçelerinden kalkacak otobüslerin engellenmesi sonucu halk “İmralı’ya bin selam” sloganıyla protesto eylemleri yaptı. İstanbul’un pek çok ilçesinde sokaklar çatışma alanına dönüştü. Gün boyu süren eylemler ve direniş sonucu 4 Eylül Gemlik Yürüşü, devletin kayıtlarında yerini aldı. Halk, devlete; “İmralı kırmızı çizgimizdir” dedi.

Halkın ilk kez Gemlik Yürüyüşü ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı açıktan sahiplenişi devlet siyasetini nasıl etkiledi? Devletin faşizan politikaları ne denli kırıldı?

Bu eylemle gerektiğinde Kürt halkının ve dostlarının İmralı’yı nasıl sahipleneceği gösterildi. Fakat devlet çözüm değil, tasfiye ve imha politikasını esas aldığından bu stratejisinde bir değişiklik olmadı. Ancak halkın gücünden de etkilendiğini ve bu gücü zayıflatmadan bir sonuç alamayacağını gördüğünü söylemek gerekir. Onun içindir ki zaman zaman halka çok yöneldiği, halkın umudunu, inancını kırmaya yönelik politikalar geliştirdiğini söyleyebiliriz. Ama sonuç alamadığı, halkın iradesini kıramadığı da bir gerçekliktir. 

Mutlak iletişimsizlik hali var

İmralı tecridine karşı 12 Haziran’da “Tecrit siyasetine karşı özgürlüğü savunmak için Gemlik’e yürüyoruz!” şiarıyla yeniden bir yürüyüş düzenlenecek…

Evet ve bu yürüyüşün zamanlaması oldukça isabetli olmuş. Çünkü artık İmralı’da ağırlaştırılmış tecrit değil, mutlak iletişimsizlik halinden sözediyoruz. Yani şu anda sağlığı, yaşam koşulları ve en önemlisi yaşayıp yaşamadığını dahi bilmiyor halk. 15 aydır hiçbir şekilde haber alamama durumu yaşanıyor. Ben bu dönemde de halkta oldukça kaygılı ve öfkeli bir ruh hali gözlemliyorum. Bu nedenle katılımın faşizm koşullarında da olsa iyi olacağını, önemli sonuçlara yol açacağını düşünüyorum.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit tüm cezaevlerine hatta ülke geneline yayıldı. Toplumun her kesimi büyük bir baskı altında. Tüm engellemelere rağmen yapılacak bir Gemlik Yürüyüşü’nün siyasal sonuçları neler olur?

Tecrit ve mutlak iletişimsizlik uygulamasının en önemli nedeni Sayın Öcalan’ı unutturmaktır. Unutturmak, egemenlerin en çok başvurduğu yöntemlerden biridir. Böylece hem kendisini hem görüş ve düşüncelerini unutturmak hem de barış ve çözümde oynayacağı rolü kabul etmediklerini göstermeye çalışıyorlar. Bu nedenle Gemlik Yürüyüşü, “Unutmayız unutturmayız” yürüyüşüdür. 

Çözüm ve barışın adresi İmralı’dır

Yine bu yürüyüş, “Sayın Öcalan, Kürt halkının önderi ve lideridir. Çözümün ve barışın adresi İmralı’dır. Bu böyle bilinmelidir” yürüyüşüdür. Bu, Kürt halkı açısından zaten böyledir. Ama bu yürüyüşle AKP/MHP iktidarına bir kez daha hatırlatılacaktır.

7 yıldır devam eden tasfiye, baskı ve zulüm politikasının, Kürt halkının önderliğine yaklaşımında negatif yönde bir değişim olmadığının görülmesinin elbetteki pozitif sonuçları olacaktır ve bu zamanla görülecektir.

Yürüyüş vesilesiyle mesajınız nedir?

Bir mücadelede başarı, irade, inanç, kararlıkla elde edilir. Mücadele yürütürken bir diğer önemli olan şey de vazgeçmemektir. Unutulmamalıdır ki, her zaman direnenler ve vazgeçmeyenler kazanır. Bizler mücadelemizden vazgeçmiyoruz. Vazgeçecek olanlar savaş yanlıları, barış ve çözüm istemeyenlerdir. Ve er ya da geç Kürt halkının iradesi karşısında çözümsüzlük politikasından vazgeçecekler, Sayın Öcalan özgürlüğüne ve Kürt halkı, ezilen Türkiye halkları özgürlüğüne kavuşacaktır.

Zaman özgürlük zamanı

Bu nedenle, bir insanlık suçu olan tecridin kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için, barış için, demokratik bir Türkiye’de bütün halkların, inançların, kültürlerin, kadıların, gençlerin, emekçinin eşit ve özgür yaşamı için, 12 Haziran’da yapılacak Gemlik Yürüyüşü’ne katılmaya çağırıyorum.

Unutulmasın ki; insanlık tarihinin en yüce değeri özgürlüktür. Zaman özgürlük zamanıdır. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan için tam da özgürlük zamanıdır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.