Velev ki annem ‘terörist’

30 Haziran 2021 Çarşamba - 19:50

  •  Sürmi İnce, Gever’de 18 Temmuz 2016'da ot toplamaya giden çocuklarına yemek götürdüğü sırada 20 metre mesafedeki zırhlı araçtan taranarak katledildi. Sadece bir asker yargılandı, o da kısa sürede serbest bırakıldı.
  •  Oğlu avukatlığa başladığı ve annesinin katledilmesi ilk dosyası oldu. Türk yargısı, olay yeri keşfinden teknik bilirki raporuna kadar hiçbir işlemi yaptırmıyor. Tek sanık ise "kasten öldürme" yerine "taksirle öldürme" kapsamına alınıp aklanıyor.
  •  Sürmi İnce vurulduğunda stajyer olan oğlu Bünyamin İnce avukatlığa başladı ve ilk dosyası anesinin katledilmesiydi. Av. İnce, yarınki duruşmadan AYM kararını çıkmasını beklemesini, TCK 24’ü uygulamasını isteyecek.
  •  İnce, "Benim annemin elinde silah yoktu. 20 metreden göz göre göre vurdular. Velev ki annem onların dediği gibi ‘terörist’ olsun. Silahsız olduğu görüntülerde mevcut olan birini yakından zırhlı araçla ateş edip öldürmek TMK’da yok" dedi.

 

ERDAL BAZ / HAKKARİ

Annesi Sürmi İnce’nin ardından Hakkari’de 15 sivil insanın katledildiğini belirten avukat Bünyamin İnce, cezasızlık politikasının katilleri cesaretlendirdiğini söyledi.

Sürmi İnce, 18 Temmuz 2016’da Gever’in (Yüksekova) Büyükçiftlik beldesinde ot toplamaya giden çocuklarına yemek götürdüğü sırada Türk askerleri tarafından vuruldu. Yakınlarının Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırdığı İnce, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. İnce’nin yaşamını yitirmesinden sorumlu olan askerlerin, karakol komutanı tarafından ifadeleri alındı, ancak askerlerden sadece Ali Dağkıran gözaltına alındı, kısa süre sonra da serbest bırakıldı. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı, emri veren karakol komutanı ve emrindeki 9 askeri personel hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Sadece suçu kabul eden Ali Dağkıran hakkında dava açıldı. Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada ”taksirle öldürme” suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Erzurum İstinaf Mahkemesi, cezayı fazla bularak, kararı bozdu. Dava, Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlandı. Savcı, 11 Haziran’da görülen 6. duruşmada Ali Dalgıran’ın “taksirle öldürme” suçundan cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, karar vereceği bir sonraki duruşma için 2 Temmuz tarihini belirledi. 

Surmi İnce’nin hem oğlu hem de avukatlığını yapan Bünyamin İnce ile dava süreci ve yaşadıklarını konuştuk.

Kızı ve dört yaşındaki torunuyla

Annesinin 18 Temmuz sabahı saat 8.00 civarı tarlada çalışan ağabeyi ve kardeşlerine yemek götürmek için dört yaşındaki yeğeni ve kız kardeşiyle yola çıktığını söyleyen Av. İnce, kısa bir süre sonra zırhlı askeri araçtan açılan ateş sonucu katledildiğini hatırlatarak, ”Olayın bizden taraf olan hikayesi bu. Olayın olduğu gün yol çalışması sırasında bir EYP bulunduğuna dair ihbar gidiyor bölgede bulunan karakola. Karakol oraya asker ve zırhlı araçlar gönderiyor. Olay yerine giden iki zırhlı araçtan birinin açtığı ateş sonucu annem öldürülüyor. Sorun şu ki; annemin öldürüldüğü yerle EYP’nin bulunduğu iddia edilen yer arasında 6 kilometrelik bir mesafe var” dedi. 

Hukuksuzluk ve usulsüzlükler silsilesi

Dört yıla yakındır devam eden bu dosyanın, hukuksuzluk ve usulsüzlükler silsilesinin olduğu bir yargılama sürecinden oluştuğunu kaydeden Av. İnce, şöyle izah etti:

*  Birinci usulsüzlük; gerçekleştikten sonra olaya karışan, olay yerinde bulunan iki zırhlı aracın içindeki askerlerin ifadesini, askerleri olay yerine gönderen karakolun almış olmasıdır. İfadeleri sadece tanık olarak alıyor. Mahkemeye çıkan askerlerden biri, verdiği ifadeleri hatırlamadığını, karakolda kopyala-yapıştır şeklinde ifade alındığını belirtti. Bu bile tek başına hukuk açısından vahameti gösteriyor.

*  İkinci usulsüzlük şu; mahkemeden EYP’nin bulunduğu iddia edilen yer ve annemin vurulduğu yerle ilgili keşif talebinde bulunduk ama bunu reddetti. En ufak bir hırsızlık olayında bile yapılan en basit uygulama olay yeri keşfidir. Burada bir kadın, köyünün bir kilometre uzağında zırhlı araçtan açılan ateşle katlediliyor ama mahkeme olay yeriyle ilgili keşif taleplerini reddediyor. Mahkeme heyeti, keşfini yapmadığı yerde gerçekleşen bir olayla ilgili dava sürecini yönetmeye çalışıyor.

*  Bununla kalmayıp istediğimiz teknik bilirkişi raporlarını almamızın önünü de kapatıyor. Mesela bu zırhlı araçların üç emniyet anahtarı var ve bu farklı kişilerde olur. Bu emniyet anahtarları açılmadan ateş edilemez. Araç içindeki emniyetler kim ya da kimler tarafından açıldı. Bunun raporunu talep ediyoruz, vermiyorlar. Hatta mahkemede ikinci aracın kaydı bile yok.

AYM’ye başvuru yapıldı

Bu mahkemede fail olarak sadece Ali Dağkıran’ın yargılandığını kaydeden Av. İnce, AYM’ye olay sırasında bulunan bütün kişilerin yargılanması için bireysel başvuru yaptıklarını söyledi. AYM’nin de Adalet Bakanlığı’ndan görüş, kendisinden de 10 gün içinde savunma yapmasını istediğini belirten Av. İnce, yarın (2 Temmuz) yapılacak mahkemeden de AYM sonucu çıkıncaya kadar karar vermemesini talep edeceklerini ifade etti.  Av. İnce, şöyle devam etti: ”Umarım bu yönlü bir karar alırlar. İstinaf Mahkemesi, Dağkıran’a verilen 3 yıl 4 aylık cezayı, olay esnasında TCK’nin 24’üncü maddesini (Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz) uygulanıp uygulanmadığının soruşturulması yönünde bozmuştur. Benim annemin elinde silah yoktu. 20 metreden göz göre göre vurdular. Velev ki annem onların dediği gibi ‘terörist’ olsun. Silahsız olduğu görüntülerde mevcut olan birini yakından zırhlı araçla ateş edip öldürmek Terörle Mücadele Kanunu’nda yok. Bu kanunun hiçbir şartını karşılamıyor. Mahkemenin TCK 24’ü uygulamasının usulsüzlük dışında hiçbir anlamı yok. Bizim talebimiz bilinçli ”taksirle adam öldürme” suçlaması yerine ”kasten adam öldürme” yönünde karar verilmesidir. Dağkıran’ın verdiği ifade de kasten adam öldürmeyi kanıtlıyor.”

Cezasızlık katilleri cesaretlendiriyor

Bütün delillere ve taleplere rağmen mahkemenin katili ya da katilleri cezalandırmamak için neden bu kadar ısrarcı olduğu konusunda, cezasızlık politikasına işaret eden Av. İnce, şunları söyledi: ”Mahkeme, ‘vatanı koruyan’ güvenlik güçlerinin sivilleri katletmeyeceğine olan inancı zedelemek istemiyor. Annemden sonra 15 kişi Hakkari’de aynı şekilde evinin önünde, tarlasında, sokağında, dükkanın önünde katledildi. Bunu yapanlar ceza almayacaklarını biliyor ve daha doğrusu görüyor. Bu yüzden bunu yapmaktan imtina etmiyor. Cezasızlık bunları güçlendiriyor. Bir tahakküme de yol açmış. Daha geçen hafta Derecik’te iki genç vuruldu. Bir sonraki gün yine biri daha vuruldu. Ortada tek bir açıklama yok, yargılanan yok. Yapanlar korunuyor. Mahkeme dolaylı olarak bu olayların azmettiricisi oluyor. Faili meçhullerin devamıdır bunlar. Fail belli ama faili cezalandıran merci yok. Yargı yok, hukuk yok ve ilke yok. Sürmi İnce benim annem ama bu dava bireysel bir dava değil. Herkesin böylesi davalara sahip çıkması, takip etmesi gerekir. Cinayetlerin olmamasını diliyorum. Annemin son olmasını dilerdim olmadı, umarım artık son bulur.

İlk davası annesin dosyası

”Annem öldürüldüğünde ben stajyer avukattım, davaya ÖHD ve İHD’li avukat arkadaşlarımız bakıyordu. Avukatlığa başladığım gibi annemin dosyasına bakmaya başladım. İlk dosyam annemin dosyasıydı. Başta çok zorlandım. İlk mahkemede konuşamadım. Annemi öldüren zırhlı aracın görüntüleri izlettirildi. Yaşadığım en zor anlardan biriydi. Ancak zamanla içine girdikçe daha iyi motive oldum. Bu bireysel bir dava değil, toplumsal bir mücadeledir. Benim mücadelem annemi geri getirmez, ancak bundan sonra olacak cinayetleri engelleyebilir. Mahkemeler failleri cezalandırsaydı eğer annemden sonra 15 kişi ölmeyecekti. Cezasızlık politikaları devam ettiği sürece bu ölümler yüzleri bulacaktır.”

 

Sürmi’den sonra 15 kişi

Hakkari il ve ilçelerinde Sürmi’den sonra üçü çocuk 15 sivil, devlet güçleri tarafından katledildi. Kentte devlet personelinden kaynaklı tüm cinayet ve yaralamalarda ”cezasızlık” politikası izlendi.

Saldırılardan bazıları şunlar:

*  8 Ekim 2016’da Gever ilçesinde seyir halindeki polis aracının kulesindeki makineli tüfeğin seri ateş alması sonucu HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan’ın yeğeni Serhat Buldan, Rahmi Safhalı, Necdet İşözü ve Aydın Tümen hayatını kaybetti. Tutuksuz yargılanan polis İ.M.’ye 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası verildi.

* 17 Temmuz 2017’de Gever ilçesi Güngör Mahallesi’nde bir eve baskın yapan polis, Necmettin Fendik’i çocuklarının gözleri önünde silahla vurdu. Ağır yaralanan 7 çocuk babası Fendik, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Yargılaması süren Polis A.F.K’nin hala görevinin başında olduğu belirtildi.

* 10 Ekim 2017 tarihinde Şemdinli ilçesinde Dûrê Karakolu’ndan bir araca açılan ateş sonucu Çetin Başer yaşamını yitirdi. Aynı araçta bulunan Kerimhan Zerender ise yaralandı. Bir gün sonra Hakkari Valiliğinden yapılan açıklamada olayın “kaza” olduğu iddia edildi.

* 14 Ekim 2017’de Şemdinli ilçesi Tütünlü (Evliyan) köyünde Adem Kuyumcu, bahçesini sularken karakoldan açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi. Kuyumcu’nun vücudunda 2 adet kurşun izi bulunurken, tanıklar olay yerinin temizlendiğini söyledi.

* 1 Ağustos 2019’da, Derecik ilçesine bağlı Çemekurk köyünde sınır ticareti yaparak geçimlerini sağlayan köylülerin üzerine askerler ateş etti. Açılan ateş sonucu 14 yaşındaki Vedat Ekinci hayatı kaybetti. Olaya ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında dosyaya gizlilik kararı getirildi.

* 2 Mayıs 2019’da Gever ilçesine bağlı Onbaşılar köyünün Wargenima mezrasında koyunlarını otlattığı esnada askeri bölgeden açılan ateşle yaralanan 46 yaşındaki Sertip Şen, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Gözaltına alınan Uzman çavuş M.T., ”adli kontrol” şartıyla serbest bırakıldı.

* 30 Kasım 2020’de Derecik ilçesinin Yeşilova (Birox-İsyan) köyünde iki arkadaşı ile piknik yapan 16 yaşındaki Özcan Onay, askerlerin ateş açması sonucu hayatını kaybetti. Gizlilik kararı alındı.

* 29 Ekim 2020’de Gever’e bağlı Esendere Beldesi Avyan (Duranlar) köyünde operasyona çıkan askerler Şerali Dereli’yi evine birkaç metre uzaklıkta katletti. Dereli’nin yakınları cenazeyi almaya gittiklerinde jandarma tarafından darp edildiklerini anlatarak, olay yerine gelen binbaşının “Türk’ün gücünü göreceksiniz” diyerek, tehdit ettiğini söyledi. Soruşturma devam ediyor.

 

Kürt’e görülen katliam

Hakkari Milletvekili Sait Dede, Meclis’te yaptığı konuşmada kentte katledilen sivillere dikkat çekerek, Kürt’e reva görülen katliamların bitmediğini söylemişti.

Dede, şöyle konuşmuştu: ”Hakkâri’de yurttaşlar sadece sınıra yakın bölgelerde ya da sınırın diğer bölgelerinde güvenlik güçlerinin hedefi olmuyor. Bakın, son beş sene içerisinde Sami Kaplan köyünde, Sürmi İnce tarlada; Serhat Buldan, Rahmi Safalı, Necdet İşözü ve Aydın Tümen çarşı merkezinde, Necmettin Fendik kendi evinde çocuklarının gözleri önünde, Adem Koyuncu kendi bahçesinde, Sertip Şen koyunlarının başında, Şerali Dereli evinin arkasında öldürüldü. Sözde ‘Dur!’ ihtarına uymadıkları gerekçesiyle Ziya Özer, Sadık Bahadır ve Seyfettin Kılıçoğlu vuruluyor, Çetin Beşer katlediliyor. Mehmet Temel piknik yaptığı sırada SİHA’lar tarafından vurularak öldürüldü. Demek sadece gönül coğrafyasında hak ihlalleri olmuyormuş. Kürt’e reva görülen katliam uygulamaları bitmiyor.

Derecik’te askerler tarafından köylerinin üzerine ateş açılması sonucu 14 yaşındaki Vedat Ekinci olay yerinde hayatını kaybediyor. Yine, Derecik’te askerler tarafından açılan ateş sonucu 16 yaşındaki Özcan Onay sırtından vurularak öldürülüyor. Vedat Ekinci ve Özcan Onay tıpkı Şerali Dereli ve Sertip Şen’de olduğu gibi yaralı olarak olay yerinde bekletiliyor, bırakınız ambulans veya sağlık ekibi çağırmayı, olay yerine gelen yurttaşların dahi müdahale edip yaralıları hastaneye kaldırmalarına izin verilmiyor. Öyle ki Sertip Şen için köylülerin çağırdığı ambulans dahi engellenebiliyor. En son daha geçen haftalarda Derecik ilçemizde Şahap Şendol, Celil Ekinci ve 18 yaşındaki Mehmet Dinç askerler tarafından açılan ateş sonucu yaralandı.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.