- Kürdistan ve Türkiye’de kadın cinayetleri artarak sürerken TJA aktivistleri, kadınları koruyan yasaların var olduğunu ancak uygulamada etkisiz bırakıldığını, uzaklaştırma kararları ile koruma mekanizmalarının yeterince işletilmediğini vurguladı.
Erkek egemen zihniyetin kadına yönelik katliamların artmasına neden olduğunu belirten TJA’lılar, yasaların uygulanması ve cezasızlık politikasına son verilmesini istedi.
Kürdistan ve Türkiye'de kadınlara yönelik erkek şiddeti ve kadın katliamları artarak sürerken, kadın örgütleri, başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere kadınların yaşam hakkını güvence altına alan uluslararası sözleşmelerin eksiksiz uygulanmasını istiyor. Jinnews’in Haziran ayı şiddet çetelesine göre, en az 29 kadın erkekler tarafından katledildi, 14 kadın ile 2 çocuk ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinen Azad-TJA) aktivistleri Dicle Erdem, Nurten Üzümcü ve Naciye Yanmaz değerlendirmelerde bulundu. Aktivistler, olayların “aile meselesi” olarak ele alınamayacağını, kadının bedeni ve hayatı üzerinde kontrol kurma çabasının temelinde yattığını belirtti.
Bireysel değerlendirilemez
Dicle Erdem, kadın cinayetlerinin bireysel olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, “Bunun temelinde erkek egemen sistem, cezasızlık politikaları ve her defasında kadını yeterince koruyamayan mekanizmalar yer alıyor. Kadınlar yaşamın her alanında daha özgür ve eşit yaşamak için mücadele veriyor. Fakat erkek egemen sistem bu mücadeleye her defasında şiddetle karşılık veriyor. Faillerin yeterli cezayı almaması ve etkin önleme politikalarının olmaması hem şiddeti hem katliamları besliyor” dedi.
Kadın mekanizma olarak görülüyor
Olayların aile olgusu üzerinden değil de daha çok kadın bedeni üzerinde iktidar kurma, kadını kontrol etme anlayışı üzerinden gerçekleştiğini aktaran Dicle Erdem, “Çünkü erkek egemen sistem kadını bir birey olarak değil, maalesef ki kontrol etmesi gereken bir mekanizma olarak algılıyor. Bu da şiddeti besleyen bir unsurdur” şeklinde konuştu.
Aile birliği korunuyormuş
Şüpheli kadın ölümlerindeki artışın iktidarın aile odaklı politikalarıyla ilişkili olduğunu ifade eden Nurten Üzümcü, “Kadın cinayetlerinin en çok yakınlarındaki erkekler tarafından uygulandığını görüyoruz. Kadın cinayetleri yalnızca bireysel şiddet vakaları olarak ele alınamaz. Mevcut yasal düzenlemeler uygulamada etkisiz bırakılıyor” dedi.
Nurten Üzümcü, koruma yükümlülüğü olan kurumların çoğu zaman “aile birliğini koruma” adı altında kadınları şiddet gördükleri ortama geri gönderdiğini belirterek şunları ifade etti: “Koruma yalnızca uzaklaştırma kararı vermekle sınırlı değildir. Kadınlara hukuki, psikolojik ve sosyal destek sağlanmalı, tehdit altındaki aile bireyleri de koruma kapsamına alınmalıdır.”
Şiddet ‘aile meselesi’ değil
Kadına yönelik şiddetin bir “aile meselesi” değil, doğrudan yaşam hakkı ihlali olduğunun altını çizen Nurten Üzümcü, şunları söyledi: “Batman’da yaşanan cinayetlerin ve en son Şemzinan’da yaşanan uzman çavuş Musa Gezer’in boşanmak üzere olduğu eşi Gülşen Gezer ve ailesinin öldürülmesi bile hepimize bir kez daha göstermiştir ki, kadınlar için en yüksek risk çoğu zaman şiddet gördükleri ilişkide ayrılmak istedikleri dönemdir. Kadınların ayrılmak istemesi bazı failler tarafında kendi iktidarlarına yönelik bir tehdit olarak görülmekte; bu sonuç ise ne yazık ki kadın cinayetleriyle sonlanmaktadır.”
Nurten Üzümcü, uluslararası sözleşmelerden çekilmenin, cezasızlık politikalarının, iyi hâl indirimlerinin ve iktidara yakın medyanın dilinin şiddeti meşrulaştırdığını da ekledi.
Yasalar yetersiz
Kadınların şiddet gördükleri ortamdan uzaklaştırılmasının yanı sıra sığınma evleri, danışma merkezleri ve kadın örgütleri aracılığıyla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Naciye Yanmaz, “Yasalar var ama uygulanmıyor. Evden erkeği uzaklaştırma ve kadını koruma mekanizmaları güçlü işletilmiyor. Kadınların sığınabileceği sığınma evleri, danışma merkezleri ve kadın örgütlerinin yönlendirmeleri çok önemli” dedi. Naciye Yanmaz, kadın cinayetlerinin önlenmesi için yalnızca yasa çıkarmanın yeterli olmadığını ekledi. ÊLIH