Yasal işçi statüsü istiyoruz

7 Aralık 2021 Salı - 17:50

.

.

  • İki milyondan fazla ev işçisi kadın, sigortasız ve güvencesiz çalışıyor. Kadınlar, ev işçiliğinin işçi statüsüne alınmasını, emeklilik hakkı ve sosyal güvence istiyor. 

ESRA SOLİN DAL / MA 

Türkiye'de ev işçisi kadınlar uzun çalışma saatleri, işin düzensizliğinin getirdiği gelir süreksizliği, psikolojik, fiziksel, cinsel şiddet, iş cinayetleri, kayıt dışı istihdam, sosyal güvenceden mahrum olmanın yanı sıra, bel fıtığı, cilt-deri gibi meslek hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. 189 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO )Sözleşmesi ve 201 sayılı ILO “Ev İşçileri İçin İnsana Yakışır İş” tavsiye kararı ile ILO’nun 177 sayılı Evde Çalışma Sözleşmesi’ni imzalamayan Türkiye, ev işçisi kadınları “işçi” kapsamında değerlendirmediği için kadınlar, kendilerine İş Kanunu’nda yer bulamıyor. Türkiye'de şu anda kayıt dışı ve statüsüz çalıştırılan 2 milyondan fazla ev işçisi kadın, çeşitli sorunlarla karşı karşıya. Çocuk- yaşlı bakımı ve ev temizliği gibi işlerde çalışan kadınların yaşadıkları sorunlara dikkat çeken İmece Ev İşçileri Sendikası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Tülay Korkutan, bu çalışma kolunda güvencesizliğin üst düzeyde olduğunu kaydetti.

Sigortasız çalıştırma

Ev işçisi kadınların yaşadığı sorunlara değinen Korkutan, sorunların en başında sosyal güvencesizlik, emeklilik hakkının tanınmaması ve işçi statüsüne alınmamanın geldiğini ifade etti. Bu nedenle çalışma ödeneği, sağlık ve sosyal güvenlik haklarından yararlanamadığını belirten Korkutan, ev işçilerinin yaşanan hukuksuzluğa karşı büyük bir mücadelesi olduğunu dile getirdi. Korkutan, “Ev işçisi kadınların yaşadığı en büyük sorunlardan biri işçi yasası kapsamına alınmamalarıdır. Türkiye'de işçi yasası kapsamında olan işçiler de ciddi sorunlar yaşıyor. Ancak ev işçileri bunun en altında. Çünkü bir ev işine gittiklerinde orada birçok sorunla karşılaşıyorlar. Bizim temas ettiğimiz ev işçilerinin yarısından fazlası sigortasız çalışıyor” diye konuştu. 

Patronu koruyan yasa 

Patronların ev işçisi kadınlara hastalık ve yaşlılık primlerini ödemediğini belirten Korkutan, iş kazası ve meslek hastalığı primi alabilmeleri için ise aynı yerde 10 gün çalışma şartının olduğunu ifade etti. Ancak ev işçisi kadınların bir yerde 10 gün veya daha fazla çalışamadığını dile getiren Korkutan, bu nedenle bu yasanın patronu korumak için çıkarıldığını vurguladı. Bu duruma itiraz ettiklerini belirten Korkutan, “Çalışan işçi camdan düşüp yaşamını yitirirse işverenin sorumluluğu olmuyor. Yasayı patronun başı belaya girmesin diye çıkarmışlar” dedi. 

Zam istedi hırsızlıkla suçlandı

İMC Sendikası’nın kurucu üyesi ve aynı zamanda ev işçisi olan Zeynep Ayvalıtaş (49), 14 yaşından beri ev temizliği, dikiş, örgü, tamir gibi işler yaparak geçimini sağlamaya çalıştığını ifade etti. Çocuk yaşta evlendirilen ve çocuklarına bakmak için ev işçiliğine başladığını anlatan Ayvalıtaş, temizliğe gittiği binanın kapıcısı tarafından taciz edilince korktuğu için bir daha gitmediğini belirtti. 

Daha sonra 2007’de bir temizlik şirketinde işe başladığını ifade eden Ayvalıtaş, “Dört sene boyunca aynı maaşla çalıştım. Zam istedim, beni 50 TL çalmakla suçlayıp itibarımı zedelemek istediler. İşi bıraktım. Rahatsızlandım ve kalp spazmı geçirdim. Hastaneye gidince sigortamın yatırılmadığını öğrendim” diye belirtti.  

Can güvenliği şansa kalmış

Ayvalıtaş, can güvenliklerinin “şansa” bağlı olduğunu vurgulayarak, “Bir gün ütü yapıyordum ve ütü elimde yanmaya başladı. Kadın fişi çekti de yanmaktan kurtuldum. Birçok arkadaşım camdan düşerek yaşamını yitirdi. Evde çalıştığı sırada kalp krizi geçirip, hastaneye bile götürülmeden getirilip eve bırakanlar oldu. Yani ev işlerinde sigortamız olamadığı için işçi olarak görülmüyoruz. Talebimiz işçilere verilen haklarının bize de verilmesidir” dedi. 

Sürekliliği yok

31 yıldır ev işçisi olarak çalışan Sultan Karasu (53), üç çocuğunu eve temizliğine giderek büyüttüğünü söyledi. Her gün sabahın erken saatlerinde uyandığını ve işe gitmek için bazen dört araç değiştirdiğini anlatan Karasu, “Ev temizliği çok zor ve hiçbir güvencesi yok. Günde 250 -300 TL arasında bir ücret alıyoruz ve haftanın her günü gidemiyoruz. Gittiğim zaman önce cam ve kapıların tozunu alma, yemek, ütü yapma gibi evin bütün işlerini yapıyorum. Akşam saat 18:00’dan önce çıkamıyorum işten. Yemek molası ise sadece 10 dakika. Pandemi döneminde bize temizliğe çağırıp cüzzamlı muamelesi yapıldı. Benim yaptığım yemeği yiyorlardı ama yemek yediğim tabağı ve bardağı diğerlerinden ayrı tutuyorlardı” diye konuştu.

Ev işçilerinin sahipsiz zannedildiğini aktaran Karasu, “İşçilerin sosyal haklarından biz de yararlanmak istiyoruz. Eşit hak, eşit ücret istiyoruz, yasal olarak işçi statüsüne alınmak istiyoruz” dedi.

 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.