Yıldız ailesine katliam sonrası 120 korucu kadrosu!

Dosya Haberleri —

26 Mart 2021 Cuma - 19:45

  •  Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suruç’taki katliam ardından “Yürekli bir aile” dediği Yıldız ailesinin devletle gayrimeşru ve kirli ilişkisinin detayları günbegün ortaya dökülüyor:
  •  Şenyaşar ailesine dönük katliamın ardından Yıldız ailesi, devlet tarafından bir kez daha silahlandırıldı! Aileye 120 civarında korucu kadrosu verildi. Bu korucular arasında 23-35 yaş arasındaki kadınlar da var ama silah almalarına ve maaşları ödenmesine rağmen nöbete gitmiyorlar.

 

YILMAZ KAYA

 

Şenyaşar ailesi ADALET İÇİN DİRENİYOR! - 2. BÖLÜM

 

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suruç Katliamı sonrasında, “Bunlar ailece gerçekten teröre karşı mücadele veren yürekli bir aile” dediği Yıldız ailesi, tefecilik, zorla senet imzalatma, borcunu ödeyemeyenlerin menkul ve gayrimenkullerine zorla el koyma ve at yarışları üzerinden kara para aklamaları ile tanınıyor.

Şehis (Yoğurtçu) köyünde yaşayan ve Yıldız ile Şimşek soyadını taşıyan aile üyelerinin sadece Suruç’ta tefecilik ve zorla senet imzalatarak binlerce dönüm araziye el koydukları biliniyor.

 

PKK 90’larda aileyi ilçeden çıkardı

1990’lı yıllarda tefecilik yaptıkları, halkın arazilerine zorla el koydukları ve insanları tehdit ettikleri yönünde halktan gelen şikayetler üzerine PKK, aileyi tefecilik yapmamaları ve el koydukları halka arsa ve gayri menkullerini geri vermeleri yönünde birçok kez uyardı. Aile, zorla el koydukları arsa ve arazilerin bir kısmını geri verdi ancak yeniden tefecilik yaptıkları yönünde şikayetler artınca PKK tarafından Suruç’tan çıkarıldılar. Şehis köyü uzun yıllar boş kaldı. İlçeden çıkarılan aile, Urfa, Antep, Adana, Mersin gibi illere yerleşti.

 

AKP’yle Suruç’a dönüş yaptılar

Özellikle Adana ve Mersin’de de tefecilik, yağma, adam kaçırma olaylarına karışan ve bu konuda haklarında davalar da açılan Yıldız ve Şimşek aileleri, AKP’nin iktidara gelmesinden sonra tekrar Suruç’a geri dönüş yaptı. Burada yeniden at yetiştiriciliğine başlayan aile, aynı şekilde geçmişte bıraktıkları tefecilik işlerine yeniden başladı. Çek-senet tahsilatı da yapan aile üyeleri, bu sayede son on yılda servetlerine servet kattı.

Suruç’taki katliamın sorumlusu İbrahim Halil Yıldız,

AKP’nin son kongresinde yeniden MKYK üyeliğine seçildi.

Tefecilik, yağma, kaçırma ve tehdit

Mersin ve Adana’da yoğun olarak yaşayan aile üyeleri, buralarda da tefecilik ve kara para aklama işiyle uğraştı. 6 Mart 2012 tarihinde Adana polisi tarafından yapılan operasyonda Yıldız ve Şimşek ailesinden 35 kişi gözaltına alındı, 5 kişi tutuklandı. Dolandırıldıkları, mallarına el konulduğu ya da zorla senet imzalattırıldığı için mağdur olan 102 kişi şikayette bulundu.

Tutuklu 5 kişi hakkında, “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kurulan örgüte üye olma, tefecilik, yağma, suç ve suçluyu kayırma, suç örgütlerinin ismini kullanarak tehdit, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak, iş ve çalışma hürriyetini engelleme, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, suç delillerini yok etme, gizleme, değiştirme” gibi suçlardan dava açıldı.

 

Tutuklu kimse bulunmuyor

Dava sürerken, tutuklu olan 5 kişi daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.

Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinde 17 Mart 2017’de görülen davada Yıldız ve Şimşek ailesinden 8 kişiye toplam 126,5 yıl hapis cezası verildi.

Yapılan itiraz üzerine Antalya İstinaf Mahkemesi’nde görülen davada, mahkeme Latif Yıldız’a “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, birden fazla kişiyle suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanmak suretiyle tehdit” suçlarından toplam 48 yıl, Mehmet Yıldız’a “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, nitelikli yağma” suçlarından toplam 62 yıl, Müslüm Şimşek’e aynı suçlardan 47 yıl, Kahraman Yıldız’a “Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmekten” 2 yıl 6 ay, Reşat Yıldız’a aynı suçlardan 17 yıl 6 ay, Hikmet Yıldız’a 4 yıl 6 ay, Celal Yıldız’a 6 yıl 3 ay, Şevket Yıldız’a 14 yıl 6 ay, Fuat Şimşek’e ise 20 yıl 6 ay hapis cezalarını onayladı. Dava dosyası halen Yargıtay’da bulunurken, tutuklu kimse bulunmuyor.

 

  • Suruç’ta tefecilik, çek-senet mafyalığı ve kara para aklama gibi suçlarla anılan Yıldız ailesi, katliamı gerçekleştirdikleri Suruç Devlet Hastanesi arazisinin de sahibiydi. Katliam ardından aile, bu araziyi, rüşvet verir gibi devlete hibe etti. Aile, hastane çevresindeki birçok arsayı ise satın aldı.

 

O hastanenin arazisini hibe ettiler

Suruç Devlet Hastanesi arazisi kendilerine ait olan Yıldız ailesi, Şenyaşar ailesinden 3 kişinin aynı hastanede öldürülmesinden sonra araziyi Sağlık Bakanlığı’na hibe etti. Hastane çevresinde ise birçok arsayı satın aldıkları biliniyor.

Aynı şekilde kayyum atanmasından sonra Suruç Belediyesi’ne Yıldız ve Şimşek soyadını taşıyan yaklaşık 200 kişi işe alındı. Bu kişilerin işe gitmedikleri ve her ay düzenli olarak maaşlarını bankamatikten çektikleri öğrenildi.

 

Kadınlara korucu kadrosu

Şehis köyünde yaşayan Yıldız ve Şimşek ailesi, Suruç Devlet Hastanesindeki katliamın ardından devlet tarafından silahlandırıldı. Bu aileye 120 kadar korucu kadrosu verildi. Verilen korucu kadrosu içerisinde yine Yıldız ve Şimşek soyadını taşıyan 23-35 yaş aralığında bulunan kadınların da olduğu ortaya çıktı.

Korucu kadrosuna alınan kadınlar adına silah alındığı, ancak kadınların diğer erkek korucular gibi nöbet tutmadıkları sadece maaşlarını devletten aldıkları öğrenildi.

 

İbrahim Halil Yıldız’a kayıtlı 10 yarış atı

Urfa’da kara para aklama yöntemlerinden biri de birçok bölgede olduğu gibi at yarışları üzerinden yapılıyor. Yıldız ailesi de Suruç’ta tefeciliğin yanı sıra at yetiştiriciliği yapıyor.

Türkiye Jokey Kulübü resmi kayıtlarına göre İbrahim Halil Yıldız adına kayıtlı, Akustis, Barbar Çocuk, Demir Yıldız, Flamboyant, Jet Halil, Nur Yıldızı, Prenses Lady, Shadow Laura, The Colector ve Toward Victory yarış atları bulunuyor.

Bu yarış atları, Urfa, Amed, Elazığ gibi bölge illerinin yanı sıra, Bursa, Ankara, Kocaeli, Adana, İstanbul ve İzmir hipodromlarında yapılan at yarışlarına da katılıyor.

 

  • Suruç Belediyesi’ne kayyum atanmasından nemalanan da yine bu işbirlikçi aile oldu: Kayyum, Yıldız ailesinden yaklaşık 200 kişiye belediyede kadro verdi. Bu kişilerin işe gitmedikleri ama maaşlarının her ay düzenli olarak hesaplarına yatırıldığı öğrenildi.

 

Avukat Enmek: İddianame saldırganı aklıyor

 

Şenyaşar ailesinin avukatlarından Hidayet Enmek, açılan davanın sadece işyerinde yaşananları kapsadığını ve hastanedeki ölümlerden bahsedilmediğini belirterek, “Sanki olay orada başlamış ve bitmiş. Oysa öyle değil, asıl cinayetler hastanede işleniyor ve bu cinayetlere orada bulunan hastane çalışanları, polisler, doktorlar, hemşireler tanıktır” dedi.

Savcıların, yargılananların hem lehine hem de aleyhine olabilecek tüm delilleri toplamak ve bu deliller üzerinden iddianameyi şekillendirmeye mükellef olduklarını, iddianamelerin de birer hukuki metin olduğunu kaydeden Enmek, “Fakat Şenyaşar ailesini ve sadece işyerindeki olayı konu alan iddianame, bu özelliklerden hiçbirini taşımıyor. Saldırgan tarafı aklayıcı, saldırılan tarafı da suçlayıcı bir iddianame söz konusu. İşyeri basılan, kendi işyerinde saldırıya uğrayan, kendini savunan Şenyaşar ailesi fakat saldırıda yer alan ve müvekkillerimize ateş açan kişi, ‘ağır tahrik altında adam öldürme’ suçlamasıyla yargılanıyor” şeklinde konuştu.

‘Cinayeti  müvekkilimiz işlemedi’

Av. Enmek, Fadıl Şenyaşar’ın tutuklanmasına neden olan Mehmet Şah Yıldız’ı öldüren kurşunun halen tutuklu bulunan Enver Yıldız’ın silahından çıktığını iddia ettiklerini belirterek, “İşyerinde üç tane kamera var. Görüntüler iyi incelenirse Fadıl’ın Mehmet Şah Yıldız’a yönelik hiçbir eylemi yok. Bırakın ateş etmesini, teşebbüsü bile yok. Biz görüntüler üzerinde bilirkişilerin açıların belirlenmesi için ayrıntılı rapor edilmesini istedik mahkeme kabul etmedi. Yine mahkemeden bilirkişilerin olay anında yaşananları Tahir Elçi cinayetindeki gibi üç boyutlu modellemeyle incelemesini talep ettik, bu talebimiz de kabul edilmedi“ dedi.

 

‘Ne aşamada bilmiyoruz’

Celal ve Adil Şenyaşar’ın yaralı olarak, baba Esvet Şenyaşar’ın olayı duyup yürüyerek hastaneye geldikten sonra burada katledildiklerini belirten Enmek, “Hastanede işlenen cinayetlere oradaki hastane çalışanları, polisler, doktorlar, hemşireler tanıktır. Burada Savcılık kimin ifadesini almış, soruşturma ne aşamada, bilmiyoruz. Çünkü iki buçuk yıldır soruşturma gizli olduğu için bizlere bilgi verilmiyor” dedi.

Dört kişinin ölümüyle ilgili tek bir iddianamenin hazırlandığını ve iddianamede sadece işyerinde yaşananlara yer verildiğini, hastanede baba ve iki oğlunun ölümüne yer verilmediğini de sözlerine ekleyen Avukat Enmek, “İddianamede olay sanki işyerinde başlayıp sonlanmış gibi ele alınıyor ve hastane süreci tamamen başka bir olaymış gibi yaklaşılıyor. Bunun hukuken yapılması imkânsız çünkü olayın başlangıcı işyeri, bitiş yeri hastane” dedi.

Bir sonraki duruşma gününün 2 Nisan’da olduğunu kaydeden Enmek, “Adaletin yerini bulması için ailenin avukatları olarak elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Duruşma öncesi toplumsal duyarlılık olursa aile de yalnız kalmamış olacaktır” şeklinde konuştu.

 

 

Tanık Çetin: Vekil Yıldız çıktı, linç güruhu girdi

 

Şenyaşar ailesine yönelik katliamla ilgili AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız ve onun tanık sıfatıyla ifadesi alınan yakınları, “Biz ‘İstanbul Ucuzluk’ adlı işyerine girdiğimizde orada bulunan ve ismini sonradan öğrendiğimiz Celal Şenyaşar, ‘Bizim PKK’li olduğumuzu bilmiyor musunuz? Hepiniz namussuzsunuz!’ dedi” iddiasında bulunuyor ancak diğer tanıklar, bu iddiaları yalanlıyor.

Şenyaşar ailesine ait dükkanın komşusu Merve Giyim’in sahibi ve olaya yakından tanık olan, Savcılığa da ifade veren Ahmet Çetin, gördüklerini şöyle anlattı: “Milletvekili İbrahim Halil Yıldız, sokakta seçim çalışması ve bayramlaşma amacıyla esnafı dolaşıyordu. Celal’in dükkanına uğradığını gördüm. Dükkanda bir dakikadan biraz fazla kaldılar. İçeriden tartışma sesleri geldi. Ben son andaki bazı konuşmalara şahit oldum. Celal Şenyaşar, vekile tam olarak şu cümleleri söyledi: ‘Bazı çakallar bu köşelere geliyor, hırsızlık yapıyor, milletin cüzdanını çalıyor, kimse ses etmiyor. Eroinciler var, tinerciler var, siz bunlara müdahale etmiyorsunuz!’ Vekil buna cevap vermedi ama canı sıkılmıştı ve ‘Hadi neyse, çıkalım’ dedi. Celal Şenyaşar, tam olarak bu cümleyi söyledi.”

AKP Milletvekili Yıldız’ın dışarı çıktığı sırada dışarıdan üç dört kişilik bir grubun dükkanın içine hareket ettiğini aktaran Çetin, devam etti: “Ana avrat küfrederek içeriye doğru yöneldiler. İçeridekiler de aynı şekilde karşılık verdi. Ben araya girdim ve sakinleştirmeye çalıştım ama bu sırada herkes kovalardaki paspasların saplarını alarak birbirlerine vurmaya başladı. Ben ‘Durun, yapmayın’ diye bağırırken bir silah sesi geldi. Baktığımda kolumdan kan fışkırıyordu.”

 

 

 

Fadıl Şenyaşar'ın silahı kayıp

 

Savcılığın 9 el ateş açıldığını söylediği, Fadıl Şenyaşar'ın ise “3 el ateş ettim” dediği silah, olay sırasında “kayıplara” karıştı.

Saldırı sırasında işyerinde bulunan Mehmet Şimşek, halen kayıp olan Fadıl Şenyaşar'ın silahını nasıl aldığını Savcılık ifadesinde şöyle anlattı:

"Oradaki ve şu an içlerinde kimlerin olduğunu tam olarak hatırlamadığım kişiler ile Şenyaşar ailesine mensup kişiler arasında arbede yaşandı. Bir müddet sonra içerden silah sesleri geldi. Bu sırada kardeşim Engin ve Mustafa Yıldız işyeri içine girdiler. Ben de akabinde işyeri içerisine girdim… Biz bu şahsı, silahını elinden alabilmek için işyerinin dışarısına kadar çıkardık. İşyerinin dışında güçlükle silahını elinden aldık. Ben Fadıl Şenyaşar'ın olayda kullandığı tabancayı kaybolmasın diye üzerime aldım. Daha sonra kardeşim olan Engin Şimşek'in de vurulduğunu söylediler. Ben de kardeşimin yanına, hastaneye gitmek için tanımadığım bir motosikleti durdurdum ve Suruç Devlet Hastanesine gittim. Üzerimi kontrol ettiğimde Fadıl Şenyaşar'dan almış olduğum tabancanın düşmüş olduğunu fark ettim."

 

 

Tanık: Sedyedeki yaralılara ateş ettiler

 

Suruç Devlet Hastanesine yaralı getirilen Adil ve Celal Şenyaşar'ın öldürülmesine tanık olan bir kişi, gazetemize şunları anlattı:

"Bizler Aligor'da inşaat işinde çalışıyorduk. Olay günü bina dışına kurduğumuz inşaat iskelesinin üzerindeki bir kalas devrilip arkadaşımızın üzerine düştü. Herhangi bir yarası yoktu ancak tedbir amaçlı olarak Devlet Hastanesine kendim getirdim. Öğleden sonra 3 sıralarıydı. Acil serviste kontrol ettiler. Sadece küçük bir serum verdiler, ‘Bitince götürürsünüz’ dediler. Biz oradayken ambulansla ve sivil araçlarla yaralılar getirilmeye başlandı. İlk getirilen iki kişi yaralıydı. Bunlar sonradan öğrendiğim Yıldız ailesine mensuptu. Birine kalp masajı yapıyorlardı. Sonra darp edilen ve kurşunla yaralanan başkaları da getirildi. Ardından hastane önü kalabalık olmaya başladı. Yüzden fazla kişi vardı. Kadınlar da vardı aralarında. Sonra 15-20 kişi birden acil servisin içine girdi. Ağlayanlar, bağırıp çağıranlar vardı. En az 7-8 kişinin elinde silah olduğunu gördüm. Biz acilin koridorunun sonunda, sağ tarafta kalıyorduk. Sonra önce sol tarafta bulunan sedye üzerinde birine sopalarla ve orada buldukları aletlerle vurmaya başladılar. Ardından yine bitişikte başka birine saldırıyorlardı. Sonra silah sesleri gelmeye başladı. Her tarafa saldırıyorlardı. Tam olay yerini göremiyordum ama silahla ateş ediyorlardı. Sol taraftaki sedye üzerindekine aralıklarla iki kez birden mermi sıktılar. Ancak silah sesleri farklıydı. Arkadaşımı orada bırakıp o kalabalıkta dışarı çıktım. Dışarısı da aynı şekilde kalabalıktı, ağlayanlar vardı, bağırıp çağıranlar vardı. Kapının önünde polis vardı, 'Bizler işçiyiz, arkadaşımız içeride, bizim bunlarla bir alakamız yok, arkadaşımızı oradan çıkarın' dedim. Polis, bir şey yapamayacağını, valinin geleceğini söyledi. Bazı yaralıları alıp götürdüler. Sonra takviye polisler geldi. Arkadaşımızı ondan sonra oradan çıkarabildik."

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.