• Zuleyxa Pişderî’nin yaşamı, koçer çadırlarında filizlenen bir sesin radyo ve televizyon ekranlarına ulaşmasının hikayesiydi. Sanat yaşamı boyunca kadınların önüne çıkarılan toplumsal ve geleneksel engellere rağmen kendi sesini duyurmayı başardı.

 

Kadın sesinin tabu olarak görüldüğü bir dönemde sahneye çıkan Zuleyxa Pişderî, Güney Kürdistan’ın ilk kadın dengbêj ve öncü def sanatçılarından biri olarak tanındı.

Radyo ve televizyon programlarında Kürt folklorunu yaşatan Pişderî, 2005’de ailesi ve yakınları tarafından “namus” gerekçesiyle katledildi.

Sesi çadırlara hapsedilemedi

Zuleyxa Welî Îsmaîl, bilinen adıyla Zuleyxa Pişderî, 1930 yılında Hacı Omeran’da dünyaya geldi. Zorlu yaşam koşulları ve koçer hayatın özgürlüğü, onun sanatının ve sesinin şekillenmesinde önemli rol oynadı.

Çocukluk yıllarında ip eğirmek, süt sağmak ve tulumları çalkalamak gibi işlerle uğraşırken ezgiler de onun dünyasında büyüyordu. Ancak geleneksel toplumsal yapı ve erkek egemen anlayış, uzun süre bu sesin göçebe çadırlarının dışına çıkmasına izin vermedi. Zuleyxa’nın aile yaşamı da kolay geçmedi. Yedi çocuk büyüten Zuleyxa, 1969’da eşini kaybettikten sonra yaşamın ağır sorumluluklarını tek başına üstlendi. Ancak yaşadığı acılar onu sanatından uzaklaştırmadı. Tam tersine, 1974’de çocukluğundan beri içinde taşıdığı bastırılmış hayallerini yeniden canlandırarak sanat dünyasına adım attı.

Dengbêjlik ve def sanatı bir arada

Zuleyxa Pişderî, kendisinden önceki birçok kadın stranbêjden farklı bir sanat anlayışına sahipti. Uzun boyu, renkli ve geleneksel Kürt kıyafetleri, boynundaki takıları ve elindeki defiyle sahneye çıkıyor; def çalarak şarkı söylüyordu.

Bu tarzı, onun ezgilerini diğer kadın sanatçılardan ayıran kendine özgü bir yorum oluşturdu.

Hiç eğitim almamış olmasına rağmen güçlü bir dil yeteneğine sahip olan Zuleyxa, göçebe yaşamı ve farklı topluluklarla kurduğu ilişkiler sayesinde Kürtçenin Soranî ve Hewramî lehçelerine hakimdi. Bunun yanı sıra Farsça ve Türkçe de şarkılar söylüyor, çeşitli etkinliklerde sanatını icra ediyordu.

Bu yönüyle Zuleyxa yalnızca bir stranbêj değil, Kürt folklorunun farklı biçimlerini ve müzik geleneklerini yaşamında bir araya getiren çok yönlü bir sanatçıydı.

Kürt folklorunu sırtlandı

Zuleyxa Pişderî, Bağdat Kürt Radyosu’nda programlara katıldı. Daha sonra Kerkük Televizyonu için “Lawikê Memê”, “Derwêşê Evdî”, “Lorkê” ve “Wey Wey Zara” gibi Kürt folklorunun önemli eserlerini seslendirerek kayıt altına aldı.

1989’da “Ji Keleporê” adlı programda yer alan Zuleyxa Pişderî, güçlü sesi, duygulu yorumları ve def eşliğindeki performansıyla izleyicilerin dikkatini çekti.

Sanatçı ayrıca “Koma Niştimanî ya Pişder – Çiyayê Asos” adlı bir müzik topluluğu kurdu. Topluluk, köy köy ve şehir şehir dolaşarak Pişder, Bîtwên ve Merge gibi bölgelerden Dola Qereçox ve Kendênaweyê'ye kadar birçok yerde düğün, eğlence ve çeşitli toplumsal etkinliklerde sahne aldı.

‘Namus’ gerekçesiyle katledildi

Zuleyxa Pişderî’nin sanat yaşamı kadar ölümü de Kürt toplumunda kadınların karşılaştığı baskıların çarpıcı örneklerinden biri oldu. Yaklaşık yarım yüzyıl boyunca Kürt sanatına hizmet eden Zuleyxa Pişderî, 2005 yılının baharında, Kerkük Televizyonu ekranına çıkmasından kısa bir süre sonra ailesi ve yakınları tarafından katledildi. BEFRÎN NUSRET / ROJNEWS