HDP'de siyaset cesaret ister

Dosya Haberleri —

5 Kasım 2021 Cuma - 20:35

HDP sözcüsü Ebru Günay

HDP sözcüsü Ebru Günay

  • HDP’yi kapatma davasını, Türk devletinin Rojava'ya yönelik saldırılarını ve Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik tecridi HDP Sözcüsü Ebru Günay, gazetemize değerlendirdi.
  • HDP’ye dönük saldırıların Türkiye demokrasisi ve ülkenin geleceğine yönelik saldırıları ifade ettiğini söyleyen HDP Sözcüsü  Ebru Günay, "Siyaset cesaret ister" dedi


MASİS HESKİF / ANKARA
Kürt sorununun çözümü vaatleriyle iktidara gelen AKP, en büyük darbeyi Kürt halkına gerçekleştirdi. Türkiye'yi büyük bir kaosun içine sürükleyen hükümet, 7 Haziran 2016 seçimlerinin kaybetmeyi hazmedemedi. Yenilginin ardından Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, tehditler savurmuş ve peş peşe bombalar patlatılmıştı. İlk olarak, Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) Amed'de düzenlediği 5 Haziran mitinginde bombalar patlatılmış, sonra Kobanê'deki çocuklara oyuncak götürmek için birçok kentten yola çıkan 33 Düş Yolcusu, Suruç'ta IŞİD'in bombalı saldırısı ile katledilmişti ve ardından barış için yine birçok kentten Ankara'ya giden Emek ve Demokrasi Güçleri'ne yönelik bombalı saldırı düzenlenmiş 102 yurttaş katledilmişti. Ancak bununla yetinmeyen Türk devleti, 4 Kasım 2016 yılından seçilmiş Kürt siyasetçilere yönelik siyasi soykırım operasyonu yaptı. Gece yarısı operasyonu ile yapılan baskınlarla seçilmiş siyasetçiler evlerinden alınmıştı. 
Şimdilerde devam eden duruşmalarda Kobanê bahane edilerek yargılanan siyasetçiler ise bu davayı "HDP'ye kumpas davası" olarak nitelendiriyor. 
AKP-MHP bloğunun HDP’yi kapatma çabalarını, Türk Devleti’nin Rojava’ya saldırı hazırlığını ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik ağırlaştırılmış tecridi HDP Sözcüsü Ebru Günay ile konuştuk. İyi okumalar...

HDP’nin kapatılması tartışmaları sürüyor. Anayasa Mahkemesi son olarak partinizin hukuk komisyonunun savunma için istediği ek süre talebini kabul etti. Bu sürecin ardından sözlü savunma istenecek ve süreç Anayasa Mahkemesi'nin 15 üyesinin kararı ile sonuçlanacak. Kapatma tartışmalarından bu yana halk ile bir aradasınız, halk kapatma tartışmalarını nasıl yorumluyor?
Partimizin kapatılma tartışmalarını, HDP’nin büyümesi, güçlenmesi ve HDP fikriyatının toplumda maya tutmasıyla doğrudan etkilidir. Çünkü HDP Türkiye’nin bütün kesimlerini kendi bünyesinde barındıran ve bunun temsiliyetini yürüten bir parti. Partimizin kapatılma tartışmaları ilk olarak Newroz öncesi başlamıştı. O dönemde iade edilen bir iddianame ve sonrasında tekrardan hazırlanan ve kabul edilen bir iddianame süreci oldu. Kapatılma davası süreci sonrası Newroz alanlarında verilen halkın cevabı çok açıktı. Halk, HDP’nin yanında olduğunu ve HDP fikriyatının nasıl maya tuttuğunu bize çok açık gösterdi. Newroz sürecinden sonra “HDP’liyiz Her Yerdeyiz” şiarıyla alanlarda halk buluşmaları, ziyaretler, mitingler, şölenler gerçekleştirdik. O süreçte de şunu bir kez daha gördük ki, HDP’nin bir binadan ibaret olmadığını, Türkiye’nin dört bir tarafında HDP için atan yüreklerin, HDP için nefes alan insanların olduğunu fark ettik. Milyonların evi, çalışma alanları, bulundukları yer, yürekleri aynı zamanda HDP binalarını temsil ediyor. HDP Genel Merkezi Ankara’da olabilir ama HDP o milyonların evinde, iş yerinde, yüreğinde çalışmalarını ve faaliyetlerini yürütmeye devam ediyor.

AKP-MHP iktidarının HDP’yi kapatmak istemesinin nedeni nedir?
Mevcut rejim tekçi, farklılıkları ötekileştiren, kadınları, gençleri yok sayan ve bir azınlık iktidarı. Rant ve çıkar ilişkileri üzerinden kurulu bir zümreyi ifade ediyor. Öte taraftan buna karşın milyonları temsil eden, bütün yok sayılanların, ötekileştirilenlerin sesi, vücut bulduğu hali ifade eden bir HDP gerçeği var. HDP ruhu, fikriyatı, stratejik akıl mevcut iktidara kaybettirecek. Hal böyle olunca mevcut iktidar HDP’nin varlığını kendisine bir tehdit olarak görüyor ve HDP’yi kapatma yoluna giriyor.

12 yıl aradan sonra Türkiye siyasetinde tekrardan parti kapatma tartışmaları gündeme geldi. Bu tartışma son olarak Demokratik Toplum Partisi (DTP) ile yapılmıştı. Kürt legal siyasi hareketi Halkın Emek Partisi ile başladı ve o günden bugüne 7 parti kapatıldı 2’si ise kendisini fesi etmek durumunda kaldı. HDP’nin olası kapatılması diğer kapatılmalardan farkı nedir?
Geçmişten günümüze parti kapatmaları elbette ki oldu ama HDP’nin bugün kapatılması Türkiye’nin geleceğine bir saldırı riski oluşturuyor. HDP, Türkiye toplumunu, demokrasisini bütün kesimlerin ittifakını, demokratik birleşik bir siyaset cephesini ifade eden bir parti. Dolayısıyla HDP’nin kapatılması ya da HDP’ye dönük saldırılar Türkiye demokrasisi ve ülkenin geleceğine yönelik saldırıları ifade ediyor.

Son günlerde HDP’nin kapatılması ve hemen sonrasında erken seçime gidileceği tartışmaları var. İktidar bu fikir ile HDP’yi hazırlıksız yakalayarak seçimlerde güç kazanacağı düşüncesinde. HDP kapatıldığı taktirde olası bir seçime ne kadar hazırlıklıdır?
HDP’nin hedefleri, ülkenin geleceği için hayal ettikleri seçimden çok öte bir şey. Çünkü bugün Türkiye demokrasisi tehlike altında. Türkiye demokrasisi seçimle izah edecek bir durumu ifade etmiyor. Bizim mücadele hattımız, hedeflerimiz seçim endeksli bir çalışma değildir. Her koşulda HDP Türkiye’nin demokratikleşmesi için çalışan ve faaliyet yürüten bir yerde ve uzun soluklu bir demokrasi yürüyüşü geleneğinden geliyor. İddiamız bu uzun soluklu demokrasi yürüyüşünü bu topraklarda toplumsal barış inşa edilinceye dek yürütmektir. İçinde bulunduğumuz durum seçim tartışmalarını aşan Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bir süreci ifade ediyor. HDP’nin hazırlığı var ise o da Türkiye’nin geleceğine dönük bir hazırlıktır. 

Yine son günlerde çok tartışılan başka bir başlık olan iktidarın el değiştirmesi ve rejim değişikliği… Cumhuriyetin 100’üncü yüzyılına girerken “İkinci Yüzyıl” hazırlıkları mevcut. Siz bu tartışmanın neresindesiniz ve nasıl bir yüzyıl? 
Cumhuriyetin kuruluş felsefesi Türkiye’nin bütün renklerini, farklılıklarını gören ve bu konuda ortak bir hatta, ortak bir potada buluşturan gerçeği vardı. Kuruluş itibariyle söylüyorum. Tarihsel süreç içerisinde bunun nasıl evrildiğini, Kürtlerin nasıl yok sayıldığını, ilk kurucu Meclis'te Kürt temsiliyetinin daha sonra nasıl inkara, yok sayılmaya evrildiğini sürecini hepimiz biliyoruz. Geldiğimiz aşamaya baktığımızda aslında Türkiye’nin ihtiyacı olan bir Demokratik Cumhuriyet gerçeği. Türkiye’nin demokratikleşmesini, Cumhuriyetin demokratikleşmesinden bağımsız ele alamayız. Demokratik bir Cumhuriyetin gelişmesi Cumhuriyeti savunan herkesin sorumluluğu. 
Bugün AKP’nin küçük ortağı olan MHP ile yaratmış olduğu sistemin adı faşizmdir, Cumhuriyet değil. Küçük ortağının sistematik bir şekilde Türkiye’nin muhaliflerini, aydınlarını, gazetecilerini, yazarlarını, Cumhuriyetin asli kurucuları olan Anayasayı, Anayasa Mahkemesi’ni tehdit ettiği bir rejim gerçeği ortada var. Bu rejim mevcut haliyle, uygulamalarıyla asla Cumhuriyetle bağdaşmayan, tamamıyla Cumhuriyetin karşısında bir yerde, faşizm konumunda yer alıyor. Bu nedenle HDP’nin ifade ettiği Demokratik Cumhuriyet vurgusu önem kazanıyor.