14 Temmuz Ölüm Orucunun yenilmez ruhu

Forum Haberleri —

13 Temmuz 2021 Salı - 23:00

  • Gerilla güçleri tam da 14 Temmuz ruhuyla direniyorlar. Bu büyük güç dengesizliğine ve dünyanın sessizliğine rağmen sarsılmaz bir irade sergiliyorlar. Bu açıdan 14 Temmuz tarih olmadı, günümüzü de belirliyor.

 

ZEKİ AKIL

14 Temmuz 1982 Büyük Ölüm Orucunun üzerinden 39 yıl geçti. Ancak geçmişte kalmış veya tarih olmuş bir olay olarak ele alınamaz. Tarihe mal olmuş, mücadele tarihimizde yer edinmiş bir olay olduğu kesin. Ancak bugün de o günlerde olduğu gibi güncelliğini ve görkemliliğini sürdürüyor. O karanlık yıllarda faşist cunta devrimci-demokratik muhalefeti bastırmak ve PKK’yi, Kürtlüğü tasfiye etmek istiyordu. Bugün de Erdoğan-Bahçeli faşizmi demokrasiyi ortadan kaldırmak ve PKK’yi, Kürtlüğü tasfiye etmek istiyor.

Direnişlerin ve eylemlerin önemi barındırdığı davaların içeriğiyle ilgilidir. 12 Eylül faşizmi bütün muhalefeti bastırmış, ülkeyi karanlığa gömmüştü. Faşist cunta istediğini yapabiliyordu. Karşısında herhangi bir direniş odağı kalmamıştı. Kendilerine tanrısal bir güç atfeder olmuşlardı. Bu güce karşı çıkmak, cepheden kafa tutmak sıradan bir olay değildir. Ayrıca herkesin yapabileceği bir iş de değildir. Bu açıdan zindanlarda sergilenen direnişlerin anlamı ve içeriği de bu açıdan büyüktür.

Faşist cunta bütün toplumu susturmuş, basını kontrolüne almış, bürokrasi ve adli sistemi istediği gibi kullanabiliyordu. Zindanlardaki devrimciler de ağır bir tecrit ve işkence sistemi altındaydılar. Karşı karşıya gelen güçler arasında mukayese kabul etmez bir dengesizlik vardı. Buna rağmen Hayri Durmuş ve Kemal Pir şahsında bu tarihsel karşılaşma göğüslenmiştir. Tutsaklar özgür bir yaşam ve iradelerini sahiplenme uğruna varlıklarını ortaya koymuşlardır. Sonuçta M. Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek şehit oldular. Hem de en zor ölüm biçimlerinden birisine, ölüm orucuna girerek.

Faşist 12 Eylül rejimi ilk darbeyi Amed zindanlarındaki tutsaklardan aldı. İradesi kırılmayan ve karanlıkları yaranlar tutsaklar oldu. Faşist cunta ilk yenilgisini zindanlardaki direnişler karşısında aldı.

Hayri ve Kemaller sadece işkencelere karşı durmak veya cezaevlerindeki koşulları iyileştirmek için eyleme girmediler. Faşizmin hedefinde PKK ve Kürt halkı vardı. PKK’yi bitirmek, tutsaklar şahsında örgütlü yapısına son vermek istiyorlardı. Böylece yüzyıllık projeleri olan Kürtlüğü bitirecek ve soykırımı tamamlamlayacaklardı. Tek millet, tek devlet hedeflerini gerçekleştirmek istiyorlardı. 14 Temmuz Ö. Orucu bu soykırıma karşı duruş olarak günümüzde de rolünü oynamaya devam ediyor.

Önder Apo’nun yarattığı hareket aralıksız günümüze kadar varlığını ve direnişini sürdürdü. Devrimin kapsamı ve alanı genişledi. Bugün Kürdistan’ın dört parçasında Kürtlerin önemli kazanımları ortaya çıktı. Kürtler aralarına çizilen sınırları kafalarında aştılar. Halk nezdinde güçlü bir ulusal bilinç ve birlik ortaya çıktı. PKK ezilmediği gibi binlerce kahramanın bir araya geldiği bir örgüt ve direniş gücü oldu. Kürtler direnişleri, bilinçleri ve kimlikleriyle dünyaya kendilerini tanıtır hale geldiler. Bugün dünyanın en dinamik ve politize olmuş halkı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Özellikle DAİŞ’e karşı verdiği mücadeleyle Kürtler dünyanın sempatisini kazandılar. Önder Apo’nun kadın özgürlükçü demokratik ulus anlayışı temelinde dünyanın en güçlü kadın hareketi ortaya çıktı. Ortadoğu kaosunda halklara aydınlık saçan görkemli bir halk hareketi yükseldi.

Türk faşizmi nasıl ki, 12 Eylül’de yükselen devrimci uyanışı ezmek istediyse bugün de aynısını yapıyor. Yükselen Kürdistan devrimini boğmak için yine NATO’yu ve emperyalist güçleri arkasına alarak saldırılarını sürdürüyor. Bu zihniyet kırk yılı aşan bir imha, ezme ve tasfiye savaşı yürüttü. Binlerce köyü yakıp yıktı. Binlerce insanı sokaklarda katlettiler. Yüzbinlerce insan işkencelerden ve zindanlardan geçti. ABD’nin operasyonuyla Önder Apo’yu İmralı’ya kapattılar. Bütün bunlara rağmen büyüyen ve tüm Kürdistan’ı etkisine alan bir halk hareketi ortaya çıktı. Erdoğan-Bahçeli faşisti şimdi tıpkı Kenan Evren gibi Kürtlüğü ve PKK’yi bitirmek istiyor. Kuzey’de, Güney ve Rojava’da dizginsiz işgal ve imha operasyonlarını sürdürüyorlar. Anlaşılıyor ki, Erdoğan gibi faşistleri bu hareketin bitirileceğine inandırmışlar!

Erdoğan, ABD, NATO ve bölge gericiliğinin desteği ve onayıyla soykırımı tamamlamak istiyor. Devletin bütün olanaklarını savaşa yatırdılar. İç ve dış bütün ittifaklarını seferber ettiler. Buna rağmen istediği sonucu alamıyorlar. Bunun için şimdi KDP gibi güçleri savaşa sürmek istiyorlar. Çok iyi biliyorlar ki, Kürtler birlik olur ve dağlarına dayanırlarsa hiçbir güç onları yenemez. 23 Nisan’dan bu yana Zap, Avaşin ve Metina’da hiçbir devletin karşısında duramayacağı bir saldırı yürütüyorlar. Hava sahasını istedikleri gibi kullanıyorlar. İstedikleri kadar bombalıyorlar. Dünya kör ve sağır. Herhangi bir tepki ve itiraz yok. Buna rağmen gerilla güçleri tam da 14 Temmuz ruhuyla direniyorlar. Bu büyük güç dengesizliğine ve dünyanın sessizliğine rağmen sarsılmaz bir irade sergiliyorlar. Bu açıdan 14 Temmuz tarih olmadı, günümüzü de belirliyor. 14 Temmuz çizgisinde yürüyenler ve o ruhu taşıyanlar yenilmezler!

O yüce ruhun yaratan 14 Temmuz şehitlerini büyük bir minnet ve saygıyla bir kez daha anıyoruz.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.