- İzmir’de kaybettirildikten sonra katledilen İkram Mihyaz'ın eşi Azize Mihyaz, 32 yıldır katillerin peşinde: “Katiller kimse ortaya çıksın. Kim yaptıysa; devlet mi, başka biri mi; ortaya çıksın istiyorum. Faillerle yüzleşmeden yasımızı yaşayamayacağız.”
İzmir’de 5 Temmuz 1994’te gözaltında kaybedilip katledilen KESK'e bağlı Tüm Bel-Sen'ün kurucularından olan İkram Mihyaz’ın eşi Azize Mihyaz, 32 yıldır hakikat ve adalet mücadelesini sürdürüyor.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci yeni gelişmelerle devam ederken, Meclis’ten geçirilen “Çerçeve Yasa”ya yönelik tartışmalar da sürüyor. Bu süreçte yakınlarını kaybeden ve yıllardır adalet talebinde bulunan ailelerin mücadelesi de devam ediyor. Aileler, yıllardır süren adaletsizliklerin son bulmasını ve hakikatle yüzleşilmesini istiyor. 1990’lı yıllarda devletin Kürt halkına yönelik sistematik imha ve inkâr politikalarının en ağır sonuçlarından biri olan zorla kaybettirmeler, faili meçhul katliamlar, işkence, köy yakmalar, zorunlu göç ve ajanlaştırma uygulamaları, aradan geçen yıllara rağmen hakikatin üzerindeki perdeyi kaldıramadı. Binlerce kişi gözaltında kaybedilirken ve katledilirken, geride kalan aileler cezasızlık nedeniyle aynı sorularla yaşamaya, adalet arayışını büyütmeye ve tamamlanamayan bir yasın yükünü taşımaya devam ediyor.
Azize Mihyaz, sürdürdüğü hakikat ve adalet mücadelesini Jinews’ten Beritan Tunç’a anlattı.
Dosya yeniden açılacak
32 yıl önce katledilen İkram Mihyaz’ın eşi Azize Mihyaz, adalet sürecinin zaman içinde uzadığını belirterek zaman aşımına uğradığı için kapanan dosyanın verdikleri mücadele sonucunda yeniden açıldığını, ancak bir süre sonra tekrar kapandığını söyledi. Azize Mihyaz, “Avukatımız ile süreci yeniden başlatmayı düşünüyoruz. Dosyanın sonuçlanmasını istiyoruz. Kimin yaptığını öğrenmek istiyoruz. Kimin kaçırdığını, neden yaptığını bilmek istiyoruz. Eşim çok sakin, çok dürüst, çok iyi bir insandı. İşini çok seviyordu. Sendikacıydı. İzmir'deki ilk sendikayı o kurdu. Hiçbir sorunumuz yoktu” dedi.
‘Nabzı hâlâ sıcaktı’
Azize Mihyaz, eşinin kaybedildiği günü şu sözlerle anlattı: “Bir sabah saat 07.15’te işe gitmişti. Mevlana Camii durağındaydı. Oradan mı aldılar, başka bir yerden mi aldılar bilmiyoruz. Manisa Çiçekli Köyü’ne götürmüşler. Bunu köylüler söylüyor. Köy muhtarına haber verilmiş. Muhtar da Bornova Karakolu’nu aramış. Oradan jandarma gitmiş. Nabzı hâlâ sıcaktı; daha yeni öldürülmüştü. Bornova Hastanesi’ne götürdüler. Ertesi gün sabah saat altı gibi kahveye haber gelmiş: ‘İkram vuruldu.’ Ondan sonra akşama kadar bizim sokaktan polisler geçti. Beyaz taksilerle hiç durmadan dolaştılar. Gece saat bire, ikiye kadar sürdü. Bize sadece bir kez uğradılar. ‘İkram nerede, biliyor musunuz’ diye sordular. Biz de ‘İşe gitti, gelmedi’ dedik. Ertesi gün bize haber verildi, cenazeyi aldık.”
Tamamlanmayan bir yas
Geçen sürecin kendisi için oldukça zorlayıcı olduğunu belirten Azize Mihyaz, “Şimdi anlatıyorum ama yaşaması anlatıldığı gibi değildi. Ailecek çöktük. Benim için çok zor geçti. Hâlâ da öyle. İnsanlar gülerken ben gülemiyorum. Oğlum büyüdü, torunum var. Yıllar geçti. Oğlum babasının ses tonunu hatırlamıyor, nasıl biri olduğunu tam olarak bilmiyor. Yasımız da tamamlanmadı. Sonuçlanırsa belki tamamlanacak. Kim yaptı, kim ettirdi? Bunları öğrendiğimiz zaman belki ‘Tamam’ diyeceğiz. O zaman bitecek. Yasımızı yaşayacağız. Ben katillerin bulunmasını istiyorum. Kim yaptıysa; devlet mi, başka biri mi; ortaya çıksın istiyorum. Katili bulunsun. Yapan insanlarla yüzleşmek istiyorum” diye konuştu.
İsimler değişse de failler aynı
Binlerce insanın benzer acılar yaşadığını söyleyen Azize Mihyaz, isimler değişse de faillerin aynı olduğunu vurgulayarak, seneler geçmesine rağmen kayıpların akıbetinin ortaya çıkmamasını kabul etmediklerini dile getirdi. Azize Mihyaz sözlerini şu şekilde tamamladı: “İki komşu kavga ettiğinde ambulans da geliyor, polis de geliyor, insanlar yakalanıp götürülüyor. Ama bu kadar insan ölmüş, kaybolmuş ya da bulunamamış. Hiç bulunamayan insanlar var. Nerede bu insanlar? Kim saklıyor onları? Kim kapattı bu dosyaları? Neredeler? Hani derler ya, ‘Nerede bu devlet?’ Devlet arasın, bulsun. Katiller kimse ortaya çıkarsın. Bu kadar insan nerede?” İZMİR