32 yıllık göç hikayesi
Kadın Haberleri —

Emine Aşan
- Türk devletinin köyünü yakması ve ailesine ölüm tehdidinde bulunması üzerine binlerce Botanlı gibi zorunlu göçe yönelmek zorunda kalan Emine Aşan, yaşadığı onca acı ve baskıya rağmen mücadeleyle ayakta kaldığını ifade etti.
Kürdistan tarihinde kadınların mücadelesi, hem işgalcilere hem de erkek egemen yapıya karşı eşsiz bir direniş öyküsü yazmıştır. Bu direnişin yaşayan örneklerinden biri de Emine Aşan. Dayika Emine, Rêber adlı çocuğu henüz 20 günlükken evlerine baskın düzenleyen Türk askerlerinin kucağından bebeğini aldığını ve eşine gözleri önünde elektrik işkencesi yaptığını belirtti. 1994’de Türk devletinin Botan’ın Şax köyünü yakması ve ailesine ölüm tehdidinde bulunması üzerine binlerce Botanlı gibi o da zorunlu göçe yönelmek zorunda kaldı.
Eşi Abdullah Aşan (Kobra Celal) birçok kez gözaltına alınıp işkence gördü. Daha sonra PKK’ye katılan Abdullah Aşan, 1999’da Türk devletinin saldırısında şehit düştü.
Yaklaşık 30 yıldır dikiş dikerek hayatını kazanan Emine Aşan, yaşadığı acıları, göçü ve direnişini Rojnews’e anlattı.
Yolda hayatını kaybedenler
1994’te başlayan göç yolculuğu, Emine Aşan’ı ve ailesini Güney Kürdistan’a getirdi. Irak hükümeti ve PDK’nin baskıları nedeniyle Şeraniş’ten Bêsêv, Geliyê Qiyamet, Etrûş, Ninova ve Nehdaran’a savrulan aile, 1998 yılında çok ağır şartlar altında Şehit Rüstem Cûdî (Mexmûr) Mülteci Kampı’na yerleşti.
Dayika Emine o günleri şöyle anlattı: “Şubat ayının dondurucu soğuğunda göç ettik. Birçok kadın ağır şartlar yüzünden çocuğunu kaybetti. Kaldığımız yer mayın tarlasıydı. Birçok insanımız mayınlara basarak bacağını kaybetti ya da hayatını kaybetti. Mexmûr’a vardığımızda hiçbir şeyimiz yoktu. Çocuklarımızın üzerine sadece naylon gerdik. O dönemde 70’ten fazla çocuk pişik nedeniyle hayatını kaybetti.”
Dikiş makinası için küpelerini sattı
Kadınların geçimini sağlamak için 1998’de kamp içerisinde bir terzihane açtıklarını belirten Emine Aşan, o günlere ilişkin şunları anlattı: “Eşim örgüte katılmıştı. Bu yüzden ailenin geçimini sağlamak zorundaydım. Bir dikiş makinesi almak için küpelerimi sattım ve kendime bir dikiş makinesi aldım. Hâlâ da bu işi yapıyorum. O dönemde açılan terzihanede yer aldım. Şu anda da kadınlar orada çalışıyor. Terzihanemiz, Kadın Vakfı’na bağlı olarak faaliyet yürütüyordu. 20 yıldan fazla orada çalıştım. Son iki yıldır çocuklarımın durumu nedeniyle gidemiyorum, evde çalışmaya devam ediyorum. Her yıl kadınlara eğitim veriyoruz ve eğitim çalışmaları halen devam ediyor.”
‘Bizi ayakta tutan neydi?’
Emine Aşan, yaşadığı onca acı, eziyet ve baskıya rağmen hâlâ ayakta kalabildiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Bizi ayakta tutan neydi? Önderliğimiz ve şehitlerimizdi. Onların sayesinde ayakta durabildik. Bu sayede bugüne kadar yaşayabildik ve çalışmalarımızı sürdürebildik.” MEXMÛR














