• İki çocuğunu özgürlük mücadelesinde, eşini de sürgünde yitiren 73 yaşındaki Meyaser Akdağ, yaşadığı tüm acılara rağmen zafere olan inancını koruyor.

Türk cezaevlerinde PKK ve PAJK’lı tutsakların, “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” kampanyası kapsamında 27 Kasım’da başlattığı dönüşümlü açlık grevi 27. gününde. Tutsak yakınları öncülüğünde Amed, Wan, Adana, Mersin ve İstanbul’daki Adaleti Nöbeti de yeni katılımlar ve yoğun ziyaretlerle devam ediyor.

Êlih’ten Amed’e gelerek Adalet Nöbeti tutanlardan biri de 73 yaşındaki Meyaser Akdağ. İstanbul’da 1997’de Barış Anneleri Meclisi’nin kurucularından olan Akdağ, Kürtlerin gasp edilen haklarının iadesi için yıllardır mücadele yürütüyor. 12 Eylül Askeri Darbesi ardından eşi tutuklanan Akdağ, 1982’de İstanbul’a göç etmek zorunda bırakıldı. 17 yılın ardından eşi Osman Akdağ tahliye edilse de aile üzerindeki baskılar son bulmadı. Hakkında birçok dava açılan Osman Akdağ, Rojavayê Kurdistan’a gitti ve 2020’de kaldığı Hemko’da yakalandığı koronavirüsü nedeniyle yaşamını yitirdi.

İki çocuğu şehit düştü

Meyaser Akdağ’ın 1992’de PKK’ye katılan oğlu Metin Akdağ (Ceng) 1994’te; ağabeyinin ardından 1996’da PKK katılan kızı Sakine Akdağ da (Binevş Ceng) 2018’de şehit düştü. Akdağ, tüm bu kayıplara rağmen aralıksız sürdüğü özgürlük ve barış mücadelesinde defalarca gözaltına alındı, yargılandı. 2012’de 25 Barış Annesi ile birlikte açlık grevine girdi. 2015’te sokağa çıkma yasaklarında yaşanan katliamlara karşı AKP Batman İl Başkanlığı önünde eylem yaptı. Tüm demokratik eylem ve etkinliklerde en önde yer alan, yıllarca mücadele eden Akdağ, yargılandığı Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Örgüt üyesi olma” iddiasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

Artık bir adım atılmalı

Şimdi ise Adalet Nöbeti’nde, Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun demokratik çözümünde rolünü oynayabilmesi için fiziki özgürlüğünü talep eden Akdağ, aynı taleple cezaevlerindeki tutsakların sesine de ses olmak istiyor. MA’ya konuşan Akdağ, “Bizler bu yaşımıza rağmen barış için buraya geliyoruz. İnsanların artık ölmemesi için… Artık cezaevinden cenazeler çıkmasın istiyoruz” dedi. İmralı’daki mutlak tecridin gelinen aşamada tüm Kürt halkı üzerinde uygulandığına işaret eden Akdağ, “Artık bir adım atılmalı, çünkü bugün sadece İmralı’da değil, dört parça Kurdistan’da halkımız tecrit altındadır. İmralı’daki tecrit kaldırılsın. Artık savaş olmasın, zindanların kapıları açılsın. Bunu bilsinler; tek bir Kürt kalana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. 

Toplumsal sahiplenme olmalı

Kürt sorununun barışçıl çözümünün Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasından geçtiğini söyleyen Akdağ, tecridin kaldırılması için tüm Kürtlerin birlik duygusuyla ortak hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi. “Bu mücadele birkaç annenin ya da bir kişinin mücadelesiyle olmaz” diyen Akdağ, “Toplumsal bir sahiplenme olmalıdır. Bu nedenle tüm halkımızın bu eyleme destek vermesi gerekir” dedi.

Eylemler umut veriyor

İktidarın, İmralı tecridi ve Kürt sorununa dönük çözümsüzlük politikaları karşısında içeride ve dışarıda devam ettirilen eylemlerin kendisinde büyük bir umut yarattığını vurgulayan Akdağ, şunları söyledi: “Eğer bu adalet nöbetini sahiplenip büyütmezsek yarın çocuklarımız ölüm orucuna girer. O yüzden bu noktaya varmadan onlara sahip çıkalım. Biz artık bu acıları kabul etmiyoruz, çünkü ömrümüz bu acılarla geçti. 73 yaşındayım ve tutsaklar için gelip oturacağım. Gerekirse canımı onlara kurban edeceğim. Bu konuda umutluyum ve zafer bizim için yakındır.”

 

 

8 yıldır oğlunu göremiyor

Wan’da Adalet Nöbeti’ne katılanlar da JINNEWS’e konuştu.  Erzurum Oltu Cezaevi’nde kalan oğlu Naci Acar’ı 8 yıldır göremeyen Fehime Acar, oğlunun astım, kolesterol ve şeker hastası olduğunu belirterek, “Ayağı sakat, cezaevinde elleri morarıyor. Önce 10 yıl ceza verdiler. Ancak daha sonra dosyası bozuldu, bu kez de 30 yıl ceza verdiler. Bir ay Wan’da cezaevinde kaldı, ardından Oltu’ya götürdüler. 8 yıldır oğlum tutuklu ve ben sadece bir kez görebildim” dedi. Cezaevlerindeki baskılara dikkat çeken Acar, baskıların son bulmasını ve tutsakların serbest bırakılmasını istedi. İsteklerinin özgür bir yaşam olduğunu dile getiren Acar, şunları söyledi: “Herkes elini vicdanına koysun ve tutsakların sesi olsun. Özgürlüğün yolu İmralı’dan geçer. Eğer İmralı’daki tecrit kalkarsa tüm cezaevlerindeki tecrit de kalkar. Biz özgürlük istiyoruz. Bu sessizliğin kırılması gerekir. Sorumluluk herkesin omuzlarında, sadece tutsakların değil.”

Zulme karşı başımızı eğmiyoruz

27 yıldır kardeşi tutsak olan Sosın Oktay da Abdullah Öcalan özgür olmadan tutsakların ve Kürt halkının özgür olamayacağını belirterek, şöyle konuştu: “Tutsaklarımıza sahip çıkmalıyız. Tüm anneler bu eyleme destek vermeli. Biz Kürtler zulme karşı başımızı eğmiyoruz. Bizler umutsuz değiliz ve bu tecridin kesinlikle kırılacağına dair umudumuz var.”

Tutsakların talebi sahiplenilmeli

Kardeşi İlhan Talay’a 10 yıl ceza verildiğini söyleyen Arzu Cintan, 7 yıldır tutsak olduğunu dile getirdi. Kardeşinin iki yıldan bu yana Tokat’ta cezaevinde olduğunu dile getiren Arzu Cintan, “Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kalkmalı ki Kürt halkının üzerindeki tecrit kalksın. Tutsakların taleplerine destek için herkes harekete geçmeli” dedi. AMED/VAN

 

*****

Mazlum Doğan’ın ablası: Yerimizde durmamalıyız

Mazlum Doğan’ın ablası Serap Mutlu Doğan, tutsakların başlattığı açlık grevi ile dışarıda devam eden Adalet Nöbeti'nin önemli olduğunu belirterek, “Yerimizde durmamalıyız” dedi. 

 İstanbul’daki Adalet Nöbeti eylemini ziyaret eden PKK’nin öncü kadrolarından Mazlum Doğan'ın ablası Serap Mutlu Doğan, tecrit ve açlık grevi eylemlerine dair MA’ya konuştu. Tecridin, iktidarın savaşı devam ettirmek istemesinden kaynaklı olduğunun altını çizen Doğan, “Onların savaştan kazançları var. Sayın Abdullah Öcalan konuşursa bir barış süreci başlamış olacak. Bu yüzden tecridi sürdürüyorlar. Bizler bir barış süreci istiyoruz. Barış sürecinin başlaması için de bu tecridin mutlaka kalkması gerekiyor” dedi. 

Çürümüşlüğü bitirmek için

Açlık grevi ve Adalet Nöbeti eylemlerine dikkat çeken Doğan, bu tür eylemlerin önemini vurgulayarak, “Eğer bu eylem ve etkinlikler olmazsa baskı ve zulüm daha da artacaktır. Artan bir köleleşme, yoksullaşma olacak. Özetle Türkiye’de her konuda artan bir çürüme yaşanacak. Analarımız, açlık grevine girenler ve biz destekleyicilerin amacı da bu çürümüşlüğü bitirip yeni bir barış sürecini başlatmaktır” diye konuştu.

Herkes katkı sunmalı

Tecridin kalkması için sadece Kürtlerin değil, herkesin mücadele etmesi; eylemlere sahip çıkması gerektiğini söyleyen Doğan, şunları ekledi: “Elimizden ne geliyorsa hepimizin bir şekilde bu sürece katkı sunması gerekir. Yerimizde durmamalıyız. Bu tecrit halini komşumuza, arkadaşlarımıza anlatıp herkesi tecridin kalkması için bu sürece katmamız gerekiyor. Gerekirse daha farklı eylemsellikler de gerçekleştirilebilir. Çünkü ancak bu şekilde bazı şeylerle baş edebiliriz. Yerimizde oturarak, susarak olmaz.”

 

*****

Buca’daki tutsaklar: Her eyleme hazırız

Buca Kırıklar Cezaevi’ndeki tutsaklar, "Sayın Öcalan Kürt sorunun çözümünde muhattaptır" dedi.

Kırıklar 2 No'lu Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutsaklar, avukatları aracılığı eylemlerinin amacına dair mektup gönderdi. Tutsakların gönderdiği mektupta bazı bölümler şöyle: “Buca Kırıklar 2 Nolu Cezaevi’nde bulunan 32 siyasi tutsak olarak, büyük bir coşku ve moralle kampanyaya katıldık. Büyük bir kararlılıkla açlık grevi eylemimizi sürdürüyoruz. Dost ve düşman biliyor ki; Sayın Öcalan bizim için her şeyin üstündedir. Türkiye ve Ortadoğu'da barışın, özgürlüğün ve demokrasinin garantisi Sayın Öcalan’dır. Herkes çok iyi biliyor ki Sayın Öcalan Kürt sorununun çözümünde muhattaptır.

Sayın Öcalan'ın özgürlüğü ve varlığı için her türlü eylem ve her türlü yükümlülüğü almaya hazırız. Şu an itibari ile haftada iki arkadaşımız dönüşümlü olarak açlık grevi eylemlerini sürdürüyor. Biz devlet yetkililerine ve dünyada ki ortaklarına diyoruz ki; Sayın Öcalan özgürleşmeden her türlü eylem ve etkinliği meşru görüyoruz. Her türlü fedakarlığı yapmaya hazırız. Biliyoruz ki ailelerimizin ve halkımızın yüreği bizimle ve canı gönülden eylemimizi destekliyorlar. Yine de halkımıza bir kez daha sesleniyoruz; bize olan desteğinizi daha da yükseltin, çeşitli eylem ve etkinliklerle Sayın Öcalan ve Kurdistan'ın özgürlüğünü daha da yakınlaştırın.”