AB’nin Erdoğan konusunda iki yüzlü tutumu 

Cafer TAR yazdı —

  • AB ülkeleri için Erdoğan taraftarı denilemez; fakat bu ülkeler zannedildiği kadar Erdoğan karşıtı da değiller. Bu noktada Türkiyeli her milletten bütün yurtseverler Erdoğan/Bahçeli rejiminden kurtulmak için kendi öz gücüne güvenmeli ve çok çalışarak önümüzdeki seçimlerde faşizmi tarihin çöp tenekesine göndermelidir.

Türkiye- AB ilişkilerine dışardan bakanlar her iki tarafın da birbirlerinden memnun olmadığı bir sürecin yaşandığını düşünürler. Gerçekten de her iki tarafın medyası diğerini neredeyse yerden yere vuruyor. AB medyasında Erdoğan aleyhine her gün yeni bir makale veya yazı yayınlanır. 

Özellikle havuz medyası olmak üzere Türk medyasında ise başta ABD ve AB olmak üzere bütün Batı ülkelerinin el birliği ile Türkiye’yi bölmeye, parçalamaya çalıştığına dair yazılar görürsünüz. Son günlerde Rojava’da bir provokasyon üzerinden içeride oylarını artırmak isteyen Erdoğan Rejimi’nin bu isteği karşılık bulmayınca benzer yayınlarda yeniden muazzam bir artış oldu. 

Ancak gerçek hiç de öyle değil; kapalı kapılar ardında birbirleri ile oldukça iyi anlaşan iki partner var ve her iki taraf da mevcut durumdan hiç de rahatsız değil. 

Her iki taraf da Erdoğan’ın yirmi yılı aşan iktidar döneminde birbirlerini yakından tanıdılar ve birbirlerinin zaaflarını çok iyi biliyorlar. Bu karşılıklı ilişkileri yönetme açısından her iki tarafa da belirli bir konfor sağlıyor. 

İktidarının ilk yıllarında oldukça ateşli bir AB üyeliği taraftarı olan Erdoğan’ın daha sonra bu iddiasından vazgeçmesi Avrupa’da başta Hristiyan Demokratlar olmak üzere bütün düzen partilerinde büyük bir rahatlama yaratmış durumda. 

Erdoğan’ın bu tutumu, AB ülkelerini Türkiye’yi reddetmekten kurtaran ve bir biçimde Türkiye’ye tam üyelik perspektifi vermiş AB ülkelerini oldukça rahatlatan bir durumdur. 

Avrupa’nın nispeten ekonomik olarak istikrarsız bir döneme girdiği günümüz koşullarında, bir de buna artan sağcı dalgayı da eklerseniz; Erdoğan’ın AB’den vaz geçmesinin AB’li politikacılarda yarattığı rahatlamayı anlamak oldukça kolaylaşır.

Erdoğan’ın anti demokratik tutumları, her fırsatta Batı’yı tehdit ederek içerde oylarını artırma çabası AB ülkelerinin hükümetlerinin elini de rahatlatan bir faktöre dönüştü; her ne kadar kimi zaman Erdoğan’ın tehditlerine karşılık veriyormuş gibi davransalar da ilişkilerin kopmasından oldukça hoşnut bir pozisyonda duruyorlar.  

İnsan haklarına saygı duymayan, otoriter, İslamcı bir lider bu noktada Türkiye’yi zaten tam üye olarak görmek istemeyen birçok AB ülkesi için işleri oldukça kolaylaştırdı. Erdoğan kimi zaman Doğu Akdeniz ve Ege’de sorun çıkarsa da AB ülkeleri baskıyı biraz artırınca geri çekilmekte hiçbir sakınca görmüyor.  

Başlangıçta AB ülkelerindeki Türkler üzerinden o ülkelerin iç işlerine karışma eğilimine giren Erdoğan rejimi, başta Almanya olmak üzere bu ülkelerden gelen tepkiler üzerine bu tutumundan da kolaylıkla vaz geçti.  

Ayrıca başta Suriye olmak üzere bütün Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan iç savaşlar sonrası başlayan göç dalgasını Türkiye içlerinde durdurmak noktasında Erdoğan AB ülkeleri için oldukça önemli bir rol üstlenmekten de geri durmadı. Kaldı ki bu noktada başta Almaya olmak üzere birçok AB ülkesi Erdoğan’a olan minnetini kamuoyu önünde açıktan ifade ettiler.  

Özellikle sığınmacılar konusunda Erdoğan Rejimi içerde kendi seçmeninden gelen tepkilere rağmen AB’den göçmenler için gönderilen para karşılığında bu insanların Türkiye’de bir tür rehine olarak kalmalarını kabul etti.  

Halbuki o dönem ortaya çıkan göç dalgası Türkiye içlerinde Erdoğan eliyle durdurulmasaydı; zaten içerde yoğun ekonomik sorunlarla ve yükselen sağ dalgayla mücadele eden AB ülkelerinin hükümetlerini çok zor duruma düşürebilirdi.  

O dönem AB ülkeleri tarihte belki de daha önce örneği görülmeyen bir anlaşmaya imza atmış; insanların daha iyi bir yaşam umudunu, belki de can güvenliğini sağlama çabasını Türkiye içlerinde para karşılığında boşa çıkarmıştır. 

Bu sadece Erdoğan Rejimi’nin ayıbı olarak görülemez; söz konusu insanlık dışı anlaşmanın diğer tarafında da AB ülkeleri vardır. Dolayısıyla yaklaşan seçimlerde başta AB olmak üzere diğer Batılı ülkelere güven üzerinden bir seçim stratejisi kurma çabası büyük yanılgı olur.  

Doğrudur bu ülkeler için Erdoğan taraftarı denilemez; fakat bu ülkeler zannedildiği kadar Erdoğan karşıtı da değiller. Bu noktada Türkiyeli her milletten bütün yurtseverler Erdoğan/Bahçeli rejiminden kurtulmak için kendi öz gücüne güvenmeli ve çok çalışarak önümüzdeki seçimlerde faşizmi tarihin çöp tenekesine göndermelidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.