- Mêrdîn’de iki ayını geride bırakan Adalet Nöbeti’ne öncülük eden anneler, eylem yerlerini Kürtçe eğitim merkezine çevirdi.
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında rehin tutulan ve 36 aydır kendisinden haber alınamayan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ile vasisi Mazlum Dinç, görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğüne başvuru yaptı. İmralı’daki tutsaklar Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ile Veysi Aktaş’ın kardeşi Melihe Çetin de görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ile İmralı Cezaevi Müdürlüğüne başvurdu. Abdullah Öcalan ve İmralı’da tutulan diğer üç ismin aileleriyle görüşme hakları “disiplin cezaları” öne sürülerek engelleniyor.
Açlık grevi 104. günde
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsakların, "Abdullah Öcalan'a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm" kampanyası kapsamından 27 Kasım'da başlattığı dönüşümlü açlık grevi 104. gününde. PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından 12 Şubat’ta yapılan açıklamada, "Seçim sonrasına kadar Önderliğimiz üzerindeki tecridin devam etmesi halinde eylemimizi bir üst aşamaya taşıyacağımızı ve sonuç alana dek sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz" denilmişti.
Adalet Nöbeti sürüyor
Tutsak yakınları ve Barış Anneleri öncülüğünde Amed, Wan, Adana, Mersin, İstanbul ve İzmir’in ardından 7 Ocak’ta Mêrdîn’de başlatılan Adalet Nöbeti devam ediyor.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Mêrdîn İl binasında ilk günkü kararlılıkla sürdürülen eylemii, iki aylık süre zarfından binlerce kişi ziyaret etti. Tutsak yakınları ve Barış Anneleri’nin, günlük gündem tartışmalarını sürdürdüğü nöbet alanı, Demokratik Modernite, Xwebûn ve Yeni Yaşam gazeteleri ile Kürtçe kitap okumalarıyla bir eğitim merkezine dönüştü. Nöbette, günlük ziyaretlerin dışında okuma, tartışma saatleri ile Kürtçe eğitim periyodu oluşturuldu.
Kürtçe okuma ve yazma
Okuma saatlerinde belirli ziyaretçiler tarafından gazete, dergi ve kitaplardan belirlenen bölümler okunurken, Barış Annesi Gurbet Tekin tarafından da her gün bir saatlik Kürtçe okuma ve yazma eğitimi veriliyor. Adalet Nöbeti’ni bir eğitim merkezine dönüştüren tutsak yakınları ve Barış Anneleri, şu ana kadar Kürtçe alfabeyi tanımakla başladıkları eğitimde belirli cümleleri yazabilecek düzeyde Kürtçe eğitim aldı.
Birbirlerinin acısını öğreniyorlar
Barış Annesi ve Adalet Nöbeti’nin Kürtçe eğitmeni Gurbet Tekin, eylemlerinin amacının Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü olduğunu hatırlattı. Eyleme katılanların üç günde bir değiştiğini söyleyen Tekin, eyleme katılan her annenin ayrı bir hikayesi olduğunu söyleyerek, ekledi: “Burada dertlerini birbirine anlatıyorlar. Kendi hikayelerini, çocuklarının hikayelerini anlatıyorlar. Çocukları için şarkılar söylüyorlar. Birbirlerini dinleyerek, birbirlerini anlıyorlar. Birbirlerinin acısını öğreniyor, anlıyorlar.”
Dilimiz her şeyimizdir
Aralarında yürüttükleri tartışma sonucu Kürtçe eğitim kararının alındığını dile getiren Tekin, şunları. söyledi: “Dil, kültürümüz, varlığımız, tarihimiz, her şeyimizdir. Dilimizle tanınıyoruz. Her kavim, her insan kendi diliyle tanınıyor. Bugün çocuklarımız evlerinde ana dillerini unutmaya başladığını ve Türkçe konuştuğunu görüyoruz. Çocuklarımızın adı Zîlan, Bêrîtan, Şervan ama Türkçe konuşuyorlar. Halkımızın ana dilini koruması, konuşması gerekiyor. Sadece Kürtler için demiyoruz. Araplar da kendi dilini korumalı, Türkler de, Süryaniler de kendi dilleri ve kültürleriyle yaşamalı. Biz buna inanıyoruz. Birçok annemizin okuması, yazması yok. Bazıları da Türkçe alfabeyi tanıyor ama Kürtçe alfabeyi tanımıyor. Yan yana getirip okuyamıyor. Biz de Kürtçe eğitim başlatarak, annelerimizin kendilerini geliştirmelerini istedik. Alfabeyle başladık, kelimeleri gösteriyoruz. Annelerimiz de öğreniyor, mutlu oluyorlar. İstiyoruz ki, dilimize, kültürümüze, sanatımıza sahip çıkalım, Başkanımızı da özgürleştirelim.” MA/MÊRDÎN
* * *
Öcalan'ın tahliye edilmemesi suç
ÖHD Riha Şube Eşbaşkanı İbrahim Halil Öyke, Türkiye’nin AİHM'in "umut hakkı ihlali" kararına rağmen herhangi bir düzenleme yapmayarak, Abdullah Öcalan'ın tahliyesini engellemesinin “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu” oluşturduğunu söyledi.
Avukat İbrahim Halil Öyke, tutsakların aile ve avukat görüş hakkının Anayasa’da mutlak bir hak olarak yasal güvence altına alındığı gibi uluslararası sözleşmelerce korunduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin hem Anayasa'yı hem de bağlı bulunduğu uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2014'te Öcalan’ın “umut hakkının ihlal edildiği” yönünde verdiğini kararı hatırlatan Öyke, “Avukat ve ailesi ile görüşme hakkının ihlal edilmesi ve cezaevinden tahliye olmayacağı şeklinde kişiye özel bir hukuk uygulandığından dolayı AİHM, umut hakkı ihlali kararı vermiştir. Bu karar, Türkiye tarafından henüz uygulanmadı. Kararın uygulanması için Türkiye tarafından yasal düzenlemenin yapılması gerekiyor, ancak bu zamana dek yapılmadı” dedi.
Böylesi bir düzenleme yapılması halinde Abdullah Öcalan için tahliye durumunun söz konusu olacağına işaret eden Öyke, “Çünkü Türkiye’nin infaz rejimine göre cezaevinde geçirmesi gereken süre doldu, ancak hem tahliye edilmemesi hem de aile ve avukat görüş hakkının ihlal edilmesi, suç da teşkil etmekte. Bu tahliyenin sağlanmaması kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu da beraberinde getirmektir. Yetkililerin çeşitli bahanelerle avukat görüş hakkı ve aile görüş hakkını engellemesi idarenin keyfi kararlarıdır. Açıkça görevi kötüye kullanma gibi suçlar ortaya çıkarmakta” şeklinde konuştu.
İmralı Adası'nda oluşacak herhangi olumsuz bir durumdan Adalet Bakanlığının sorumlu olacağının altını çizen Öyke, şunları ekledi: "Hukuki olmayan bu duruma karşı herkesin çekinmeden karşı çıkması gerekiyor. Bunun dile getirilmesi meşrudur, hukukidir. Tam tersi dile getirilmemesi hukuki değildir. Bu nedenle hukukçuların, baroların ve sivil toplum kuruluşlarının bu hukuksuzluğu dile getirmeleri lazım."