Alevilere eşit yurttaşlık hakkı!

Demir ÇELİK yazdı —

3 Haziran 2022 Cuma - 08:15

  • Aleviler, kendi özgün kurumlaşmaları aracılığıyla, meşru, demokratik ve eşit yurttaşlık taleplerini ete kemiğe büründürmeye ve hak mücadelesini yürütmeye çalışmışlardır. 

HDP, ‘Alevilere eşit yurttaşlık hakkı’ adı ile bir kitapçık yayınlayarak, demokratik, sosyal, laik ve hukuk devletinin din ve inanç sorununa nasıl yaklaşması gerektiğini geçen haftalarda kamuoyu ile paylaşmaya başladı. Tarihsel, siyasal, kültürel ve toplumsal boyutları olan din ve inanç sorununu gündemleştiren HDP Halklar ve İnançlar Komisyonunun bu çalışmasını önemsediğimden, bu haftaki köşemde özet halinde sizlerle paylaşmak istedim.

“Partimiz, üzerinde bulunduğumuz topraklarda yaşayan tüm halkların toplumsal ve tarihsel dokusuna aykırı olan tekçi, inkarcı, asimilasyoncu egemenlik sistemine karşı, tüm halkların, kimliklerin, dillerin, kültürlerin, inançların eşitliğini, özgürce yaşamasını ve kendisini geliştirmesini savunur… Aleviler, Hıristiyanlar, Museviler, Êzîdîler gibi ezilen ve dışlanan tüm inanç ve kültür grupları üzerindeki baskıların kaldırılması için mücadele eden Partimiz, ayrımcılığa maruz kalan inançların ibadet yerlerine eşit muamele edilmesi, yaşanan tüm kimlik sorunlarının eşit haklar temelinde çözülmesi hedefi ile hareket edip, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, inanan ve inanmayan tüm kimliklerin eşitliği ve özgürlüğü için mücadele eder…”

“Özelde Raya(Rêya) Heq, genelde Aleviler ulus devlet inşası sürecinde yok sayılmış, inançları yasaklanmış, inanç merkezlerine el konulmuş, Yol önderleri cezalandırılmış, Yol önderlerinin talıblarına gitmesi engellenmiştir. Bütün bunlara rağmen Aleviler, kendi özgün kurumlaşmaları aracılığıyla, meşru, demokratik ve eşit yurttaşlık taleplerini ete kemiğe büründürmeye ve hak mücadelesini yürütmeye çalışmışlardır.”

Denilen kitapçıkta şu başlıklarla sorun ele alınmıştır.

1- Eğitim laik, demokratik, ana dilde ve özgürlükçü olmalıdır. Tekçi eğitim sistemi Alevileri asimile etmenin en güçlü aracısıdır. Okullarda okutulan zorunlu “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi” dersi ve dayatılan seçmeli din dersleri, zorunlu olmaktan çıkarılmalıdır.

2-Cemevlerine ibadethane statüsü tanınmalı, Anayasal güvenceye kavuşturularak diğer tüm ibadethanelerin yararlandığı haklardan yararlanmalıdır.

3-Alevilik çok kültürlü ve çok dilli farklı etnik kimlerden insanların inancıdır. Arap, Kürt, Roman Alevi etnik grupların ana dille ibadetleri Anayasal güvencede olmalıdır.

4- Basın ve yayın dilindeki hakaret, ötekileştirme ve nefret suçu anlamına gelebilecek sözcük, deyim ve atasözleri dilden, söylemden çıkarılmalıdır.

5- Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kültür Bakanlığı ve belediyelerin mülkiyetine alınan dergâh-tekke, ocaklar ve tüm Alevi inanç merkezleri Alevilere iade edilmelidir.

6-Adı değiştirilen Alevi yerleşim yerlerinin (şehir, ilçe, köy vb.) asıl adları ile kutsal mekânların adları tekrar iade edilmelidir. Alevi inancına ait kutsal mekânların envanteri çıkartılmalı ve tarihi öneme sahip mekânlar koruma altına alınmalıdır. Devletin el koyduğu Alevi tekkeleri, dergâhları vs. mekânların hangi amaçla kullanılacağına Aleviler  karar vermelidir.

7-İnanç özgürlüğü bağlamında uluslararası sözleşme ve metinler, “İbadet etme hakkı, bayram ve özel dinlenme günlerinin kutlanmasını'' da içerir. Türkiye’de resmî dinî bayramlar sadece Ramazan ve Kurban bayramlarıdır. Alevi Toplumunun “Aşure Günü”, “Hızır Cemi”, “Hıdırellez Bayramı” ve “Gadir Hum Bayramı” gibi özel günler bayram kabul edilmeli, tatil günü olmalıdır.

8-İnanç özgürlüğü, dinî grupların kendi inanç önderlerinin görevlendirilmesi konusunda özyönetim hakkını da içerir. İnanç önderlerinin Pirlik ve Dedelik gibi unvanlar üzerindeki yasaklar kaldırılmalıdır.

9-Devletin resmi dini kurumu olarak görev yapan ve Sünni İslâm inancını devleti yönetenlerin hegemonyasına sokan ve Hanefilik dışındaki tüm mezhep ve inançlara karşı sistemli asimilasyon politikası yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı yerine “İnanç Hizmetleri Başkanlığı” kurularak din-inanç işleri sivil inisiyatiflere devredilmelidir. Diyanetin yerine kurulacak olan “İnanç İşleri Başkanlığı/ Kurulu” tüm inanç temsilcilerinin yer aldığı bir meclisle yönetilmelidir.

10-Alevi inancının ekolojik düsturu son yüz yılda geri dönüşü olmayan tahribatlara sahne oluyor. Hak yolu (Ehli Hak-Rêa Haq) inancının kutsal mekânları ve ziyaretleri(kutsal dağları, taşları, ağaçları, ırmakları ve suları) üzerindeki kültürel ve mekân kırımına son verilmeli, Alevi toplumsallığının hakikatleri olarak korunmalıdırlar.

11-Bu minvalde Alevilerin kutsal değerleri ve mekânlarını tehdit eden, kültürel yaşam alanlarını yok eden Hidro-elektrik Santralleri (HES), maden ve mermer ocakları, nükleer santraller, barajların yapımı ile demografik ve kültürel yıkıma neden olan kentsel dönüşüm projelerine son verilmelidir.

12-Kamuda Alevilere yönelik ayrımcılığa son verilmeli, nefret suçları cezasız kalmamalıdır... Kamuya personel alımında mülakata son verilmeli, liyakat ve eşitlikçi anlayış esas alınmalıdır.

13-Koçgiri, Dersim, Sivas (1978) Malatya, Maraş, Çorum, Madımak gibi Alevi katliamları ile ilgili hakikatleri araştırma komisyonu kurulmalı. Hukuki, sosyolojik, belgesel arşivler açılmalı, dava süreçleri yeniden görülmelidir. Yaşanan maddi ve manevi hak kayıpları giderilmeli, yeni katliamlarının olmaması için gerekli hukuki düzenlemeler yapılmalıdır.

14-2 Temmuz 1993 tarihinde Pîr Sultan Abdal anma etkinliğine katılan 33 canımızın katledildiği Sivas Madımak Oteli “ibret müzesi”ne dönüştürülmeli, katliamı teşhir eden, lanetleyen görseller yer almalı, katliamda yitirilen canların kültürel eserleri sergilenmelidir.

15-Alevilik cinsiyet eşitliğine inanan, ibadette cinsiyet sıfatını kaldıran herkese CAN diyen bir inançtır. Kadın canları dışlayan, kadınları inançta ve ibadethanelerde geri plana iten yaklaşımlar mahkûm edilmeli, cins özgürlükçü yaklaşım Anayasal güvenceye alınmalıdır.

Yukarıda sıraladığımız meşru gerekçeler nedeniyle Alevi Sorununda çözümün asıl muhatabı Alevi toplumu ve toplumun demokratik kurumlarıdır. Devlet, hükümetler ve siyasal partiler ise sorunun çözümünde yükümlü ve sorumludurlar. Biz HDP olarak eşit yurttaşlık temelli bir çözüm için sorumluluk alıyor ve toplumun kendi ifade ve istemleri doğrultusunda ortak yaşam ve eşit yurttaşlık için mücadele ile çözüm sağlayacağımızı belirtiyoruz.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.