Almanya’da Kadınların Gündemi-4

Nevra AKDEMİR yazdı —

5 Aralık 2021 Pazar - 23:00

  • Dünyanın pek çok yerinde kürtaj yasal ve kadınların inisiyatifine bağlı olsa da devletler, kürtaja fiili kısıtlamaları elden bırakmıyor. Bu politikalar aracılığıyla fiili bir yasak ile kadınların canı erkek şiddeti gibi ulaşamadıkları tıbbi hizmet nedeniyle de riske giriyor.

Dünyanın pek çok yerinde kürtaj yasal ve kadınların inisiyatifine bağlı olsa da devletler, kürtaja fiili kısıtlamaları elden bırakmıyor. Bu politikalar aracılığıyla fiili bir yasak ile kadınların canı erkek şiddeti gibi ulaşamadıkları tıbbi hizmet nedeniyle de riske giriyor.

Almanya’daki kadınların pankartlarında sıklıkla yer alan 218 ve 219 sayılarının anlamı bu noktada somutlaşıyor.

Kadınların kürtaj yaptırabilmesi yani bir sağlık hizmetine ulaşabilmesi, bu maddelerce düzenlenmiş durumda.

Bu maddelerin altındaki politika, kürtaj hizmetini sağlayan kurumların ve hekimlerin bu hizmet hakkında tanıtım yapmalarının yasaklanmasının yanında, kadınların kürtaj yaptırmasını şarta bağlıyor.

Kürtaja ancak tecavüze uğrama, tıbbi olarak hamileliğin kadın için risk oluşturması veya doğmamış çocukta kromozomal farklılıklar veya benzeri nedeniyle bilinen veya beklenen bir hasar olduğu durumlarda direkt raporla izin veriliyor.

Ancak böyle bir durum yoksa, ancak danışmanlık aldıktan sonra kürtaja izin veriliyor. Bu arada danışmanlık merkezlerinin bir kısmına kiliselerde yer aldığını da not etmeden geçmeyelim.

Almanya’da kürtaj danışmanlık gerektirmeyen nedenlerle yapılıyorsa, devlet tarafından karşılanıyor; ancak danışmanlık merkezi sertifikasına bağlı kadın mali yardım almıyorsa, ücretli yani özel sağlık sigortası tarafından anlaşmanıza bağlı olarak karşılanıyor.

Aslında oldukça tanıdık yöntemlerle karşı karşıyayız: Psikolojik ve duygusal baskı yöntemleriyle kadınların bedenlerine ve hayatlarına ilişkin kararları, devletin onayına bağlı hale getiriliyor.

Açalım: Kürtaj, hamileliğin 12. Haftasına kadar gerçekleşebiliyor. Bu durumda 12 hafta içinde danışmanlığın üstlenildiğini kanıtlamak için tanınmış bir merkezden bir sertifika (ein beratungsschein) şeklinde yazılı onay gerekiyor. Danışmanlık merkezi ile yapılan görüşme ile kürtaj arasında ise en az 3 gün olmalı.

Almanya 150 yıllık kürtaj hakkı mücadelesi tarihine sahip. Alman kürtaj yasaları 1871'de Alman Ceza Kanununa dahil edildi, Nazi zamanlarında iyileştirildi ve şimdi 150 yıldır yürürlükte. Bugünkü kürtaj yasası ise 1995 yılında oluşturulmuş. Ayrıca, 2009 yılında, tıbbi nedenlerle gebeliğin sonlandırılması durumunda hukuki danışmanlık hakkı genişletilmiş, 2012 yılında ise, altta yatan neden ve gebeliği sonlandırma motivasyonu ne olursa olsun, tüm gebelere anonim danışmanlık yasal hakkı tanınmış ve 2019 yılında kürtajla ilgili bilgilere erişim hakkı getirilmiş, (Bundeszentrale für politische Bildung) 2019.

Kürtajın başlı başına suç sayılmasının yanı sıra yasa, hamile kadınların cezai bir suç teşkil etmeden hamileliklerini sonlandırabilmeleri için devletin tanıdığı merkezlerin onayına bağlı. Bu merkezlerin kiliselerde de olması, kürtajın hala tabu olmasının kültürel dayanaklarını da açığa veriyor.

Yasalara yansıyan haline rağmen, Almanya'da kürtajla ilgili son genel geçer durum, hamileliğin herhangi bir aşamasında henüz doğmamış yaşamın korunmasına yönelik muhafazakar “babacan” ve dinsel etik argümanlarına dayanıyor; bu yapısıyla kadınların kararlarını ve eşitlik mücadelesini görmezden geliyor.

Sonuç olarak 218. Madde gereği devlet onayı alınmamış kürtaj hem gebe hem de hekim açısından suç kabul ediliyor.

Ceza Kanunu'nun 219. maddesi ise kürtaj reklamını ceza gerektiren bir suç olarak sınıflandırıyor ve bu nedenle doktorların kliniklerinde kürtaj hizmetleri sunduklarını web sitelerinde açıkça ifşa etmelerini içeriyor (Bundeszentrale für politische Bildung, 2019).

Tarihlerin ne kadar yakın zamana işaret ettiği bizleri yanıltmasın, 1970’lerde kürtaj hakkı üzerine popüler magazin dergisi Stern’ dergisinde 374 film yıldızı ve ünlü kadının kürtaj hikayelerini paylaşarak bu mücadelenin yaygınlık kazanmasına aracılık etmişlerdi. Almanya’da kadın hareketinin kesintisiz gündemi olmaya devam etti bu konu. Çiçeği burnunda hükümet ilgili maddelerden birini kaldırmayı önüne koymuş görünüyor.

Alman kürtaj yasası, Ceza Yasası'nın bir parçası olarak, kadınların fiziksel bütünlüklerine dair kararlarını devlet denetimine bağlıyor. Konuyla ilgili bilgi almalarının önüne geçiyor, kadınları politik ve sosyal bir varlık olarak tanımamakla kalmıyor; eylemlerinin damgalanmasına katkıda bulunuyor.

Devlet kadın bedeni üzerinde denetimini artırırken, kürtaj için verilen sınırlı süre, kadının cinselliğini, hamilelik endişesiyle baskı yaratarak, hazza dayalı cinsellik yerine, doğurma odaklı cinselliğe hapsediyor. Böylece pek çok kadının aslında hayatını riske atmış oluyor, tercih etmediği yaşamların içine hapsetmiş oluyor.

Devletlerin sürdürerek sermaye birikimine destek sağladıkları heteronormatif aile ideolojisi böylece sürüyor olsa da, kadınlar bedenlerine, haklarına, varlıklarına yaşamlarına sahip çıkmaya devam edecek.

 

 

 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.