Barışın köprüsüne saygıyla…
Dosya Haberleri —

Sırrı Süreyya Önder ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan
- Herkesi gülümsetirdi. Ülkeyi dev bir sofra etrafında sohbete katardı. O sofrada herkese yer vardı. Çelişkiler yumuşar, küslükler unutulurdu onun sofrasında. Muhabbetin güzelliği galip gelirdi. Sırrı Süreyya Önder'i kaybedeli bir yıl oldu.
- İmralı Heyeti'nde yer alan Pervin Buldan: "Sırrı beyi kaybettikten sonra Özgür Erol ile birlikte İmralı'ya gitmiştik. Sayın Öcalan, Önder'in barışa olan sevdasını, tutkusunu değerlendirmişti. Ve şimdi ona layık olma zamanıdır demişti. Bu barışı onun hatırasına saygı gereği bile olsa yapmak durumundayız demişti."
GÜLCAN DERELİ
Herkesi gülümsetirdi. Ülkeyi dev bir sofra etrafında sohbete katardı. O sofrada herkese yer vardı. Çelişkiler yumuşar, küslükler unutulurdu onun sofrasında. Muhabbetin güzelliği galip gelirdi. Dili, mizacı, bilgeliği onun bu toprakların soylu halk geleneğinden geldiğini gösterirdi. Biraz eski zaman, soyu tükenmekte olan bir nadir cevherdi. Anadolu ve Mezopotamya'nın köprüsüydü. Eğer ki bir barış olacaksa muhakkak ki onun köprüsünden geçmeliydi. Geçer de... Elbette sadece güldürmezdi, hemen herkesi bilgeliğinin derinliği ile şaşırtır, ezberini bozardı. Çok hapis gördü, işkenceler de ama cefasını hep kendisine sakladı, sefasını da bize anlattı. Biriktirdiği çok hikaye vardı, onları sanatın yaratıcı gücüyle anlatmak için zaman dilenirdi adeta. Bir yanda büyük bir barışın hikayesi, bir yanda da insanın bu topraklara özgü hâllerinin hikayelerini anlatmak isterdi. Bu iki hikaye arasında sık sık bölündü. Şimdi onun çekmeye başladığı büyük barışın perdesi tamamlanmayı bekliyor. Onu da bu topraklardaki herkese bir gülümsemeyle miras bıraktı. Sırrı Süreyya Önder'i kaybedeli bir yıl (3 Mayıs) oldu. Biz de onu İmralı Heyeti'nde yer alan yakın mesai arkadaşı Pervin Buldan'la andık. İmralı'daki diyaloglarını, bazı anlatılmayan anları, Sayın Abdullah Öcalan'ın, Önder'in omzuna koyduğu eli ve ilişkilerini konuştuk.
İmralı'nın ilk üyesi
Sırrı Süreyya Önder, Beynelmilel Filmi ile tanınan bir isimken Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) adayı olarak İstanbul 2. bölgeden bağımsız milletvekili seçilir. Çözüm Süreci'yle birlikte 23 Şubat 2013 yılında İmralı Adası'na giden ilk heyette yer alan Önder, ilk kez 21 Mart 2015 tarihinde milyonların katıldığı Amed Newrozu'nda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın mesajını okur.
İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ile tanışma hikayesini şöyle anlatıyor: "2011'de kendisinin partimizden aday olmasıyla tanıştık. Bizim aramızdaki o arkadaşlık, yoldaşlık hukuku daha çok İmralı heyetine girmemizle oldu aslında. O tarihten sonra aslında bizim Sırrı beyle daha fazla diyaloğumuz oldu, mesaimiz oldu, daha fazla bir araya geldik. Hem İmralı Adası'na gidiyorduk, hem Kandil'e, hem de devlet yetkilileriyle, hükümetle görüşmek için o zaman çok sık görüşüyorduk. İşte ikinci çözüm sürecinin başlamasıyla -2025 yılının başları diyelim- bu sefer ikimizin heyet üyesi olarak gidip gelmesi de yoldaşlığımızı daha fazla pekiştirdi.”
İmralı'daki espiriler
Abdullah Öcalan çalışmaları kapsamında genç yaşlarında Adıyaman'a gittiğinde Önder de o zaman lise çağlarındadır. Süreyya Önder, Abdullah Öcalan ve yanındakileri Adıyaman'da karşılayarak, tanıdığı bir kişinin (Hasan Yorulmaz) yanına götürdüğünü anlatır. Öcalan ve Önder'in arasındaki bağın güçlü olduğu her iki taraf tarafından da dile getirilir. Hatta Sayın Öcalan'ın en çok Önder sayesinde güldüğü belirtilir.
Buldan, anlatıyor: "Sırrı Süreyya Önder'in İmralı Adası'nda da esprileri oluyordu tabi ki. Hatta şunu söyleyebilirim belki de Sayın Öcalan'ı güldüren tek insandı. Birçok kez tanık oldum esprileriyle, şakalarıyla Sayın Öcalan'ı çok güldüren bir kişiliği, mizacı vardı. Sırrı Süreyya Önder herkesle iyi ilişki kurabilen, herkesle çok yakından dost olabilen bir kişiliğe sahipti."
'Ne tutuyon babam'
Buldan, bir anıyı şöyle paylaşıyor: "Bir sefer yine ortam çok ciddi ve Sayın Öcalan'da tüm ciddiyetiyle konuşurken Sırrı beyin omzunu böyle tutarak konuşmuştu. Sırrı bey de, 'Ne tutuyon babam valla kolumu incittin' diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştı. Böyle deyince Sayın Öcalan bir kahkaha attı. ‘Gerçekten hiç farkında olmadan tutmuşum' dedi. Gerçekten ortamı yumuşatmayı başarmıştı. Böyle buna benzer şeyler oluyordu."
Kaçamak sigaraları...
Siyaset mesaisi yoğun geçer. Bir seçim biter diğeri başlar. 2014 yerel seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi'nden (HDP) İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olur. Bir dönem de Meclis Başkanlığı yapar. Bu tempoya ayak uydurayım derken de çok sigara içer. İmralı Adası'ndaki sigara kaçamaklarını şöyle anlatıyor Buldan: "Tabii İmralı Adası'nda uzun saatler görüşmeler yapıyorduk. Ama gitmeden önce bana hep şunu derdi: 'Bak ben lavabo ihtiyacı için izin isteyeceğim, gidip sigaramı içip tekrar geleceğim.' Hakikaten de öyle yapardı. Başkan'dan müsaade isterdi. Giderdi sigarasını içip gelirdi. Bir ara şikayet ettim. Hem Sırrı Süreyya Önder'in hem de İdris Baluken'in çok sigara içtiklerini söyledim Sayın Öcalan'a. Başkan, uyarısını yaptı. 'Ben Kandil'de bile arkadaşların sigara içmesini doğru bulmazdım' dedi. Sigaranın sağlığa ne kadar zararlı olduğu üzerinden bir değerlendirme yaptı. Sırrı bey, sonradan bana niye anlattın diye takılmıştı, çok gülmüştük."
Not tutmazdı ama unutmazdı
Ömrü yoksulluk içinde geçen Önder, yıllarca kamyon şoförlüğü de yapar. Önder 8 yaşındayken babasını Ziya Önder'i sağlık sorunlarından dolayı kaybeder. Okumayı çok seven ve bu alışkanlığın kaynağının babası olduğunu anlatan Önder, her seferinde en büyük hazinesinin ise kitapları olduğu dile getirir. Hafızasının da güçlü olmasının bundan kaynaklanabileceğini belirtir.
Önder'in hiç not almadan tüm görüşmeyi hafızasına kaydettiğine işaret eden Buldan, şöyle vurguluyor: "İmralı Adası'na gidip geldikten sonra sürekli bizim evde bir araya gelirdik, yemek yerdik. Sonra işte yaptığımız görüşmenin tutanaklarını düzenlerdik. Sırrı bey, bizimle masaya oturmazdı. O koltukta otururdu. Biz notlarımıza bakardık ama Sırrı bey, hiçbir zaman not da tutmazdı. Fakat 'takıldığınız yer olursa bana söyleyin. Sadece cümlenin başını söyleyin, ben gerisini getiririm' derdi. Ve gerçekten de öyle yapardı. Biz tutanak tutardık, yazardık ama unuttuğumuz yerlerin sadece başını söylerdik Sırrı beye, hiç not almadan bize devamını anlatırdı. "
Öcalan çok üzüldü
Basından Önder'in hastaneye kaldırıldığını öğrenen Sayın Öcalan, 21 Nisan 2025 tarihinde şu mesajı gönderir: "Sırrı Süreyya Önder ile 12 yıllık mesaimiz var. Onun taşıdığı büyük önem şudur: Adıyamanlı ve Türkmen kökenli ideal biri olarak Baba İshak geleneğini temsil ediyor. Büyük barış çabasını topluma yansıtan, toplumsal ön yargıları şahsında kırabilen biridir. Bunu da yaptı. Ön yargıları toplumda kırdı, Meclis’te kırdı, sokakta kırdı... Herkesin Önder’in kaldığı hastaneye gittiğini, onun anısına bağlılığını beyan ettiğini görüyorum. Bağlılığın gereği, onun barış çabasını pratikleştirmekten geçer..."
Görüşme sonrasını Buldan, anlatıyor: "Sırrı bey hastanedeyken ilk defa İmralı'ya onsuz gitmiştik. Sayın Öcalan, onun hastaneye kaldırıldığını basından öğrenmişti. Çok üzülmüştü. Çok detaylı bir şekilde sağlık durumuyla ilgili bizden bilgi istedi. Ve 'yaşayacağına inanıyorum, bizi bırakmayacağına inanıyorum' dedi. 'Umarım en kısa zamanda sağlığına kavuşur ve buraya tekrar gelir' demişti. Sonra kendisi kısa bir mesaj bize yazdırıp hastanenin önünde okumamızı, aktarmamızı istemişti. Hastane önünde kısa bir açıklama yaptık."
İsmi her görüşmede geçer
Sayın Öcalan’ın Önder'in vefatının ardından mesajı: "Barış içinde bir arada yaşamak adına unutulmaz bir çalışkanlığı ve emekçiliği vardı. Yaşanan tüm olumsuzlukları olumluya çevirmek gibi ustaca bir hünere sahipti. Gerçek bir barış kimliği ve barış kültürüydü... Barışın ve barış sürecinin hepimize kazandıracağını çok iyi biliyordu ve bu onun büyük özlemiydi. Bu umut asla yarım bırakılamaz."
Buldan, Sayın Öcalan'ın üzüntüsünü şu sözlerle ifade ediyor: "Sırrı beyi kaybettikten sonra Özgür Erol ile birlikte gitmiştik. Yani ikinci kez onsuz gitmiştik. Sayın Öcalan çok üzüntü duyduğunu ifade etti. Anısına büyük bir saygı duyduğunu, burada birlikte geçirdiğimiz mesailerin çok değerli olduğunu, çok kıymetli olduğunu ve erken kaybettiğimizi söyledi. Sırrı Süreyya Önder'in barışa olan sevdasını, barışa olan tutkusunu değerlendirmişti ve şimdi ona layık olma zamanıdır demişti. Bu barışı onun hatırasına saygı gereği bile olsa yapmak durumundayız demişti. Bu önemli bir açıklamaydı bizim için. Ama sonraki görüşmelerimizde de illa ki bir sefer dahi olsa ismi geçer. Sayın Öcalan her görüşmede Sırrı beyi anar, anısına saygı duyduğunu ifade eder. Şimdiye kadar yaptığımız her görüşmede bu oldu."
Numarası rehberimde
Önder, üç kez tutsak düşer. İlk tutsaklığı ortaokuldayken Maraş Katliamı protestosuna katıldığı için olur. İkinci tutsaklığı 19 yaşındayken gerçekleşir ve son tutsaklığı ise milletvekiliyken olur.
Sırasıyla Mamak, Haymana, Ulucanlar, Kandıra F Tipi hapishanelerinde kalır. 12 Eylül döneminde ağır işkencelere uğrar. Yaşadıklarını ironilerle dile getirirdi. Türküyü çok severdi. Halk türkülerinin çoğunu ezbere bilirdi. Çalıp söylemeyi de çok severdi. Şu cümlesi hafızalarda tazeliğini koruyor: "Hayat bir türküye sığacak kadar kısa."
Önder'in herkes tarafından çok sevildiğine işaret eden Buldan, şöyle diyor: "Sırrı bey, hepimizin içinde, yüreğinde büyük bir boşluk bıraktı. Hepimizin çok değerli, çok kıymetli bir dostuydu. Mesela telefon numarasını silmedim telefon rehberimden. Ben normalde kaybettiğim arkadaşlarımın numarasını silerim. Babamı üç sene önce kaybettim. Babamın bile telefonunu ertesi gün silmiştim rehberimden, çünkü gidenin bir daha geri gelmeyeceğini çok iyi bildiğimiz için yapıyoruz. Belki de herkes bunu yapıyor. Ben de öyle yaparım ama Sırrı beyin numarasını hiç silmedim rehberimden. Sanki her an arayacakmış, her an sohbet edecekmişiz gibi, her an gelecekmiş gibi bir duyguya kapılıyorum zaman zaman. Her an çıkıp gelecek gibi bir ruh haline kapılabiliyorum."
Barışı armağan edeceğiz
Hayalleri vardı. Üzerine çalıştığı senaryoları vardı. Çekmeyi istediği filmleri vardı. Ancak barış mücadelesini ertelemek istemiyordu. Barış nihayete erdiğinde artık hayallerini gerçekleştirmek için yola koyulacaktı. Ömrü yetmedi. Önder'in yarım kalan hayalleri onun sevenlerinin içinde bir ukde olarak duruyor.
Sayın Öcalan, Önder'in ardından, "Barışın ve barış sürecinin hepimize kazandıracağını çok iyi biliyordu ve bu onun büyük özlemiydi. Bu umut asla yarım bırakılamaz. Hepimiz için mühim olan, bu ruhu barışa taşımak ve Sırrı Süreyya Önder’in adıyla taçlandırmaktır" mesajını paylaşmıştı.
Buldan da, "Onsuz bir yılı geçirmek çok kelimelerle anlatılacak bir şey değil. Ama Sırrı beyin anısına, bize bıraktığı barış mirasına sahip çıkacağız, çıkıyoruz. Barışı ona armağan etmek için büyük bir çaba sarf ediyoruz. İnşallah bu barışı gerçekleştireceğiz ve anısına armağan edeceğiz."














