Barzani’lerin kanlı hançeri

Sara AKTAŞ yazdı —

21 Nisan 2022 Perşembe - 23:59

  • Kürt halkının ulusal ve demokratik hakları için verdiği tüm mücadelelerde sonuç alamamasının ana nedeni çoğunlukla içten ve dıştan örgütlendirilen ihanetler olmuştur.

Ve bir kez daha tüm Kürdistan coğrafyasının faşist Türk rejiminin yüzyıllık yayılmacı politikalarının odaklandığı stratejik güzergahı olduğuna tanık oluyoruz. Şark ıslahat planından katliamlara, kayyumlardan cezaevi rejimine ve belki de bunun en vahşi hali olan tecrit uygulamasına kadar topyekûn savaş siyaseti bir kez daha tüm hayatımızı ele geçirmeye çalışıyor. Kuşkusuz Kürt halkı için yeni sayılmayan bu operasyonlar devletin iç ve dış tüm imkanları seferber edilmesine rağmen bugüne kadar sonuç almamıştır. Bu bakımdan esas dikkat çekmek istediğim konu imha konseptinin sonuç alması için iç ihanetin bir kez daha aktif bir şekilde devreye sokulmasıdır. Ne yazık ki Kürdistanda güncel ihanetin diğer bir adı olarak KDP bir kez daha siyaset sahnesinde ellerindeki kanlı hançerle durmaktadır. Yani güç, iktidar ve çıkar mücadelesinin söz konusu olduğu her yerde olduğu gibi KDP’nin daha doğrusu Barzanilerin tarihinde de bugününde de ihanet hep başrolde! 

Bilindiği gibi dinler, ideolojiler ve mitolojiler tarihi ihanetin sayısız örnekleriyle doludur. Bu bakımdan söz konusu olan siyasal, ideolojik ve toplumsal ihanetler olduğunda yüzyıllar üzerinden aksa da unutulmamakta belleklere kazınmaktadır. Örneğin Sezar’ın “ilahi” soy ağacının engelleyemediği ihanet, Roma İmparatoru Sezar'ın 'Sende mi Brütüs' sözü ile tarihe yazılmıştır. Benzer biçimde Hz. İsa'yı 30 gümüş dinar için ihbar eden Havari Yehuda'nın ihaneti iki bin yıldır en çok bilinen ihanet hikayesidir. Yani ihaneti Hz. İsa’nın peygamberliği de engelleyememiş bir iktidar ve güç aracı olarak yine başrolde olmuştur. Sezar’ın hikayesinde “soyu tanrılara uzanan” bir devlet adamını hedef seçen ihanet; bu kez milyarlarca inananı olan bir dinin mensuplarınca “tanrının oğlu” olduğuna inanılan peygamberin katlinde, en yakınından gelmiştir. Tıpkı İskoçların efsanevi lideri Wallace'i aldatarak ölümüne neden olan İskoç asilleri, Kan kardeşi Cengiz Han'ı tuzağa düşüren Camoka, tarihin en büyük köle isyanının lideri Spartaküs'e ihanet eden gemi sahipleri gibi! 

İhanet olgusu, binyıllara uzanacak anlatılara ve sayıları milyarlarla ifade edilen insanın inancında derin izler bırakacak olaylara damgasını vururken Kürtlerin tarihi de ihanetlerin dolu dizgin koştuğu bir tarihe dönüştürülmüştür. Kürt halkının ulusal ve demokratik hakları için verdiği tüm mücadelelerde sonuç alamamasının ana nedeni çoğunlukla içten ve dıştan örgütlendirilen ihanetler olmuştur. Kürt  şairi Hacı Kadir Koyi bu gerçeği oldukça çarpıcı mısralarla tarihselleştirerek; Kürt aşiretleri arasında kangren haline gelen iç savaşı şöyle anlatır: “Birbirinize saman yığını altında gizli kalan ateş gibi kinli olduğunuz sürece / Ordularınız fırtına da olsa kâğıttan bir kaplan olarak kalır. Kürt kavmi kendi arasında barışmadığı sürece / Kürt ülkesi her zaman virane kalacaktır.” 

Nitekim Kürt halkı 19. yüzyılın ortalarından itibaren bugüne kadar hep iç ihanetler sonucu ulusal ve demokratik mücadelelerinde başarılı olamamışlardır. Örneğin Baban emiri A. Rahman Paşa kardeşinin ihaneti sonucunda Osmanlı’ya yenildi. Bedirxan Paşa’yı arkasından hançerleyen yeğeni Yezdan Şer idi. 1925 Kürt Milli Hareketi Şeyh Said’in bacanağı Binbaşı Kasım, o zamanki Xormek ve Lolan aşireti ile diğer suni aşiretlerin ihanetleri sonucunda yenildi, Agirî, Koçgiri, Dersim milli hareketleri de iç ihanetler sonucu yenilgiye uğradı. 1946 yılında Kürdistan Mehabad Devletinin yıkılışına, liderlerinim idam edilmesine yol açan ihanet ise hem uluslararası bir ihanetti hemde Barzanilerin tutarsızlığıydı. Benzer biçimde Kürdistan’ın büyük umutlar bağladığı ve destek sunduğu Güney Kürdistan devrimi 1975’te iptal edilerek devrimin sonunu ilan eden ve radyolarda bunu bildiren KDP’li Barzaniler olmuş, Kürt halkı Saddam’ın zulmüne terkedilmiştir. Böylelikle isyanlar bastırılmış, sonrasında ise katliamlar, tutuklamalar ve öldürmeler başlamıştır. Bütün bu isyanlara ve durumlara egemen güçlerin takındığı tavır hep aynı olmuştur. İsyanı içten parçalamak için yollar arama, isyan edenlerin eşkıya ve bozguncu gibi gösterilmesi ve elden geldiğince olayı siyasallaştırmama, bütün bu isyanlara karşı takınılan tavırların ortak noktaları olmuştur. Dahası ihanet edenler görevleri bittiğinde ya sömürgeciler tarafından katledilmiş ya da tarihin çöplüğüne atılmışlardır.

Hakikaten de Kürdistan tarihi bir direniş tarihi olduğu kadar, içinde ihanetin hiç eksik olmadığı bir tarih olmuştur. Ve şimdi Kürdistan Tarihi’ni Kürt halkı bir kez daha kendi kanı ve canıyla yeniden yazıyor, ihanete bir kez daha yol vermemek için yüzyılın en büyük direnişlerinden birini geliştiriyor. Parçalanmış, bölünmüş ve sömürülmüş ülkelerini yeniden dirilten yolda Kürt halkı en yiğit en fedakar en tecrübeli evlatlarının kanını döküyor. Ve bir kez daha güncel ihanetin adı olarak Barzaniler tarihlerinin en büyük ihanetini en kanlı hançeri ile pervasızca sergiliyor. Ancak görünen o ki bu kez ihanetin tarihi öyle kolayca tekrar etmeyecek. Zira Devrim, Kürt halkının en değerlilerinin dökülen kanı üzerine yükseliyorken Kürt halkı bu kez ihanete yol vermeyeceğini tarihte hiç olmadığı kadar gür bir sesle haykırıyor. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.