Kapitalist moderniteye meydan okumak

Sara AKTAŞ yazdı —

10 Şubat 2022 Perşembe - 23:30

  • Yokluk sınırlarında dolanmaya mahkum edilmiş bir toplumu yeniden tarihsel bir varlık haline getiren bir liderdir. Yani kapitalist modernitenin tüm köleleştirici mekanizmalarına meydan okuyan bir evrensel lider.

En sonda belirtilmesi gerekeni en baştan belirtirsek, Önder Apo insanlık soyunun sorunlarını kendine dert edinmiş, domaların kalın duvarlarını ve hapishanesini çoktan yıkmış halklar lideri haline gelmiştir.

Önder Apo’nun 15 ubat 1999 komplosuna uramasının esas nedenlerini salt yeni Ortadoğu düzenini oluşturma isteği salt ekonomik çıkarlar, salt stratejik denge hesapları balamında deerlendirilmesinin eksik kalacağı ve gerçein sadece bir kısmını yansıtacağı düşüncesindeyim.

Bundan çok daha fazlası sistem karşıtlığı karekterinde gelitirdii ideolojinin ve mücadele yönteminin dünya hegemonik güçlerinin rahatını kaçırmasında aranmalıdır.

Bu bakımdan hem Önder Apo’nun önderliğini şekillendiren hem de hedef haline getiren iki boyuta dikkat çekmek istiyorum.

Birincisi, Önder Apo’nun Kürtlere uygulanan siyasete ve zulme karı isyanıdır!

Kürtlerin isimsiz olduu tarihi bir dönemeçte Kürtlere Kürt olduklarını hatırlattığı ve kaybolmuş kolektif hafızayı canlandırdığı evredir bu.

Zira çağın politik sahnesinde Kürdistan, gücünü denemek isteyen her devlet için deneme tahtası, Kürtler ise dörde bölünmü Kürdistan’da başka bir şeye dönüştürülmüş ve varlığı yok sayılmış; Türkiye’de Türklere, ran’da Farslara, Suriye ve Irak’ta Arap’a dönütürülmü bir toplumdur.

Yani ürkütücü sessizliin hüküm sürdüğü bir dönemde Önder Apo halkının kurtuluu tutkusuyla, yere gömülüp üzerine beton dökülen Kürt özgürlük umudunu ve düşünü yeniden hayata dönütürürken Kürtleri yeniden hayata dönüştürmüştür.

Dolayısıyla kendi varlığını inkar ettiği oranda kabul gören Kürt bireyine direnmeyi, onuru ve kendi değerleriyle yaşamayı öğretmiştir.

Bireyden topluma, toplumdan bireye doru geliştirdiği çözümleme gücü bir mekanizmaya dönüşmüş, bu mekanizma parti mekanizmasıyla bütünleştirilmiştir.

Partiye katılan ve katılmayan her Kürt bireyini toplumsal olarak çözerken, her bireyin ait olduu toplumsal katmanın özelilikleriyle inceleyip, bireyden topluma gidip, toplumdan bireye gelerek kiilik sorununu kapsamlı çözüme doru evriltebilmitir.

Kiilik biliminin aracı olarak bir partiyi derinletirirken, Kürtler örenilmi çaresizliklerini aşmış ve çağın politik çözüm yöntemlerini üretmiştir.

Kuzuyu kuzu olmaktan çıkarmış, kurdun eriemeyecei bir politika üretmitir. Dolayısıyla Kürt halkını ulusal özüne dönütürmenin ustalıını beceren bir önderlie sömürgeci iktidarların ho bakması beklenemez.

İkincisi boyut, Önder Apo’nun, halkların içine hapsedildiği derin sömürü mekanizmalarına ve dünyadaki zulme karşı isyandır.

20. yüzyıl burjuva ve sosyalist ideolojilerle bouurken, balangıçta Marksist ideolojiyle ulusal kurtulu mücadelesini balatan Önder Apo, daha ilk mücadele yıllarından itibaren geleneksel sol mantıı aarak, liderliğini yaptığı partiyi sosyalizme alternatif bir düzenin öncü gücü haline getirmiştir.

Nitekim 1989’da Sovyet sistemi sarsılırken yani sosyalizmin dayanakları çürümenin zirvesindeyken, hem kendi halkının yolunu belirlemiş hem de ideolojik olarak özgürlük yolculuğunun fikriyatını belirlemiştir.

Bundandır ki, yaratıcısı olduğu hareket sosyalizm çözüldüünde sarsılmamış, aksine daha fazla gelişme sağlamıştır.

Bir mucize gibi şekillenen bu ideolojik tutum, 20. yüzyıldan 21. yüzyıla geçi arifesinde halkların umudu haline gelmiştir.

Hem unutmamak gerekir ki Önder Apo’yu halkların lideri haline getiren esas Demokratik Ekolojik Cinsiyet Özgürlükçü Paradigma, 2003 sonrası bir işkence rejimi olarak tasarlanan mralı koşullarında somutlaşmıştır.

Öyleki mralı’daki işkenceyi, Tuncer Kılınç adındaki bir Türk generali, "Ona telafisi mümkün olmayan bir sistem uyguluyoruz, bir defa deil her gün öldürüyoruz" diyerek tarif etmiştir.

Dolayısıyla Önder Apo, insanlık dışı koşullarda ezilen halklara ve kimliklere dönük siyasi sorumluluun en kapsamlı biçimini yüklenmiştir.

Örneğin, Bir Halkı Savunmak adlı kitabi uygarlık ve insanlık krizlerini kendine dert edinmiş ve içerik olarak kendini aşan bir beynin ürünüdür.

Yani Önder Apo sadece bir ulusal lider olarak şekillenmemiştir; bu sınırları aşmış ve halkların özgürlük ihtiyaçlarına cevap veren bir lidere dönüşmüştür.

Bu bakımdan Kapitalist modernite güçlerinin derin sömürü çarkına meydan okuyan bir lideri tavsiye etmek kaçınılmaz olarak hegemonya güçlerinin gündeminden hiç çıkmamıştır.

Tüm bu değerlendirmelerden öte; Önder Apo’yu mıknatıs gibi çekim merkezi kılan esas yanının ise yüreği ve beyni arasındaki tüm inşa edilmiş setleri yıkmasında yattığını düşünüyorum.

Yani onun referans kaynaı yüreidir. Aldıı kararları mantıından geçirdikten sonra yüreine onaylatan ve yüreğini bir onama merkezine dönüştüren bir liderdir o!

Yani yokluk sınırlarında dolanmaya mahkum edilmiş bir toplumu yeniden tarihsel bir varlık haline getiren bir liderdir o

Yani kapitalist modernitenin tüm köleleştirici mekanizmalarına meydan okuyan bir evrensel liderdir o!

24. yıldönümü vesilesiyle bir kez daha tüm komplocu güçleri lanetliyor, bunun karşısında canını özgürlüğe katık etmiş tüm devrimcileri saygıyla, minnetle anıyorum.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.