Barzani’nin açıklaması ne anlatıyor?

Ferda ÇETİN yazdı —

5 Kasım 2020 Perşembe - 05:30

  • Kürt halkı ile Türk devleti arasında Kuzey Kürdistan’da, Rojava’da ve Güney Kürdistan’da, topyekün ve çok şiddetli bir savaş sürüyor.

 

Son günlerde Güney Kürdistan’ın daha çok gündeme gelmesi, savaşın bu cephede tahkim hazırlıklarının hızlandırılması ile ilgilidir.

KDP’nin, Zînê Wêrte’yi tutması ile başlayan; ardından Heftanîn, Xinêre, Goşîne ve Helgûrt alanlarına güç yığması, Gare’yi kuşatmaya alması ciddi bir savaş hazırlığıdır.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan geçen hafta yaptığı açıklamada bu gelişmelere dikkat çekmiş; “kendilerini savaşa hazırlayan bir pozisyondadırlar. Nerede bir noktamız varsa oraya bir güç yerleştirmek istiyorlar. Güçlerimiz arasındaki yolları kapatmak amacıyla karakol kurmak istiyorlar.

Yaşanan bu gelişmelerden Kek Mesud haberdar mıdır, değil midir? Görüşlerini öğrenmek istiyoruz. Bu konuya el koymasını ve bu sorunları diyalog yolu ile çözmek istiyoruz. Ben şahsen fedailere, Kürtleri hedeflemeleri talimatını vermek istemiyorum. Ne ben ne de hareketimiz bunu istiyor. Biz karşımızdakilerin de bunu anlamasını istiyoruz. Lütfen! Biz düşmana karşı her gün savaşıyoruz ve savaştan korkmuyoruz. Fakat Kürtler arası bir savaşı geliştirmek istemiyoruz.”

Mesut Barzani dört gün önce bu açıklamaya yanıt verdi; “Kürtlerin Kürtlere karşı savaşını haram kıldığımız tavrımız şehir ve kasabaların asayiş, istikrar ve huzurunu bozarak suistimal edilerek yanlış yorumlanıyor, bu yaklaşımlara sessiz kalmamız beklenemez.

IŞİD’in korkunç saldırılarına karşı kahraman peşmergeler savaş cephesinde savaşarak birçok bölgeyi teröristlerden temizledi. Ne yazık ki Kürdistan Bölgesi’nin bu kazanımları destekleneceğine PKK boşaltılan yerleri ve bazı bölgeleri işgal etti. Halkın kendi yerlerine dönmelerine ve yeniden evlerini inşa etmelerine engel oldular.

Bu dönemde gösterilecek en doğru tavır, Kürdistan Bölgesi hükümetinin meşru egemenlik haklarına saygı göstermek ve silahlı güçlerin dayatmasıyla işgal edilen ve Kürdistan halkı için büyük tehlike arz ettikleri bölgelerden çekilmeleridir.”

İki açıklamanın içeriği, kullanılan dil ve üslup izaha gerek bırakmıyor aslında.

Mesut Barzani bu açıklama ile PKK Yürütme Komite Üyesi Murat Karayılan'ın “Türk devletinin işgaline karşı, Kürt partilerinin birlikte hareket etme” çağrısını red etmiştir. PKK'nin görüşme, diyalog ve müzakere çağrılarına karşı savaş çağrısı yapmıştır. Bu açıklama, daha önce yaptığı "ben sağ oldukça Kürtler arası savaşa izin vermeyeceğim" açıklamasını iptal ettiğinin de ilanıdır.

Mesut Barzani bu açıklama ile, sanki PKK son birkaç yılda Güney Kürdistan'a girmiş, KDP'nin egemenliğini ihlal etmiş algısı yaratmak istemektedir. Oysa PKK, Güney Kürdistan toprakları daha Irak hükümetinin denetimi ve kontrolü altında iken, 1981 yılından beri Güney Kürdistan dağlarındadır. O dönem KDP ve YNK peşmergeleri bu alanlara nasıl yerleştiyse PKK gerillaları da yerleşmiştir. Üstelik 1982 yılında, PKK ile KDP arasında dostane ilişkiler, yardımlaşma ve ulusal birlik başlıklarında bir anlaşma da yapılmıştır. KDP ve Barzani bu anlaşmayı inkar edebilirler mi?

DAİŞ’in, Kerkük’ü ve Musul’u bir günde teslim aldığı ve Hewlêr kapılarına dayandığı günlerde; zengin ailelerin Ürdün’e, Kuveyt’e, Lübnan’a göç etmeye başladığı günlerde, PKK'den yardım isteyen de Mesut Barzani'dir. PKK, KDP'ye ait arabalarla gerillaları Hewlêr, Kerkük ve Mahmur'a göndermiş, DAİŞ'i yenilgiye uğrattıktan sonra kendi alanlarına dönmüşlerdir. Barzani, bu yardımlarından ötürü PKK'ye teşekkür etmiştir.

DAİŞ karşısında umutsuzluğun ve çaresizliğinin kol gezdiği günlerde, HPG gerillalarının dağdan Kerkük’e, Hewlêr’e araba konvoyları ile inerken, halkın sevinç içinde karşılama törenleri de, Barzani’nin Mahmur’daki gerilla komutanlarına teşekkür ziyaretinin video görüntüleri de hala orta yerde duruyor.

Peki DAİŞ saldırırken KDP ve Barzani’nin yardım istediği 2014 yılındaki PKK ile bugünki PKK farklı PKK’ler mi? Zor günde yardım isteyip “ferahlayınca” düşmanlarıyla birleşerek hile ve tezgah kurmak kardeşliğin, siyasi ahlakın ve egemenliğin hangi kısmına giriyor?

Ayrıca iddia ettiği gibi PKK, KDP peşmergelerinin DAİŞ’ten kurtardığı hangi köye, kasaba veya şehre yerleşmiştir?

Mesut Barzani, tek çözümün “PKK’nin işgal ettiği yerler”den çekilmesi olduğunu belirtirken Türk ordusunun Güney Kürdistan'ı işgalini bir sorun gibi görmüyor. KDP yönetiminin son iki yılda Türk devletine verdiği 40 askeri üssü, işgal ve egemenlik ihlali olarak görmüyor. Ama bir Kürt partisi olan PKK'nin Güney Kürdistan'daki varlığını tehlike ve tehdit görüyor.

Doğan Çetin; “KDP, PKK’nin gerçekten tasfiye edilebileceği bir plan görmemiş olsa, bu planın ardında önemli bir güç ve destekçi bulamamış olsa, bunu kendi tek seçeneği haline getirmemiş olsa asla ve asla böyle pervasızca davranamaz, böyle ‘arsız cesareti’ gösteremez. Buradan tehlikenin boyutunu, planın ciddiyetini anlamak mümkündür” diyor.

Sözü edilen plan ABD’nin Suriye-Irak temsilcisi James Jeffrey’nin, Türkiye ile birlikte hazırladıkları PKK’nin tasfiyesi planıdır.  Efrîn, Serêkaniye, Girê Spî’nin işgali ile başlayan, ENKS yoluyla KDP’yi Rojava’daki yönetimin ortağı haline getirmek isteyen; Şengal ve Mahmur’un mevcut durumundan çıkarılarak KDP’ye teslimini içeren projedir.

Kürdistan’ın dört parçasındaki Kürtler ve Güney Kürdistan halkının ezici çoğunluğu KDP’nin içinde yer aldığı bu plana karşıdır. Hazırlıkları yapılan savaşın Kürtler arası bir “birakuji” değil; Türk devletinin Kürt halkıyla savaşı olduğunun da bilincindedir. KDP şimdi telaş içinde, Türk devleti ile yaptığı ortaklığı gizlemeye, saklamaya ve görünmez kılmaya çalışmaktadır.

Ama gerçek apaçık ortadadır: Türk devleti Kürtlere yönelik kapsamlı bir savaş yürütmektedir. KDP de bu savaşta kendi halkının yanında değil, Türkiye’nin yanında ve safında yer almaktadır

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.