Bin insanın çağrısı

Ferda ÇETİN yazdı —

16 Aralık 2021 Perşembe - 23:30

  • Dünyanın değişik ülkelerinden 1000 aydın, yazar, siyasetçi ve akademisyen, 13 Aralık günü, ‘Uluslararası Kürtlere Adalet İnisiyatifi’ne yanıt vererek, dünya kamuoyuna bir çağrı yapmıştır. 1000 kişi adına yapılan açıklamada, "Barış, demokrasi ve insan hakları için PKK’nin, AB’nin Terör Örgütleri Listesi’nden çıkarılması çağrısı yapıyoruz" denilmektedir.

Epey bir zaman oldu kapitalizm, emperyalizm gibi kavramlar kullanılmıyor. Bunların yerine daha sevimli (!) sözcükler bulmuşlar. Serbest piyasa ekonomisi, globalizm, küreselleşme diyorlar.

‘Serbestlik’ de ‘küreselleşme’ de kulağa, kapitalizm ve emperyalizmden daha hoş (!) geliyor. ‘Kapital’ ve ‘emperyal’ sözcükleri insanları ‘kötü şeyler’ düşünmeye sevkeden, yaşadığımız çağın sabıkalı kavramları.

Öyle ballandıra ballandıra anlatılıyor ki, sanırsın ki küreselleşme denilen emperyal yayılmacılık dünyanın bütün haksızlıklarını ve adaletsizliklerini ortadan kaldırmış, tüm insanları eşit imkanlara, eşit bir hak ve hukuk sitemine kavuşturmuş.

Pozitivistler küreselleşmeyi, gelişmenin ve özgürlüğün evrenselleşen hali olarak takdim ediyor. Ama küresel köye ABD, Britanya ve Avrupa’nın ağalık yaptığından söz etmiyor. Bu ülke halklarının haddinden fazla dışa kapalı, fazlasıyla mahalli ve dünyadan bihaber hallerini bilmezden geliyor.

"Küresel cennet"in milyarlarca kurbanı, kendi zenginliklerinin nereden geldiğini merak etmediği gibi, refah diye sahip oldukları şey için ne çok ülkenin harap edildiğini, ne çok insanın yaşadıkları topraklardan sürüldüğünü, ne büyük gaddarlıklar yaşandığını bilmiyor.

"Hür dünya"nın narkoz altında, yarı baygın milyarlarca insanına, yaşadığı dünyanın hakikatlerini anlatmaları için, birilerine bir adım öne çıkma ve konuşma sorumluluğu düşüyor.

Her çağda ve dünyanın her yerinde böyle insanların olması da dünyanın ve insanlığın şansı.

Bu girizgâh ne için?

Dünyanın dört kıtası ve 30 ülkesinden, 1000 yürekli insanın yaptığı çağrıyı anlatmak için;

"Savaşın ve insani dramın en yoğun yaşandığı yerlerden biri olan Kürdistan’da, Türk devleti soykırım denemelerine, inkar ve asimilasyona devam etmektedir. Türk devleti ve Erdoğan hükümeti ‘terör ve terörizmli mücadele’ adı altında her türlü devlet şiddetini meşrulaştırmaktadır.

Kürt halkının doğal ve meşru haklarını tanımayan Türk devleti, parlamentoda legal siyaset yapan Kürt partilerini, milletvekillerini, belediye eşbaşkanlarını ‘terör örgütü üyeliği’ ile suçlamaktadır. Devletin Kürt politikasını eleştiren 3 bin akademisyen ‘terör örgütüne destek’ suçlamasıyla üniversitelerden atılmıştır. Yüzlerce gazeteci ‘terör örgütü üyeliği ve propogandası yapmak’ suçlamasıyla yargılanarak hapse atılmıştır.

Rojava’da, uluslararası koalisyon içinde yer alan ve insanlık düşmanı DAİŞ’i yenilgiye uğratan PYD, QSD, YPG ve YPJ ‘PKK ile ortaklık’ yapmak ve ‘terörizm’ ile itham edilmektedir. Türk devleti ‘terörizme karşı mücadele’ gerekçesiyle Rojava’yı işgal etmiş; Türk ordusu ve DAİŞ mensupları Efrîn, Serêkanîyê ve Grê Spî’ye yerleşmiştir. 

Erdoğan iktidarı, BM denetimindeki Mahmur mülteci kampını defalarca bombalamış, kamptaki birçok insanın ölümüne sebep olmuştur. Türkiye, 15 bin sivilin yaşadığı bu kampın ‘terörist kampı’ olduğunu iddia etmektedir. Bunun gibi Şengal’deki (Sincar) Êzîdî Kürtler de Türk uçakları tarafından sistematik bir biçimde bombalanmaktadır."

Türk devletinin bu pervasız saldırılarını gören dünyanın tanınmış 29 aydın, yazar ve siyasetçisi Kürt halkıyla dayanışmak üzere "Uluslararası Kürtlere Adalet İnisiyatifi" kurmuşlardır.

Bu inisiyatif 5 Kasım 2021 tarihinde bir açıklama yaparak, dünya aydınlarına terör ve terörizm suçlamalarına karşı çıkmaları ve PKK’nin terör listelerinden çıkarılması çağrısı yapmıştır.

Dünyanın değişik ülkelerinden 1000 aydın, yazar, siyasetçi ve akademisyen, 13 Aralık günü, ‘Uluslararası Kürtlere Adalet İnisiyatifi’ne yanıt vererek, dünya kamuoyuna bir çağrı yapmıştır. 1000 kişi adına yapılan açıklamada, "Barış, demokrasi ve insan hakları için PKK’nin, AB’nin Terör Örgütleri Listesi’nden çıkarılması çağrısı yapıyoruz" denilmektedir.

Çağrı, Kürdistan’da Kürtler tarafından değil; PKK yasağının uygulandığı ülkelerdeki aydınlar tarafından yapılmıştır. Çağrıyı önemli ve değerli kılan esas yön budur.

Bir kamuoyu anketi veya bir referandum yapılsa, Kürdistan halkı, ezici bir çoğunlukla PKK’yi, özgürlük mücadelesi yürüten bir hareket olarak destekleyecek; ABD ve AB’nin aldığı yasak kararını tanımayacaktır.

Bu gerçeğin bilincinde ve farkında olan 1000 kişi, ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği’nden, Kürdistan halkının iradesine saygı duyulmasını istemektedir. Çağrı, Kürdistanlıların öncü ve temsilci olarak kabul ettikleri PKK’ye yönelik siyasi ve askeri saldırıların sonlandırılması çağrısıdır.

Bu çağrı ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç, Hollanda, İtalya, Avusturya, Danimarka, Norveç başta olmak üzere, Kürt halkının özgürlük mücadelesini terörizm ile itham eden tüm ülkelere yapılmıştır.

Çağrı, Türk devleti ile siyasi ve ticari ilişkilerini korumak adına, 1990’lı yıllardan itibaren başlatılan bir karalama kampanyasının sona erdirilmesi çağrısıdır.

1000 kişinin çağrısı, İsveç derin devleti ve istihbaratı eliyle, 28 Şubat 1986’da, Olof Palme cinayeti ile startı verilen PKK yasağından dönülmesi çağrısıdır.

Bu çağrı, 26 Kasım 1993 tarihinde, Almanya eliyle tüm Avrupa’ya servis edilen ve giderek Kürt düşmanlığına dönüşen yasağın lağvedilmesi çağrısıdır.

Kendi alanında ün yapmış, dünyanın tanınan ve bilinen 1000 kişisi, ABD ve AB’ye yanlıştan dönmeleri ve Türk devletinin suç ortaklığını sonlandırmaları çağrısı yapmıştır.

Çağrı, küresel hegemonyanın dayatmalarına ve Kürt halkının özgür iradesini ipotek altına alma politikalarına son verme çağrısıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.