Başûr, savaşın bedelini ödemek istemiyor

Dünya Haberleri —

İran

İran

  • Kürdistan Sosyal Demokrat Partisi Politbüro üyesi Ehmed Mihemed: “Kürtler bir yerde tehlikedeyse her yerde tehlikededir. Birlik olmalı ve kongremizi toplamalıyız. Bu durum Başûr’daki siyasi dengeleri de değiştirecektir. Kürtleri birleştiren, haklarını koruyan yaklaşım sergilemeliyiz.”
  • Gazeteci ve yazar Mehdi Gli: “Kürtler Rojhilat’ta, savaşın kurbanı yapılmak isteniyor ve savaş Başûr’u etkiliyor. Başûr halkı bu savaşın bedelini ödemek istemiyor. Kürtler, Ortadoğu’daki kaosu ve savaşı fırsata çevirip özgürlüğünü kazanmalı.

AZİZ ORUÇ/AMED

Kürdistan’ın dört parçasından Kürtler, Ortadoğu’nun yeniden dizaynı için başlatılan savaşlara karşı ulusal birlik ve ortak çalışmanın önemine dikkat çekiyor. Özellikle ABD-İsrail ve İran savaşının başlamasıyla hem Rojhilat hem de Başûr’daki Kürtler çatışmalara çekilmek isteniyor. Savaşı ve Başûrê Kurdistan’a yansımalarını, Amed’de “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu/Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk” şiarıyla kutlanan Newroz’a katılan Kürdistan Sosyal Demokrat Partisi Politbüro üyesi siyasetçi Ehmed Mihemed ve Duhoklu gazeteci-yazar Mehdi Gli ile konuştuk.

Ehmed Mihemed, bir ayını doldurmak üzere olan savaşın en ağır sonucunu Kürtler, Acemler, Azeriler, Lurlar, Beluçlar ve Türkmenlerin yaşadığına dikkat çekerek, “Bu savaş İran ve bölgede yaşanan kaosu hafifletemeyecek aksine çözümsüzlüğü derinleştirecek. İran’ın ihtiyacı, Şahlık rejimi ya da İsrail-ABD egemenliği değil, tersine demokratik bir İran’dır. Yıllardır İran’da biriken sorunlar, savaşla veya rejimle çözülemez ancak değişim ve dönüşümü esas alan bir sistemle çözülür” dedi.

Demokratik potansiyeli açığa çıkardı

“İran savaşı Kürtlerin savaşı değil” diyen Mihemed, Kürtlerin bu süreçte çok dikkatli davranması gerektiğini vurgulayarak, Rojhilat Siyasi Güçler İttifakı’nın kurulmasına işaret etti: “İttifak, İran’da görülmeyen demokratik bir potansiyeli açığa çıkardı. Rojhilat, Kürt Ulusal Birliği’nin ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu. Bu ittifakın genişletilmesi ve daha fazla çözüm gücü olması gerekiyor. Bu mesele yalnızca Rojhilat’ın değil, tüm Kürtlerin meselesidir ve her yerde bu bilinçle yaklaşılması gerekiyor.”

Dört parça ittifakı desteklemeli

ABD ve İsrail’in Kürtlerin dostu olmadığını dile getiren Mihemed, şöyle devam etti: “ABD, Rojava’da Kürt karşıtı politikalar yürüttü. İran’da da Kürtleri Truva atı olarak kullanmak, onları savaştırmak istiyorlar. Kürtler İran’da ABD-İsrail’i de rejimi de tutmak zorunda değil. Kendi güçlerine inanmalı, birliğini güçlendirmeli, doğru bir siyaset yürütmelidir. Rojhilat’taki ittifak önemlidir ama Kürdistan’ın dört parçasında partiler de Rojhilat’ın yanında olmalı. İran rejimi her gün bölgeyi bombalıyor, Kürtlere saldırıyor, onları katlediyor. Rejimlere güvenemeyiz. Kürtler yalnızca demokratik bir siyasetle, birlik olarak bu kaostan güçlü bir şekilde çıkabilir. Savaşın yanında değil; barışın, özgürlüğün, demokrasinin yanında olmalıyız. Kürtler yeni bir yol açarak İran’ı da dönüştürebilir. İran rejimi, Kürtleri yanında görmek istiyorsa, adım atmalı, demokratikleşmeli, idamdan vazgeçmelidir. Yoksa ‘Biz kardeşiz’ sözü inandırıcı olmayacak.”

Ulusal kongre çağrısı

Öte yandan, Bakur’da başlayan sürecin başarıya ulaşmasının Kürdistan’ın dört parçasında tarihi kazanımlar getireceğini ifade eden Mihemed, “Başûrlu bir siyasetçi olarak, Amed’de Newroz alanında olmak büyük bir gurur. Bu alanda da görüyoruz ki milyonlar barışı haykırıyor. Bunu hissetmek, yaşamak bizim için çok değerli. Bakur’daki çözüm dört parçaya da çözümü getirecektir. Bunun Rojava’da da gördük; Kürtler bir yerde tehlikedeyse her yerde tehlikededir. Dolayısıyla birlik olmalı ve kongremizi toplamalıyız. Bu durum Başûr’daki siyasi dengeleri de değiştirecektir. Başûr’da da ailecilik, aşiretçilik siyaseti değil, demokratik bir siyaset yürütülmeli. Kürtleri birleştiren, haklarını koruyan yaklaşım sergilemeliyiz. Diğer parçalardaki Kürtlerin yanında daha çok durmalıyız” dedi.

Çözüm demokratik bir sistemdir

Duhoklu gazeteci-yazar Mehdi Gli ise İran’ın çok kimlikli ve mezhepli yapısına dikkat çekerek, böylesi bir toplumsal çeşitliliğin içinde çözümün savaştan değil, demokratik bir sistemden geçtiğini ifade etti.

Gli, devamında şunları söyledi: “İran’da farklılıkların korunması ve hakların güvence altına alınması, demokratik bir yapılanmayı zorunlu kılıyor. Bu değişim ve dönüşüm dış müdahalelerle ya da savaşla değil, toplumsal mücadeleyle gerçekleşebilir. İran rejimi, demokratikleşmek için en ufak bir gayret göstermiyor. Hatta tam tersine, Kürtleri idam ediyor, tutukluyor, infaz ediyor. İran rejiminin işkencelerle, insan hakları ihlalleriyle, tutuklamalarla, toplu infazlarla çözüm getirmeyeceği açık. Ancak halklar rejimle sorun yaşamasına rağmen dış müdahaleye karşı da mesafeliler. ABD ve İsrail’in halklar için bir çözüm getirmeyeceklerinin farkındalar.”

Kürtler neden özgür olmasın?

Rojava’ya saldırıların başlamasıyla milyonlarca Kürt’ün Rojava etrafında tek ses olduğunu ifade eden Gli, “Kürtler uzun yıllar sonra ilk kez birlik oldu. Dört parçada ‘Yek e yek e yek e, gelê Kurd yek e’ dedi. 67 milyon Kürt var. Neden özgür olmasınlar? Kürt halkı çok ağır bedeller ödedi; artık ‘êdî bese’ diyor. Kürtler artık yanlış siyasetlerin, kurbanı olmak istemiyor. Şimdi de Kürtler Rojhilat’ta, savaşın kurbanı yapılmak isteniyor. ABD-İsrail, ‘Kürtler yanımızda olmalı, bizim için savaşmalı’ derken İran, ‘Kürtler, haklarını istemesin, rejimin yanında olsun’ diyor. Kürtler bunların hiçbirini kabul etmiyor; haklarını istiyor. Bu savaş aynı zamanda Başûr’u da etkiliyor. Her gün İHA’lar uçuyor, bombalar atılıyor. Başûr halkı da bu savaşın bedelini ödemek istemiyor” diye konuştu.

Bir olmalı, birbirini savunmalı

İran rejiminin savaşın başından bu yana binlerce Kürt’ü gözaltına aldığını ve tutukladığını belirten Gli, “Kürtlerin ne suçu var?” diye sordu. Gli, Kürtlerin dört parçada kirli oyunlara karşı uyanık olması gerektiğini söyledi ve ekledi: “Kürtler birbirini savunmalı. Ortadoğu’daki kaosu ve savaşı fırsata çevirip özgürlüğünü kazanmalı. Rojava deneyimi, bir parçadaki kazanım veya kaybın diğer parçaları da etkilediğini gösterdi. İran’da gerçekleşecek bir özerkliğin geleceği Türkiye’de devam eden sürece de bağlıdır. Rojhilat, geleceğini ABD-İsrail’in ‘korumasına’ değil, demokratik bir sistemi, çözümü savunmakta bulmalı. Diğer parçalar da bunun etrafında birleşmeli. Bu temelde çözümü geliştirmelidir.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.