Beğenmeyince darbe yaptı

Dünya Haberleri —

.

.

  • Myanmar’da 8 Kasım 2020’de yapılan seçimlerde desteklediği  Birlik İçin Dayanışma ve Kalkınma Partisi (USDP) kazanmamasından hoşnut kalmayan ordu, Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) zaferini kabullenmedi ve hile yapıldığını ileri sürdü.
  • Seçim Komisyonu, 29 Ocak’ta hile iddiaları yalanladı. Bunun üzerine hazırlıklara başlandığı gözlenen ordu, darbe iddialarını yalanladıktan bir gün sonra darbe yapıp yönetime el koydu. Darbe, uluslararası toplumun tepkisiyle karşılaştı.

 

Myanmar'da 10 yıl önce iktidarı sivil bir hükümete devreden ordu, bu sabah yönetime el koyduğunu açıkladı. 2011'de oluşturulan demokratik yönetimle, 50 yıllık baskıcı askeri rejimlerin geride bırakıldığı umulmuştu. Şimdi ise ülkede bir korku iklimi hakim.

Myanmar ordusu, iktidar partisi Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) Partisi Sözcüsü Myo Nyunt, Devlet Konseyi Başkanı ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Kyi ile partinin diğer yöneticilerinin gözaltına alınmasının ardından ülke yönetimine el koyduğunu bildirdi. Darbenin ardından ülkede olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiğini açıklayan ordu, Myanmar'ın bir seneliğine askeri yönetimle idare edileceğini belirtti. Ordu, ana muhalefetteki Birlik İçin Dayanışma ve Kalkınma Partisi’ni (USDP) destekliyor.

Myanmar lideri Aung San Suu Kyi ve iktidar partisinden diğer üst düzey isimler, dün sabah erken saatlerde gözaltına alındı, Ordu ilk açıklamasında bir yıllık OHAL ilan ederek yönetime el koyduğunu duyurdu. Aung San Suu Kyi'nin partisi Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) Sözcüsü Myo Nyunt'un Reuters haber ajansına yaptığı açıklamaya göre; ülkenin fiili lideri Suu Kyi, Devlet Başkanı Win Myint ve diğer üst düzey isimler gözaltına alındı. Sivil hükümet ile ordu arasındaki gerilimin ve askeri darbe söylentilerinin ardından gelen darbeyle birlikte iktidarın ordudan sorumlu Min Aung Hlaing'e devredildiği duyuruldu. Myanmar ordusundan yapılan açıklamada, Suu Kyi ve diğer siyasi liderlerin, 'seçim hilesine' yanıt olarak gözaltına alındığı söylendi.

NLD, geçtiğimiz Kasım’da hükümet kurmak için parlamentoda yeterli çoğunluğu sağlamış, ancak ordu seçimlerin hileli olduğunu savunarak hükümetin parlamentoyu toplamasının ertelenmesini istemişti. Myanmar Parlamentosu’nun 'seçimde hile' tartışmalarının gölgesinde bugün açılması bekleniyordu. NLD Sözcüsü Nyunt, ilk açıklamasında "Halkımıza aceleyle tepki vermemeleri ve yasaya uygun davranmaları çağrısını yapıyorum" dedi ve kendisinin de gözaltına alınmayı beklediğini ekledi.

AB ve BM tepki gösterdi

Avrupa Birliği (AB), ülkedeki askeri darbeyi şiddetle kınayarak gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istedi. AB Konseyi Başkanı Charles Michel, sosyal medyadaki mesajında darbeyi şiddetle kınadığını belirterek, Myanmar ordusuna ülke genelindeki baskınlarda yasa dışı şekilde gözaltına alınan çok sayıda kişiyi serbest bırakma çağrısında bulundu. Michel, "Seçimlerin sonucuna saygı gösterme ve demokratik süreç, yeniden tesis edilmelidir" dedi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de darbeyi şiddetle kınadığını bildirdi. Borrell, sosyal medyada, "Seçim sonuçlarına ve anayasaya saygı gösterilmeli. Myanmar halkı demokrasi istiyor. AB, onların yanındadır" mesajını paylaştı.

BM Genel Sekreteri Guterres, sözcüsü Stephane Dujarric aracılığıyla yaptığı açıklamada, Myanmar'da ordunun tüm yasama, yürütme ve yargı yetkilerine el koymasından derin endişe duyduğunu belitti. Bu gelişmelerin Myanmar'daki demokratik reformlara ciddi bir darbe vurduğunu ifade eden Guterres, Devlet Başkanı Win Myint ile Devlet Konseyi Başkanı ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Kyi'nin ordu tarafından gözaltına alınmasını güçlü bir şekilde kınadı.

Myanmar ordusuna 8 Kasım 2020'de yapılan seçimin sonuçlarına ve demokratik normlara saygı duyması çağrısı yapan Guterres, görüş ayrılıklarının barışçıl yollarla, şiddetten kaçınılarak, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı çerçevesinde çözülmesi gerektiğini vurguladı.

ABD: Ordu acilen geri almalı

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, yaptığı yazılı açıklamada, "Myanmarlı askeri liderlere, tüm hükümet yetkililerini ve sivil toplum liderlerini serbest bırakmaları, 8 Kasım'daki demokratik seçimlerde ifade edildiği üzere Myanmar halkının isteğine saygı göstermeleri çağrısı yapıyoruz. Ordu acilen söz konusu eylemlerini geri almalıdır" dedi.

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki yaptığı açıklamada, Myanmar'da ordunun yönetime el koymasıyla ilgili olarak ABD'nin durumu yakından izlediğini bildirdi.

Diğer tepkiler

Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne, yaptığı yazılı açıklamada, Myanmar ordusunun bir kez daha Myanmar'ın kontrolünü ele geçirmeye çalıştığını belirterek gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını istedi.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise Myanmar'daki gelişmelerin derin endişeyle takip edildiği vurgulanarak, "Hindistan, Myanmar'da demokratik geçiş sürecini desteklemekte daima kararlıdır. Hukukun üstünlüğü ve demokratik geçiş savunulmalıdır" denildi.

Japonya Kabine Baş Sekreteri Kato Katsunobu, düzenlediği basın toplantısında, Myanmar’da ülke yöneticilerinin gözaltına alınmasına tepki göstererek "demokrasi" çağrısı yaptı. Kato, "Japonya, sorunun demokrasi çerçevesinde ve diyalog yoluyla barışçıl şekilde ilgili taraflarca çözülmesinin önemli olduğuna inanıyor" dedi.

Aung San Suu Kyi

Myanmar'ın bağımsızlık mücadelesine liderlik eden General Aung San'ın kızı olan Aung San Suu Kyi, henüz iki yaşındayken babasını suikast sonucu kaybetti. Suu Kyi on yıllar boyunca Myanmar'ı yöneten askeri güçlerin otoriter yönetimini eleştiren bir "insan hakları aktivisti" olarak tanındı.

1991’de ev hapsinde bulunduğu sırada Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü. 1989 ile 2010 arasında yaklaşık 15 yıl boyunca tutuklu kaldı. Kasım 2015’te lideri olduğu NLD ile Myanmar'ın 25 yıl sonraki ilk serbest seçimini kazandı. Ancak Myanmar Anayasası, çocukları başka ülkelerin vatandaşları olması nedeniyle Suu Kyi'nin başkan olmasına engel oldu. Şimdi 75 yaşında olan Suu Kyi, ülkenin fiili lideri konumunda.

Her ne kadar Myanmar ordusu üzerinde herhangi bir gücü olmadığı bilinse de Müslümanlara yönelik düzenlenen operasyonların 1991’de Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Suu Kyi'nin de prestijini olumsuz etkiliyor. Birleşmiş Milletler (BM), Suu Kyi'yi "suç ortağı" olarak tanımlıyor. Af Örgütü (Amnesty International) Aung San Suu Kyi'ye verdiği Vicdan Elçisi Ödülü'nü geri çektiklerini açıkladı. Suu Kyi ise Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik uygulanmadığını söylüyordu.

Ordu 'darbe yok’ demişti

Myanmar ordusu, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in yanı sıra ülkedeki Batılı bazı büyükelçiliklerin, 1962 darbesi sonrası 49 yıl boyunca ordu tarafından yönetilen Myanmar'da yeniden bir darbe ihtimaliyle ilgili endişelerini dile getirmelerinden bir gün sonra açıklam ayapmıştı.

Tatmadaw olarak da bilinen Myanmar ordusundan yapılan açıklamada, Başkomutan General Min Aung Hlaing'in, anayasanın feshedilebileceği yönündeki son açıklamasının yanlış yorumlandığı kaydedildi. "Tatmadaw, 2008 anayasasını koruyor ve yasalara göre hareket edecek" denilen ve medya ile yabancı kuruluşların suçlandığı ordu açıklamasında, "Bazı organizasyonlar ve medya, kendi istedikleri varsayım üzerine ordunun anayasayı feshedeceğini yazdı" ifadelerine yer verildi.

Myanmar Genelkurmay Başkanı Hlaing, 27 Ocak’ta kanunların düzgün şekilde uygulanmaması halinde anayasanın feshedilebileceği çıkışında bulunmuştu.

Ordunun desteklediği ana muhalefetteki Birlik İçin Dayanışma ve Kalkınma Partisi (USDP), 26 Kasım 2020’de, Myanmar’da 8 Kasım’da düzenlenen ve iktidardaki NLD'nin kazandığı seçimde oyların yeniden sayılması çağrısında bulunmuştu.

Devlet Konseyi Başkanı ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Kyi'nin liderliğindeki NLD partisi seçimde 642 sandalyeli ulusal meclisteki 346 sandalyeyi kazanarak hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşmıştı.

Ordunun desteklediği ana muhalefetteki USDP, 25 sandalye ile ikinci sırada yer alırken Şan eyaletindeki etnik grupları temsil eden Demokrasi İçin Şan Milletleri Partisi (SNLD) 15 sandalyeyle üçüncü parti olmuştu.

Anayasası da ordu ürünü

Myanmar'da ordunun 2008'de hazırladığı anayasa, iktidar partisinin meclisin kontrolünü sağlamasına engel oluyor. Ordu, anayasanın değiştirilmesini önleyebilmek için meclis üyelerinin yüzde 25'ini seçim olmadan atıyor. Ayrıca bazı kilit bakanlıklara da askerlerin elinde bulunduğundan, hükümet üzerinde de doğrudan kontrol uyguluyor.

İki meclisli parlamenter sistemle yönetilen Myanmar'ın Senatosu 224, Temsilciler Meclisi 440 üyeden oluşuyor. Ordu tarafından 56 senatör ve 110 milletvekilinin atandığı ülkede, her iki meclisten toplam 322 sandalye elde eden parti, hükümet kuracak çoğunluğu sağlıyor.

Ülkede, 8 Kasım seçimlerinde 5 milyonu ilk kez olmak üzere 37 milyon seçmen oy kullanmış, yaklaşık 7 bin aday, toplam 1171 ulusal ve yerel meclislerdeki sandalye için yarışmıştı.

Darbeyi haklı kılamaz

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Asya Direktör Yardımcısı Phil Robertson, "Aung San Suu Kyi seçimden zaferle ayrıldı" dedi.  BBC'ye konuşan Phil Robertson, delil olmaksızın "Trumpvari iddiaların" ortaya atıldığını söyledi ve iddialar doğru olsa dahi "darbenin açıklanamayacağını" kaydetti. Robertson, "Son gelişmelerin ardından NLD güç mü kaybetti? Cevap, hayır" dedi.

Eski bir gazeteci olan Aye Min Thant, darbeyle ilgili BBC'ye yaptığı değerlendirmede ordunun seçim sonuçlarından duyduğu utancın altını çizdi: "Kaybetmeyi beklemiyorlardı. Ordudakilerin aileleri de onların partisine oy vermemiş olmalı."

Aye Min Thant, ordunun ülkedeki konumunu nasıl gördüğünü anlamak gerektiğini söylüyor: "Uluslararası medya, Aung San Suu Kyi'den 'anne' olarak bahsetmeye oldukça alışkın. Ordu ise kendisini 'ulusun babası' olarak görüyor."

BBC'ye konuşan Singapur Ulusal Üniversitesi Asya Araştırma Enstitüsü'nden Gerard McCarthy, mevcut sistemin ordu için son derece yararlı olduğunu hatırlatıyor ve ekliyor: "Tam bir komuta özerkliğine sahipler. Ticari çıkarları için oldukça büyük uluslararası yatırımları var. Sivillere yönelik savaş suçlarının da üstü örtülmüş durumda."

HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.