Belawela, müzik yolculuğum
Kültür/Sanat Haberleri —

Agit Işık
- Türkçede 'dağınık' anlamına gelen Belawela, aynı zamanda albümdeki parçalardan birinin adı. Sözünü ettiğim bu dağınıklık o şarkıya da yansıdı. Belawela sadece bu albümün içeriğini değil, bu zamana kadarki müzik yolculuğumu da anlatan bir isim oldu.
MIHEME PORGEBOL
Agit Işık’ın son albümü Belawela’nın ikinci şarkısı 'Riko' geçtiğimiz ay yayımlandı. Tanıdık ama tarif edilmesi zor ruh hallerini anlatan Riko’da Işık, yaşadığı deneyimleri, gözlemleri ve insan ilişkilerini de işliyor. 'Riko' vesilesiyle Agit Işık ile Belawela’nın doğuş sürecinden 'Riko'nun ilham kaynağına, son dönemlerde etkisi daha fazla hissedilen yapay zekanın müzik ile ilişkisine kadar pek çok konuyu konuştuk.
Son iki ay içinde 'Belawela' albümünden iki şarkı paylaştınız. Neden 'Belawela' ismini aldı albüm?
Yayımladığımız şarkılar, hala üzerinde çalıştığımız Belawela adlı albümün parçaları. Albüm, farklı zamanlarda şekillenen on eserden oluşuyor. Makam ve ritim arayışları, söz yazım süreçleri ve aranjelerdeki yaklaşımlar birbirinden oldukça farklı. Belirli bir tarza dahil olmayan bu çeşitlilik bizi 'Belawela' ismine götürdü.Türkçede 'dağınık' anlamına gelen Belawela, aynı zamanda albümdeki parçalardan birinin adı. Sözünü ettiğim bu dağınıklık o şarkıya da yansıdı. Sanırım epey dağınık bir şarkı çıktı ortaya. Açıkçası müzikle kurduğum ilişkide de bu dağınıklık hep vardı. Önceki albümlerimin repertuar süreçlerine dönüp baktığımda bestelenmiş şiirler, kendi yazdığım şarkılar, geleneksel ezgiler ve müzisyen dostlarımın eserlerini yorumlamışım. Dolayısıyla 'Belawela' sadece bu albümün içeriğini değil bu zamana kadarki müzik yolculuğumu da anlatan bir isim oldu diyebilirim.
Albümdeki parçaları belli aralıklarla yayımlamanızın özel bir nedeni var mı?
Teknolojiyle birlikte dinleyicilerin alışkanlıkları da bizim çalışmalarımızın sunum formatı da değişiyor. Birçok müzisyen artık şarkıları tek tek yayımlayarak dinleyicinin dikkatini belirli aralıklarla yeniden kendi üzerinde toplamaya çalışıyor. Ancak benim durumum biraz da albümü planladığımız tarihe yetiştirememiş olmamızdan kaynaklandı. İkinci albümden sonra dört single yayımlamıştım. Bu kez dinleyicinin karşısına doğrudan bir albümle çıkmak istiyordum. Ancak sürenin uzayacağını fark edince, en azından tamamlanan şarkıları birer birer yayımlamaya karar verdik. Önümüzdeki günlerde diğerlerini de paylaşacağız.
Son yayımlanan 'Riko' bir karakteri anlatıyor gibi. Hepimizin hayatında bir şekilde karşılaştığı ama tam tarif edemediği biri. Riko hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Genel olarak şarkı sözlerini açıklamanın, şarkının çağrışım alanını daralttığını düşünürüm. Aslında bir soru gelmedikçe içeriğinden çok söz etmeyi düşünmediğim bir şarkı 'Riko'. Bu nedenle söylediklerim, sözleri açıklanmasından ziyade yola çıkış noktasını anlatmak olarak anlaşılsın isterim. Çünkü bir ithaf gibi duran bu şarkı, birilerini tanımlama ve işaret etme değil de bir gözlem ve ruh hali dökümü gibi oldu.
Sanki hepimiz 'Riko' diyebileceğimiz birini tanıyoruz ama kim olduğunu tarif edemiyoruz gibi…
Bir dönem down sendromluların da olduğu bir rehabilitasyon merkezinde çalıştım. Çoğumuzun hayatında ilişkilendiği bu arkadaşlarla zaman geçirme fırsatım oldu ve gerçekten çok güzel günler geçirdim. Zamanla zihnimin, imrendiğim bazı durumları not ettiğini fark ettim. Bunları bir süreci anlatmak için söylüyorum. Aslında imrenmekten kastım bir güzelleme yapmak değil. Onların yaşadığı zorlukları da görerek söylüyorum bunu. Yani soğuk bir laboratuvar ortamında veri toplar gibi değil, içinde bulunduğum doğal bir deneyimden bahsediyorum.
Onlarla çalışırken birçok şeyi yapamadığımı fark ettim. Sevinçlerini de kızgınlıklarını da hemen gösteriyorlar. Sarılmak istediklerinde hemen harekete geçiyorlar. Şarkı söylediğimde hiç bilmeseler bile sanki biliyormuş gibi eşlik ediyorlardı. İnatlarını ise bir tek duygusal yakınlık hissettikleri kişiler kırabiliyordu. Sanırım bu şekilde şarkının çevirisini de yapmış oldum.
Sorunuzdaki tanıdık gelip tasvirini yapamama vurgusu aslında yapmak istediğimle örtüşen bir durum. İmrenilen belirli bir karakter olarak değil de, imrenmemiz gereken ruh halleri diye kurguladım şarkıyı.
2014’ten bugüne Agit Işık
İlk stüdyo albümü 2014’te ‘Lorîna Sibê’ adıyla yayınlanan Agit Işık, sonrasında Şair Bro Omerî' nin anısına, şiirlerinden bestelenmiş eserlerin yer aldığı ‘Peşk’ albümünde ‘Rojên Tarî’ adlı bestesiyle yer aldı. Bu arada da Fêrîkê Ûsiv’in şiirinden ‘Gulnaz’ adlı şarkıyı ve Berken Bereh’in şiirinden de ‘Karxezal’ı besteledi. 2017’de "Fikri Kutlay Şarkıları" adlı albümde İlkay Akkaya ile birlikte Govek’i düet olarak yorumladı. Aynı yıl, şair Cemîl Denlî ‘Wê Êvarê’ adlı şiiri Dr. Ahmet Kaya’nın bestesiyle tekli olarak yayınlandı. İkinci albümü olan Hezi’yi 2020’de dinleyicisinin beğenisine sunan Işık, ardından Mehmet Atlı'nın albümü, ‘Na,Ne Tenê me’ adlı 30.yıl albümünde ‘Pisîk'i okudu. Şu sıralar yayınlamaya başladığı ‘Belawela’ albümünden önce de 'Keyso’, ‘Nanoziko’ ve ‘Êdî Wext e’ adlarında üç tekli şarkı yayınladı.
Şarkıda, önemli bir müzisyen olan Erdal Dağhan’la birlikte çalıştınız. Bu birliktelik nasıl başladı?
Erdal’la tanışmadan önce de müziğinden haberdardım. Yenilikçi yaklaşımını seviyor ve albümlerini sıkça dinliyordum. Batman’da tanıştık. O sırada 'Keyso' şarkısı üzerinde çalışıyordum. Müzik için buluştuğumuz sohbetlerde ona müziğe yaklaşımımı anlattım. 'Kew Hêlûn'dan 'Keyso'ya uzanan süreçte oluşan 'Belawela' durumunun yani dağınıklığın bilinçli bir tercih olduğunu anlatıyordum.
O dönemde sözleri üzerinde çalıştığım 'Riko'nun, Erdal’ın blues rock arayışlarına uygun olduğunu düşündüm. Kendisine birlikte çalışmayı teklif ettiğimde yoğunluğuna rağmen sağolsun kabul etti. Ortaya çok iyi bir iş çıkardı. Erdal’la çalışmak hem zevkli hem öğreticiydi. Benim isteklerimi gözetirken kendi soundunu da şarkıya yansıttı. Bu yüzden duygusundan bağımsız olarak müzikalitesini ayrı bir yere koyduğum bir eser oldu.
Günümüzde müzik ile yapay zeka arasında son derece hızlı bir entegrasyon süreci yaşanıyor. Siz bu ilişkiye nasıl bakıyorsunuz?
Ben meseleye karşıtlık ya da destek ikileminden ziyade, anlamaya çalışarak yaklaşıyorum. Teknolojiye meraklı ama teknik beceri ve kullanım açısından çok yetkin olmayan biri olarak bu alandaki gelişmeler beni her zaman heyecanlandırdı. Hayatımızdaki yerine gelince, yapay zekanın bir tür asistan gibi kullanılabileceğini düşünüyorum ben de. Özellikle eserlerin düzenlemesi konusunda fikir vermesi açısından böyle bir işlev görüyor. Ben henüz çok pratiğe dökemedim ama size ait bir melodiyi istediğiniz tarzda işleyebilen bir asistanla çalışmak oldukça heyecan verici. Aslında aranjörlerle çalışırken de yaptığımız buna yakın bir şey. Bir nevi yazdığımız 'prompt'lar üzerinden ortak bir noktada buluşuyoruz. Elbette işin etik boyutu ve telif hakları gibi birçok başlığı var. Bu oldukça uzun bir konu ama yaklaşımım özetle bu.
Bir de organiklik vurgusuyla yapay zekanın karşısında durulmasına anlam veremiyorum. Bunu, kimi şarkılarını tek gitarla söyleyen biri olarak söylüyorum. Yapay zeka bir veri tabanından yola çıkarak bizim yazdığımız prompter ile bir sunum yapıyor. Biz 'organik' müzisyenler de aslında bizden önce yapılanları dinleyerek, yazılmış şarkıları inceleyerek ve okuyarak bir sonuca varıyoruz. Evet, insan biricik ama o da taklit ediyor. Biz doğayı taklit ediyoruz, yapay zeka da bizi. Yapay zekanın bireyin zihninin sınırlarını katbekat aşabilmesine rağmen insanlığın zihin evreninin genişliğine ulaşamayacağını düşünüyorum. Bu yüzden insan faktörü her zaman bu işin bir yerinde olacak. Son olarak ne içinde kaybolalım yapay zekanın ne kalalım büsbütün dışında!
Kürt müziğinde de yapay zeka üretimleri ortaya çıkmaya başladı. Çalma listelerinde otomatik olarak yapay zeka üretimleri yer alabiliyor. Yapay zekanın sunduğu avantaj ve dezavantajları Kürt müziği açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bahsettiğiniz listelerdeki yapay zeka eserlerinin ortak noktası yüksek tempo, dinamik bir aranje ve üst oktavların tercih edildiği sesler olarak karşımıza çıkıyor; ki bunun zaten genel bir dinleme alışkanlığı olduğunu bildiğim için şaşırmıyorum. Hatta bazılarını başarılı da buluyorum.
Ben bunu bir rekabet ya da alan kaybından çok yeni bir başlık olarak değerlendiriyorum. Dinleyicilerin dosyalarına "yapay zeka şarkılarım" klasörü eklendi çoktan.
Dezavantaj bağlamında ise stüdyo müzisyenliğinin etkileneceğini düşünüyorum. Yapay zeka ile de olsa, eserleri performe etme kısmı hep bir ihtiyaç olarak kalacak. Birlikte dinleme deneyiminin talebi azalmayacak.















