Ben Kürt'üm, kaybedecek vaktim yok

Kadın Haberleri —

21 Ekim 2020 Çarşamba - 23:00

  • Arife Soysüren: Son 10 yıldır istisnasız her eyleme katılıyorum. Tüm hayatımı mücadeleye göre belirliyor, öyle yaşıyorum. Ama bunun hala yeterli olduğunu düşünmüyorum.

BARIŞ BALSEÇER
STRASBOURG

Avrupa’daki her eylemde karşılaştığım yüzlerden biri Arife Soysüren. Arife, yıllardır eylemlerle dünyaya seslerini duyurmaya çalışan Kürt kadınlardan sadece birisi.
Fransa’nın Strasbourg kentinde 12 Ekim tarihinde başlayan oturma eyleminin ikinci haftasını devralan TJK-E aktivistleri grubunda kendisiyle tekrar karşılaştım. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması amacıyla 9 yıldır devam eden Özgürlük Nöbeti’nin sürdürüldüğü alanda devam eden eyleme katılan Arife, yaklaşık 30 yıldır Avrupa’da yaşıyor. Mereş Elbîstan’dan evlenerek Belçika’nın başkenti Brüksel’e yerleşen Arife, hayatını anlatırken bir Kürt kadını olarak Avrupa’da verdiği mücadeleyi de özetledi.
Bir kız çocuğu annesi olan Arife’nin hayali üniversite öğrenimine devam etmek iken, geldiği Avrupa’da okula devam edebileceğine ikna edilir ancak hayalini gerçekleştiremez.

Avrupa bir çözüm gibi görünmüştü

Hem özgürlük hareketini tanıması öncesinde hem de sonrasında haksızlığa başkaldıran bir kişiliği olduğunu söyleyen Arife, şöyle konuştu: “Toplumun sisteme uyumu, geleneksel bazı kurallar her zaman için isyan sebebim oldu. Özellikle de kadının ikinci plana itilmesine karşı. Örneğin aile içinde babamın anneme karşı o eril davranışları, başka babaların kadınlara karşı bu davranışlarına her zaman tepki verdim. Ama tek başıma toplumu dönüştüremeyeceğimi düşünürdüm. Dolayısıyla Avrupa’ya evlilik üzerinden gelmek, kabul etmediğim bu toplumdan uzaklaşmak anlamına geliyordu benim için. Avrupa bir çözüm yolu gibi görünmüştü. Okula devam edeceğimi de düşününce, bu gelmemi tetikledi. Bu kaçma halinde aslında kendimce hem sisteme karşı durmayı hem de bir kadın olarak özlemini duyduğum şeyleri yapmanın özgür iradesini pratikleştirme hayali de vardı.

Ezilen bir halkın bireyi olmak

Buraya geldiğimde ise durumlar farklıydı. Hem farklı bir topraktan gelmiş bireydim hem de ezilen bir halkın bireyiydim. Bu iki durum bir araya geldiğinde daha farklı bir hal alıyor. Bu ülke her zaman benim için başkasının eviydi. Bu duyguyu, hissi sürekli duyumsadım. Bizde bir laf vardır; “Komşunun evi saray, senin evin ağaç kovuğu olsa bile evin senin sarayındır.” Vatandaşlığım da var ama hiç bir zaman kendimi buraya ait hissetmedim.”

Bir aradalık ruhsal bir ihtiyaç

Bu burukluğu kendi toplumuyla buluşma yoluyla aşabileceğini gördüğünü söyleyen Arife, köydeyken insanlarla arasına koyduğu mesafeyi burada aştığını belirtiyor. Bunu örgütlülük olarak tarif eden Arife, kendi halkıyla yan yana durmanın önemine dair şunları ifade ediyor: “Örgütlülük kendi toplumun ve halkınla nerede olursan ol bir araya gelmektir. Bu ayrıca ruhsal bir ihtiyaçtır. İnsan, hele de diasporada kendi toplumuyla iletişim halinde olmasa, kocaman bir yalnızlığa düşüyor. Kendi toplumunla bir araya geldiğinde aslında farkında olmadan bir eylem yapıyorsun. Kendi toprağından birisiyle yan yana gelip içine girdiğin girdaptan sıyrılabiliyorsan, bana göre bu bir eylemdir. Kürt Özgürlük Hareketi bundan dolayı bir halk hareketidir.”
Arife, sömürü, katliam, sürgünlerden dolayı dört bir yana dağılmış, inkarın eşiğindeki Kürtlerin, nerede olurlarsa olsunlar kendi kimliklerini koruma ve yaşatma sorumluluklarının olduğunu dile getirerek, “90’lı yıllara kadar yurtdışına gelen her Kürt, geldiği ülkelerde kayıtlara ‘Türk’ olarak geçiriliyordu. Ama bu mücadeleyle birlikte Kürtlere özgüven geldi. Şimdi herhangi bir resmi işlem yapmaya gittiğimizde, sorduklarında “Kürt’üm” diyorum. Artık kimliğimize Kürt olarak kaydediliyor. Bu, verilen bu mücadelenin sonuçlarından sadece birisidir.
Çocukluğumu hatırlıyorum. Bırakın okulu, sosyal ortamımızda bile ne Kürt ne de Alevi olduğumuzu söyleyebiliyorduk. Katliamlardan geçmiş bir halka ve inanca mensuptuk çünkü. Ama şimdi bu mücadele ile sesimizi duyurabiliyoruz. Dünya bile Kürtleri bu mücadele ile gördü ve tanıdı” diyor.

Bir gün bile eyleme gitmesem…

Kimlik savunması ve kaygısı ile ilgili ilginç şeyler de yaşadığını belirten Arife, bununla ilgili bir anısını anlattı: “Sanırım yıllarca kimliğimizi, inancımızı saklamaktan kaynaklı şimdi doktora gitsem bile ilkin Kürt olduğumu söylüyorum. Yani sanki doktor teşhis ve tedavi yaparken ilkin Kürt olduğumu bilmesi gerekiyormuş gibi hissediyorum. Diyelim ki doktor “sizin bu hastalığı yenmeniz için dinlenmeniz gerekiyor” der, ben hemen itiraz ederim. “Ben Kürt’üm, bunu yapamam. Kaybedecek zamanım yok. Sokaklarda, eylemlerde olmam gerekiyor” diyorum. Biliyorum ki her an katliamlarla karşı karşıyayız. Sanki bir gün bile olsa bir eyleme gitmezsem, bir insanımız benim yüzümden katlediliyormuş gibi hissediyorum.
Artık Kürtleri tanıyorlar. Bir arkadaş hastalanmıştı. Doktora gittik beraber. Yine Kürt olduğumuzu belirtmiştik. Arkadaş muayene oldu ve biz çıkarken doktor “Yaşasın Kürtler” diye seslendi arkamızdan. Gurur duymuştum. Yani nereye gidersem gideyim, ezilen bir halkın bireyi olarak Kürtleri mutlaka hatırlatma gereği duyuyorum. Böyle bir misyon biçiyorum kendime.”

Öcalan’a borcumuz var

Arife Soysüren, son 10 yıldır istisnasız her eyleme katıldığını, tüm hayatını mücadeleye göre belirleyip öyle yaşadığını ancak yine de yeterlilik duygusu hissetmediğini söylüyor.
Üç nedenden dolayı eyleme geldiğini dile getiren Arife, “Tecride, Faşizme, İşgale Son; Özgürlüğü Sağlama Zamanı’ hamlesinin kendisi için önemine dair şöyle diyor: Bu eylem benim için çok önemli. Üç nedenden dolayı eyleme geldim. Birincisi Önderlik şahsında Kürt halkına bir tecrit uygulanıyor. Önderliğin esareti bir bütün Kürtlerin tutsak edilişini temsil ediyor. İkinci neden; Önderlik ve binlerce insanımızın mücadelesiyle artık kendimize güvenerek “Kürdüz” diyebiliyoruz. Önderlik şahsında binlere borcumuz var.
Bir kadın olarak üçüncü nedenim de şu. Önderlikten ve PKK’den önceki hareketler ve öncüler hep derdi ki “Önce devrim yapalım, sonra kadın haklarını düşünürüz. Kadınlar devrimden sonra özgürleşir.” Ama bu hareket, “Kadın özgürleşmeden, toplum özgürleşemez” dedi. Şu gerçekliği unutmamamız gerekiyor. Bir halkı yok etmek istiyorsanız kadına yönelirsiniz ilkin. Var etmek istiyorsanız da, aynı şekilde kadına yönelirsiniz.Toplumu, adaleti, sistemi düzeltecek olan kadındır. Dolayısıyla kadın özgürleşmeden hiçbir şey düzelmez.”

Ellerde dillerde Öcalan

Strasbourg’daki eylemi hafta başında devralan kadınlar Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri eşliğinde dün Avrupa Konseyi (AK) binası önüne yürüdü.
Yürüyüş boyunca stran ve marşlar çalınırken kadınlar sık sık “Öcalan’a özgürlük” sloganı attı. AK daimi temsilciliklerine de Öcalan temalı dosyaların teslim edilmesine devam edildi. Kadınlar dün İngiltere, Fransa, İtalya, Belçika, Malta ve Lüksemburg temsilciliklerine dosya verdi.
AK önüne bugün de kitlesel bir yürüyüş organize edilecek. Kleber Meydanı’ndan saat 11.00’de toplanacak kitle Avrupa Konseyi’ne yürüyecek. AK’de bugün HDP’ye yönelik baskılar ile CPT’nin İmralı raporu ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin de ele alınacağı online bir oturum gerçekleşecek.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.