• “Bir daha yan yana gelme şansımız olmayacak… Aradığımız her ne ise birlikte yaşadığımız insanlarda ve bu yaşamın içindedir. Ne bir masalda bulacağız onu ne de bir efsanede.”

DELİL MUHLİS KAYA

Sonsuz yaşamın kısacık bir anına denk gelen yaşamlarımızı düşünün… Bir daha birlikte yaşayamayacağımızı, bir daha yan yana gelemeyeceğimizi düşünün. Yaşamın bu uzun çizgisinin, nokta bile sayılamayacak bir yerinde dünyaya geliyoruz. Ve yaşayacağımız o kısacık yaşam diliminin içinde karşılaşıyoruz. Bizim tarihimiz, işte o anın kendisinde başlıyor. Onun içindir ki tarih, yaşandığı anda yazılır. Aksatmaya, ertelemeye gelmez. Asla tekrara izin vermez, geçen bir saniyesini bile geri almak mümkün değildir. Ne doğmadan önce ölenleri gördük ne de öldükten sonra doğanları göreceğiz. Bir daha doğma şansımız olmayacak. Bir daha yan yana gelme şansımız da…

Aradığımız her ne ise birlikte yaşadığımız insanlarda ve bu yaşamın içindedir. Ne bir masalda bulacağız onu ne de bir efsanede. Birbirimizin hikayesini ancak aynı zaman diliminde yaşayanlar yazmalıdır. Çünkü bizi, yaşadıklarımızı ve birbirimizde bıraktığımız izleri en iyi, aynı zamanı paylaşanlar anlayabilir. Ama ne olursa olsun, yaşayarak direnmenin bir yolunu da bulacağız. Hep beraber… Zaferlerimizin de sıradan yaşamlarımızın da hikayesini, önce biz okumalıyız; yazanların kaleminden, kendi yaşamlarımızın içinden…

Ve eğer yazılacaksa kahramanlık hikayeleri, eğer yazılacaksa fedailik destanları, bunlar en çok Güneş’in yoldaşları için yazılmalıdır. Yüzlerinde henüz hiçbir çizgi oluşmadan, saçlarına aklar düşmeden, bedenleri daha yorulmadan insanlık düşmanı katillerin karşısına bütün güzellikleriyle, heybetleriyle ve onurlarıyla dikilenler anlatılmalıdır. Onlar yazılmalıdır…

Onlar ki güldüklerinde gözleri kaybolan, elmacık kemikleri belirginleşen; sonsuz öğretileri ve cesaretleriyle bin yıllık öfkeyi düşmanın karşısına çıkaranlardır. Onlar ki yaşamın henüz baharındayken bütün güzelliklerini, umutlarını ve inançlarını ortaya koyarak direnenlerdir. Bin yılın öfkesini düşmana kusanlar, yalnızca birer kahramanlık hikayesinin değil aynı zamanda direnişin, inancın ve insanlık onurunun da anlatıcıları olmalıdır.

Çünkü bazı yaşamlar, yalnızca yaşanıp geçilmez; geride iz bırakır, anlam yaratır ve başkalarının yüreğinde yaşamaya devam eder. Ve bazı hikayeler vardır ki onları yazmak, yalnızca geçmişi anlatmak değil, yaşanan zamana ve insanın kendi tarihine tanıklık etmektir.