Bir direniş günü olarak 8 Mart

Sara AKTAŞ yazdı —

4 Mart 2021 Perşembe - 22:26

  • 8 Mart, kadınlar cephesinden herhangi bir günün adı değil, direnişin ve mücadelenin en stratejik kazanımlarının sembolize olduğu bir günün adıdır. 8 Mart ne erkek egemen yapıların kadınlara armağan ettiği bir gündür ne de öyle bir çırpıda elde edilmiş hakların ifadesidir. 

8 Mart’ın tarihçesi bedel ödenerek, canla, kanla yaratılmış kazanımların tarihçesidir. Tarlalarda, fabrikalarda çalışan işçi kadınların emeğinin, sokaklarda her türlü şiddete göğüs geren, ezilen ve zulüm altında özgürlük için mücadele eden tüm direnişçilerin günüdür. Dolayısıyla demokratik söylemler eşliğinde kadın haklarından sıkça bahseden egemenlerin tanımladığı biçimiyle ehil ve bir günlük merasime dönüştürülecek bir gün asla değildir. Bu nedenle bir kaç önemli hatırlatmada bulunmanın yararlı olacağı kanısındayım.

Birincisi; son yıllarda egemen erkek zihniyeti ve bağlı yapıları, 8 Mart’ı ele geçirmek, devlet ve iktidar politikalarının aracına dönüştürmek için ideolojik özünden uzaklaştırıcı birçok resmi kutlama biçimleri geliştirmektedir. İktidarların tehlike olarak gördüğü ya da engellemek istediği her mücadele zeminini ve dinamiğini siyasal politikaların fırsatına çevirme eğilimleri yeni bir durum olmasa da, erkek egemen kapitalist sistemin bu politikasını 8 Mart’ları direniş özünden boşaltmak, sıradanlaştırmak olarak okumak yanlış olmayacaktır.

İkincisi; sömürü karşısında bedel ödenerek yaratılan 8 Mart’ın kapitalist ekonominin sömürüsünün zemini ve aracı haline getirme çabaları da erkek egemen bir strateji olarak oldukça sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur. Bilindiği gibi kapitalizm özel mülkiyetçi sistemlerin en gelişmiş biçimidir. Ve diğer sınıflı toplumlardan ayrılan en belirgin özelliği, tüm toplumsal yaşamı sermaye için daha fazla kar etme hedefine göre dizayn etmesidir. Nitekim kapitalist pazar ekonomisinin her şeyi pazarlamanın aracına çevirerek, ticareti canlandırma aracına dönüştürmesi her 8 Mart’da artık kutlamalar kadar sıklıkla karşılaştığımız bir durum olmaya başladı. Ticari araçsallaştırmalarda 8 Mart, anneler, babalar, sevgililer günüyle eşitleniyor ve kadınlar için bir şeyler yapmak yerine, kadınlar için kadınlar üzerinden veya kadınlardan para kazanılıyor. Bu bakımdan 8 Mart’ı kozmetik ürünlerinde indirim yapmaya veya çiçek dağıtarak kutlamaya indirgemek 8 Mart’ın direniş özünü yok saymak ve sıradanlaştırmak anlamına gelmektedir.

Üçüncüsü; 8 Mart geçmişe ait, olmuş bitmiş ve salt kutlanması gereken bir mücadelenin adı değildir. Bugün dünyanın her yerinde kadınlar isyan halindeyse, kadınlara dönük şiddet ve öldürme bir kırım düzeyine gelmişse, hala kadınlar kapitalist sömürüden, eşitsizlikten mustariplerse, sayısız kadın sosyal haklarından mahrum yaşıyor ve kadınlar dünyanın en yoksul kesimini oluşturuyorlarsa, kadın bedeni hala bir savaş alanıysa 8 Mart’ı bitmiş ve kutlanması gereken bir gün olarak ele almak yanılgılı olacaktır. Dolayısıyla 8 Mart direnişi hala bütün çetinliği ile devam ediyor. 8 Martları tarihte değil günümüzde de yaşatmaya devam etmek zorunluluğu tüm kadınların önünde duruyor. Kuşkusuz Lyon’daki, Silezya’daki, New York’taki ve Şikago’daki grevlerin, bunlardan önceki ve sonraki kadın mücadelelerinin hepsinin buluştuğu yer olan 8 Mart, bugün de tüm kadın direnişlerinin buluştuğu ve ivme kazandığı bir eşik olmaya devam ediyor.

Dahası artık dünyanın her yerinde kadınlar 8 Mart gününü beklemeden her günü 8 Mart direniş ruhu ile geçiriyor. Sokaklara yansıyan talepler farklılık gösterse de, talepleri dillendiren kadınlar farklı farklı deneyimlerin sahibi olsada, ayrı hareket noktalarından yola çıkılmış ve belki farklı hareket noktalarına uygun farklı hedeflere doğru yürünse de tüm bu zigzagları içeren ortak şey kadınların isyan hareketi olmaktadır. Kuşkusuz giderek güçlenen bu isyan hareketinin kalbini ise Ortadoğu merkezli büyüyen Kürt kadın devrimi oluşturuyor. Erkek iktidarlarının tüm zülüm uygulamaları ve barbarlık geleneklerine rağmen boyun eğdiremediği Kürt kadın hareketi yarattığı devrimci ve dönüştürücü sinerji ile her geçen gün kadınları biraz daha özgürlük hayallerine yakınlaştırıyor. Bu vesileyle bir kez daha direnen ve mücadele eden, bıkmadan usanmadan özgürlüğü haykıran tüm kadınların direniş günü kutlu olsun diyorum.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.