Biz bu düşmanı yeneceğiz

21 Nisan 2022 Perşembe - 21:30

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan

1- Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanı Murat Karayılan, Türk devletinin son saldırısının 2016’dan itibaren belirlediği yeni Kürt karşıtı ve Yeni Osmanlıcı stratejinin parçası olduğunu belirterek, PKK’nin ilk hedef olduğunu söyledi. Karayılan, mevcut savaşın, iki taraf için de ölüm-kalım savaşı görüldüğünü belirtti.

2- Türk devletinin Garê hezimetinin ardından üç ay içinde Kandil’e ulaşmayı amaçlayan ama bir yıldır devam eden Zap, Avaşîn ve Metîna’daki direnişi aşamaması üzerine askeri ve diplomatik hazırlıkların ardından savaşı yeni bir aşamaya taşırdığını kaydeden Karayılan, KDP’nin de desteğini bir adım ileriye taşıdığını belirtti.

3- Kürdistan halkının tüm kesimlerine savaşın ciddiyetini hatırlatan Karayılan, herkesin yapabileceği hiçbir şeyden sakınmaması gerektiğini ifade etti. Karayılan, “Halkımızın varlığının, geleceğinin, özgürlüğünün yolunun buradan geçtiğini biliyoruz. Bunun bedeli ne olursa olsun vereceğiz. Biz bu düşmanı yeneceğiz” dedi. 

4- Tecrübe, birikim, akıl ve inançla Türk devletine karşı durup savaştıklarını vurgulayan Karayılan, şunların altını çizdi: “Barbar düşmana karşı demirden irade ve büyük cesaretle Kürt gençleri ve kızları olarak bu dağlarda savaşıyoruz. Bu vatanın fedaileri var, bu nedenle vatan kazanacak. Hiçbir güç, tank, top bu iradeyi kıramaz.”

 

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, düşmanın bu saldırı dalgası kırılırsa Kürdistan, Türkiye ve bölgede yeni bir dönem başlayacağını; çözüm, özgürlük ve demokrasinin gelişeceğini söyledi.

Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanı ve PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Türk devletinin 17 Nisan’da yeni bir aşamasını başlattığı savaşla ilgili ANF’nin sorularını yanıtladı. ANF’de yayınlanan uzun söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:

Türk saldırganlığının dayandığı strateji

Türk devleti, 2016’dan itibaren yeni bir stratejiyi esas alıyor. Bu, Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin önüne geçmek için Türkiye’yi büyütme stratejisidir. Bu çerçevede Misak-ı Milli sınırlarını askeri, siyasi, ekonomi ve her alanda kontrol altına almak; aynı zamanda bu yolla Irak ve Suriye’ye de direkt işgal etmeden hakim olmak istiyor. Böylece Türkiye’yi bölgenin en büyük devleti haline getirmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda uzun bir süredir Kürt halkına askeri, siyasi, toplumsal, kültürel, yani her alanda alanda saldırıyor. 2016’da Çelê‘ye (Çukurca) gelip “Bu savaş ölüm-kalım savaşı ve Türkiye’nin istiklali savaşıdır” dediler. Medya Savunma Alanları’nı işgal etme çabası, bu çerçevededir. Garê’ye saldırı ve buradaki hezimetin ardından Zap, Avaşîn ve Metîna’ya kapsamlı saldırı, bunun içindi. Zap, Avaşîn ve Metîna’dan Garê ve Kandil’e ulaşmayı önüne koydu. Üç ayda her yeri işgal etmeyi planladı, ancak hezimete uğradı, yenildi. Bazı bölgelerde birkaç tepeyle yetindi. Türk devletinin bunu kolay kolay hazmedemeyeceğini biliyorduk, çünkü AKP-MHP hükümetinin üstlendiği görev gereği bu stratejinin gerçekleşmesi gerekiyor. Yıkılışa doğru giden hükümetin daha bir yılı var ve sadece hükümet değil devlet de bu stratejinin başarılı olmasından yana. Bundan dolayı daha kapsamlı yeni saldırılar tertipledi.

Bu savaş, faşist soykırımcı rejim için hayati bir mesele. Erdoğan-Bahçeli ikilisi, bu savaşı kaybetse cezaevini de boylayacak. O kadar fazla hırsızlık ve suça karıştı ki yargılanmaktan kurtulamayacak. Bu yüzden de Türkiye’nin bütün imkanlarını seferber ediyor. Türkiye’nin varını yoğunu bu savaşta harcadı. Türkiye zengin bir ülke, ancak bütün gelirleri gizliden veya açıktan savaşa yatırdı. Şimdi onlara ‘siz bu kadar harcama yaptınız ama kazanamadınız da’ diyorlar. Bu yüzden faşist Erdoğan ve Bahçeli iktidarlarını sürdürmek, Kürdistan’da faşist sistemin egemenliğini güçlendirmek için bize karşı başarılı olmalı.

Bu savaşın dayandığı stratejinin ilk hedefi PKK’dir. Ardından Kürt halkının bütün kazanımlarının tasfiyesi, sonra Arap halkının kontrol altına alınması amaçlanıyor. Her gün Kerkük için ‘Aslında bizimdi, ancak bizden aldılar’ demiyorlar mı? Şu anda Başika’da askerleri ne arıyor? Kerkük’te bu kadar hazırlığı niçin yapıyor? Stratejileri tutarsa Kürt statüsünün tehlikeye gireceği, ortadan kalkacağı açıktır. 

Hazırlıkların ardından saldırdı

Türk devleti, uzun süredir askeri ve diplomatik olarak hazırlanıyordu. Tüm güçlerini eğitti, diplomasi ve siyasi olarak bölgesel güçleri angaje etti. Uluslararası güçlerin karşı çıkmaması, hatta desteklemesi için çaba gösterdi. Böylece 14 Nisan’dan itibaren üç gün boyunca hedeflerin yumuşatılması için bombardıman düzenledi. 17’yi 18 Nisan’a bağlayan gece hem Güney hem de Kuzey yönünden karadan da saldırdı. Havadan indirme yöntemiyle de kapsamlı bir işgal saldırısına girişti. Bu bir operasyon değil, büyük bir savaş. Aynı anda helikopter, savaş uçağı, keşif uçağını uçuruyor, karadan saldırıyor ve sınır karakollarından da bölgeyi obüs topları atıyor; sınırsız bir şekilde tekniğe başvuruyor. Özel savaş da yürütüyor; ağırlık verdiği teknolojinin yanında yalan propagandayla algı yaratmak istiyor.

Saldırdıkları bölgeler ve gerilla

Şu anda saldırdığı Zap ve Avaşîn bölgeleri, öyle sıradan bölgeler değil, tarihi direnişlerin mekanıdır. Savaş daha da şiddetlenecek. Arkadaşlarımızın tecrübesi yeteri kadar var. Özellikle de geçtiğimiz yıl yer altında ve yer üstünde düşmanı çekip vurma, kendini koruma konusunda tecrübeler edinildi. Bundan dolayı da tarihi bir savaş yaşanacak. Şu anda başındayız; üçüncü güne gireceğiz. İlk günler çok önemlidir ve gerilla bu ilk günlerde başarılıdır.

Kürtler için de stratejiktir

Bu savaş, Kürt halkı için stratejiktir; ölüm-kalım savaşıdır. Sadece PKK için değil, Kürt halkı için böyledir, çünkü Türk devleti başarılı olursa bütün Kürdistan’ı soykırım siyaseti altına alacak. Stratejileri tutarsa Güney Kürdistan’daki Kürt statüsünün tehlikeye gireceği, hatta ortadan kalkacağı açıktır. Ölüm-kalım meselesi, halkımızın yanı sıra Araplar ve diğer bölge halkları için de geçerli. Düşmanın bu saldırı dalgası kırılırsa Kürdistan, Türkiye ve bölgede yeni bir dönem başlayacak; çözüm, özgürlük ve demokrasi gelişecek.

Bedeli ne olursa olsun

Bizim için olağanüstü bir dönemdir ve seferberlik olarak ele alıyoruz. Kendimize inanıyoruz, biz bu düşmanı yeneceğiz. Kendi yol ve yöntemlerimizle, Rêber Apo’nun ideolojisine olan akıl ve inancımızla direneceğiz ve kazanacağız! Yarattığımız taktik ve derinleşmeyle geçtiğimiz yıl gösterdiğimiz performans, zaferimizin nişanıdır. Düşmanın bilmem silahı fazlaymış, tekniği çok kullanıyormuş, askeri çokmuş… Çocuk veya cahil değiliz. Bunca yıldır siyasetin ve savaşın içindeyiz. Aklımız ve birikimimiz var. Halkımızın varlığının, geleceğinin, özgürlüğünün yolunun buradan geçtiğini biliyoruz. Bunun bedeli ne olursa olsun vereceğiz. Gerekirse canımızı vereceğiz. Bu aşk ve inançla savaşıyoruz.  HABER MERKEZİ 

 

Türkiye yetinmedi, KDP adım attı

KDP, geçen sene Türk devletinin stratejisini destekleyen bir iş birliği sergiledi. Gerillayı kuşatmaya aldı, ambargo uyguladı. İstihbarat paylaştı. Gerilla hattına pusu kurdu; Xelîfan’da iki defa gerillanın şehadetine yol açan saldırılarda bulundu. Zaten Türk tarafı bunu açıklıyor; Münih’te görüştükleri Kürt halkının düşmanı Hulusi Akar, “PKK meselesinde hemfikiriz, ortaklığımızı sağlamışız” dedi. Erdoğan da birçok kez aynı şeyleri söyledi. 

Türkiye’nin bununla yetinmediği görülüyor, çünkü son saldırılarda geçen seneye göre bir adım daha ileriye gitti. Son saldırı sırasında da Türk tarafı ile görüşmedeydiler. Şu ana kadar gerillayla çatışmaya girmediler fakat dünden bu yana güçlerini topluyorlar; Dêrelok ve Şêladizê gibi bölgelere güçlerini takviye ediyorlar. Başka bir aşamaya evrilip evrilmeyeceğini bilmiyoruz.

Güney Kürdistan topraklarında bulunan Türk devletine ait güçlerin yerlerinden çıkıp bizim güçlere saldırmasına izin verdiler. Türk devleti ilk gün güçlerini havadan oraya indiremediği için Şêladizê’nin arka tarafından bulunan Sîrê üssündeki güçlerini harekete geçirdiler. Aynı şekilde Bamernê’deki güçleri helikopterle sevk ettiler. Bu durum, iş birliğini daha ileriye götürdüklerini gösteriyor. Şüphesiz bu KDP’nin onayıyla gerçekleşiyor. Daha önce içerideki bu güçler istihbarat toplayıp devletleri için çalışmalarda bulunuyorlardı, fakat öyle aktif bir şekilde müdahale etme veya operasyonel bir güç olma gayesinde değillerdi. Aralarında, onların izni olmadan oradaki güçlerin hareket edemeyeceğine dair anlaşmanın bulunduğuna inanıyorum. Şu anda da güçler hareket ettiğine göre, demek ki onlar da bunu onayladılar. Gerillayı hem güney hem de kuzeyden ablukaya aldığında Türk devletine büyük bir fırsat verecektir. Sîrê üssündeki güçlerin yerinden çıkıp güneyden hareket etmesi, Türk devletinin bu saldırısında sonuç alması için önemli bir fırsat verdi. Bu şekilde dört bir taraftan gerillayı çembere almayı planlıyor.

Kürt’le savaş olmasın diye

Şu ana kadar direkt bir çatışmanın, Kürt’ün Kürt’le savaşı olmaması için uğraştık birçok defa girişimlerde bulunduk. Ben bunun için çok çalıştım ve bütün yönetimimiz de bu şekilde çalıştı. Biz hep önüne geçmek istedik ve şu anda da bunun önüne geçmeye çalışıyoruz. Kürt’ün Kürt’le savaşı yaşanmasın. Bunda hiçbir hayır yoktur, kimse kazanmayacak. Biz böyle bir şeyin olmasını istemiyoruz fakat her şeyin bir sınırı var. Bu böyle gitmez. 

Mesûd Barzani’ye mektup

Aslında geçtiğimiz sonbaharda Avaşîn’de sergilediğimiz büyük direnişle Türk devleti hezimete uğradı. Şüphesiz Türk devleti küçük bir devlet değil; o kadar teknoloji kullanıyor, kimyasal silah kullanıyor fakat buna rağmen başarı elde edemedi. Açıkçası ben Kek Mesûd’un kararında değişiklik yapabileceğini umuyordum ve bu amaçla ona bir mektup gönderdim. 

Barzani’nin cevabı ve pratik

Kendisine çok teşekkür ediyorum, cevap verdi fakat cevabında çözüm yoktu. Bizim için önemli olan çözümdür, içinde çözüm yoktu. Şu anda Türk devletiyle iş birliğini bir adım daha ileriye götürdüler. Biz böyle bir şeyin olabileceğini düşünmemiştik, ancak pratik olarak verilen cevap böyledir.

KDP’nin vazgeçmesi gerekir

Kürt’ün geleceği konusunda tehlike büyüyor. Türk devleti girdiği yerden çıkmaz. Propaganda yapmadan, yükün ağırlığıyla konuşuyoru, çünkü hakikatle yüz yüzeyim. Biz bu düşmanın hakkından gelebiliriz. PKK Güney Kürdistan federasyonu için büyük bir garantördür. PKK olmasaydı Türk devleti federasyon filan takmaz, asla bir Kürt lideriyle görüşme yapmaz. İnsan bunu görmeli, göz önüne almalı. Hepimiz sıradayız, kendileri açısından en tehlikeli gördükleri için ilk sıraya PKK’yi koymuşlar. PKK’yi tasfiye etmek istiyorlar, sonra sıra herkese gelecek. KDP’den iki şey istiyoruz;

* Bu savaş, Kürt-Kürt savaşına dönüşmesin.

* KDP, Türk devletinin Kürt karşıtı stratjisinden kopsun, iş birliğine son versin.

 

Kürdistan halkı destek olsun

Kürdistan halkı, yurtseverleri, siyasetçileri, aydınları, sanatçıları sorumluluklarına sahip çıkmalı. Biz meşru bir savaş yürütüyoruz. Türk devletinin Kürt karşıtı stratejisine ve işgalciliğine karşı direniyoruz. Bu direniş, sıradan değil. Biraz vicdanı olan herkes bizi desteklemeli. Haklı olarak, kimse bu düşmanla dayanışmasın, bize yardımcı olsun, diyoruz. Ne para ne de mal mülk için savaşıyoruz. Bu ömre gelmişim, silahımdan başka şahsi hiçbir şeyim yoktur! Rêber Apo 73 yaşındadır, şahsi hiçbir şeyi yoktur. İşte Kürt genç erkekleri, kadınları üniversitelerini bırakarak gelip direniyor. İnsan yardımcı olmalı, yardımcı olamıyorsa bari düşmana yardım etmemeli. Bu halk ve geleceği için savaşıyoruz. Her gün şehit veriyoruz. Canımızı da versek boynumuzu bükmemeliyiz. Meydanı düşmana boş bırakmamalıyız ki; kutsal toprağı işgal etmesin. Herkes bir kez daha düşünmelidir. 

Bu halkın vicdanını temsil eden kimselere; sanatçı, yazar ve gerçek siyasetçilere, tüm Kürdistan halkına çağrı yapıyoruz; bizi destekleyin. Savaşın, Kürt-Kürt savaşına dönüşmesine izin vermeyin, önünü alın.

Barbar düşmana karşı demirden irade ve büyük cesaretle Kürt gençleri ve kızları olarak bu dağlarda savaşıyoruz. Bu vatanın fedaileri var, bu nedenle vatan kazanacak. Hiçbir güç, tank, top bu iradeyi kıramaz. Bu vatanın aydınları, sanatçıları, siyasetçileri, tüm yurtseverlerine sesleniyorum; olağanüstü bir dönemdir ve herkes üstüne ne düşüyorsa yapmalıdır. Bu tarihsel döneme karşı kimse sessiz kalmamalı; herkes kendine, bulunduğu yerin koşullarına göre sorumluluğuna sahip çıkmalı. Bize inanın; Bu düşmana gerekli cevabı vereceğiz.

Tüm yurtseverler, tüm Kürtler bu dönemde kesinlikle rol oynamalı. Yurtseverlik görevlerine sahip çıkmalılar. Özellikle Kürt gençleri şu an Türkiye’de, metropollerde her türlü eylemi yapabilir. İnisiyatifleri vardır. Kürt gençleri, bu önemli dönemde mutlaka eylemci olun!

 

Başûrê Kurdistanlılar tavır almalı

Başûrê Kurdistan halkı, Türk devlet işgaline karşı kendi iradesiyle ayağa kalkmalı. Zaten KDP dışında herkes, işgal saldırısına karşıdır. Türk devleti, tarihinde kimi iş birliçi yapmışsa sonra tasfiye etmiş. Bu devletin bir tarzı var, tarihi var; insanın kendini şaşırmaması gerekir. KDP, bu savaşta onların yanında yer alıyor. İnanıyorum ki; tüm Başûrê Kurdistan halkımız bunun farkındadır. Bizi yalnız bırakmasınlar. Biz halktan memnunuz. Halkımız kendini sorumlu görmeli. Kürt’ün Kürt ile savaşına dönüşmemesi için tavır almalı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.