Kürt elektroniği soundunu arıyor
Kültür/Sanat Haberleri —

Xodî
- Ben 90'ların direniş ruhunu, Koma Dengê Azadî'nin, Koma Agirî'nin hissini alıp direkt bugünün Beatlerine yediriyorum. Bazen de 'Yar Gulê'yi alıp yüksek tempolu elektronik bir parçaya gömüyorum. Geleneksel formları tahrip etmeden o unutulmuş şarkıların tozunu alıp bugün yeniden dolaşıma girmesini sağlamak mümkün olabiliyor.
MIHEME PORGEBOL
Elektronik müziğin, kökleri her ne kadar 20. yüzyılın başlarına dayansa da özellikle 21. yüzyılla beraber internetin yaygınlaşması, elektronik müzikte hem üretim hem dağıtım, hem de kültür açısından büyük değişimler yarattı. Önceden daha kapalı ve pahalı bir alan olan elektronik müzik, internet sayesinde küresel ve erişilebilir hale geldi. Özellikle son yıllarda Kürdistan’da gençler arasında elektronik müzikle uğraşanların sayısı her geçen gün artıyor. Xodî de o gençlerden biri. İsmi Kirmanckî’de “kendini gören, özünü gören” anlamına gelen Xodî, 14 yaşından bu yana Kürtçe elektronik müzik yapıyor. Xodî ile elektronik müziğe nasıl başladığını ve Kürt elektronik müziğinin bugün içinde olduğu durumu konuştuk.
Sanatçılar alanlarıyla ilgilerini çocukluk anılarıyla birlikte anlatmayı sever. Sizde de var mı böyle bir şey?
Çocukluk anısı denince aklıma direkt o evdeki ilk bilgisayarın başındaki hallerim geliyor. 14 yaşlarındayım... O zamanlar Kürtçeye dair birçoğumuzun algısı, bu dilin sadece köyde, taziyede konuşulan bir dil olduğu, bu dille havalı veya modern bir şey yapılamayacağı şeklindeydi. Sonra bir gün internette Rezan'ın “Em Kurd in” klibine ve Serhado’nun şarkılarına denk geldim. Basbayağı bizim o köylü dediğimiz dille rap yapıyorlardı. Birçok genç gibi benim de beynimde bir kıvılcım çaktı. O uyanıştan sonra kendi kendime bilgisayarda bir şeyler denemeye başladım. Evdeki bilgisayarda resmen iki ayrı dünya yaşıyordu. Bir klasörde babamın eski Kürtçe kasetlerinden çekilen müzik arşivi, diğer klasörde benim indirdiğim rap şarkılar, elektronik ritimler vardı. Bir gün oturdum, babamın dinlediği o eski kayıtları kendi yazdığım rap davulların üstüne kesip biçmeye başladım. Bu iki farklı dünyanın ikisinden birini seçip kendi gerçekliğimi ikiye bölmek yerine ikisini de aynı parçanın içinde birleştirmeye çalışıyormuşum farkında olmadan.
O odada başlayan kesip biçme işleri, 2014'te daha 17 yaşındayken Amedli rapçi arkadaşlarla internet aracılığıyla tanışmam ve uluslararası 'Aynen/Einen' hip-hop projesine katılmamızla biraz daha sokağa taştı. Sonrası da bugünkü elektronik müzik prodüksiyonlarına, DJ kabinlerine kadar uzandı zaten.
Elektronik müziğin sizin için ne ifade ettiğini sormak istiyorum? İş mi, tutku mu?
İşin gerçeği, bir şeye tam anlamıyla iş diyebilmek için günün sonunda o şeyden geçiminizi sağlayacak, hayatınızı döndürecek kadar bir para kazanmanız gerekiyor. Bizim yaptığımız bağımsız üretimlerde maalesef dönen bir ekonomi yok. O yüzden benim için baştan sona bir tutku meselesi. Sahnede bize ter döktüren, bizi saatlerce bilgisayar başında tek bir sesin tasarımıyla uğraştıran zahmetli süreçler de aslında tamamen bu tutkudan besleniyor. Bütün o yorucu teknik işleri bitirip de ortaya kendi kültürüne, kendi geçmişine ait ama tamamen bugünün diliyle güçlü bir sound çıktığında, ben de bir tamamlanma duygusu hissediyorum... İşte parayla ölçülemeyen, insanı o masanın başında tutan şey bu. O an anlıyorsun ki sadece bilgisayarda birkaç sesi üst üste koyup şarkı yapmıyorsun. Aslında bütün o emeği kendi kültürünü geçmişin bir nostaljisi olmaktan çıkarıp bugünün sahnesinde gümbür gümbür çalabilmek için veriyorsun. İnsanı saatlerce o masanın başında tutan şey tam olarak bu.
Peki nasıl oluyor da elektronik müzik Kürdistan’da bu kadar hızlı yaygınlaşabiliyor?
Bence bunun üç net sebebi var. İlki işin imkan boyutu. Teknoloji demokratikleşti. Eskiden bu işleri yapmak için devasa stüdyolara, büyük bütçelere ihtiyaç vardı şimdi odanda bir laptopla bütün dünyayı kurabiliyorsun.
* İkincisi kent deneyimi meselesi. Kürdistan’daki şehirler son 20-30 yılda akıl almaz bir hızla değişti, dönüştü. Elektronik müzik zaten sokağın, kentin müziğidir. O kalabalıkların ve hızın ritmidir. O yüzden bu coğrafyanın bugünkü dinamizmine çok uyuyor.
* Üçüncüsü ve bence en enteresan olanı da şu: Elektronik müzik aslında bizim folklorla dışarıdan göründüğünden çok daha akraba. Elektronik müziğin temelinde ne var? 'Loop', yani döngü mantığı. E bizim halay ritimlerine, Şêxanîye, Giraniye bak hepsi zaten o döngüsel yapıların, aynı ritmik matematiğin üzerine kurulu. Ama işte bu yaygınlaşmanın şöyle tehlikeli bir tarafı da var: Eğer biz bu müziğin, bu loop'ların içini kendi kültürümüzle, kendi gerçekliğimizle doldurmazsak, İstanbul'daki ya da Batı'daki kulüp kültürünü buraya kopyalamaya kalkmış oluruz. Batı özentisiyle yapılan o işler, günün sonunda Amed'de sırıtan bir tabloya dönüşüyor.
“Elektronik müzik geleneksel formları tahrip ediyor” eleştirisine ne diyorsunuz?
Bu eleştiri yeni değil, her yeni müzik için söylendi bu. Piyano çıktığında da, elektro gitar çıktığında da, hip-hop çıktığında da söylendi. Gerçek şu: Hiçbir müzik formu saf kalamaz. Evet, elektronik müzik bazen gerçekten yüzeysel remixler üretip folkloru tüketebilir. Bu doğru ama tam tersini yapıp unutulmuş kayıtları yeniden dolaşıma da sokabilir. Burada mesele teknoloji değil, niyet meselesi. Benim niyetim nostalji kasmak değil. Ben 90'ların direniş ruhunu, Koma Dengê Azadî'nin, Koma Agirî'nin hissini alıp direkt bugünün Beatlerine yediriyorum. Bazen de 'Yar Gulê'yi alıp yüksek tempolu elektronik bir parçaya gömüyorum. Sadece eğlenmeye gelen bir insan, bir anda kendi dilinde dans ediyor. Ruhsuz, yapay hard techno kafası gidiyor, iş çok daha gerçek bir yere oturuyor. Yani geleneksel formları tahrip etmeden o unutulmuş şarkıların tozunu alıp bugün yeniden dolaşıma girmesini sağlamak mümkün olabiliyor.
Amed’de imkanlar ve sorunlar bağlamında elektronik müzik sahnesi nasıl?
Amed'de sahne küçük ama ilginç dinamikleri var. Dışarıdan bakıldığında burada elektronik müzik kültürünü inşa eden büyük oluşumlar, kolektifler varmış gibi bir vitrin yaratılıyor bazen. Ama arka planına baktığınızda, yerel bir üretim ağından ziyade işin daha çok dışarıdan DJ getirmeye, yani üretmeye değil tamamen 'tüketmeye' dayalı bir organizasyon mantığına sıkıştığını görüyorsunuz.
Asıl itiraz ettiğim ve şehrin genelinde gördüğüm ciddi çürüme de tam buradan besleniyor zaten. Olay giderek uyuşturucu merkezli, içi boş 'hard techno' partilerine bağlanmış durumda. Para ile başkasına ya da yapay zekaya şarkı yaptıran, sahnede sadece 'play' tuşuna basıp şov yapan o sahte DJ kültürü, gençleri gerçek üretimden koparıyor. Ama madalyonun diğer yüzünde beni umutlandıran çok güçlü bir gerçek var: Amed'de elektronik müziğe aç, çok sahici bir gençlik var. Biz etkinliklerde 200 kişilik alanların nasıl dolup taştığını gördük. Yani sahnede belki yerel üretim zayıf ve bir sahtelik dönüyor ama aşağıda çok gerçek bir kitle var. Bütün derdim de o gençlere kendi kültürleriyle nefes alabilecekleri, o yozlaşmadan uzak gerçek bir alan açabilmek.
Peki Kürt elektronik müziğini ne aşamada görüyorsunuz?
Şu an tam anlamıyla bir arayış evresinde diyebiliriz. Bugün piyasaya dışarıdan bakınca çok fazla üretim varmış gibi duruyor ama işin içine girince o kalabalığın çok büyük bir kısmının yoğun yapay zeka üretimlerinden, üstünkörü yapılmış basit editlerden ve kolaya kaçılmış remixlerden oluştuğunu görebiliyorsunuz. Teknoloji ucuzladığı için bir Kürtçe vokali alıp altına hiçbir duygu katmadan hazır bir 'kick' yapıştırmak ya da bir metni yapay zekaya okutarak şarkı diye piyasaya sürmek çok kolaylaştı. Bu da ortalığı ciddi bir müzikal gürültüyle dolduruyor. Elbette sample kullanmak, eski kayıtları kesip biçmek elektronik müziğin ve hip-hop'un ruhunda var; ben de stüdyoda çoğu zaman bu yöntemle, o eski kayıtları saatlerce işleyerek reworkler yapıyorum. Ama bunu bir zanaat, bir ses tasarımı olarak yapmak başka, sırf trend diye hiçbir müzikal zeka katmadan tüketim malzemesi üretmek bambaşka.
Kürt elektronik müziği şu an bu ucuz yığınların ve sahte üretimlerin arasından sıyrılıp kendi karakteristik, gerçek sound'unu bulmaya çalışıyor. O yüzden en dürüst cevap bu: Henüz kendi kimliğini oturtmaya çalıştığı, doğruların o yapaylıklardan elenmeye başladığı çok yoğun ve sancılı bir arayış aşamasındayız.
Elektronik müzik neleri değiştirdi? Siz neyi değiştirmek isterdiniz?
Elektronik müzik bence en büyük değişimi üretim tarafında yaptı. Eskiden müzik yapmak devasa stüdyolar ve bütçeler isteyen bir işti. Şimdi güçlü bir bilgisayar ve birkaç ekipmanla devasa stüdyoların yapabileceği her şeyi bir odanın içinde, uçsuz bucaksız bir ses tasarımıyla yapabiliyorsunuz. Teknik olarak hiçbir sınırınız yok. Ama erişim bu kadar kolaylaşınca, beraberinde başka bir sorunu doğurdu: Hazır sesleri üst üste yığan, kolaya kaçan bir tüketim furyası patladı. Dediğim gibi çok fazla iş var ama kültürel ve ruhsal bir derinlik yok. Asıl mesele de burada başlıyor. Sadece bir dengbêj kaydını alıp bilgisayarda hazır bir davul ile birleştirerek havalı bir sound yaratmak marifet değil.
Biz tarihsel hafızamızdan beslenerek bugünün üretim araçlarıyla yeniden derinlikli üretimler yapabiliriz. Yani sisteme entegre olup 'modernleşmek' adına erimekten bahsetmiyorum tam tersine kendi köklerimizle, kendi hakikatimizle şimdiki zamanda var olmaya çalışmaktan bahsediyorum.
İşte sahada, Amed'de fiziksel olarak değiştirmek istediğim şey de bu inşayla ilgili. En büyük hayalim Amed'de bağımsız bir elektronik ve hip-hop stüdyosu, aslında kolektif bir üretim alanı kurmak. Gençlerin onlara kendi öz güçlerini fark edecekleri, kendi hafızalarını tasarlayabilecekleri özgür bir zemin açmak. O masanın başına geçip kendi dillerinde üretmeye başladıklarında işte o müzikler sadece bir eğlence aracı olmaktan çıkacak. Gençlerin o yozlaşmaya karşı kendi iradeleriyle ördükleri kültürel bir barikata ve yeni bir yaşamın inşasına dönüşecek.














