• Fosil yakıt endüstrisi, yol açtığı olumsuz sonuçlara ilişkin bilimsel kanıtları gizlemek amacıyla milyarlarca dolarlık dezenformasyon kampanyası yürüttü. Buzulların erimesi artık uzak dağların sorunu değil.
  • Fosil yakıtların milyonlarca erken ölüme, trilyonlarca dolarlık ekonomik zarara ve ekosistemlerde büyüyen bozulmalara katkıda bulunduğu belirtiliyor. Bu durum insanlar, yaban hayatı ve gelecekte yaşanabilir gezegen için ciddi tehdit oluşturuyor.
  • Gezegeni ısıtan karbondioksit emisyonları azaltılmadığı takdirde, geri çekilen buzullar; ani seller, su kaynaklarının tükenmesi ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi milyarlarca insanı etkileyecek yeni riskler doğuracaktır. Nepal’de meydana gelenden büyük, yıkıcı seller yaşanacak.

Robert Hunziker* - Çeviri: Yeni Özgür Politika

Küresel ısınma, artık sonuçlarını giderek daha görünür biçimde ortaya koyan bir sorun hâline geliyor. Nepal’de yaşanan son felaket de dikkatleri yeniden şu soruya çevirdi: Fosil yakıtların yol açtığı CO (karbondioksit) emisyonları, Nepal’deki bu felaketin arkasındaki temel etkenlerden biri mi?

Yüksek Dağlık Asya’da binlerce buzul, zaman içinde büyük göllere dönüşebilecek bir süreçten geçiyor. Bu göllerin doğal setleri parçalandığında, devasa su kütleleri dağ yamaçlarından aşağıya doğru hızla akarak büyük yıkımlara yol açabilir. Güney Florida Üniversitesi’nde buzulların hidrolojisi üzerine çalışan jeoloji profesörü Jason Gulley’e göre Nepal’deki son olay yalnızca bir uyarı niteliğinde; benzer felaketlerin devamı gelebilir.

Gulley, buzulların parçalanması ve bunun sonucunda ortaya çıkan tehlikeli göllerin oluşumu konusunda uzman. 2005’ten bu yana Khumbu bölgesine altı ayrı araştırma seferi düzenleyerek buzulların nasıl parçalandığını ve tehlikeli göllere dönüştüğünü inceliyor.

Şu ana kadar ortaya çıkan tablo şöyle: Dağın yamacındaki devasa bir buzul parçası koparak yaklaşık 1.200 metre boyunca aşağı yuvarlandı ve Çin’deki Bhote Koshi Nehri’nin bir koluna çarptı. Olay başlangıçta yanlışlıkla deprem olarak değerlendirildi; dağın sarsılması 5,2 büyüklüğünde sismik bir olay olarak kaydedildi. Ancak hemen ardından kaya ve su duvarı Gyriong Port binasını vurdu ve sel vadiden aşağı doğru ilerledi.

Buzullar dağlardan aşağı akacak

Gezegeni ısıtan karbondioksit emisyonları azaltılmazsa, bilim insanlarının öngörülerine göre Himalayalar, Karakurum, Pamir, Hindu Kuş ve Tien Şan’ı kapsayan Yüksek Dağlık Asya bölgesindeki buzulların 2100 yılına kadar yüzde 75’e varan kısmı yok olabilir.

Buzullar eridikçe ortaya çıkan çukurlarda ve buzulların geride bıraktığı kaya yığınlarının arkasında erime suları birikmeye başlayacak. Böylece binlerce buzul büyük göllere dönüşecek. Bu göllerin her biri, aşağı kesimlerde yaşayan topluluklar açısından adeta işleyen birer saatli bomba hâline gelebilir.

Nepal’deki buzullar binlerce yıl boyunca oluşup büyüdü ve vadileri doldurdu. Bu süreç sırasında buz kütleleri, önlerine çıkan kaya ve toprak parçalarını adeta bir buldozer gibi dağ yamaçlarından aşağı taşıdı. Yüzlerce metre yüksekliğe ulaşabilen bu kaya ve tortu yığınlarına buzul biliminde ‘moren’ deniyor.

Bugün bu morenler, doğanın oluşturduğu barajlar gibi davranıyor. Buzulların hızla erimesiyle ortaya çıkan devasa miktardaki suyu tutuyor ve dağlık bölgelerde büyük göllerin oluşmasına neden oluyorlar.

Ancak erime devam ettikçe göllerdeki su miktarı ve basınç artıyor. Bir noktada morenler bu baskıya dayanamayabilir. Doğal setlerin parçalanmasıyla devasa su kütleleri ve kaya parçaları dağ yamaçlarından aşağıya doğru sürüklenebilir. Nepal’de yaşanan olayın temel tehlikesi tam da burada yatıyor.

Nepal’deki olayın gizemi

Bununla birlikte Nepal’deki son sel olayının hâlâ tam olarak açıklanamayan bir yönü bulunuyor. Selin arkasında büyük bir toprak kayması olmasına rağmen, olayın hemen altında bilinen bir buzul gölü bulunmuyordu. Bu durum olayı biraz sıra dışı hâle getiriyor ve bilim insanlarının önümüzdeki yıllarda konuyu ayrıntılı biçimde araştırması bekleniyor.

Bazı bilim insanları, yaklaşık 1.200 metreden düşen devasa bir buzul parçasının çarpma sırasında buzu adeta pulverize ederek suya dönüştürmüş olabileceğini düşünüyor. Ancak bir gerçek şimdiden açık: Benzer seller yeniden yaşanacak. Üstelik bazıları Nepal’de bu hafta yaşanandan çok daha büyük ve yıkıcı olabilir.

foto:AFP

Dünya buzullarının erimesi sarsıcı

Buzulların erimesine ilişkin 20 yıllık uluslararası bir araştırmanın sonuçları, 35 araştırma ekibinin katkısıyla 2025 yılında yayımlandı. Çalışmanın ortaya koyduğu temel bulgu oldukça çarpıcı: Dünyadaki buzullar her yıl yaklaşık 273 milyar ton buz kaybediyor.

Üstelik sorun yalnızca buz kaybının büyüklüğü değil; erime hızının giderek artması. Araştırmanın ikinci yarısında, yani 2012–2023 döneminde, yıllık buz kaybı ilk yarıya (2000–2011) kıyasla yüzde 36 oranında arttı. İlk dönemde yılda yaklaşık 231 milyar ton olan buz kaybı, ikinci dönemde 314 milyar tona yükseldi.

Bu gelişme, deniz seviyesinin gelecekte ne kadar yükseleceğine ilişkin tahminlerin de yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Çünkü buzulların kaybı, yalnızca Grönland ve Antarktika’daki buz tabakalarının erimesinden ibaret değil.

Araştırmanın tamamını kapsayan dönemde dağ buzullarındaki buz kaybı, Grönland Buz Tabakası’nın kaybından yüzde 18 daha fazla, Antarktika’daki buz tabakasının kaybının ise iki katından fazlaydı. Bu durum, buzulların küresel deniz seviyesi yükselişindeki rolünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Milyarlarca insan risk altında

Buzulların erimesinin etkileri yalnızca deniz seviyesinin yükselmesiyle sınırlı değil. Buzul Gölü Taşması Selleri (Glacial Lake Outburst Floods), dağlık bölgelerde yaşayan insanlar için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 22–25’i, yani yaklaşık 2 milyar insan, kar örtülerinin ve buzulların aşağı kesimlerinde yaşıyor. Bu nedenle buzulların hızla erimesi, yalnızca uzak ve ıssız dağlık bölgeleri değil, çok geniş nüfusları doğrudan etkileyebilir. Dünya kara yüzeyinin yaklaşık yüzde 10’u da yaklaşık 200.000 buzul tarafından kaplanmış durumda.

Oxford Academic: Krizin kökeni fosil yakıtlar

2025 yılında Oxford Open Climate Change dergisinde yayımlanan “Scientists’ Warning on Fossil Fuels” başlıklı çalışma, fosil yakıtların iklim krizindeki rolü konusunda oldukça net bir değerlendirme ortaya koyuyor.

Çalışmanın temel görüşü şu: Fosil yakıtlar, fosil yakıt endüstrisi ve bu endüstriyi mümkün kılan aktörler, Dünya’daki yaşamın çeşitliliğini ve istikrarını tehdit eden birbiriyle bağlantılı krizlerin başlıca itici güçleri arasında.

Fosil yakıtların çıkarılması, işlenmesi, taşınması ve yakılması ya da petrokimya ürünlerine dönüştürülmesi sırasında hem gezegeni ısıtan sera gazları hem de insan sağlığına zarar veren kirleticiler açığa çıkıyor. Bunun yanında çevre üzerinde geniş çaplı tahribat meydana geliyor.

Bilimsel literatürdeki geniş kanıtlar, fosil yakıtların ve fosil yakıt endüstrisinin:

• iklim krizinin temel nedenlerinden biri olduğunu,

• halk sağlığına zarar verdiğini,

• çevresel adaletsizlikleri derinleştirdiğini,

• biyolojik çeşitliliğin yok oluşunu hızlandırdığını,

• petrokimya kaynaklı kirlilik krizini büyüttüğünü

ortaya koyuyor.

Fosil yakıtların milyonlarca erken ölüme, trilyonlarca dolarlık ekonomik zarara ve ekosistemlerde giderek büyüyen bozulmalara katkıda bulunduğu belirtiliyor. Bunun sonucunda insanlar, yaban hayatı ve gelecekte yaşanabilir bir gezegen için ciddi bir tehdit ortaya çıkıyor.

Çalışmaya göre fosil yakıt endüstrisi ise fosil yakıtların yol açtığı bu sonuçlara ilişkin bilimsel kanıtları onlarca yıl boyunca gizlemek ve etkisizleştirmek amacıyla milyarlarca dolarlık bir dezenformasyon kampanyası yürüttü.

Buzulların erimesi artık yalnızca uzak dağların sorunu değil. İklim ısındıkça buzulların geri çekilmesi; ani seller, su kaynaklarının değişmesi, deniz seviyesinin yükselmesi ve dağlık bölgelerde yaşayan milyarlarca insanın karşı karşıya kalabileceği yeni riskler anlamına geliyor. Nepal’de yaşanan olay ise bu daha büyük dönüşümün yalnızca erken uyarılarından biri olabilir.

* Robert Hunziker, Los Angeles'ta yaşayan, küresel iklim krizi ve çevre sorunları üzerine makaleler yayımlayan serbest bir gazeteci ve yazardır. Yazıları ABD merkezli, bağımsız ve sol görüşlü bir siyasi analiz platformu olan CounterPunch’ta yayınlanıyor.

Kaynak: CounterPunch sitesi

Kaynak link: https://www.counterpunch.org/2026/08/31/glacier-time-bombs/