- Urfa’da 2015 yılında AKP binasına molotof attıkları gerekçesiyle işkence altında sorgulanan, polis tarafından yazılan düzmece ifadelerle tutuklanan 4 gence istenen ağırlaştırılmış müebbet hapis Yargıtayca onandı.
- Gençlerden 3’ünün olayla ilgili olduklarına dair tek bir delil yokken, sadece binanın camlarının kırıldığı eylemle ilgili “devletin birliği ve bütünlüğünü bozma anayasal düzeni silah zoruyla değiştirme” suçlamasında bulunuldu.
Urfa'da AKP'nin Eyyübiye ilçe binasının camlarının kırılarak içeriye el yapımı molotof atılması gerekçesiyle tutuklanan 5 gençten 4’üne istenen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onaylandı.
28 Ağustos 2015 tarihinde Eyyübiye AKP ilçe binasının camları kırılarak içeriye el yapımı molotof madde atıldı. Olay yerinden kaçan 2 kişiden Şilan Çetiner (20), polis tarafından sırtından silahla vurularak gözaltına alındı. Diğer kişi ise kayıplara karıştı. Kısa bir süre sonra özel harekat polisleri yakındaki mezarlıkta Recep Çalışkan’ı (21) gözaltına aldı.
Yaralı olarak gözaltına alınan Çetiner, 17 gün hastanede tedavi gördükten sonra polis sorgusuna alındı. Mahkemede, emniyette işkence gördüğünü, insanlık dışı hakarete ve tecavüze maruz kaldığını belirten Çetiner, eylemi kabul ederek, bunu AKP'nin politikalarına karşı bireysel bir tepki olarak yaptığını, mezarlıkta gözaltına alınan Çalışkan'ı tanımadığını ve olay sırasında yanında olmadığını söyledi.
İfadeleri polis yazdı
Çalışkan’ın polis ve savcılık ifadesinde aynı mahalleden komşuları olan Servet Kılıç (21) ve Semih Altun’un (19) da eylemde yer aldığını söylediği iddia edilse de Çalışkan, mahkemede işkence altında sorgulandığını ve tüm ifadelerin polis tarafından yazıldığını belirtti. Çalışkan emniyetteki ifadesine de 7 ay sonra,’gizlilik’ kararı kalkınca öğrendi. Öğrenir öğrenmez de ifadeye itiraz etti.
İşkence zoruyla düzmece ifade
Polis, olaydan sonraki gün daha önce mahkeme kararıyla başka bir soruşturma kapsamında dinlenilen telefon görüşmelerine takılan tape kayıtları sonucu Servet Kılıç ve Vedat Donuker’i (24); 32 gün sonra ise Semih Altun'u gözaltına aldı. Semih Altun, suçlamaları kabul etmezken, Servet Kılıç ve Vedat Donuker, emniyetteki ifadelerinin işkence altında alındığını belirterek, mahkemede reddetti.
Cam kırmayla devletin birliği bozuldu
Urfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamada, Şilan Çetiner, Recep Çalışkan, Servet Kılıç ve Semih Altun, "TCK 302; Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirme, yasadışı örgüt üyeliği, örgüt propagandası ve patlayıcı madde bulundurma" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Vedat Donuker'e ise "örgüt üyeliğinden" 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Antep İstinaf Mahkemesi tarafından verilen karar son olarak Yargıtay tarafından da onaylandı.
Tehditle isim verdirdiler
Erzincan Kapalı Cezaevi’nde hücrede tutulan Semih Altun'un ağabeyi Celal Altun, cezaya tepki göstererek, olay günü kardeşiyle evinde yemek yediklerini ve geç saatte onu kendi evine bıraktığını belirterek, “Recep Çalışkan adında bir komşumuz vardı. TEM'de kendisine uygulanan şiddet ve baskı sonucu, ona bu olayı kimin yaptığını sormuşlar, o da 'komşumuz Semih' diye ifade vermiş. Ona 'İsim verirsen seni bırakırız' demişler, o da karakolda baskı altında bu şekilde ifade vermiş ve ifadesi üzerine 32 gün sonra Semih'i yolda yürürken gözaltına aldılar" diye aktardı.
Peki ya HDP binalarına saldıranlar?
Kardeşinin suçsuz olduğunu vurgulayan ağabey Altun, şöyle dedi: “Bu olayla hiçbir ilişkisi olmamasına rağmen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi hangi kitapta yazıyor, anlamış değilim. Bu davada ne kanun var, ne adalet, ne hukuk var. 5 gence kalkıp bu kadar büyük bir cezayı vermek hangi yasalarda var?”
Kardeşinin cezaevi koşullarına da dikkat çeken Altun, “Önce Osmaniye sonra Erzincan'a sürgün edildi. Erzincan’daki cezaevinin koşulları çok kötü. Cezaevinin yanında plastik fabrikası var ve her yeri toz duman içinde bırakıyor. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz” diye konuştu.
Altun, yargının çifte standartına da dikkat çekti, “HDP’nin birçok ilçe örgütüne saldırı yapıldı failler cezasız bırakıldı. Söz konusu AKP olunca suçsuz insanlara bile ağırlaştırılmış müebbet cezası veriliyor. Mesele Kürtler olunca ağır cezalar veriliyor. Cezalarla aileler de cezalandırılmak isteniyor. Ne ceza verilirse verilsin biz davamızdan vazgeçmeyiz. Sonuna kadar tutuklulara sahip çıkacağız” diye konuştu.
Camın parasını aldılar
Anne Husne Altun (77) da, çocuğunun suçsuz yere 8 yıldır cezaevinde tutulmasına tepki gösterdi. “Adalet bunun neresinde? Olayda kimse ölmemiş, kimse yaralanmamış. Camın parasını da bizden aldılar. 2015 yılında oğlum tutuklandığında bizden cam kırıldığı için bize 3 bin TL para cezası verdiler. Eve tebligat geldi ve o parayı ödedik. Şimdi de Yargıtay cezayı onayladığı için tek kişilik hücreye aldılar. Bu vicdansızlık” ifadelerini kullandı.
Ne bir konuşma ne bir delil
Suçlanmaların istihbari bilgilere dayandığını ve bunun da hukuki bir anlamının olmadığını dile getiren Semih Altun’un avukatı Serdil İzol ise, delil diye işaret edilen tape kayıtlarında hiçbir suç unsuru olmadığının altını çizdi. İzol, “İlginç olan 5 kişi hakkında bir telefon trafiği de yok. Yargılama aşamasında birbirleriyle alakalarının olmadığı, bu konuda herhangi bir telefon konuşmasının veya bir irade birlikteliğinin olmadığı açık ve net. Teşhislerde şüpheliler yok aslında, sadece iddianame hazırlanırken, ilk gözaltı yapılırken alınan beyanlar var. Şahıslar da yargılama aşamasında ifade verirken, kolluktaki ifadelerinin baskı altında alındığını söylüyor. İlk ifadelerinden vazgeçiyorlar. Kaldı ki buna göre cezalandırmaya gidilse dahi, dosya içerisinde bu konuya ilişkin bir yan delil yok” diye konuştu. Dosyanın Yargıtay tarafından onaylanması üzerine İzol, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulunduklarını da ekledi.
EMRULLAH ACAR/MA