Ceng Meydanı’ndaki Fedailer

Forum Haberleri —

5 Mayıs 2021 Çarşamba - 23:30

  • İlk iki helikopter alçalır alçalmaz, gerillaların yaylım ateşine tutuldu. Bir yandan doçkalar, bir yandan Zagros suikast silahları dört bir yandan vurmaya başladı. Namlular ısınınca büyük bir debdebe ile gelen helikopter daha birkaç dakika geçmeden tekrar havalanıp uzaklaşmak zorunda kaldı. Böylece ilk raundu kazanan gerillalar telsizde zılgıt ve sloganlarla ilk zaferlerini kutlamaya başladı.

KURTAY SERHAT

23 Nisan akşamı. Bilmeyenler belki de Amerikan’ın Irak’ı işgal edeceğini sanırdı.Ancak burası Kürdistan! Burası her türlü zulmün mubah görüldüğü mazlum Kürt halkının ülkesi. Ama bu sefer bilindik seferlerden değildi. 1915 yılında yine aynı bugün bir sefer başlamış ve arkasında kan revan bir tarih bırakmıştı. Tarihi bilenler, canlı bir hafızaya sahip olanlar biliyorlardı. Kanlı tarih kimisini yok etti, kimisini ise adeta ateşte dövülen çelik gibi kırılmaz, bükülmez ve yıkılmaz yaptı.İşte bu akşam yıkılmaz’ları yıkmaya ant içmiş faşistlerin torunları onlar için geliyorlardı ve fedailer kanlı tarihten karşılaşma gününün o gün olduğunu biliyorlardı.Onlar fedaileri yok etmeye, fedailer ise soykırımcı orduya son darbeyi vurmaya hazırlanıyorlardı.

Gün boyu başlayan bombardıman akşam saatlerine kadar sürüyor uçak, saldırı helikopterleri ve onlarca keşif uçağı durmak bilmiyordu. Zapt edemedikleri Zagrosları, Kürdistan dağlarını hınçlarını alırcasına tekrar tekrar bombalıyorlardı. Akşam saatleri geceye doğru ilerledikçe soykırımcı ordu coştukça coşuyor ve bombardımanın yoğunluğunu artıyordu. Nihayet durumun ne olduğu anlaşılıyor, beklenen gerçekleşiyordu.106 yıl sonra faşizm yeniden hortlamış ve yeni bir soykırım seferine çıkmıştı. Tüm imkânlarını harekete geçirmiş ve Kürdistan’a soykırım seferini başlattığını ilan ediyordu. Fedailer ise tetikte pür dikkat işgalcilerle karşılaşma anını bekliyorlardı. Zaman akşamın geç saatlerini gösterdiğinde Zagrosların derin vadilerinde Kürdistan kahramanlarının sesleri yankılanır oldu. Zılgıtlar eşliğindeki “Bijî Serok Apo” sloganları Zagrosların derin vadilerini inletiyordu. Fedailer ceng meydanına inmiş ve ilk mermilerin sesi duyulur olmuştu. Ve artık; CENG başlamıştı…

İşgalciler bombardımanı kesip onlarca helikopter ile önce Mamreşo tepesine inmeye çalışıyor. Havada ise bir uçak filosu gidip diğeri geliyor ve sürekli alçak uçuş yaparak bu şekilde psikolojik üstünlük elde etmeye çalışılıyor. Tıpkı Osmanlıların mehter marşıyla askerleri motive etmeye çalıştığı gibi, parayla satılık yeni yetme sözleşmeli ordu ancak uçak sesleri ile kendisini güvende hissediyordu. Öyle inandırılmışlardı ki, sanki kopardıkları velveleyle dünyayı fetih edeceklermiş gibi bir havaya girmişlerdi. Sanki hiç kimse yokmuş ve çayıra çul serip piknik yaparız sarhoşluğundaydılar.

İlk iki helikopter alçalır alçalmaz, gerillaların yaylım ateşine tutuldu. Bir yandan doçkalar, bir yandan Zagros suikast silahları dört bir yandan vurmaya başladı. Namlular ısınınca büyük bir debdebe ile gelen helikopter daha birkaç dakika geçmeden tekrar havalanıp uzaklaşmak zorunda kaldı. Böylece ilk raundu kazanan gerillalar telsizde zılgıt ve sloganlarla ilk zaferlerini kutlamaya başladı. İşgalci ordu helikopterlerin uzaklaşmasıyla tekrardan savaş uçaklarıyla bombardımana başladı. Gerilla komutanı telsizine el atıp, hemen uyardı, “heval bu daha başlangıç, tedbirinizi alın ve bombardımana karşı kendinizi koruyun. Tekrar deneyecekler, o yüzden buna karşı hazırlıklı olun.” Hemen sonrasında cevaben telsizden bir ses yükseliyor, “bir değil, yüz defa denesinler durumumuz, süper, süper…”

Savaş uçaklarının tonluk bombardımanları, sınır hattından bulunan karakollardan hiç durmayan ağır bombardımanlar ve daha alçak irtifay ile saldırıya geçmeye çalışan helikopterler… Zagroslar, savaş sesleriyle yankılanıyor ve devletler arası bir savaşı andırıyor. Ancak orada iki devlet veya eşit bir güç çatışması yok, sadece sayıları birkaç yüzü bulan bir gerilla gücü ile NATO ordusu savaşıyor. Üstelik de her türlü savaş tekniğine, tank, top ve hava araçlarına karşı çelikten iradesiyle ve hakikate olan inancıyla savaşan bir gerilla gücü!

Gece boyunca saatler ilerledikçe ceng meydanı da şiddetleniyor. Saatler süren ağır bombardımanlar sonucu işgalci ordu tekrardan atağa geçmeye çalışıyor ve aynı zamanda başka cephelerden de hareketlenme oluyor. Helikopterlerin sesi yine vadide yankılanıyor ve çok geçmeden gerillalar ağır silahlarla tekrardan helikopterleri hedef alarak vuruyor ve çatışmalar giderek şiddetleniyor. Telsizden birbirlerini koordine eden gerillalar ve yanlarında helikopterlerle çatışan yoldaşlarının coşkusuna zılgıtlar eşlik ediyor “vur, vur, inmelerine fırsat verme” diyor.

Gecenin karanlığı iyice bastığında çatışmalar giderek şiddetleniyor. Karadan ilerlemeye ve gerillaların savaş tünellerine yetişmeye çalışan işgalciler takibe alınıyor. Şifreli konuşan gerillalar düşman birliğinin yerlerini, konumlarını ve sayılarını tarif ediyor, başka bir grup gerilla ise eylem hazırlığını yapıyor. Gerilla komutanı sürekli telsiz üzerinden bağlantı kuramayan gerillalar için şifreli anons yapıyor ve onlara bölgelerindeki düşman hareketliliğini, konumunu tarif ediyor. Çok geçmeden karadan ilk temas yaşanıyor. Gerillalar takibe aldıkları düşman birliğine ilk darbeyi vuruyor. İlk temas yaklaşık 20 dakika sürüyor ve düşman ağır kayıplar vererek birliğini geri çekiyor ve alana dönük ağır bombardımana başlıyor.

Gece karanlığı top atışları ve uçakların tonluk bombalarıyla aydınlanıyor. Eski savaşlardaki mancınık atışları gibi, her top atışı önce havada parlayıp sonra büyük bir patlamayla gece karanlığını bir anda aydınlatıyor. İşgalci ordu sürekli arazideki gerilla birliklerini temasa çekip yerlerini tespit etmeye çalışıyor, ancak her seferinde başka bir yerden vuruluyor. İlerlemeyi başaramayan işgalciler gerillaların savaş tünellerine ağır bombardımanlarla yükleniyor, gerillalar ise bombardıman yapıldığında kendilerini sağlama alıyor ve bombardıman durup işgalciler ilerlemeye başladığında mevzi alıp vuruyorlar. Gece boyunca her bir bombardımandan sonra ilerlemeye çalışan işgalciler, gerillaların müdahalesinden sonra kayıp verip tekrardan geri çekilmek zorunda kalıyor. Saldırı helikopteri ile çatışan ve patlama seslerinden kulakları çınlayan gerillalar silahlarına yapışmış bırakmıyor,gerillanın görkemli kararlığı işgalci askerlerin tüm umutlarını yerle bir ediyor. İşte o zaman kanlı elleriyle, kirli postallarıyla bir halkı yok etmeye gelen soykırımcılar için umut tükeniyor ve soykırımcı için bitmek bilmeyen bir gece haline geliyor. Avaşin’in Mamreşo alanında ilk birkaç saat böyle cereyan ediyor. Böylece işgalci soykırım saldırılarına karşı Bazên Zagrosê devrimci hamlesi büyük bir kahramanlık ve inançla başlamış oluyor.

Bir an insan düşünüyor. Her anı büyük bir destan olan bu tabloyu nasıl olduğu gibi yansıtırım, hangi kavramlarla ve güzel cümlelerle anlatırım? Ama sonunda kendinize diyorsunuz ki; bu destan ancak gözle görüldüğünde, kulakla duyulduğunda, tüm ruhuyla içinde olunduğunda ve hissedildiğinde yaşanır, anlatılmaz. Keşke dersiniz; kahraman ve mazlum Kürt halkı burada olsaydı,kahraman evlatlarının onurlu duruşlarına ve nasıl kahramanca dövüştüklerine kendileri şahit olsalardı, işte o zaman göğüsleri kabarık ve başları dik bir gururla kahraman evlatlarını zılgıt ve sloganlarla selamlarlardı. Evet; Kürt halkı ve soykırımdan geçirilen halklar, faşistlere ve soykırımcılara karşı savaşan bu kahramanlarla iftihar duyun ve sarsılmaz cesaretleri ile yazdıkları destanları tüm insanlığa anlatın ki, kimse kader dedikleri saçmalığa boyun eğmesin. Mücadeleye olan inanç ve kararlılık sarsılmasın; çünkü mücadele inancının sarsıldığı ve mücadeleden vazgeçildiği gün tüm insanlığın faşizmin rant çarkında ezildiği gün olur.

Nicel ve teknik üstünlüğün niteliğe, cesarete ve fedailiğe karşı hiçbir zaman başarı şansı olamayacağının kanıtına tanıklık etmek, her birinin göğsünde kocaman bir güneş bulunduran ve parladıkça yüzlerinde umut olan yiğit genç Kürt kızları ve oğullarının direnişine şahitlik etmek, böyle bir çağda hem gurur verici hem de kahredici bir durumdur. Keşke herkesin mertçe ve eşit derecede dövüştüğü bir çağda bu kahramanların dövüşüne tanıklık edebiliyor olsaydık.

Gerilla kahramanca direniyor. Direnişteki azmi ve kararlılığı her zamankinden daha güçlüdür. Ancak unutulmamalıdır ki bu bir halk savaşıdır; yani devrimci halk savaşıdır. Halk olarak kahraman evlatlarımızla ne kadar gurur duysak azdır, ancak bu mücadele halk ve gerilla beraberliği olmadan çok daha ağır ve büyük bedeller vermek zorunda kalır. Bundan dolayı soykırımcı devlet Kürdistan halkını ve gerillayı birbirinden koparıp zayıflatarak sırasıyla soykırımdan geçirmek ve bu şekilde amacına ulaşmaya çalışmaktadır. Bunlara fırsat vermemek ve soykırımcı, faşist rejimi ortadan kaldırmak için muazzam bir fırsatımız oluşmuş durumda. Oda her alanda mücadeleyi yükseltmektir!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.