Cesur insanların savaşı

Forum Haberleri —

4 Haziran 2021 Cuma - 23:00

  • Tarihin ender tanık olduğu cesur insanların savaşını görmekteyiz. Tarihin ender tanık olduğu bir halkın gencecik oğulları ve kızlarının savaşını yaşamaktayız. İşte 15 Ağustos ruhu budur. 1 Haziran ruhu budur. 

SAVAŞ FIRAT

Kürdistan dağlarında son bir ayda yaşanan savaşın bilançosu HPG Basın ve İrtibat Merkezi tarafından kamuoyuna duyuruldu. Tabi açıklanan Medya Savunma Alanlarına dönük yapılan saldırılar karşısında gerillanın göstermiş olduğu direnişin de bilançosuydu. Bunun yanında kuzey eyaletlerinin hemen hemen hepsinde gerilla eylemleri gelişti. Dersim’den Botan’a, Amed’den Serhad’da kadar gerilla hareket ve eylem halindeydi. Bu hareket ve eylem durumunu doğru analiz etmenin gereği vardır. Gerilla savaşımımızın tarihi hamlelerinden biri olan 1 Haziran’ın üzerinden 17 yıl geçti. O zamandan günümüze kadar onlarca kez değerlendirmesi yapıldı. Ve her açığa çıkardığı yeni gelişmeler üzerinden değerlendirilmeye devam edilecek.

Tabi bazıları için bir anlam ifade etmeyebilir. Ama halkımız açısından, gerilla hareketimiz açısından oldukça anlam yüklüdür. O koşulları yaşayan ve o dönem sorunlarını bilen herkes 1 Haziran hamlesinin ne kadar anlamlı olduğunu bilir. Tıpkı 15 Ağustos hamlesinin Kürdistan halkı ve PKK açısından taşıdığı anlamı bildiği gibi. Elbette 1 Haziran ve 15 Ağustos tarihsel olarak birbiriyle kıyaslanacak hamleler değildir. Ve 1 Haziran 15 Ağustosun güçlü mirası ve birikimi üzerinden açığa çıkmış bir hamledir. Ama kendi dönemine de damga vuran en kapsamlı gerilla hamlesi olarak da değerlendirmek mümkündür.

Çok ezici saldırıların olduğu, önderliğimizin esaret altına alındığı ve harekete ömür biçildiği bir zaman diliminde tüm içteki ve dıştaki saldırılara rağmen yönünü savaşın en yoğun olacağı, riskin en fazla olacağı, büyük zahmetleri içeren, acılı ve kanlı bir hamleyi göze almak ancak tarihi sorumluluğu olanların atacağı bir adımdı. Ve gerilla bu adımı atma cesaretinde bulundu. Zaten tarih tüm korkularına rağmen yürüme cesaretini, adım atma cesaretini gösterenlerin yürüyüşlerinden ve yarattıklarından başka ne olabilir ki.

Büyük tasfiye hareketlerine karşı, büyük direnme kararlılığı ancak bu kadar anlamlı olabilir. Ancak bu kadar güzel olabilir. Ancak bu kadar onurlu olabilir. Tıpkı en olmaz denilen yerde, olur deyip yürüyüşü başlatan önder Apo’nun ilk adımı atmaya cesaret etmesi gibi. Hiçbir izin kalmadığı Kürdistan dağlarındaki patikalarda yürümeye cesaret eden ilk gerilla adımı gibi. Her dönemde büyük zorlukları karşılayacak tarihi adımlar atmanın sorumluluğu bu anlamda oldukça büyüktür.

Bu durum 24 Temmuz 2020 tarihinde halkımıza ve gerillaya karşı geliştirilen kapsamlı saldırılar karşısında direnme kararlılığında da açığa çıkardı. ‘Çöktürme Planı’nın uygulanmaya konulduğu, çok acımasız ve ezici saldırıların olduğu bir süreçte direnişe geçmek kadar anlamlı bir kararlaşma var mıdır. İşte şimdi tartıştığımız tüm bu hususlar bu direniş kararlılığı üzerinden açığa çıkmaktadır.

Herkes bilir ki bir gerilla hareketinin savaş tarzı alan tutma biçiminde değildir. Alan savunmasına geçmek bir gerilla gücünü oldukça zorlayacak bir durumdur. Ancak bir gerilla gücünü alan savunmasını yapmaya iten etkenleri iyi irdelemek lazım. Mao Zedung, Çin’de gerilla hareketine karşı saldırılar geliştiğinde gerilla gücünün onda dokuzunu kaybetti. Yani 300 bin kişilik bir gerilla gücünün yaklaşık 270 binini şehit verdi. Kalan 30 bin kişilik gerilla gücünü hem korumak hem de daha büyük hamlelere hazırlamak için 11 bin kilometrelik bir manevrayı gerçekleştirdi. Tarihe uzun yürüyüş olarak geçen bu gerilla manevrasının ta kendisidir. Gerillacılığın kurucu ilkelerini oluşturan Mao, Kürdistan gerillasının bu durumunu görseydi acaba nasıl değerlendirirdi. Bu anlamda alan savunması yapmak, alanda düşmanla iç içe kalmak, düşmanın girdiği alanları boşaltmamak. Buralarda aylarca savaşmak ve savaşı bu kadar yaygın ve büyük geliştirmek her halde bir gerilla hareketi olarak HPG’ye nasip oldu. Elbette ki HPG’nin bir bütün olarak ülke savunmasında kararlaşması bunda temel rol oynuyor. Ancak her bir HPG gerillasının duruşu ve kararlaşması bu direnişi besliyor ve anlamlı kılıyor. Düşmanın da takip ettiği, gerillanın cihazlarına yansıyan ve gerilla komutanlarının da dile getirdiği bazı yerleri boşaltma talimatlarına rağmen oralardaki gerilla güçlerinin direniş kararı almaları ve direnmeleri nasıl anlatılmalı. İşte Kürdistan gerillası açısından tam da anlaşılması gereken budur. Bu ruhtur, cesarettir. Bu inançtır, bağlılıktır.

Açıklanan savaş bilançosu bunun toplam sonucudur. Tüm taktiklerin uygulandığı bir durum. En yaratıcı teknik kullanımından tutalım, en şaşırtıcı taktiklere kadar zengin bir gerillalık deneyimine tanık olmaktayız. Arazinin derinliklerine kök salmışçasına derin bir gizlilikten en belirgin herkesin gözü önünde olan mevzi ve tünellerde savaşmaya kadar farklı yöntemlere tanık olmaktayız. Tarihin ender tanık olduğu cesur insanların savaşını görmekteyiz. Tarihin ender tanık olduğu bir halkın gencecik oğulları ve kızlarının savaşını yaşamaktayız. Cıvıl cıvıl, yaşam dolu insanların ölüm kusanlar karşısında halaya tutuşurcasına savaşmalarına tanık olmaktayız. İşte 15 Ağustos ruhu budur. 1 Haziran ruhu budur. Bu ruh capcanlı ayakta, dağlarımızda düşmanıyla karşı karşıya ve büyük hesaplaşmakta…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.