Çocukları tarikatlara teslim etmek istismardır

Dosya Haberleri —

Av. Müjde Tozbey

Av. Müjde Tozbey

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Av. Müjde Tozbey ile kayıp çocukları, iddiaları, çocuk istismarıyla gündemde olan tarikatlara çocukların teslim edilmesini ve ne yapılabileceğini konuştuk.

  • Kamuoyuna da yansıyan resmi bilgilendirmelere göre bakanlık kurum dışındaki yerlere de çocukların teslim edildiğini doğrulamış olup, halen resmi olmayan bilgilere göre kayıp çocukları götürüldükleri başka yerlerin de ihbarları gelmektedir. Bu kanunen imkansızdır.
  • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı irtibat numaraları derneğimizce aranmış olup, bakanlık bünyesinde düzenli bir işleyişin mevcut bulunmadığı tespit edilmiştir. Derneğimize gelen bazı bilgilere göre deprem bölgesinde yaklaşık 1000 kadar çocuğumuz kayıptır.
  • Aile Bakanlığı birbiri ile çelişen açıklamalar yapmıştır. Sakarya’daki çocuklara ilişkin, suç duyurumuz ardından müftülük tarafından çocukların bakanlığa teslim edildiği açıklanmıştır. Bu durum suçun kabulüdür. Çocuklar, istismarın olduğu tarikatlara teslim edilmemeli.

REWŞAN DENİZ

Maraş merkezli deprem sonrası gündeme gelen konulardan bir de kayıp çocuklar oldu. Dersim'in kayıp kızları durumunu hatırlatan kayıp çocuklara ilişkin birçok iddia gündemde. Tarikatlara teslim edilme, organ mafyasının devreye girmesi, güvensiz olduğuna dair şüphelerin olduğu kimi koruyucu aile örnekleri sıkça dile getirilen iddialar arasında. Böylesi ağır bir yıkımın ardından bir de sağ kurtulan evlatlarına ne olduğunu merak ediyor toplum. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Av. Müjde Tozbey ile kayıp çocukları, iddiaları, çocuk istismarıyla gündemde olan tarikatlara çocukların teslim edilmesini ve ne yapılabileceğini konuştuk.

Kayıp depremzede çocuklar için suç duyurusunda bulundunuz. Suç duyurunuzla ilgili bir gelişme oldu mu? Biraz suç duyurunuzun içeriğine dair de bilgi verir misiniz?

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak 6 Şubat depremlerinden sonra İstanbul Beykoz ve Sakarya’da ailelerinin yanından alınarak çeşitli yerlere yerleştirilen refakatsiz depremzede çocukların akıbetini öğrenmek ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na sorumluluklarını hatırlatmak amacıyla suç duyurularında bulunduk. Derneğimize halen çeşitli ihbarlar gelmeye devam etmektedir. Arama kurtarma çalışmaları devam ederken bölgede depremden etkilenmiş refakatsiz çocuklar bulunmakta. Birçok kayıp ihbarı neticesinde enkazdan çıkartıldığı bilinen çocukların ailelerine teslim edilemediği ortaya çıkmıştır.

Av. Hediye Gökçe Baykal'ın başka bu yönlü şikayetlerin geldiğine yönelik açıklamaları oldu. Hatta çok ciddi durumların olduğunu söyledi. Durumun içeriğini bizimle paylaşabilir misiniz?

Çocukların enkazdan çıkarıldığı ya da kayıp olarak bulunduğu günün, saatin, yerin, mümkünse ailesiyle yaşadığı apartmanın bilgisi tespit edilmeksizin kendilerini aileleri olarak tanıtan kişilere teslim edilmeleri söz konusudur. Depremde sağ kurtarılan çocukların resmi kurumlara bildirimlerinin yapılmadığı ve kayıtlara geçmesini sağlanamadığı örnekler sahadan bildirilmektedir. Bu çocukların depremde anne ve babasız kaldıkları, enkazdan çıkartıldığı anda ilk olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın himayesi altına alınmaları gerekmektedir. Çocuk Koruma Kanunu'na göre korunma ihtiyacı olan çocuklar adına uygulanan bakım tedbirleri gereği çocukların bakılıp gözetildiği, hakkında verilen tedbir kararlarının yerine getirildiği resmî veya özel kurumlar bulunmaktadır. Bu kurumlarda Bakanlığa bağlı çocuk evlerinde korunma altında olan çocuklar kalırlar. Kurumlarda kalan çocukların özel yaşam alanları olup özel hayatının gizliliği, mahremiyeti dikkate alınarak çocukların nerelerde barındırıldığı toplum ile paylaşılmaz. Yani bu evlerin adresleri, evlerde hangi çocukların kaldığı bilgileri gizlidir. Ayrıca bu kurumlar dışında korunmaya muhtaç çocukların başka kurumlara yönlendirilmeleri mümkün değildir. Bu imkansızdır. Ancak kamuoyuna da yansıyan resmi bilgilendirmelere göre Bakanlık kurum dışındaki yerlere de çocukların teslim edildiğini doğrulamış olup, halen resmi olmayan bilgilere göre kayıp çocukları götürüldükleri başka yerlerin de ihbarları gelmektedir. Halbuki derneğimize ve başka kurumlara yapılan ihbarlar devlet kurumları dışında refakatsiz çocuklarımızın tarikatlar veya organ mafyalarının alanlarda çocukların akrabaları olduğunu söyleyerek teslim edildiklerini bildirmektedir.

İki bin kayıp çocuktan bahsediliyor. Sizdeki bilgiler nedir? Bu rakam gerçeği yansıtıyor mu?

En çok ambulanstan hastanelere sevk sırasında çocukların kaybolduğunun tespit edildiği bölgeden gelen iddialar arasındadır. Bu iddiaları ortaya atan kişilerce çocukların hastane kayıtlarını araştırdığı ancak kayıtlarda kayıp çocukların yer almadıkları iddia edilmektedir. Bakanlık açıklamalarından görüleceği üzere yalnızca hastaneye giriş kaydı yapılan çocuklar devlet korumasına alınmaktadır. Ancak hastaneye giriş kayıtları yapılmayan veya ailelerine teslim edilmeyen çocukların akıbeti belirsizdir. Her ne kadar Bakanlık refakatsiz çocuklarla ilgili birtakım bilgiler vermişse de, resmi rakamların dışında bildirilmeyen kayıp vakalarının olduğu da düşünülmekte.

Konuyla ilgili refakatçisi olmayan çocuklar ile ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı irtibat numaraları derneğimizce aranmış olup, çağrı merkezindeki personelin konuyla ilgili bilgisinin olmadığı ve henüz bakanlık bünyesinde düzenli bir işleyişin mevcut bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca derneğimize gelen bazı bilgilerde deprem bölgesinde yaklaşık 1000 kadar çocuğun kayıp olduğu yönünde iddialar mevcut.

Yine çocukların çeşitli cemaatlere teslim edildiği iddia ediliyor. Sizin elinizde buna dair bir bilgi var mı? İddia doğruysa ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Tarikat ve cemaatler çocuklarımız için deprem kadar büyük bir afettir. Bakın biz 2022 yılının başından beri düzenli olarak Erzurum’a gidip geliyoruz. Burada 13 çocuğun işkence edildiği, 9'unun istismara maruz bırakıldığı iddiaları nedeniyle yapılan yargılamalarda gönüllü olarak çalışıyoruz. Bu çocuklar Diyanet’e bağlı yatılı Kuran kursunda kalmalarına rağmen bu olayları yaşadılar. Düşünün ki devlete bağlı kurslar dışında denetimleri yapılmayan tarikat ve cemaatlere ait kurumlarda çocukların neler yaşayabileceği soru işareti. Küçüklerimizin yaşadığı trajedinin tarikatlar tarafından istismarına, küçüklerimizin istismarına izin vermeyeceğimizi söylüyoruz. Bu çocuklar zaten depremler nedeniyle yaşanılan ihmaller nedeniyle ailelerinden kopartıldı, mağdur edildiler. Bir de üzerine çocukların akıbetinin belirsiz kalmaları toplumsal bir sorundur. Bize gelen her türlü iddiayı değerlendiriyoruz ve eğer somut iddialara dayanıyorsa suç duyurularımızı ilgili yerin savcılığına teslim ediyoruz. Dernek olarak deprem bölgesinden çeşitli illere getirilen refakatsiz çocukların cemaat evleri ve yurtlarına yerleştirildiği iddialarına ilişkin önce İstanbul Beykoz, daha sonra da Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyuruları yaptık. Ancak yeterli gelmemektedir. Zira kayıp çocuklarla ilgili kamuoyuyla paylaşılan bilgiler yetersizdir. Devlet kurumlarında şeffaflık ilkesine riayet edilerek çocuklar hakkında net bilgilerin verilmesi gerekmektedir.

Bu çocukların yaş aralığına dair elinizde bir veri var mıdır?

Maalesef, zaten problemlerden biri de kayıp çocuklara ilişkin şeffaflık ilkesi temelinde bakanlığın somut verileri paylaşmıyor oluşu.

Depremzede çocukların evlatlık edinme meselesi hükümet tarafından ortaya atıldı. Hatta bu çocuklarla evlenilebileceğine yönelik fetva verildi. Bu çocuklar aileleri araştırılmadan evlatlık verilmesi ya da çocukların yetiştirme yurtları gibi yerlere teslim edilmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Koruyucu ailelik başvuruları tüm çocuklar için değerlendirilmektedir. Yalnızca deprem nedeniyle koruma altına alınanlar için değildir. Burada deprem bölgesinden gelen çocukları koruyucu ailelere yerleştirirken elbette ki resmi kurumlar üzerlerindeki sorumluluğu hafifletme çabası içerisindedirler. Zira devlet ne yazık ki neoliberal bir ekonomide korunmaya muhtaç çocuğa sırtındaki yük olarak bakmakta ve onları maliyet hesabıyla değerlendirmektedir. Biz bu tutumu depremden önce de anneleri öldürülmüş çocuklarımız için mücadele ederken de görüyorduk. Yine istismar mağduru çocuklarımızın ailelerinden alınıp kurumlara yerleştirilmelerinde de koruyucu aileliğin çok büyük sıkıntılar doğurabileceğini, bazı özel durumlarda devletin himayesinde çocukların daha iyi barınabileceklerini ve gelişimlerini sağlıklı tamamlayabileceklerini düşünmekteyiz. Bu elbette ki, devlet sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirdiğinde, çocukların sağlıklı bir ortamda büyümelerini sağladığında geçerlidir.