DAİŞ’in ikinci kalkışı hüsranla sonuçlanacaktır

Forum Haberleri —

25 Ocak 2022 Salı - 23:30

YPG ve YPJ'nin öncülüğü ile Reqa, DAİŞ’in cehenneminden tümüyle kurtarıldı.

YPG ve YPJ'nin öncülüğü ile Reqa, DAİŞ’in cehenneminden tümüyle kurtarıldı.

  • Hesekê cezaevi saldırısının kapsamı, amacı ve hedefi, daha önceki işgal saldırılarının bir devamı ve daha aşağılık bir versiyonudur. Kürt düşmanlığında gelinen zirve noktadır. 

Rauf KARAKOÇAN

Türkiye’de ki faşist iktidarın ayakları altındaki zemin kayınca DAİŞ’e bağlanan umutlar daha fazla artmaktadır. Türkiye’deki iç sorunları gidermenin yolu; DAİŞ çeteleriyle iş tutarak Rojava’ya saldırmak olmuştur. ‘Ne kadar Kürt düşmanlığı olursa o kadar iktidarda kalma fırsatı doğar’ şeklindeki ikilemin alıcısı toplumda pek kalmamış gibidir.

Saldırgan dış politikalarını Kuzey ve Doğu Suriye hattına yönlendirerek büyük bir kargaşa yaratmak, mümkünse Rojava Özerk Yönetimini ortadan kaldırarak çetelerle alan denetimi sağlamak, iç siyasetteki sıkışmışlığını sahte zaferlerle gidermektir. Bunun için DAİŞ terör organizasyonuna daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Kürt düşmanlığına dayandırılan iç ve dış politikaları DAİŞ üzerinden yürütmesi Türkiye için bitiş noktasıdır. DAİŞ’e bağlanan ülke kaderi halklar açısından sosyal, siyasi, askeri, ekonomi, diplomasi cephesinde tam bir fiyaskodur.

Diktatör Erdoğan’ın kendi gazını Rojava’da DAİŞ aracılığıyla aldırmak istemesi daha fazla gaz sıkışmasına yol açmış durumdadır. Hesekê cezaevi saldırısının kapsamı, amacı ve hedefi, daha önceki işgal saldırılarının bir devamı ve daha aşağılık bir versiyonudur. Kürt düşmanlığında gelinen zirve noktadır. Kürtlere karşı denenmemiş savaş taktiği ve yöntemi kalmamış gibidir. Bütün kirli özel savaşların toplamı, psikolojik harp taktikleri de dahil Kürtlere karşı denendi ve denenmeye devam edilmektedir. Bütün cephelerden yürütülen bu savaşın başarı sağlaması mümkün olmamıştır. Bundan sonra başarma şansı da yoktur.

DAİŞ’in ipine sarılarak Rojava’nın tümünü savaş ganimeti olarak görmek siyasi ve askeri körlüktür. Türk devletinin Kürt düşmanlığı üzerinden şekillendirdiği politikalara bakıldığında, tarihten günümüze giriştiği jenositler, soykırımlar, katliamlar, toplu veya bireysel infazlar, yakmalar, yıkmalar, sürgünler, zindanlar, işkenceler bumerang etkisi yaratmıştır. Bundan sonra da böyle olmaya mahkumdur.

DAİŞ tipi dincilik politikalarına yönelen AKP’nin DAİŞ’le birlikte icra ettiği operasyonlar geri tepmiştir. Rojava gibi özgürlüğü tatmış bir halkı DAİŞ ile tehdit etmek, askeri operasyonlar yapmak, katliamlar gerçekleştirmek akli melekesini yitirmişlerin işi olabilir. ‘Eve zorla girmek isteyen hırsız’ konumuna düşen bir ülke yönetiminden her şey beklemek mümkündür. Diktatör Erdoğan kendisine muhalif olan, muhalif düşünen herkesi düşman görmektedir. Dil koparmaktan bahsedecek kadar kendisinden geçen bir zavallıdır.

Rojava’ya eş zamanlı saldırılarla hedef şaşırtarak, halkı ürkütüp korkutarak, kaos yaratarak sonuç alma dönemi kapanmıştır. Rojava halk bileşenleri her şeye rağmen kurdukları özerklik sistemini yaşatmak için büyük bir dayanışma ruhunu yakalamıştır. Neye mal olursa olsun kendisini savunacağını, değerlerini koruyacağını bu son saldırılarda da ispatlamıştır. Türkiye’de tertiplenen kirli planları açığa çıkarmış ve kurulan tuzakları bozmuştur. İkinci DAİŞ kalkışmasını, kalkışmayı körükleyenlerle birlikte toprağın daha çok derinliklerine gömeceğinden hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

DAİŞ’e karşı mücadele sadece Kürtlerin mücadelesi olmaktan çıkmış insanlık mücadelesine dönüşmüştür. Kürtler başta olmak üzere bu mücadelede yer alan diğer kimlikler de insanlık mücadelesinin bir parçası olmuşlardır. Hal böyle iken DAİŞ’i hortlatan Türk devleti de dünya insanlığına karşı suç işlediğini Rojava saldırılarıyla belgelemiş oluyor. Şengal’e saldırarak Êzîdîleri katletmesi bile başlı başına bir insanlık suçudur. Erdoğan Türkiye’sinin bel bağladığı DAİŞ dinciliği topluma zorla giydirilen siyah bir elbisedir.

Dincilik yapmayan mütedeyyin insanlar, dindar kesimler AKP ile DAİŞ ortaklığından dolayı dinden soğuma noktasına kadar geldiler. Dini bu kadar siyasetin hizmetine sokan, ticaretin aracı, iktidarın propaganda malzemesi haline getirerek bu kadar kullanan ve itibarsızlaştıran başka bir hükümete rastlamak mümkün değildir.

Rojava’ya yönelik DAİŞ saldırılarının arkasında Türkiye’nin olduğu artık sır değildir. Amaç, Rojava’nın mevcut idari yapısını ortadan kaldırmak ve mevcut statüsüne son vermektir. Kısacası Kürtlerin varlığına tahammül edilmemektedir. Kürtlerin coğrafik konumlanması Ortadoğu halklarının değişimi ve devrimsel gelişmeleri açısından tarihsel bir role sahiptir. Kürt düşmanları bundan korkuyorlar.

Kürt özgürlük hareketi, Ortadoğu’nun kaderini değiştirecek, öncülük edecek, temsil ettiği paradigmayla toplumsal sorunları çözecek, yol gösterecek konumdadır. Bu paradigmadan beslenen Rojava’yı kendileri için tehlike görenler sürekli saldırı halindedirler. Son Rojava saldırılarını da bu çerçeveye oturtmak gerekir.

DAİŞ’in cezaevi baskını tahribatlara yol açsa da planı başarısız olmuştur. DAİŞ’in birinci kalkışması Rojava’da ki yenilgisi olmuş, ikinci kalkışması ise Rojava’da ki ölümü olacaktır. Başkan Apo’nun, ‘DAİŞ’in olduğu her yer Kürtlerin mücadele alanıdır’ mealinde ki sözünün gereğini yerine getirmek yılları da alsa, boyun borcu olarak görülmelidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.