Danimarka’nın Kürt temsilcileri

Dosya Haberleri —

Danimarka Kürt temsilcileri

Danimarka Kürt temsilcileri

  • Danimarka, 24 Mart’ta yapılacak erken parlamento seçimlerine hazırlanıyor. Ülkede Kasım 2025’de yapılan yerel seçimler, göçmen topluluklarının demokratik katılımı açısından önemli sonuçlar ortaya koymuştu. Ve yerel seçimlerde ülke genelindeki 60 Kürdistanlı adaydan 28’i seçilmişti.
  • Gladsaxe Belediye Başkanı Serdal Benli, "Biz de buradayız, bu toplumun parçasıyız. Elbette örgütlenme ve sandığa katılım daha da güçlenmeli. Bu hem Kürt toplumu hem de Danimarka demokrasisi için kazanç olacaktır" ifadelerini kullanırken, Güneybatı Bölge Meclisi üyesi Gül Özcan ise, "Asıl mesele temsil edilmekten öte, karar süreçlerinde gerçek anlamda yer almaktır" diyor.
  • Vallensbæk Belediyesi Belediye Meclisi’den Erdal Çolak, sosyal demokrasinin en somut halinin belediyelerde görüldüğünü söylüyor. Herlev Belediyesi’nde Enhedslisten adına çalışan İbrahim Benli de, "Çoğulcu temsiliyet, demokrasiyi güçlendirir" diyor. Ballerup Belediyesi’nde SF adına çalışan Taner Genç ise, "Demokrasi günlük yaşamın parçası" diye belirtiyor.

ŞOREŞ BİLİKAN

Danimarka’da 1960’ların sonunda Kürtlerin geçici işçilikle başlayan yolculuğu, bugün yerel yönetimlerden akademiye, sağlıktan sanata uzanan çok katmanlı ve kalıcı bir toplumsal varlığa dönüşmüş durumda... Danimarka, 24 Mart’ta yapılacak erken parlamento seçimlerine hazırlanırken; geçtiğimiz yıl Kasım’da yapılan yerel seçimler, göçmen topluluklarının demokratik katılımı bakımından da önemli sonuçlar ortaya koymuştu. Seçimler, özellikle Kürtlerin siyasal görünürlüğünde niteliksel bir sıçramaya işaret ederken, Danimarka siyasetinde uzun süredir hakim olan bazı dengelerin de sorgulanmasına yol açmıştı. Yerel seçimlerde ülke genelindeki 60 Kürdistanlı adaydan 28’inin seçilmesi, Kürt diasporasının artık yalnızca temsil edilen bir topluluk değil, karar süreçlerinde de yer alan bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor. Gladsaxe’de Serdal Benli, Danimarka tarihinde ilk kez Kürt ve "yabancı" bir belediye başkanı olarak seçildi, Güneybatı Bölge Meclisi’ne de Gül Özcan ilk Kürt kadın temsilci olarak girdi.

Seçim gündemiyle birlikte biz de, Danimarka’nın ilk Kürt Belediye Başkanı Serdal Benli, İlk Kürt kadın temsilcisi Gül Özcan, Vallensbæk Belediyesi Belediye Meclisi’ne seçilen Erdal Çolak, Herlev Belediyesi’nde Enhedslisten adına çalışan İbrahim Benli ve Ballerup Belediyesi’nde Sosyalist Halk Partisi (SF) adına çalışan Taner Genç ile yerel siyasete yaklaşımlarını, temsil anlayışlarını ve önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini konuştuk.

Demokrasi için kazanç

Gladsaxe Belediye Başkanı Serdal Benli, yıllar önce göç etmiş insanların bugün belediye başkanı, milletvekili ya da denetim kurulu başkanı olabilmesinin demokrasinin gücünü gösterdiğini söylüyor. Bu başarıda Kürtlerin tarihsel özgürlük ve demokrasi mücadelesinin önemine de dikkat çeken Benli, bu mücadelenin diasporada da güçlü bir politik bilinç yarattığını ifade ediyor: "Biz de buradayız, bu toplumun parçasıyız. Danimarka’daki Kürt toplumu siyasete katılan, kendini ifade eden bir topluluk. Elbette örgütlenme ve sandığa katılım daha da güçlenmeli. Bu hem Kürt toplumu hem de Danimarka demokrasisi için kazanç olacaktır.”

Kapsayıcı belediyecilik

Gladsaxe’de büyüyen Benli zamanla farklı toplumsal kesimlerle temas ediyor. Özellikle çocuklar, eğitim ve gençlik alanında yürüttüğü somut çalışmaların seçilmesinde belirleyici olduğunu anlatan Benli, “En temel mesajım kapsayıcı ve katılımcı belediyecilikti. Belediye meclisindeki dokuz partiden yedisinin beni desteklemesi, bu yaklaşımın geniş bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Başkanlığım boyunca Gladsaxe’yi daha adil, daha katılımcı ve daha güçlü bir şehir haline getirmek istiyorum. Vatandaşların karar süreçlerine gerçekten dahil olduğu bir belediyecilik anlayışıyla çalışacağım” diyor.

İlk olmak büyük bir sorumluluk

Güneybatı Bölge Meclisi üyesi Gül Özcan ise bu durumun kalıcı bir başlangıç olduğunu ve Kürt kadınlarının siyasette görünürlüğünün istisna değil, süreklilik olması gerektiğini vurguluyor. Özcan, “Bu benim için kişisel bir başarıdan çok, Kürt kadınlarının mücadelesinin görünür olmasıdır. İlk olmak büyük bir sorumluluk getiriyor. Asıl mesele temsil edilmekten öte, karar süreçlerinde gerçek anlamda yer almaktır" diyor.

Kadınların siyasette yaşadıkları zorluklara da değinen Özcan, şöyle devam ediyor: “Siyaset hala erkek egemen bir alan. Kürt kadınları açısından bu yük daha da ağır çünkü hem göçmen kimliği hem kadın olmanın getirdiği engeller var. Bu nedenle siyasette görünür olmak bireysel değil, kolektif bir mücadele olmalı. Özellikle hastanelerde bekleme süreleri, acil servislerin durumu, psikiyatri alanındaki kapasite ve dezavantajlı bölgelerdeki sağlık eşitsizlikleri üzerine çalışacağım. Bu çalışmaları Amager-Vestegnen Sağlık Konseyi üyesi olarak yürüteceğim."

Katılım yeterli değil

Kürt kadınlarının Danimarka’daki potansiyelinin yüksek olduğunu söyleyen Özcan, ancak katılımın yeterli olmadığını dile getiriyor. Temsil eksikliği ve yapısal engeller olduğunu kaydeden Özcan, şöyle devam ediyor: “Özellikle genç kadınların siyasete katılımını erişilebilir kılmak gerekiyor. Bunun için mentorluk programları, genç kadın kotası, dil ve eğitim destekleri çok önemli. Partiler genç kadınları vitrin değil, karar verici pozisyonlara taşımalı.”

Kürt kadın örgütleriyle uzun süredir iç içe olduğunu söyleyen Özcan, sağlık, eğitim ve şiddetle mücadele alanlarında düzenli işbirliği ve toplantılar yapmayı planladığını anlatıyor. Siyasetin halktan kopuk olmayacağına dikkat çeken Özcan, “Benim açımdan toplum için somut fark yaratmak önemli” diyor.

Yerel siyasette emeğin karşılığı

Vallensbæk Belediyesi Meclisi’ne seçilen Erdal Çolak, aldığı sonucun sahada yürütülen uzun soluklu çalışmanın ürünü olduğunu söylüyor. Vallensbæk gibi küçük bir belediyede güven ilişkisinin belirleyici olduğunu belirten Çolak, kapı kapı yürütülen birebir temasın seçim sonucuna doğrudan yansıdığını ifade ediyor: “Sosyal Demokrat Parti oy kaybederken benim oyumu artırmam, seçmenin artık adayın kimliğine değil emeğine baktığını gösteriyor.”

Entegrasyon ve eşitlik

Çolak’a göre, sosyal demokrasi, yerel siyasette dayanışma, kapsayıcılık ve kimseyi geride bırakmamak anlamına geliyor. Yerel düzeyde bunun güçlü refah hizmetleri, eğitimde fırsat eşitliği, şeffaf bütçe yönetimi ve mahalleler arası sosyal denge olarak karşılık bulduğunu da ekliyor.

Sosyal demokrasinin en somut halinin belediyelerde görüldüğünü söyleyen Çolak, yeni dönemde odaklanacağı başlıkları şöyle açıklıyor: “Eğitimde eşitlik, gençlerin spor-kültür olanaklarına erişimi, mahallelerde güvenlik ve sosyal denge ile entegrasyonun belediye düzeyinde güçlendirilmesini öncelikli alanlar. Aynı zamanda yaşlılar, sosyal hizmetler ve çevre politikaları da gündemimizde.”

Kimlik mi, hizmet mi?

Kürt ve Danimarkalı seçmenler arasında yaklaşım farkları olduğunu ancak ortak beklentinin samimi, ulaşılabilir ve çözüm üreten siyaset olduğunu ifade eden Çolak, Kürt seçmenin temsili önemsediğini, Danimarkalı seçmenin ise daha çok sunulan hizmete odaklandığını dile getiriyor. Kürt adayların bu seçimde elde ettiği başarının yalnızca Kürtler için değil, Danimarka demokrasisi açısından da önemli olduğunu vurguluyor. Çolak, gençlerle sürekli temas halinde olduğunu belirterek, cezaevindeki gençlerle yürütülen “LifeChances” projesini bu çalışmalara örnek gösterdi. Çolak,  “Gençlerin siyasetle ilişkisi seçim dönemleriyle sınırlı kalmamalı” diyor.

Yereller değişimin merkezinde

Herlev Belediyesi’nde, eko-sosyalist bir siyasi parti olan Enhedslisten adına çalışan İbrahim Benli, yerel yönetimlerin yurttaşların hayatına en doğrudan temas eden kurumlar olduğunu söyleyerek, eşit hizmet, sosyal adalet ve kapsayıcılığın en somut biçimde belediyeler aracılığıyla hayata geçtiğini vurguluyor. Belediyedeki çalışmalarında sosyal uyum, gençlik hizmetleri, yaşlı bakımı ve eşit hizmet sunumuna odaklandığını belirten Benli, okullara daha fazla kaynak ayrılması, kapsayıcı kültür politikalarının güçlendirilmesi ve yerel düzeyde etkili bir yeşil dönüşüm için çalıştığını anlatıyor.

Çoğulcu temsiliyet

Göçmenlerin yerel yönetimlerde görünür olmasının önemine dikkat çeken Benli: “Çoğulcu temsiliyet, demokrasiyi güçlendirir. Göçmen yurttaşlar karar süreçlerinde yer aldıkça politikalar daha kapsayıcı hale gelir. Katılımın düşük olduğu bir alanda, Kürt kurumları bilgilendirme ve bilinçlendirme yoluyla demokrasiye ciddi katkı sunuyor.”

Kürt gençlerine çağrıda bulunan Benli, şunları söylüyor: “Köklerinize sahip çıkın, eğitiminize yatırım yapın ve yaşadığınız toplumun aktif bir parçası olun. Kimliğiniz bir engel değil, güçtür.”

Kapı kapı dolaşılmalı

Ballerup Belediyesi’nde Sosyalist Halk Partisi (SF) adına çalışan Taner Genç ise siyaseti halkla sürekli temas halinde olmak olarak tanımlıyor. Kapı kapı dolaşmadan, insanları dinlemeden politika üretilemeyeceğini söyleyen Genç, Kürt kimliği ile siyaset yapmanın adalet, eşitlik ve dayanışma duygusunu güçlendirdiğini anlatıyor. Genç, şöyle devam ediyor: “Mücadele kültürü bana direnç ve empati kazandırdı. Bu da yerel siyasette önemli bir avantaj.”

Demokrasi sandıkla sınırlı değil

Sosyal adaletin önemine vurgu yapan Genç, çocuklar, gençler, yaşlılar ve kırılgan gruplar için erişilebilir hizmetlerin öncelikli olduğunu ifade ediyor. Belediyelerde sosyal adaletin, eşit ve erişilebilir hizmetlerle güçlendirilebileceğini belirten Genç, sorunlar büyümeden çözüm üreten politikalar ve halkın karar süreçlerine aktif katılımının bu sürecin temel unsurları olduğunu da ekliyor. Danimarka demokrasisini güçlü kılan unsurları da ifade eden Genç, “Şeffaflık, güçlü yerel yönetimler ve katılımcılık kültürü başta geliyor. Demokrasi burada sandıkla sınırlı değil, günlük yaşamın bir parçası” diyor.

 

 

* * *

60 yıllık yolculuk...

Danimarka’da Kürtlerin hikayesi artık yalnızca “göçmenlik” değil. 1960’ların sonunda geçici işçilikle başlayan bu yolculuk, bugün yerel yönetimlerden akademiye, sağlıktan sanata uzanan çok katmanlı ve kalıcı bir toplumsal varlığa dönüşmüş durumda. İlk kuşak Kürtler Danimarka’ya çoğunlukla geçici kalma düşüncesiyle geldi; ağır ve düşük ücretli işlerde çalıştı, uzun süre görünmez bir emek gücü olarak varlık gösterdi. Kürt göçünün başlangıcı 1967’ye uzanıyor. Konya, Kırşehir, Çorum ve Ankara çevresinden gelen işçi kuşakları, ağır ve düşük ücretli işlerde çalışarak Danimarka refah devletinin görünmez emeğini üstlendiler. 1970’lerde aile birleşimleri, 1980 darbesi sonrası siyasi iltica dalgası ve 1990’lar boyunca devam eden savaş ve baskı ortamından kaçış derken, Kürt toplumu bir diaspora topluluğuna dönüştü. Ancak zamanla kalıcılığın artması, aile birleşimleri, dernekleşme, kültürel dayanışma ve siyasal örgütlenme süreçleriyle Kürt toplumu bu ülkede kendi geleceğini inşa etmeye başladı. Danimarka Kürt Dernekler Federasyonu’ndan (FEYKURD) kültür derneklerine, kadın örgütlerinden akademisyen derneklerine kadar güçlü bir sivil toplum yapılanması, siyasal katılımı sistematik biçimde destekleyen bir altyapı yarattı. Bu dönüşüm, yalnızca Kürt toplumunun kendi başarı hikayesi değil; aynı zamanda Danimarka demokrasisinin kapsayıcılığının da güçlü bir göstergesi oldu.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.