Okullarda şiddet artıyor: Bakanlık izliyor
Dosya Haberleri —

Okullarda şiddet protesto/foto: Erdoğan ALAYUMAT
- Siverek ve Maraş’ta okullarda meydana gelen saldırıların münferit olmadığını dile getiren Eğitim-Sen İstanbul 9 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev, "2 Mart'ta Çekmeköy’de bir öğretmen arkadaşımız bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetti. O zaman da Milli Eğitim Bakanlığı’nı uyardık. Peki ne yaptı? Hiçbir şey yapmadı" ifadelerini kullandı.
- Öğrenci Sendikası’ndan Onur Şimşek ise, "Bir okulda 500 öğrenciye bir tane rehber öğretmen düşüyor. Bu kadar öğrenciyle tek başına ilgilenmek ve tüm olayların önüne geçmek mümkün olmuyor" dedi.15 yıllık öğretmen Ayşegül Çıta, “Çocuk neye özendirilirse onu davranışa dönüştürüyor. Ailede ve toplumda ne varsa okula yansıyor" diye vurguladı.
ERDOĞAN ALAYUMAT
Önce Urfa’nın Siverek ilçesi, ardından Maraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırılar, Türkiye’de eğitim alanında uzun yıllardır yaşanan şiddet vakalarını yeniden gündemin en tepesine taşıdı. Öğretmenler, sendika temsilcileri ve öğrenciler; yaşananların münferit birer vaka olmadığını, eğitim alanında uzun süredir biriken sorunların sonucu olduğuna dikkat çekiyor. Görüştüğümüz eğitimciler, eğitim politikalarında geriye gidiş, öğretmenlerin güvencesizleşmesi, okullarda yeterli önlemlerin alınmaması ve öğrencilerin gelecek kaygısını, bu şiddet ortamını besleyen başlıca etkenler arasında sıralıyor.
Sorunlar şiddeti tetikliyor
Eğitim-Sen İstanbul 9 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev, eğitimde artan şiddetin uzun süredir biriken yapısal sorunların sonucu olduğuna işaret ederek, öğrencilerin yaşadığı belirsizlik ve gelecek kaygısının şiddeti beslediğini vurguladı.
Özev, “Eğitimde şiddet gerçekten hat safhaya ulaşmış durumda. Bu durum, öğrencilerin ve çocuklarımızın gelecek kaygısından, önlerini görememelerinden kaynaklanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın uzun süredir eğitim alanında uyguladığı politikalar bu durumu besliyor. Milli eğitimin tarikatlara ve cemaatlere bırakılması, öğrencilerin geleceğiyle oynanması anlamına geliyor” dedi. Şiddetin ancak eğitim politikalarında köklü değişimlerle ortadan kaldırılabileceğini vurgulayan Özev, çözümün bilimsel ve demokratik bir eğitim anlayışından geçtiğini belirtti.
Bakanlık görmezden geliyor
Öğretmenlerin çalışma koşullarına ve maruz kaldıkları baskılara da değinen Özev, mevcut uygulamaların şiddet sarmalını büyüttüğüne dikkat çekerek, “Öğretmenleri kariyer basamaklarına ayırmak, güvencelerini ortadan kaldırmak, öğretmenlere, sendikalara ve eğitime baskı uygulamak; tüm bunlar eğitimdeki şiddet sarmalını daha da derinleştiriyor” şeklinde konuştu. Yaşanan şiddet olaylarının münferit olmadığını, art arda gelen vakaların birikmiş sorunların sonucu olduğunu belirten Özev, son dönemde yaşanan ölümlü olaylara şu sözlerle dikkat çekti: “Urfa’da ve Maraş’ta yaşanan acı olaylar bunun en somut örnekleri oldu. Bu olaylarda arkadaşlarımız yaralandı, öğrencilerimiz hayatını kaybetti, bir öğretmen arkadaşımızı yitirdik. Bu acı olaylar üst üste yaşanıyor.”
İstanbul Çekmeköy’de 2 Mart tarihinde yaşanan ve öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği olayı hatırlatan Özev, bakanlığın yeterli adım atmadığına dikkat çekerek şunları kaydetti: “2 Mart'ta Çekmeköy’de bir öğretmen arkadaşımız bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetti. O zaman da Milli Eğitim Bakanlığı’nı uyardık. Peki ne yaptı? Hiçbir şey yapmadı. Sadece bir kınama ile geçiştirdi. Bugün de aynı şekilde sorunları görmezden geliyor, adeta kafasını kuma gömüyor.”
Güvenli ve demokratik bir eğitim ortamı için mücadeleye devam edeceklerini ifade eden Özev, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Biz; can güvenliğimizin sağlandığı, demokratik bir okul ortamının bulunduğu, velilerin çocuklarını gönül rahatlığıyla okula gönderebildiği bir eğitim sistemi talep ediyoruz.”
Sistem tarikatlara bırakıldı
Eğitim-Sen İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Hanifi Bayındır da okullarda artan şiddetin tek bir nedene bağlanamayacağını, çok yönlü bir sürecin sonucu olarak ortaya çıktığını belirtti. Bayındır, eğitim politikalarından toplumsal etkilere kadar geniş bir çerçeveye dikkat çekerek, “Öncelikle başta hükümet olmak üzere ilgili bakanların eğitimin içini boşaltması, tarikatlara alan açması, bununla birlikte öğretmenin itibarının düşürülmesi bu şiddetin sebeplerindendir” dedi. Bayındır, özellikle dijital dünyada maruz kalınan içeriklerin de gençler üzerindeki etkisine işaret ederek şunları belirtti: “Sosyal medyanın çok sık kullanılması, gençlerin ne izlediğinin belirsiz olması, korku filmi, şiddet ve mafyatik diziler izlenmesi bu şiddeti besliyor. Bunlar çocuklar ve gençler için birebir örnek oluyor.”
Güvenlik önlemleri yetersiz
Okullardaki mevcut güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğuna da dikkat çeken Bayındır, “Maalesef güvenlik önlemi alınmadığı için insanlar elini kolunu sallayarak rahatlıkla okula girip çıkabiliyor. Okullara X-ray cihazı konulabilir, güvenlik görevlisi ya da bekçi bulundurulabilir. En azından öğrenciler kesici ya da yaralayıcı bir alet götürdüklerinde ‘yakalanabilirim’ diye düşünmelidir.”
Bu önlemlerin bile tek başına yeterli olmayacağını da vurgulayan Bayındır, esas sorunun eğitim politikalarında yattığını belirterek, “Bunlar kısa vadeli çözümler olabilir ama asıl mesele, bakanlığın öğretmenin itibarını zedeleyen ve eğitimin içini boşaltan yaklaşımıdır. Öncelikli olarak güvenlik önlemleri alınmalı. Ancak biz bunu geçici görüyoruz. Uzun vadede laik, bilimsel ve çağdaş eğitimin içini boşaltmaya yönelik yaklaşımlardan vazgeçilmesi gerekiyor” dedi.
Polisin olduğu yerde şiddet artar
Öğrenci Sendikası’ndan Onur Şimşek ise Bayındır’ın önerisinin aksine okullarda konulacak X Ray cihazlarının ya da polisin okullarda nöbet tutmasının şiddeti bitirmeyeceğini aksine daha da arttıracağını savunuyor. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) bölümünden üçüncü sınıf öğrencisi olan Şimşek konuya dair şunları belirtti: “Okullara polis ya da güvenlik gücü yerleştirmek bu sorunu kökünden çözmez; sadece geçici bir caydırıcılık sağlar. Öğrenci, polisin olduğu yerde yapmaz belki ama bu, o kişinin bir şey yapmayacağı anlamına gelmez. Olay okulda olmazsa okulun karşısında, arka bahçesinde ya da başka bir yerde gerçekleşir. Bu yüzden bu tür önlemler kalıcı çözüm değildir.”
500 öğrenciye bir öğretmen
Eğitim kurumlarında yaşanan şiddeti uzun süredir tartıştıklarını belirten Şimşek, şiddetin arkasında yatan nedenlere değinerek şöyle devam etti: ''Bunun altında yatan en büyük sebeplerden birisi zorbalık, bir diğeri ise ekonomik ve toplumsal baskıların öğrenci üzerinde yarattığı etkilerdir.”
Staj yaptığı okullarda gözlemlediği tabloyu aktaran Şimşek, eğitim sisteminde ciddi bir yetersizlik olduğuna işaret ederek şunları ifade etti: “Ne Milli Eğitim Bakanlığı ne de diğer sorumlular tarafından yeterli önlemlerin alınamadığını görüyorum. Öğretmenler bir şekilde önlem almaya çalışsalar da bir noktada elleri kolları bağlanıyor. Bir okulda 500 öğrenciye bir tane rehber öğretmen düşüyor. Bu kadar öğrenciyle tek başına ilgilenmek ve tüm olayların önüne geçmek mümkün olmuyor.”
Sorunlar inkâr ediliyor
15 yıllık öğretmen Ayşegül Çıta da okullarda artan şiddetin giderek normalleştiğine dikkat çekerek, bu durumun hem aile hem de toplumsal etkilerle büyüdüğünü söyledi. Çıta, “Şiddetin okullara nasıl yansıdığı ortada. Kaç can gitti, daha da gidecek bu gidişle. Bazı çevrelerde bu tür davranışlar adeta özendiriliyor, reklamı yapılıyor. Veliler de çocuklarına yeterince sahip çıkmıyor” dedi. Çıta, okullarda yaşanan sorunların, öğrencilerin şiddet içeren davranışları, kurallara uymama ve psikolojik destek ihtiyacından kaynaklandığını belirterek, öğrencilerin bu tür davranışları dile getirildiğinde ailelerin bunu kabul etmek yerine ‘çocuğumuzu yaftalıyorsunuz’ diyerek tepki gösterdiğini dile getirdi. Çıta, “Oysa bir problemi kabul etmeden çözüm üretmek mümkün değil. Sorun görmezden gelindikçe daha da büyüyor” şeklinde konuştu.
Çıta, şiddetin arkasında teknoloji bağımlılığı ve aile içi tutumların da önemli rol oynadığını ifade ederek, “Çocuklar şiddet içerikli oyunlarla büyüyor, aile içinde ise çoğunlukla para ve başarı konuşuluyor. Bu da çocukları farklı bir noktaya sürüklüyor” dedi.
Eğitim sistemine yönelik eleştirilerini de dile getiren Çıta, sorunun çok katmanlı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Çocuk neye özendirilirse onu davranışa dönüştürüyor. Ailede ve toplumda ne varsa okula yansıyor. Bu nedenle sadece öğretmeni suçlamak doğru değil.”
Geçmişle bugün arasında uçurum
43 yıllık öğretmen Nuran Sarısoy ise ailelerin tutumunun da bu tabloyu derinleştirdiğini belirterek çocukların hatalarıyla yüzleşmediğine dikkat çekti. “Çocuk yanlış yaptığında bile çoğu zaman üstü örtülüyor. Böyle olunca ‘nasıl olsa yaptığımın üzeri kapatılacak’ düşüncesi yerleşiyor ve yanlışlar tekrar ediyor” dedi. Bu durumun çocukların gelişimini olumsuz etkilediğini ifade eden Sarısoy, “Çocuk, emek vererek bir şey başarmanın değerini hissedemiyor” diye konuştu.
Son olarak bu sürecin toplumsal sonuçlarına işaret eden Sarısoy, başarısızlık duygusunun dışlanmışlık hissine yol açtığını belirterek şunları söyledi: “Başarma duygusunu yaşamayan çocuk, zamanla kendini toplumun dışında hissediyor. Bu da başarılı olanlara karşı öfke ve düşmanlık duygusu geliştirmesine neden oluyor. Biriken bu duygular da şiddet olarak ortaya çıkıyor.”
* * *
Bakan Yusuf Tekin döneminde okullar!
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in göreve başlamasının ardından, Türkiye’nin farklı kentlerinde okullarda yaşanan şiddet olaylarında dikkat çekici bir artış yaşandığına işaret ediliyor. Eğitim alanında çalışan sendikalar ve meslek örgütleri, bu sürecin münferit olaylarla açıklanamayacağını, aksine giderek yaygınlaşan bir tabloya dönüştüğünü vurguluyor. Eğitim Sen ve diğer eğitim sendikalarından elde edilen verilere göre, Yusuf Tekin’in göreve geldiği tarihten bu yana eğitim alanında yaşanan şiddet olayları dikkat çekici bir artış gösteriyor.
* 7 Mayıs 2024 - İstanbul / Eyüpsultan: Özel Eyüpsultan Final Akademi Anadolu Lisesi Müdürü İbrahim Oktugan, eski öğrencisi tarafından silahla vurularak öldürüldü.
* Ekim 2024 - Karaman / Merkez: Bir lisede spor salonunda çıkan tartışma sonucu bir öğrenci, arkadaşını öldürdü.
* Kasım 2024 - İzmir / Bornova: Bir lisenin bahçesinde çıkan kavgada 5 kişi yaralandı.
* Kasım 2024 - Bolu / Merkez: Bir lisede yaşanan bıçaklı saldırıda öğrenciler yaralandı.
* Şubat 2025 - Konya / Selçuk Üniversitesi: Üniversite kampüsünde gerçekleşen silahlı saldırıda 1 öğrenci hayatını kaybetti.
* 12 Haziran 2025 - Konya / Karatay - Fetihkent İmam Hatip Ortaokulu: Rehber öğretmen Muhammed Öz, okul içinde tüfekli saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti.
* Ağustos 2025 - İstanbul / Boğaziçi Üniversitesi: Kampüs içinde yaşanan silahlı saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti.
* Aralık 2025 - Mersin / Toroslar: 12 yaşındaki bir öğrenci, okul müdürünü tüfekle ağır yaraladı.
* Ocak 2026 - Ankara / Keçiören: Bir lisede çıkan bıçaklı kavgada 3 öğrenci yaralandı.
* Şubat 2026 - Bursa / Yıldırım: Okul çıkışında öğrenciler arasında çıkan silahlı kavgada 1 öğrenci yaralandı.
* Mart 2026 - İstanbul / Çekmeköy - Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi: Bir öğrenci sınıfa girerek öğretmene bıçakla saldırdı; öğretmen hayatını kaybetti, öğrenciler yaralandı.
* Mart 2026 - İstanbul / Küçükçekmece: Bir lisede yaşanan silahlı saldırıda 1 öğretmen hayatını kaybetti, 2 öğrenci yaralandı.
* 14 Nisan 2026 - Urfa/Siverek - Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde meydana gelen silahlı saldırıda 16 öğrenci yaralandı.
* 15 Nisan 2026 - Kahramanmaraş / Onikişubat - Ayser Çalık Ortaokulunda yaşanan silahlı saldırıda 9 kişi, hayatını kaybetti.















