Değerli Papa, size bir şey soracaktım!

Forum Haberleri —

12 Mart 2021 Cuma - 23:00

  • Biliyor musun siz Erbil’e varmadan Erdoğan Êfrîn’in kasabını oraya göndermişti. Zatialiniz o kırmızı halılara ayak basmadan önce, Êfrîn’in kasabı ayak basmıştı, hem de aynı karşılama heyeti eşliğinde. Şengal’de bir ayin ve dua okumaya gitmiyor musunuz?

ZAGROS HİWA

Bu topraklara müşerref oldunuz, Kürtlerin, Arapların, Ermenilerin, Asurilerin, Süryanilerin ve Keldanilerin toprağı,

Müslümanların, Êzîdîlerin, Kakaîlerin, Yahudilerin ve Hıristiyanların toprağı,

Hoş geldiniz, başımızın gözümüzün üstünde yeriniz var, sonsuz saygımız var.

Misafir bizim için her zaman değerlidir.

Ancak!

Hazretleri gelmeden önce, başka bir misafir buralara geldi. Zatialiniz gelmeden önce, amca Bush denilen sizin bir dindaşınız, kapıyı çalmadan, uçak, Tomahawk ve toplarla içeriye girdi. Onun gelişi de, sizinki gibi aynı günlere, denk gelmişti. Sizin gibi, o da Ur’dan başladı, ancak ayinlerle, dualarla değil, savaş ve yıkımla geldi. Neyi bulduysa yıktı. Atom bombası arıyorum diyordu. Atom bombasından daha beter etti vallahi. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, oğlu ondan daha beter etti, babasını aratırcasına. Az kala bu ‘Haçlıların savaşıdır’ diyecekti, sanki dedi de.

Musul’da harabeye çevrilen yıkık binaların ortasında dualar okuduğunuzu görünce, korktum açıkçası. Biliyor musunuz buradaki iktidarlar Dini İşleri Bakanlıklarına bazı görevler veriyorlar. Sizin oralardaki iktidarların da zatialinizi aynı görev ile buralara göndermiş olmaları ihtimalinden korktum. Çünkü sizi biliyorum, Erdoğan Efrîn’de katliam yaparken, sizi, Trump ve Putin adına, ona “Barış Meleği” ödülünü verirken gördüm. 
Bush, Blair ve Trump’ın size şöyle bir telkinde bulunmuş olmaları ihtimalinden korktum: “Biz onları kıyımdan geçirdik, siz de gidin mezarları başına bir Fatiha okuyun, Musul’un, Ninova’nın ve Halep’in mezarı başına, Efrîn, Serêkaniyê ve Şengal’in mezarı başına”.

Otuz yıl süren savaş ve yıkımdan sonra okunacak olan bir Fatiha. Hatırlayabildiğim kadarıyla, sizin oralarda da savaşlar olmuştu. Onlar da otuz yıl sürmüştü. Erbil’den (Hewlêr) hiç bahsetmezsem daha iyi. Biliyor musun siz Erbil’e varmadan Erdoğan Êfrîn’in kasabını oraya göndermişti. Zatialiniz o kırmızı halılara ayak basmadan önce, Êfrîn’in kasabı ayak basmıştı, hem de aynı karşılama heyeti eşliğinde.

Şengal’de bir ayin ve dua okumaya gitmiyor musunuz?

Yoksa “Barış Meleği” ödülü sahibinin orası için bir “Fetih” Suresi okuduktan sonra siz de son Fatiha’yı okumak için mi gideceksiniz?

Neyse! daha fazla sizin zamanınızı almayayım, size bir şey soracaktım da...

Siz dünyanın öbür tarafından bu topraklara misafir olarak geldiniz. Bu toprakların halkları 3 gün boyunca size hizmet ettiler. Minneti yok, görevimizdir. Hatırlayorsanız, bundan 23 yıl önce bu topraklardan size bir misafir gelmişti. O da bu toprakların evladıydı. Adı Abdullah Öcalan idi. Firavunların zulmünden sizin evinize sığınmıştı. Sizin gibi, onun elinde de barış güvercinleri vardı. Sizin mukaddes makamınıza da mesaj göndermişti. Siz o mesajı hiç duydunuz mu? Duyduysanız yanıtınız neydi? Onun başına neler getirdiğinizi hatırlıyor muzunuz?

Ben hatırlıyorum, onu Afrika’ya gönderdiniz, çarmıha çekip Firavunlara teslim ettiniz. Siz buralardayken O hiç aklınıza geldi mi? 23 yıldır karanlık bir odada onun kalbinin barış ve özgürlük için çarptığını hiç hissetiniz mi? Ona bir mesaj göndermeyi düşünmüyor musunuz? Yoksa Öcalan’ı bize unutturmak için buralara müşerref oldunuz?

Sayın Papa gitmeyin. Buralar sizin eviniz. Peygamberlerin evidir. Buralarda kalınız. İsa buradadır. İşte görüyorsunuz, İmralı’da, Yunus’un kaldığı aynı suların ortasında, çarmıha çekilmiştir. Kürdistan dağlarına bir git. Binlerce Meryem var, kızıl kanlarıyla özgürlüğü inşa ediyorlar. Musa da buralarda, bir türlü yola gelmek istemeyen halkını bilmiyor musun? Ancak O Eyüp’ün sabrına da sahiptir ve Medine’deki ortak yaşam gibi bir yaşamı örmekle meşguldür.

Gidiyor iseniz, uğurlar olsun. Bizden Aziz Paul’e, Galile’ye, ve Adorno’ya selam söyleyin. Gramsci’ye selam söylemeyi de unutmayın.

Bir daha buralara teşrif ederseniz, Ur’dan değil Urfa’dan gelin. İbrahim’in evine gelin ve Öcalan’a misafir olun. Gam yemeyin ve utanmayın, O bağışlayıcıdır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.