Demokratik ulus ekseninde kültürlerin buluşması!

Forum Haberleri —

12 Aralık 2021 Pazar - 23:30

.

.

  • Her kültürün bir renk olduğu gerçeğinden hareketle çok kültürlülük demek, doğadaki bütün renklerin toplumlara yansıması demektir.
  • Neolitik süreci yaşamış Kürt halkı kültürel anlamda bir hazineye sahiptir. 
  • Kürtler varlıklarını bugüne kadar korumuşlarsa gelenekçi toplum olması ve kültürel değerlerin çok güçlü olmasından kaynaklanmaktadır.

Şükrü GEDİK

6-7 Aralık 21 tarihinde Rojava halkları anlamlı bir buluşma gerçekleştirdi. 7. Demokratik Mezopotamya Tev-Çand konferansında kültürler buluştu. İçselleşmiş, özümsenmiş, birlik oluşturma, bir arada olma düşüncesi ve duygusuyla yeni bir yaşamın mümkün olacağını gösterdiler.

Rojava halkları kültür-sanat çalışmalarıyla ortak kaderi paylaşmanın, dayanışmanın en iyi örneklerinden birini kültür alanında atmıştır.

Çatı örgütü olan TEV-ÇAND’ın (Navenda Çanda Demokratik a Mezopotamya) 7. Konferansı demokratik ulus yapılanmasının, demokratik ulus inşasının pratikleşmiş halidir.

Devlet ve sınıflı toplum öncesi insan ilişkilerinde en belirgin olanı kültürel ilişkilerdir. Halkları birbirine yakınlaştıran, ortaklaştıran, aynı coğrafya üzerinde bir arada yaşamayı başarabilen temel alan kültürel alandır.

Doğal toplumun esası da kültürel ilişkilere dayanır. Kültürel olarak bir arada yaşamayı başaramayanlar hiçbir konuda birlik kuramazlar. Ya da hiçbir birlik kültürel birlik kadar etkili ve kalıcı olamaz.

Kültür, bir toplumu bir arada tuttuğu kadar farklı toplumlarla birlikte yaşamayı da esas alan ahlaki değerlerdir. İlişki ve davranışların tümünü ve yaşamdaki üretimlerin genelini kapsayan kültür, kendisini ahlaki normlarla da ifade eder.

Sınıf, devlet ve iktidarın ortaya çıkmasıyla birlikte, yaşamın manevi boyutunda giderek aşınma ve yerine maddi boyutun ikame etmesini beraberinde getirmiştir.

İnsan ilişkilerinin maddi çıkarlara dayandırılması yani kapitalist modernite dediğimiz sistemin gelişmesi kültür ve ahlakı ötelemiştir. Bu günkü toplumsal sorunların temelinde bu değişim yatmaktadır.

Her kültürün bir renk olduğu gerçeğinden hareketle çok kültürlülük demek, doğadaki bütün renklerin toplumlara yansıması demektir. Her ne kadar mozaik olarak tarif edilse de onun ötesinde bir renk cümbüşüdür. Duygudaşlık, fikirdaşlık, hissiyat gibi canlı ilişki ve iletişime dayanan bağlardır. Bu bağ gönüllü birliğe dayanan, zihniyet birliğinin oluşturduğu bir bağdır. Zihniyet birliğine dayanan toplumsal bağların ortak üretim değerleri, demokratik ulusun kültürü olarak tarif bulur.

Neolitik süreci yaşamış Kürt halkı kültürel anlamda bir hazineye sahiptir. Kültür, toplumu taşıyan ana kolonlar gibidir. Bu nedenle en çok saldırıya maruz kalan bir alandır. Beyaz katliam olarak bilinen kültürel soykırımın fiziki soykırımdan daha tehlikeli sonuçlar doğurduğu aşikardır. En çokta Kürtler üzerinde denenen bir yöntemdir.

Kürtlerin fiziki katliamlarıyla paralel yürüyen kültürel soykırım günümüzde de aralıksız sürdürülmektedir. Kapitalist moderniteye karşı direnen gelenekçi toplumların dayandıkları direnç düşünsel olmaktan ziyade kültüreldir.

Kürtler varlıklarını bugüne kadar korumuşlarsa gelenekçi toplum olması ve kültürel değerlerin çok güçlü olmasından kaynaklanmaktadır.

Yeni bir toplumsal inşa kültürel zeminde gelişse de bunun bir paradigma öncülüğünde gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Bütün farklılıkların kendisini içinde hissettiği, rengini yansıttığı idari, siyasi, ekonomi, diplomasi, öz savunma gibi ihtiyaç duyulan en temel 9 toplumsal boyutta netliğe kavuşturulmuştur.

Başkan APO’nun geliştirdiği paradigma ile her konuda inşa edilmesi gereken toplum formunu izah etmiştir. Kültür boyutunu ilmik ilmik örmek için Rojava çok önemli bir zemin sunmakla birlikte önemli bir deneyim de yaşamıştır.

Günümüzün ihtiyaç duyduğu toplumsal sorunların çözümünü esas alan demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma ne kadar özümsenirse o kadar da inşası olur. Bu paradigmanın ön gördüğü toplumsal formun dayanacağı zihniyet birliğinin oluşturulmasında başat rol oynayacak en önemli boyut hiç kuşkusuz kültürdür.

Zihniyet birliği kültürel ortaklıktan, kültürel yakınlaşmadan geçer. Bu birlik aynı zamanda kader birliğinin taahhütü anlamına gelir ki, mutlaka başarılması gereken bir birliktir. Rojava devrimi bu birliğin gerçekleşmesinde önemli bir zemin sunmaktadır. Kültürlerin buluşması, uzun ömürlü kalıcı toplumsal birlikteliklerin inşasında önemli bir kilometre taşı görevini görmektedir.

Kültürel birlik sağlandığı oranda demokratik ulusal birlik de sağlanmış olacaktır. Demokratik Mezopotamya Tev-Çand konferansı bu anlamda önemli ve iddialı bir rol üstlenmiştir.

Bir masanın etrafında Kürt, Arap, Çerkez, Asuri, Süryani halklarından temsilciler buluşarak aynı duyguyu yaşıyorsa, kültürel iletişimle aynı zihniyeti paylaşıyorsa burada halklar arası sorunlar çözüm bulmuş demektir ve farklılıklar bir çelişkiye değil, bir birliğe vesile olmuştur. Halklar, Rojava’da bu havayı solumaya başlamıştır.

Elbette alınması gereken daha çok ve uzun bir yol vardır. Kültür üretimi yıllara yayılan bir süreci kapsamaktadır. Önemi olan bu istikamette yol alabilmektir ve bu da başarılmıştır.

Rojava devrimi sanat dallarının özgürce gelişip serpildiği bir ortam sunmaktadır. Halkların direnişi, DAİŞ’e karşı verilen mücadele, yaşanan kahramanlıklar, acılar, trajediler, dramlar, göçler, katliamlar, bir bütün olarak sanat için muazzam bir kaynak sunmaktadır.

Devrimi sanatla nakşetmenin büyüleyici ortamı, kendi sanatını özgürce icra edecek sanatçısını bekliyor. Kültür sanat faaliyetleri etrafında buluşan Rojava halkları, demokratik ulusa hizmet edecek kültürel üretimi ve sanatsal faaliyetlerini geliştirdikleri oranda dünya halklarının çekim merkezi ve ilham kaynağı olacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.