Dersim’i bir başka sevdi

Dosya Haberleri —

9 Ağustos 2022 Salı - 20:00

Atakan Mahir (İbrahim Çoban)

Atakan Mahir (İbrahim Çoban)

 11 Ağustos 2018 tarihinde Dersim'in Pülümür ilçesinde şehit düşen HPG Askeri Konseyi Üyesi komutan Atakan Mahir'i (İbrahim Çoban) ablası Hatice Çoban'dan dinledik. 

  • Aile bireylerine 'hadi hep birlikte gidelim. Sonra ben giderim 'bu çocuğun kafasını yıkadılar' dersiniz. Kimse benim kafamı yıkamıyor. Öyle kafa yıkayıcı bir durum yok gördüğünüz gibi. Gitmek istediğim için gideceğim' diyordu. Gideceğini, katılacağını, katılması gerektiğini söylüyordu.
  • Derslerinde çok başarılıdır İbrahim. Tüm sınıfları takdir belgesiyle geçerek orta öğrenimini tamamlar. “Takdir belgesi almadan eve gelse kendisini balkondan atabilirdi herhalde. Takdirsiz eve nasıl gelinir ki? Ailenin tüm fertlerinde öyleydi, ama o çıtası biraz daha yüksek biriydi.”
  • Gitmesine yakın İbrahim'de değişiklikler olur. Çok az uyumaya başlar. Banyo periyodunu uzatır. Birçok eleştiriye ve mahalle baskısına rağmen kesmediği uzun saçlarını keser. Küpesini çıkarır. Marka giyinmekten vazgeçer. Giyim tarzını tamamen değiştirir. Geceleri yatağından çıkıp balkonda beton üstünde yatmaya başlar.

Röportaj: EYLEM KAHRAMAN

Olgun duruşu, engin bilgisi ve kendine has üslubuyla kazındı hafızalara. Dersim'i o kadar sevdi ki, meşesinden dağ keçilerine kadar şiirler yazdı. Munzur'un ve Harçik'in ayrı bir yeri oldu kalbinde. Sevdiklerine sarılmakla kalmadı, yüzüne, omzuna, koluna dokunmasıyla da etkiledi yürekleri. Yaşamın tüm süreçleri gelip hikâyesine değdiğinde pırıl pırıl akan bir kaynaktan özenle besledi onu. “Söz biter” dediyse de bitmedi sözü.

11 Ağustos 2018 tarihinde Dersim'in Pülümür ilçesinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren Atakan Mahir'in (İbrahim Çoban) ablası Hatice Çoban, Dersim sevdalısı kardeşini gazetemize anlattı.

Hatice Çoban

1974 yılında dünyaya geldi

Ailenin tek oğlu olan Urfa kökenli Şexo, kökeni Dersim'e dayanan Hatice ile evlenir. Bir erkek çocuktan sonra kızları olur peş peşe. Baba için onların her biri “erkek bedelinde” olsa da oğlunun en az bir erkek kardeşinin olmasını ister. Ne var ki ya anne karnında ya da doğum sonrası kaybederler erkek çocuklarını. Beş kızdan sonra 1974 yılının Şubat ayında Elbistan'ın Axdil (Yalıntaş) köyünde evin ikinci oğlu İbrahim doğar.

Kürtlükten kaçırıldık

Okul çağına geldiklerinde anne-babadan ayrılır çocuklar. Daha iyi bir eğitim alsın, onların yaşadığı kaderi yaşamasınlar diye İzmir'deki abisinin yanına gönderilirler. “Biraz da Kürtlükten kaçırmaydı bu bize göre. Bunu babamızla sonradan çok tartıştık. Babamsa 'bu kadar tehlikeli bir şeyi niye evin içine sokuyorsunuz?' diye sorardı her defasında” diyor Hatice bu konu ile ilgili.

“Bir ablam inatçıydı

bir şey yapmış kızdırmıştım

o kovalıyor

kaçıyorum ben de.

Elinde terlik...”

Ele avuca sığmazdı

İbrahim'in bundan sonraki büyüme serüvenini ablası Hatice, takip eder artık. 'Sen ablam olmaktan çok benim küçük annemsin' diye tanımlar bu durumu sonradan. “İnkâr edilemez derecede yaramazdı. Kontrol etmekte çok zorlandığım bir çocuktu. Komşulara çok cam parası ödedik. Okuduğu okulun önünde bir zeytin ağacı vardı. Tüm çocukları bu ağacın altına toplardı. Fenerbahçeliydi. Futbola aşırı düşkündü. Çocuklara top oynatır, yoksulsa bize bunun trajedisini yapıp bakımını sağlama, evden kovulmuşsa eve getirip misafir etme gibi olayları çok oluyordu” diye anlatıyor Hatice, kardeşinin çocukluğunu.

İçimde ukde kaldı

İbrahim, okul sürecinde sorgulayan bir çocuktur. Daha iyi bir okulda okusun diye başka bir mahalledeki ortaokula gönderilir. Okul eve çok uzaktır. Ya yürümesi ya da dolmuşa binmesi gerekir. “Dolmuşla gidip gelmesi ciddi bir ücrete tekabül edeceği için genelde yürüyerek gitmesi gerekiyordu” diye belirtiyor Hatice. “O yol güzergâhında mahallemizdeki bir çocuk trafik kazası geçirmişti. Bisiklet alma koşullarımız vardı aslında, ama almadım. Çok yaramaz olduğu için hızlı sürmesinden korkuyordum. 'Kaza geçirirsen kendimi affedemem, yürüyeceksin o yüzden' derdim. Çeşitli yöntemlerle eleştirirdi beni. Bir gün yemekteyken 'ben büyüyünce tüm maaşımla bisiklet alıp çocuklara vereceğim' dedi. Bütün isteklerini gerçekleştirmiştim. İlk bara gitme, ilk bira içme isteğini, ama bisiklet almadım. Bu bir uhde olarak durur içimde hâlâ. Bir bisiklet gördüğümde çok duygulanıyorum” diyor üzülerek.