- Hilvan’da Apocuların ortaya çıkmasıyla evini ilk açanlardan biri olan İsmail Ağaç, yıllarca tek tabancayla Süleyman çetelerine karşı evini savunur, harekete büyük emek verir. İsmail Ağaç ve eşi Anzelha (Eyno) Ağaç’ın hikayesiyle başlayan bu mücadele serüveni, çocuklarıyla devam eder.
- 50 yıla dayanan özgürlük mücadelesinin her evresinde yer alan Ağaç ailesinin hikayesini Apê İsmail’in torunu, Hasan’ın oğlu Ferhat Ağaç, "Ailemizde mücadele bir tercih değil, bir mirastır. Çocukluğumuzdan itibaren anlatılan hikayeler, yaşanan acılar ve gösterilen direniş bize bu yolun ne anlama geldiğini öğretti" diyor.
- Dedesi İsmail Ağaç’ın kaybının zor olduğunu belirten Ferhat Ağaç, şöyle diyor: “Mehmet Ağaç, Ahmet Ağaç, Hasan Ağaç… Bu kayıplar, dedemin yaşamını derinden etkilemiş olsa da, onun inancını ve duruşunu zayıflatmadı, aksine daha da güçlendirdi. O sadece bir dede değil, hepimiz için bir miras ve bir yol gösterici oldu.”
AZİZ ORUÇ
Kürdistan’da bazı aileler vardır ki Özgürlük Mücadelesi’nin yarattığı değerleri bir onur gibi taşırlar, kuşaktan kuşağa aktarırlar. Ödedikleri ağır bedellere rağmen ah demeden, dimdik ayakta duruşlarıyla yurtseverliğin sembolü haline gelirler. Hilvan ve Viranşehir’de doğup, Kürdistan’ın her karışına dal veren Ağaç ailesi de işte bu ailelerden biri. Baba İsmail Ağaç, yıllarca eziyeti, işkenceyi, gözaltıları ve evlat acısını bağrına basan bir çınar gibi hep dik durur, hiçbir zaman başını eğmez. Oğulları Mehmet Ağaç Hilvan’da 1980’de, Ahmet Ağaç (Şükrü) 1993’te Viranşehir’de ve Hasan Ağaç 1997’de Hewlêr’de şahadete ulaşır.
Tek tabancayla direniş
Hilvan, 1970’lerin ikinci yarısından itibaren PKK’nin Kürdistan’da kitleselleştiği stratejik öneme sahip bir ilçedir. Urfa’nın Hilvan-Siverek hattı, feodal aşiret yapısının güçlü olduğu, ağa-çete baskısının yoğun yaşandığı bir bölge olarak, hareketin erken örgütlenmesinde laboratuvar görevi görmüştür. Hilvan’da örgütlenme, ağa-çete yapılarına (Süleymanlar, Bucaklar) karşı doğrudan çatışmayı içerir. İsmail Ağaç gibi yurtsever aileler, evlerini harekete açar ve tek tabancayla çetelere karşı direniş gösterir. İsmail Ağaç, çete-ağalara karşı direndiği gibi evini de halkı için direnenlere açmaktan geri durmaz. İsmail Ağaç’ın ortaya koyduğu direniş Serxwebûn dergisine de konu olur. 50 yıla dayanan özgürlük mücadelesinin her evresinde yer alan Ağaç ailesinin hikayesini Apê İsmail’in torunu, Hasan’ın oğlu Ferhat Ağaç anlattı.
Kemal Pir'in hediyesi
Ağaç ailesinin üçüncü kuşaktan üyesi Ferhat Ağaç bu direniş ve sonrasına ilişkin yıllarca okuduğu ve dinlediği hikayeyi şöyle anlatıyor: “Dedem İsmail Ağaç’ın ortaya koyduğu direnişin ardından; Kemal Pir, Cuma Tak, Mehmet Karasungur, amcam Mehmet Ağaç ve birkaç eski kadro dedemi ziyaret ederler. Dedemi tebrik ederler ve Kemal Pir, Walter marka tabancasını ona hediye eder. Dedem buna çok sevinir.” Kemal Pir’in tebrik ve silah hediyesi, ailenin mücadelesindeki yerini pekiştirir. Bölgede gözaltı, işkence ve çatışmalar yoğunlaşır. 12 Eylül 1980 darbesiyle örgütlenme ağır darbe alır, ancak Hilvan hafızasında ilk halk iktidarı ve direniş sembolü olarak hep kalır.
Eyno ile İsmai'in evliliği
İsmail Ağaç, daha erken dönemlerden itibaren Hilvan’da ağa baskısına ve haksızlıklara karşı net duruşuyla tanınan biridir. Köylülerin sorunlarını üstlenir, birçok ağaya karşı çıkar ve bu tutumu nedeniyle defalarca köy değiştirir. Hemê ve Salih gibi isimlerle tanışması, ailesinin örgütlü mücadeleyle buluşmasının ilk adımı olur. İsmail’in haksızlığa baş eğmeyen, barışçıl fakat kararlı kişiliği, ona çevresinde saygınlık kazandırır.
Eşi Anzelha (Eyno) Ağaç ise mücadelenin sessiz ancak sarsılmaz yüzüdür. Babası Sadık, Şêx Seîd döneminin muhacirlerinden olup Erzurum Hınıs’tan Hilvan’a göç etmiştir. Köy köy dolaşıp erbane çalarak halkı uyandıran, kilamlar söyleyen bir figür olan Sadık’ın faili meçhul biçimde öldürülmesi ve kardeşlerinin katledilmesi, Eyno’nun bilinçlenmesinde derin iz bırakır. İsmail’le evliliği, aynı toprağın acılarını paylaşan iki insanın güçlü bir birleşimi olur. Sekizi erkek, ikisi kız olmak üzere 10 çocukları olur.
Kürt tarihinin özeti
1990’da Viranşehir’de doğan Ferhat Ağaç, “Ailemizde mücadele bir tercih değil, bir mirastır. Çocukluğumuzdan itibaren anlatılan hikayeler, yaşanan acılar ve gösterilen direniş bize bu yolun ne anlama geldiğini öğretti” diyen Ağaç, babasının ve aile büyüklerinin inandıkları değerler uğruna asla geri adım atmayan insanlar olduğunu söylüyor. “Hayatları kolay bir hayat olmadı” diyen Ferhat Ağaç şunları anlatıyor: ''Bu toprakların kaderi çoğu zaman acıyla, göçle ve mücadeleyle yazılır. Bizim hikayemiz de o kaderin içinden geçti. Yine de başlarını eğmediler. Çünkü onlar sadece bir anne baba değillerdi, aynı zamanda o uzun ve zor tarihin içinden gelen Kürt tarihiydiler” diyor.
Sadece acı değil direniş de
Çocuk yaşta babasını kaybeden Ferhat Ağaç, dedesi İsmail’e baba, Eyno nenesine anne diyerek büyür. Hem kendisini hem ablası Bahar’ı dedesi İsmail ve nenesi Eyno büyütür. “Biz onun dizinin dibinde büyüdük. Onun emeği, onun sevgisi, onun direnciyle büyüdük” sözleriyle nenesini yad eden Ferhat Ağaç, ''Eyno nenemden sadece ailemin yaşadığı acıları dinlemiyorduk, aynı zamanda her anlatımda, kelimede onunla birlikte o anları yaşıyorduk. Evdeki her hatıra, her sessizlik, her direniş hali bize bir şey öğretti’’ diye vurguluyor.
O, bizi hayatta tutan kişiydi
Babasının yokluğunda dedesinin onunla ve kız kardeşi Bahar’la nasıl ilgilendiğini de minnetle anlatıyor Ferhat Ağaç: ''Babamın yokluğunu ilk hissettiğimiz gün, aslında çocukluğumuz da yarım kalmıştı. O boşluk büyüktü… Sessizdi ve korkutucuydu. Ama o sessizliğin içine bir ses girdi: İsmail babanın güçlü varlığı. Benim elimden tuttuğu günü hatırlıyorum. ‘Korkma, ben buradayım’ der gibiydi. Sevgisi hep böyleydi; sözsüz, ama derinden. Ablamla birlikte büyürken, o sadece bizi büyütmedi. Bizi korudu, sardı, eksiklerimizi biz fark etmeden tamamladı. Annem Zeliha’nın gözlerindeki yorgunluğu görüyordu. Ve o yorgunluğu azaltmak için kendi ömründen verirdi. Bazen bir lokmayı bölüşürdük. Bazen üşürdük ama o üşümeyi hep kendi içinde saklardı. Hiçbir zaman ‘ben yoruldum’ demedi. Hiçbir zaman ‘benim de canım acıyor’ demedi. Ama biz büyüdük. Ve onun her gün biraz daha eksildiğini fark ettik. Bir ömrü bize adadı. İsmail Ağaç sadece bize bakan biri değildi. O, bizi hayatta tutan insandı.”
Cenazesi de verilmedi
Babası Hasan Ağaç’ın direniş ve mücadele hikayeleriyle büyüyen, onu fotoğraflardan tanıyan Ferhat Ağaç, babasını fizikken olmasa da manevi olarak hep yanında hissetmiş, onu bir pusula olarak görmüş. Hewlêr’de şahadete ulaşan Hasan Ağaç’ın cenazesini almak için de yıllarca mücadele eden Ağaç ailesi, bir türlü cenazelerini alamaz. Ferhat Ağaç yaşananları şöyle anlatıyor: “1997’den bu yana babamın mezarı bize verilmedi. Annemin ve kardeşlerimin gözü hep yollarda kaldı. KDP, yıllarca cenazemizi almamızı engelledi, vermedi. Göremediğim babamın mezarına da gidemiyorum.”
Evleri buluşma noktası oldu
Nüfus cüzdanında 1964 doğumlu olan Hasan Ağaç, milletvekili seçimlerine katılmak için doğum tarihini değiştirerek, 1960 yapar. Özellikle Saddam Hüseyin’in 1988 yılında Halepçe’yi zehirli gazlarla bombalaması Hasan Ağaç için de bir dönüm noktası olur. Halepçe Katliamı sonrası Hasan Ağaç hemen harekete geçer, yardım toplar ve bizzat kendisi Duhok’un Zaxo ilçesine kadar götürür. İki abisini mücadele saflarında yitirse de babasının maruz kaldığı, işkencelere, gözaltılara tanık olsa da Kürtlerin her parçada soykırıma maruz kalması Hasan Ağaç’ta büyük etki yaratır.
1990 yılında HEP kurulduğunda hiç vakit kaybetmeden Viranşehir’de çalışmalara başlar. Kapalı spor salonlarında konserler düzenler, örgütlenme çalışmaları yapar. Evleri adeta bir buluşma noktası haline getirir, bu süreçte önemli isimler gelir, yürütülen çalışmalara destek verir. Musa Anter, Leyla Zana gibi isimler ilçeye gelip, yürütülen örgütlenme çalışmalarına destek verir.
Koyunların parasıyla bayrak
Ferhat Ağaç ise o anlara ilişkin dinlediği ve hafızasında hiç silmediği isimleri ve olayı şöyle anlatıyor: “HEP sürecinde babam hem organizasyonu hem de maddi desteği üstlenmişti. Parti için büyük bir ofis kiraladı. Toplantılar organize etti, masrafları üstlendi. Hatta Eyno babaannemizden izin almadan hayvanlarını satarak, parayı siyasi çalışmalar için kullandı. Sattığı koyunların parasıyla ofis kirası, masa sandalye ve bayrak gibi malzemeler aldı. 1990-1991’de artık babam öne çıkan isimlerden biri oldu. Gündüz, takım elbise ile halkın içine girer, köy köy dolaşır sorunları dinler, insanları barıştırır. Gece de hareketin kadrolarıyla çalışır, köyleri dolaşırdı. Önderlikle irtibatlı şekilde çalışırdı. Diğer parti çalışanlarıyla durumu paylaşırdı. Halkı bilinçlendirirdi. Kısa sürede halkın sevgisini kazandı ve büyük bir etki yarattı.”
Bitmeyen gözaltı ve işkence
Gündüz halkı örgütleme, gece hareket çalışmaları derken, Hasan Ağaç’a ve ailesine yönelik baskılar da artar. Hasan Ağaç bu süreçte birçok kez gözaltına alınır, işkenceden geçirilir, ailesiyle tehdit edilir. Annesi Eyno ve babası Apê İsmail de sayısız işkencelere maruz kalır. Bu durum Hasan Ağaç’ı üzse de mücadelesinde taviz vermez. Baskıların arttığı, faili meçhul cinayetlerin başladığı yıllardan biri olan 1991’de Vedat Aydın katledilir. Bu haber üzerine Amed’e cenazeye gider. Hasan Ağaç da yaralanmaktan son anda kurtulur. Ferhat Ağaç ise o ana ilişkin, “Babam eve döndüğünde üzerinde kanlı gömlek varmış. Yaralı bir çocuğu kucaklamış. Yaşadığı acılar çoğalıyordu ama mücadele azmi de güçleniyordu. Babam her geçen gün daha da politikleşiyor, örgütleniyor, örgütlüyordu” diyor.
PKK saflarına katılır
HEP kurulduğunda Hasan Ağaç, HEP Viranşehir ilçe başkanlığı yapar. 1991 yılında yapılan seçimlerde HEP adayları SHP listesinden seçimlere girdiği için o da SHP’den Urfa milletvekili adayı olur. Mitinglerde yaptığı Kürtçe konuşmalarla (dönemin yasaklarına rağmen) halkın takdirini kazanır. Kürtçe konuştuğu için birçok kez hedef alınır, tehdit edilir, ama Kürtçe siyaset yapmaktan vazgeçmez. HEP Merkez Yürütme Kurulu üyesi iken kontrgerilla saldırılarına maruz kalır, birkaç kez suikast girişiminden kurtulur. Legal mücadelenin sınırlarına ulaştığını görerek, silahlı mücadeleye geçer. Yıllarca Hilvan’da beraber mücadele yürüttüğü şehit Salih Kandal ve Halil Çavgun’un mirasını sürdürerek, hareketteki ismini de Salih Çavgun yapar. PKK saflarında da çalışkanlığı ve özverisiyle tanınan Hasan Ağaç, komutanlık düzeyinde de görevler üstlenir. Mahsum Korkmaz Akademisi’nde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile birlikte kalır ve hareketin önemli çalışmalarında yer alır. Güney Kürdistan’da kritik sorumluluklar alır. 1997’deki iç çatışmalar döneminde Hewlêr bölgesinin sorumlusu olarak görev yapar. Tarihe Hewlêr Katliamı olarak geçen, KDP güçlerinin PKK bürolarına ve kadrolarına yönelik saldırısı sırasında misilleme ve savunma çalışmalarında yer alır. Katliamdan iki gün sonra Hêlîn Serhat ve diğer arkadaşlarıyla birlikte bir çatışmada 18 Mayıs 1997’de şehit düşer.
Gitti ve bir daha gelmedi
Babasını hatırlamayan Ferhat Ağaç, onun hikayeleriyle büyür, ona dair hikayeleri hiç unutmaz. Seçimi ve sonrasında babasının PKK saflarına nasıl katıldığı hikayesini Ferhat Ağaç ise şöyle anlatıyor: “Seçim akşamı ev baskını yapıldı, babamı aradılar. Önderlik babama not göndererek, ‘Milletvekili olamadınız, gelin saflarda milletin vekili olun ve diğer arkadaşlara bildir onlar da gelsin’ demiş. Babam da buna uyarak, saflara katıldı. Babam karardan sonra Adana’ya geçti, bir süre burada gizlendi. Sonra son kez eve gelip vedalaştı. Babam şunu demiş: ‘Eğer haklar Meclis’te alınamazsa, mücadele dağda devam edecek.’ Babam o gün gitti ve bir daha gelmedi.”
Acıyı direnişe dönüştürdü
22 Nisan’da hayata gözlerini yuman dedesi İsmail Ağaç’ın kaybının kendisi için çok zor olduğunu belirten Ferhat Ağaç son olarak şunları söylüyor: “Mehmet Ağaç, Ahmet Ağaç, Hasan Ağaç… Bu kayıplar, dedemin yaşamını derinden etkilemiş olsa da, onun inancını ve duruşunu zayıflatmadı, aksine daha da güçlendirdi. O, acıyı direnişe dönüştüren bir figür olarak hafızalarda yer etti. O sadece bir dede değil, hepimiz için bir miras ve bir yol gösterici oldu. Onun bıraktığı değerler, bugün hala sonraki kuşaklara ilham veriyor. ”
***
Büyük bedeller ödeyen aile
Ağaç Ailesi’nin çok sayıda üyesi şehit düştü, yıllarca cezaevinde kaldı, ağır işkencelere maruz kaldı. İki kardeş uzun yıllar cezaevinde kaldı ve üç kardeş ise mücadelede şehit düştü.
*Hüseyin Ağaç: 1991’de İzmir’de gözaltına alınıp tutuklandı. 11 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye oldu.
Ahmet Ağaç (Şükrü): 8 Mart 1993’te Viranşehir Tiltrik köyünde Nasır, Cengo, Menduh Ege ve Mustafa yoldaşlarıyla birlikte şehit düştü.
Hasan Ağaç (Salih): 1964 Hilvan doğumlu. HEP Viranşehir ilçe başkanı ve seçimlere SHP bünyesinde Urfa 2’nci Bölge Milletvekili adayı oldu. 1993’te PKK’ye katıldı. 18 Mayıs 1997’de Hewlêr’de Hêlîn Serhat ile birlikte şehit düştü.