Devrimin kadın sesi

Sara AKTAŞ yazdı —

6 Ocak 2022 Perşembe - 22:14

  • İşte aynı direniş ahlakının çağdaş temsilcisi ve Diyarbakır cezaevinde işkenceci Esat Oktay’ın yüzüne tükürecek kadar yürekli, işkencecilerine taviz vermeyecek kadar onurlu bir kadın devrimci olan Sakine de "Yaşamın anlamı, soluk alıp verişlerin, yürek atışlarının bir ideale yol alışın, bitimsiz bir akışın kendisi olduğu gerçeğindedir. Yoksa o duyuşların yüceliği anlaşılmaz. Ölümün bu kadar güzel ve anlamlı oluşu; onda bu kadar yaşam büyüklüğünün saklı oluşu, bunu yaşayanların güzel ve yiğit oluşundandı" diye haykırmıştı.

Her yılın ilk on gününde olduğu gibi bu yılda Kürt kadınları ve dostları dünyanın dört bir yanında 5 ve 9 Ocak katliamlarını protesto ediyor, binlerce kadın Sakinelerin ve Sêvelerin şahsında faşizme karşı öfkesini haykırıyor. Zira bu katliamlarla Kürt kadınlarının özgürlük iradeleri teslim alınmaya çalışılmış ve onlar nezdinde bütün kadınlara mesaj gönderilmişti. Çünkü kadınların Kürt özgürlük hareketi içinde her düzeyde irade ve karar gücü olarak varolmaları Türk devletinin cinsiyetçi modernite projesinin temelini sarsıyor, faşist iktidar ancak bu kadınları yok ederek varlığını sürdüreceğini düşünüyordu. Saray cuntası ve AKP iktidarı, mücadele eden örgütlü Kürt kadınların politik kimliğini vahşice hedef alarak tüm Kürt kadınlarının direnişini tehdit olmaktan çıkarmak istiyordu. Dolayısıyla Türk devlet faşizmi de, Latin Amerikalı faşist general gibi "Önce Kadınları Vurun" şiarına sıkı sıkı sarılarak, sarsılan iktidarını kadınları susturup, biat ettirerek sağlamaya çalışıyordu.

Öyleki 20. yüzyılda Hitler'in Almanyası, Mussolini'nin İtalyası, Franco'nun İspanyası, Pinochet'nin Şilisi, Salazar’ın Portekizindeki diktatör ve faşist rejimler nasıl ki kadınları en büyük tehdit olarak görmüşse, Erdoğan’ın faşist rejimi de Kürt kadınlarını en büyük tehdit olarak görüyordu. Çünkü Erdoğan diktatörlüğü faşizmin dincilik, ırkçılık, milliyetçilik, cinsiyetçilik gibi özelliklerinin tümünün yükselişe geçişini temsil ediyordu. Çünkü faşizm, demokrasi, halklar, inançlar kadar ve daha çok kadın düşmanı bir rejimdi. Ve bu rejime karşı; İtalya’da pirinç işçisi kadınların, Almanya’da Roza Lüksemburg’ların; Nikaragua’da Sandinista kadınların, Arjantin’de Plaza De Mayo Annelerinin geleneği Kürt kadınlarının direnişiyle güncelleniyordu. Çünkü Amerika’da cinsiyetçiliğe karşı sokaklara akan kadınların, tüm Avrupa da ataerkil yasalara karşı direnen kadınların, Ortadoğu’da Kürt kadınlarının öncülüğündeki direnişlerin hepsi aynı geleneğin ürünüydü. Çünkü Rojava Kadın Devrimi direnişin zirveleşmiş hali olarak tüm erkek egemen diktatörlüklere meydan okuyordu.

Tarih boyunca Kadınların özgürlük mücadelesinde varoluşları her zaman bir korku kaynağı olmuştur. En önde mücadele eden kadınların hoyratça ve hunharca katledilişinin arkasında yatan ise egemenlerin örgütlü ve direnen kadınlara karşı büyük korkusudur. Paris Komünü izlenimlerinde bir İngiliz gazeteci, kadınların cesaretinden dehşete kapılmış halde: "Aman Tanrım bir de Fransız ulusunun tümü kadın olsaydı, ne olurdu?" diye yazar. Hakikaten de öyledir. Olympe de Gouges’ler ve Rosa’lar gibi, Sakine’lerin Sêve’lerin direnişi de faşist iktidarların yüreklerine akan korku olmuştur. Nitekim Fransa’da 1789 Fransız Devrimi ile beraber eşitlik mücadelesinde yer alan ve kısa bir süre sonra giyotinle idam edilen Olympe de Gouges, "Titreyin çağdaş tiranlar! Mezarımın derinliklerinden duyulacak sesim. Cesaretim, sizin daha barbar davranmanıza neden oluyor" diye haykırmıştı.

"Düşersek kahramanlar gibi düşeriz" diyen Zoya ya da bildiğimiz adıyla Tanya, Nazi faşizmine karşı direnişi ve bükülmez iradesi ile ismini tarihe yazan bir kadındı. Zoya boynunda iple darağacına götürüldüğünde köylülere seslenerek, "Yoldaşlar! Ölmekten korkmuyorum! Halkım için ölmekten mutluluk duyuyorum!" demişti. Faşist general Franco’ya karşı İspanya’da direnişin ön saflarında yer alan İspanyol Komünist Partisi lideri Dolores İbaruri’nin, meydanlardaki sesi, mitinglerde yaptığı konuşmalar, direnişin sürmesinin en önemli nedenlerinden biri olmuştu. "Hareket etmeyenler zincirlerinin ne kadar ağır olduğunu bilmezler" diyen Rosa Luxemburg’un sesi bugün hâlâ hafızalardaki yerini koruyor. Dominik Cumhuriyeti’nde Mirabel Kardeşler olarak tanınan Patria, Minerva ve Maria isimli üç kız kardeşin Rafael Trujillo yönetimine karşı başlattıkları özgürlük mücadele sesi hala her 25 Kasımda kadınların direniş gerekçesi oluyor.

İşte aynı direniş ahlakının çağdaş temsilcisi ve Diyarbakır cezaevinde işkenceci Esat Oktay’ın yüzüne tükürecek kadar yürekli, işkencecilerine taviz vermeyecek kadar onurlu bir kadın devrimci olan Sakine de "Yaşamın anlamı, soluk alıp verişlerin, yürek atışlarının bir ideale yol alışın, bitimsiz bir akışın kendisi olduğu gerçeğindedir. Yoksa o duyuşların yüceliği anlaşılmaz. Ölümün bu kadar güzel ve anlamlı oluşu; onda bu kadar yaşam büyüklüğünün saklı oluşu, bunu yaşayanların güzel ve yiğit oluşundandı" diye haykırmıştı. Sakine sadece yaşarken değil, katledilirkende Afrika’dan Güney Amerika’ya, Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar dünyanın hemen her yerindeki devrimci güçleri ve kadınları birleştirdi. Kürt Kadın Hareketinin kıvırcık Sêve’si 2012’de süresiz açlık grevinin öncü kadrolarından biriydi. Sonuna kadar gidelim, ‘bunlar bizim eriyen kemiklerimizden daha çok korkuyor’ diyecek kadar cüretkar bir kafa tutuşun simgesiydiydi.

Sonuç olarak; 21. yüzyılın karakterini kadınların özgürlük mücadelesinin belirleyeceğine dair öngörüleri geldiğimiz evrede, Kürt kadınlarının öncülüğünde dünyanın her alanında verilen direnişlerle kanıtlanıyor. Bu direnişin sembol isimlerinden 4 Ocak 2015’de katledilen Sêve Demir ve arkadaşları tıpkı 9 Ocak 2013’te katledilen Sakine Cansız ve arkadaşları gibi, kadın özgürlük mücadelesinin asla unutulmayacak kilometre taşlarıdır. Faşizm karşısında direnen tüm kadınlar gibi aynı onurlu seçimi yaparak pervasız bir vahşetin hedef tahtasında, aynı bedeli ödediler. Bugün Olympe’lerin, Tanya’ların Rosa’ların ardılları Kürdistan devriminde kadın direnişini yeniden güncelliyor. Üstelik Nazi işkencelerini aşan koşullarda kesintisiz bir direniş ve sayısız direnişçi yaratarak… Hepsini saygı ve minnetle anıyoruz…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.