Diktatörle işbirliği yapmayın

Dosya Haberleri —

26 Mayıs 2022 Perşembe - 21:00

  • İsveç’te Kürtleri temsil eden çatı örgütü NCDK Diplomasi Komisyon Sözcüsü Rıdvan Altun, "Türkiye her zaman olduğu gibi kendi krizini yönetmek, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularından yararlanmak için bu ret kozunu ortaya attı. Ne koparırsam o bana kar kalır havasında."

ERKAN GÜLBAHÇE

Türk devleti İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini bir şantaj aracına dönüştürmüş durumda. İki ülkenin üyeliğini veto etmemek için PKK ve YPG’ye verilen desteğin kesilmesi, Kırmızı Bülten ile aranan isimlerin iadesi gibi bir dizi talep sıralayan Türk devletinin tehditleri sonuç alır mı, İsveç ne yapacak, Ankara’ya taviz verebilir mi gibi başlıkları, İsveç’te uzun yıllardır siyaset yapan Kürtlerle konuştuk. İsveç Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NCDK) Diplomasi Komisyon Sözcüsü Rıdvan Altun, KNK Eşbaşkanı Ahmed Karamus ve Kürt aktivist Zaza Hasan ile Kürtler yaşanan gelişmelere nasıl bakıyor ve nasıl bir yol izleyecekler sorularına yanıt aradık. 

 

Türkiye şantaj yapıyor

İsveç’te Kürtleri temsil eden çatı örgütü NCDK Diplomasi Komisyon Sözcüsü Rıdvan Altun, “Türkiye her zaman olduğu gibi kendi krizini yönetmek, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularından yararlanmak için bu ret kozunu ortaya attı. Ne koparırsam o bana kar kalır havasında. İsveç ve Finlandiya devletlerinin NATO’ya üyelik başvurusu biraz da NATO’nun istemi ve dayatması sonucu gerçekleştiriliyor. Tüm kamuoyu da bu isteğin direk İsveç ve Finlandiya’dan gelmediği biliyor. İsveç tarihine baktığımızda 200 yıllık bir tarafsızlık politikası var. Tarafsızlık politikası şu anda hükümette yer alan Sosyal Demokrat Parti’nin olmazsa olmazıdır” diyerek bundan dolayı NATO üyeliği sürecinin sancılı geçeceğini söyledi.

Rıdvan Altun

Yetkililer ile diyalog sürüyor 

Türkiye’nin şantajlarının İsveç kamuoyu tarafından kabul görmeyeceğini ifade eden Altun, “İsveç’in ana akım basını bu konuyu geniş bir şekilde işliyor. Bu konuda bizim de görüşlerimize başvuruyorlar. Gerek hükümette ve gerekse kamuoyunda Türkiye’nin blöf yaptığı ve bu blöfe karşı direnileceği dile getiriliyor” dedi. 

İsveç yetkilileri ile bu konu hakkında iletişime geçtiklerini de belirten Altun, “Türkiye’nin bu şantajlarına karşı endişelerimizi, görüşlerimizi ve durduğumuz noktayı İsveç’teki siyasi partilerle paylaştık, paylaşıyoruz. Özellikle hükümette bulunan Sosyal Demokrat Parti ile diyalog halindeyiz” diye ifade etti. 

Şantajları karşılık bulmayacak 

Görüştükleri hükümet ve siyasi parti yetkililerin konuya bakışlarını bizimle paylaşan Altun, “Azınlık hükümetinin NATO üyeliği konusunda tavır değiştirmesi ile birlikte İsveç’te NATO üyeliğini isteyen partiler çoğunluk konumuna geldi. Zaten resmi başvurularını da yaptılar. Sorunu çözmek için ortak bir heyet Türkiye gönderildi. Ancak NATO üyeliği için yaptıkları başvuru ile Türkiye’ye ‘Sen istemesen de ben adayım ve üye olacağım’ mesajı verildi. İsveç ve Finlandiya üyelik konusunda NATO ve Amerika’dan onay almadan başvurularını yapmazdı. Nitekim İsveç İçişleri Bakanı yaptığı açıklamada ‘güvenlik konusunda kimseyle pazarlık halinde olmayız ve kimseyle bunu tartışmayız’ dedi. İsveç politik çevrelerinde Türkiye’nin şantaj uyguladığı ve bu şantajı sonuna kadar devam ettiremeyeceği, şantajların NATO’da karşılık bulamayacağı düşüncesinin hakim" diye vurguladı.

SÄPO ve MİT işbirliği

Geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak olumsuz gelişmelere karşı da Kürtlerin gelişmeleri büyük titizlikle izlediğinin altını çizen Altun, “Özellikle son üç dört yılda İsveç devleti tarafından Kürtler kriminalize edilmeye başlandı. İsveç Gizli Servisi SÄPO ve Türk MİT’i arasında bilgi alışverişi arttırıldı. Bu da Kürtler arası endişeyi arttırıyor. Eğer İsveç Türkiye’ye bu konuda taviz verirse başta İsveç demokrasisi darbe alır” ifadelerini kullandı. 

Kriz Masası kuruldu

Temkinli ve hazırlıklı olduklarını kaydeden Altun, şöyle devam etti: “İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine ilişkin müzakere sürecinin uzun süreceğini düşünüyoruz. NCDK İsveç öncülüğünde dört parça Kürdistan’dan kurum temsilcilerinin olduğu Kriz Masası oluşturduk ve çalışmalarımıza başladık. İsveç’in NATO üyesi olup olmayacağı kendi kararları. Bu konuda bizim söyleyecek sözümüz olmaz. Ancak İsveç NATO üyesi olurken Kürtlerin pazarlık konusu olması bizim tarafımızca asla ve asla kabul edilemez. Biz buna karşı sesimizi yükselteceğiz.” 

Alanlarda olacağız

Nasıl bir yol izleyeceklerini de dile getiren Altun, “Biz Kürtler olarak Türkiye’nin bu şantajlarına karşı İsveç’te alanlarda olacağız. Kamuoyunu bilgilendirmek ve Türkiye’nin şantajlarının bertaraf edilmesi için diplomatik çalışmalar içerisinde yer alacağız. İsveçli sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerle diyalog halindeyiz. Basını bu konuda bilgilendiriyoruz. Direk hükümetle bu konuyu konuşuyoruz. Bundan sonra konuşmaya devam edeceğiz” dedi.

Ahmet Karamus

 

KNK Eşbaşkanı Karamus: Kürtler pazarlık konusu yapılamaz

  • İsveç devletine, “Kürtleri pazarlık konusu yapmayın” çağrısında bulunan KNK Eşbaşkanı Ahmed Karamus: "Yapılacak pazarlıklarda Kürtler aleyhine çıkacak herhangi bir karara karşı diplomatik, siyasi ve hukuki alanda mücadele edeceğiz. NATO, Finlandiya ve İsveç, Türkiye’nin şantajlarına boyun eğmemeli."

Kürdistan Ulusal Kongresi’nin (KNK) Eşbaşkanı Ahmed Karamus, uzun yıllardır İsveç’te yaşıyor, 1987’den bu yana İsveç vatandaşı olan deneyimli bir siyasetçi. İsveç’in Türkiye’nin şantajlarına boyun eğmesinin “insan haklarının şantajlara kurban edilmesi” anlamına geleceğini belirten Karamus, “Bu şantajlara boyun eğilerek Kürtlerin kurban edilmesine karşıyız. Şu anda bütün çalışmalarımızı ve diplomasimizi bu kapsamda yürütüyoruz” dedi. 

KNK olarak, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı olmadıklarını dile getiren Karamus, “Elbette bu kararı bu iki ülke ve bu iki ülkede yaşayan insanlar verecektir. Bizim burada karşı durduğumuz İsveç, Finlandiya ve Türkiye arasında yapılacak görüşmelerde Kürtlerin üzerinde bir anlaşmaya varılmasıdır. Bizler, Kürtlerin pazarlık konusu yapılarak zor durumda bırakılması ve tüm yükün Kürtlerin omuzuna yüklenmesine karşı mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı. 

Türkiye taviz koparma peşinde

Türkiye’nin yaptığı şantaj ile asıl amacının başta İsveç, Finlandiya ve Amerika olmak üzere bazı ülkelerden Kürt Özgürlük Mücadelesi ve Kürtler’e karşı taviz koparmak olduğunun altını çizen Karamus, “Bu yönlü bir şantaj uyguluyor. Tabii bu pazarlıklarda bazı tavizler alması söz konusu olabilir. Tam da burada gerek İsveç gerekse Finlandiya’nın Kürtler yönelik herhangi bir taviz vermemesini bekliyoruz. Uluslararası Koalisyon’un Kuzey-Doğu Suriye Özerk bölgesine yaptığı yardımların durdurulmasına ilişkin bir pazarlık yapılmamalı” şeklinde konuştu. 

Amaç Kürtleri dostsuz bırakmak 

Türkiye’nin sadece Kuzey’de değil bir bütünen tüm Kürdistan’da, tüm Kürtlere karşı savaş içinde olduğunun gözden kaçırılmamasını gerektiğini söyleyen Karamus, şöyle konuştu: “Dört parça Kürdistan’daki siyasi gelişme ve statüyü beka sorunu olarak görüp yok etmek için bütün gücünü kullanmaktadır. Dünyanın neresinde olursa olsun Kürtler’in lehine gelişecek siyasi, ekonomi ve ticari gelişmeleri durdurmak için NATO üyeliğini dahi Kürtlere karşı kullanmaktadır. Amacı Kürtleri dostsuz ve gelecek yardımlardan mahrum bırakmaktır.”

PKK’nin savaşı özsavunmadır

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde’nin PKK’yi ‘terör örgütü’ olarak gördükleri yönündeki açıklamalarının "Tüm Kürtler için üzücü” olduğunu ifade eden Karamus, “Biz hiçbir şekilde bu kararı tanımıyoruz. Hiçbir devletin özgürlük isteyen bir Kürt partisi veya kurumunu ‘terör listesine’ almasını ve ‘terörle’ bağdaştırmasını kabul etmeyeceğiz. PKK barışseverdir ve dört parça Kürdistan’da yaşayan Kürtlerin hakkını siyasi, diplomatik ve her alanda en üst düzeyde korumaktadır. Kürtler bugün kendilerini silahla savunmak zorunda, çünkü Türkiye Kürtleri imha etmek ve katletmek üzerine politika yürütüyor. Buna karşı verilen silahlı mücadele ise öz savunmadır, katliam ve yok olmaya karşı verilen mücadeledir. Brüksel’deki mahkeme kararıyla da PKK’nin ‘terör örgütü’yle alakasının olmadığı tescillenmiştir” dedi.

Her alanda mücadele edeceğiz 

İsveç devletine, “Kürtleri pazarlık konusu yapmayın” çağrısında bulunan Karamus, “Pazarlık konusu yapılması durumunda tüm Kürtlerin İsveç adaletine olan güvenleri kırılacaktır. Yapılacak pazarlıklarda Kürtler aleyhine çıkacak herhangi bir karara karşı diplomatik, siyasi ve hukuki alanda mücadele edeceğiz. NATO, Finlandiya ve İsveç’ten Türkiye’nin şantajlarına boyun eğmemesini ve Kürtleri pazarlık konusu yapmamalarını istiyoruz” ifadelerini kullandı. 

Silah ambargosu da devam etmeli

İsveç ve Finlandiya’da hükümet içerisinde ve kamuoyunda PKK’nin ‘terör örgütü olmadığı’ yönünde güçlü bir kanı olduğunun da altını çizen Karamus, “PKK’nin İsveç ‘terör örgütü’ listesinde bulunmasının en büyük nedeni Avrupa. Avrupa PKK’yi ‘terör listesi’nden çıkardığında İsveç de bunu uygulayacaktır. Edindiğimiz izlenimlere göre, İsveç ve Finlandiya kamuoyu Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye Özerk bölgesine karşı istemlerini kesinlikle kabul etmeyecektir. Bu noktada umuyor ve diliyoruz ki bu hükümetler de Türkiye’ye karşı uyguladıkları silah ambargosuna devam etmeli. NATO, Finlandiya ve İsveç hükümetleri, Kürt sorunu konusunda, insan hakları ve demokrasi konularında diktatör Erdoğan ve hükümetinin şantajlarına boyun eğmemeli. Türkiye’nin bir tek isteğinin kabul edilmesi, uluslararası hukukun çiğnenmesi, Kürt sorununun çözümüne darbe vurulması, insan hakları ihlali ve demokrasiye vurulan bir darbe olacaktır” diye kaydetti.

Zaza Hasan / Foto: Şinoyî Mendan

300 Kürt’ün pasaportuna el konuldu!

  • İsveç’te 300 dolayında Kürt’ün pasaportuna ‘güvenlik’ gerekçesiyle el konuldu. 'Ulusal güvenliği' tehdit etmekle suçlanan Kürtler hukuki bir süreç başlatmaya hazırlanıyor. Pasaportuna el konulanlardan birisi de Zaza Hasan, 36 yıldır İsveç’te yaşıyor ve aktif siyaset içerisinde yer alıyor.

İsveç’te 300 dolayında Kürt’ün pasaportuna ‘güvenlik’ gerekçesiyle el konuldu. ‘Ulusal güvenliği’ tehdit etmekle suçlanan Kürtler hukuki bir süreç başlatmaya hazırlanıyor. Pasaportuna el konulanlardan birisi de Zaza Hasan, 36 yıldır İsveç’te yaşıyor ve aktif siyaset içerisinde yer alıyor. İsveç’te 1986 yılında gerçekleştirilen Palme suikastinden bu yana Kürtlerin mağdur edildiğinin altını çizen Zaza Hasan, son dönemlerde ise 300 Kürt’ün pasaportuna el konulduğu bilgisini paylaştı.

“Dört yıl önce benim pasaportuma da el konuldu. Mağdurlardan bir tanesi benim” diyen Zaza Hasan, “İsveç’te iltica başvurusunda bulunan Kürtlere HDP’li ya da PKK’li denilerek oturum verilmiyor” dedi. Hasan, İsveç’in, PKK ve Kürtlere bakışı konusunda ellerinde bir rapor olduğunu ifade etti.

Ulusal güvenliği nasıl tehdit ediyorum?

Pasaportlara el konulma gerekçesine dikkat çeken Zaza Hasan, “Bizim pasaportumuza ‘güvenlik’ nedeniyle el konulduğu belirtiliyor. Yani raporda ‘ulusal güvenliğimiz söz konusu olduğu için oturma el konuldu’ deniliyor. Ancak pasaportuna el konulan şahıslar adına herhangi bir dava açılamıyor. Ulusal güvenlik derken neyi kast ediyorlar? Bir kişi İsveç ulusal güvenliğini nasıl tehdit edebilir? Bu sorulara cevap verilmemiş. 36 yıldır İsveç’te yaşıyorum. ‘Sizin güvenliğinizi tehdit ediyorsam beni mahkemeye verin, tutuklayın diyorum’ ama bunu da yapmıyorlar” diyerek tepki gösterdi.

Dosya ile ilgili bilgi verilmiyor 

Oturum ve pasaportlarına el konulan Kürtlere dair bilgiler paylaşan Zaza Hasan, “Türkiye mahkemelerinde PKK ve KCK üyeliğine ilişkin haklarında karar olduğu belirtilerek oturum verilmiyor. Bir kısmına da ‘siz ülkemiz için tehlikelisiniz’ denilerek, ellerindeki pasaportlar alınıyor. Oturumu elinden alınan bazı insanlar ‘bizi mahkemeye verin’ diyorlar, ancak mahkemeye verilmiyor. Devlet de oturumu almasına rağmen bu insanlara karşı mahkeme açmıyor. Göçmen Bakanlığı’nı arıyoruz ‘sizin dosyanız güvenlikte’ denilip bir şey yapamayacaklarını söylüyorlar” dedi.

Hukuki işlemleri başlatacağız 

Oturumları alınanların Türkiye’ye gönderilme riski altıda olduğunu vurgulayan Zaza Hasan, “Bazı avukat arkadaşlarla oturumu ellerinden alınan insanları belirlemeye çalışıyoruz. Kaç kişi var, neden oturumları elinde alındı? Şu anda bunun çalışmalarını yürütüyoruz” diye belirtti. Oturumu elinden alınanlara ilişkin bir dosya hazırladıklarını da söyleyen Zaza Hasan, “Birkaç eksikliğin dışında dosyamız tamam. Şu anda nasıl bir süreç işleteceğimiz ve hangi gerekçelerle mahkemeye başvuracağımız konusunda tartışma yürütüyoruz. Çok yakın zamanda bu süreci tamamlayıp hukuki işlemleri başlatacağız” diye ekledi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.