Dünyanın bekçisi ve bir haydut

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

11 Haziran 2021 Cuma - 23:00

  • NATO üyesi Türk devleti sınır, ülke egemenliği diye bir olguyu tanımıyor. NATO silahları ve yan desteklerini de kullanarak, güç yetirdiği her yere dalıyor. ABD ve NATO’nun oluru ile Kürt bölgesi Rojava dahil, Suriye’nin yarısını, Irak Kürdistanı’nı, Irak’ın bir kısmını işgal edip soydular. Ekonomilerini beslemek için hırsızlık, talan yaptılar.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 60 milyon kişinin kanı, canıyla sonuçlanan II. Dünya savaşının mutlak galibiydi. Bu yüzden, kendini dünya düzeninin yeni sorumlusu yerine koyuyordu.

Bu sorumlulukla, dünya savaşı öncesi ve savaş esnasında haydutluklarının bir daha yaşanmaması için, önlemlere öncülük ediyor, ilk atakta, fonksiyonları sınırlı Milletler Cemiyeti’nin Birleşmiş Milletler’e (BM) dönüşmesini sağlıyor ve Dünya Anayasası niteliğinde bir BM sözleşmesi (bildiri)’ni yürürlüğe koyduruyordu. Kısanın da kısası kelimelerle özetlersek bildiri, insanların doğuştan sahip oldukları hakları, ondan doğan özgürlükleri güvence altına alıyordu. Bundan giderek, her türlü ırkçılığı “insanlık suçu“ ilan ediyor, ulusların (halkların) varlığını ve geleceklerini tayin hakkını güvence altına alıyor, devletlerin egemenliğini, sınırlarını dokunulmaz kılıyordu.

Kısacası, Amerika’nın öncülüğü ile faşizm ve her türlü haydutluk insanlık suçuydu.

Sonra, Cenevre’de bir çalışma kampı kuran BM, ardı ardına kabul ettiği sözleşmelerle savaşları kurala bağlıyor, kadın ve çocuklar başta olmak üzere sivil, savunmasız insanlar koruma altına alınıyordu. Silahsız askerler de...

Ve yine ABD’nin öncülüğü ile NATO kuruluyordu. NATO kuruluş amacıyla, BM’nin koyduğu nizam, intizam, kısacası insani düzeni denetlemek, bekçilik etmekti.

Fakat, sözleşme ve evrensel avlaşmalara atılan imzaların mürekkebi daha kurumadan, yaratıcılarının eliyle, her şey tepe taklak oldu. Anlaşma ve sözleşmeler, önce Kore savaşında ayaklar altına alındı. Sonra Hindistan yarım adası, Afrika’da birbirine eklenen savaş suçlarıyla, tanınmaz hale geldi. Vietnam savaşında, her şey şirazesinden çıktı.

NATO, darbeler süreciyle, iç siyasette zalime baskı unsuru olmaya başladı. Türklerin devleti ve ABD en başta, ırkçılık başını alıp yürüdü. İşkence, adaletin parçası haline geldi.

Gelinen günde, BM ve NATO’nun kuruluşunda öncülük eden ABD ve Batı artık, Kürtlerin devleti uygulamalarında gördüğümüz üzere, kendileri için kullanışlı olan suçlunun yanındadır. Haydutlaşmaya destektir, bu.

Mesela NATO üyesi Türk devleti sınır, ülke egemenliği diye bir olguyu tanımıyor. NATO silahları ve yan desteklerini de kullanarak, güç yetirdiği her yere dalıyor. ABD ve NATO’nun oluru ile Kürt bölgesi Rojava dahil, Suriye’nin yarısını, Irak Kürdistanı’nı, Irak’ın bir kısmını işgal edip soydular. Ekonomilerini beslemek için hırsızlık, talan yaptılar.

BM bildirisinde dokunulmaz olan insani haklar ve özgürlükler yok, haydudi uygulamalar var, Türklerin devletinde. Kürtler ırk olarak, ayrı bir insan topluluğu. Dilleri, kültürleri, tarihi, yaşama biçimleriyle onlardan ayrışıyor. Aidiyetleri nedeniyle, kendileri olarak yaşamak istiyorlar. Bu istekleri BM sözleşmesi gereğince haktır, yerindedir. Ama yasaklar, teslimiyet dayatması altındalar. Kendilerini inkarı, asimile olmaları isteniyor...

Bu insanlık dışı zorbalığa direndikleri için, yüz yıldan beri kırılıyor, ülkeleri yakılıp yıkılıyor, malları, mülklerini talan ediliyor. Ve BM’nin çatısını ören, NATO’yu kuranlar, mazlum ve masuma sahip çıkma yerine, haydutluğu yapana, yardımcı oluyor, el konulmuş insanlıklarının davasını gören Kürtleri, “terörist“ ilan ediyorlar. BM kurucularının izni, NATO’nun silahlarıyla vuruluyor Kürtler.

Ve bunların, “al bebek, gül bebek“ diye diye pışpışlayıp beşikte salladıkları Türk devleti, aslında devlet de değildir. BM tanımına göre, fiilen bir haydut yapılanmasıdır.

Mafya deyimiyle, “üstüne çöktükleri“ ülkenin çarklarını, günlük emirlerle döndürüyorlar. Uygulanan bir Anayasaları olmadığı için Selahattin Demirtaş, Osman Kavala haydutlar düzeninin esiridir. Kanunları geçerli olmadığı için, Kürdistan belediyeleri gasp edilmiş, seçilmiş Kürtler, Hitler usulü ile toplama kamplarında toplanmışlardır. Kürdistan bütün olarak avlak, her Kürt tek tek avdır. Haydut rejiminin başı Recep Tayyip ve kol başları, televizyonlarda katlettikleri Kürt sayısıyla övünmektedirler.

Onlara payanda olan efendilerine hayırlı olsun ki, bu yapı bir Mafya düzeni de değildir. Moğollar, Osmanlı düzeninin benzeri Haydutluktur, bu. Çünkü, Mafya’nın kendine göre onuru, onursal kulları vardır. Mesela kadınlar, çocuklar dokunulmazdır, mafyada. Onlara silah çekilmez.

Oysa biz Cizre’de, Sur’da tanıklık ettik barbarizme. Kadınları ve çocukları nişangaha oturtup “kim vurur“ bahsine giriyor, hayatlarla kumar oynuyorlardı. Mafya için, basit hırsızlık, soygun onursuzluktur. Bunlar, yıktıkları Kürt şehirlerinde, binaların hurdaya çıkmış demirlerini ihale ile satışa çıkardılar. Rojava’yı talan ettiler. Çocukların ekmeğini çaldılar. İşgal ettikleri Irak Kürdistanı’nın tek tek ağaçlarını, omanlarını odunluk diye kesip sattılar.

BM’nin Cenevre Sözleşmesi ile ilan edilmiş savaş suçları vardır. Kürtlere karşı kimyasal bombalar kullandılar. BM sözleşmesine göre, “terör“ polisiye olaydır. Mücadelede ordu, öne sürülemez. Ordu kullanılıyorsa bu savaştır. O zaman da savaş kuralları, dokunulmazlıklar geçerlidir. Bunlar, “terörle mücadele“ diye diye Sur‘da, Cizre‘de, Nusaybin, Şırnak, İdil ve öteki Kürt şehirlerine tanklar, toplar, füze ve uçaklarla saldırdılar. Terörle mücadele adı altında, Metîna, Avaşîn, Zap, Kandil dağını bombalıyorlar.

Ve BM ile NATO’nun öncü kurucusu ABD‘nin, yeni Başkanı Joe Biden, yeni bir dünya düzeni için, yeniden atakta. Bu amaçla, NATO toplantısı gerekçesiyle Avrupa’da. Bu amaçla, Pazartesi günü, kan dökücülük, yayılmacılık ve işkence konularında kantarın topuzunu kaçırıp şirazeden çıkmış Türk Recep ile “insanlık ahvali“ni konuşacak. Herkes gibi ben de merak ediyorum. ABD Başkanı Biden, bir haydutluk çarkının başıyla ne konuşacak diye...

Ondan, “insanlığa hizmetleri tertibinden“ yarattığı ölüm tarlalarının hikayesini mi dinleyecek? Yeri, yurdundan ettiği, feryadımanzarasını, zindanları doldurduğu Kürtlerin hallerini, öldürttüğü çocukların son çığlığı, işgal topraklarındaki tecavüzcülüğü, talanı, hırsızlığı, kafa kesen İslamcı haydutlara başkomtanlığını mı dinleyecek, ABD Başkanı Biden? Yoksa kurduğu düzeninin, en son mafyayı bile soyduğunu mu?

Bilemiyorum. Ama Türk medyasında söylenenler doğruysa eğer, ortaklar görüşmesinin finalinde, Recep bey “Rus füzeleri sizin depoya teslim olsun, ver öpim abi“ diyerek biat edecek, Amerikalı da, sırtına “afferin“ şaplağını indirecek. Ama yine de Aziz Nesin’in sözüyle, “bu bakali ne olecek?“

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.