Dünyanın eczanesi olmak mı?

Toplum/Yaşam Haberleri —

29 Nisan 2021 Perşembe - 13:31

  • Son dalganın suçu, insanların ihmalkarlığına ve bürokrasiye yükleniyor. Bu doğru. Kendi insanlarınızı iyileştiremediğinizde dünyanın eczanesi olmak anlamsız.

ANJANI TRIVEDI

 

Hindistan hiçbir zaman Covid-19 ölçeğinde bir halk sağlığı acil durumuna hazırlıklı olmadı. Hiçbir ülkede olmadı. Ama hükümetin saçma öncelikleri, ülkeyi özellikle savunmasız bıraktı. Şu anda oksijen tankları, vantilatörler, antiviral ilaçlar ve hastane yatakları gibi temel altyapı yetersiz kalıyor ve her gün yüz binlerce yeni enfeksiyon kaydediliyor. Geçtiğimiz Perşembe ülke, salgın başladığından bu yana dünyadaki en yüksek günlük sayı olan 314.835 vakayı gördü.

Halk sağlığı harcamaları, Hindistan'ın gayri safi yurtiçi hasılasının sadece %1'ine yakın bir değerle, başlangıçta feci derecede düşüktü. Ülke, hükümet bütçesinde sağlık hizmetlerinin önceliklendirilmesi söz konusu olduğunda 189. sırada yer alıyor. Kişi başı bazında Sierra Leone gibi bağışçıya bağımlı ülkeler kadar harcıyor. Ülkenin tıbbi tesisleri o kadar yetersiz ki, hastalar için genel hastaneye yatış oranları dünyadaki en düşükler arasında: Orta gelirli ülkelerdeki ortalama %8 ila %9'a kıyasla %3 ila %4.

 

Ülke, sürekli olarak sınırda olan halk sağlığı altyapısına hiçbir zaman tam olarak odaklanmadı ve geçen yıl enfeksiyon sayılarını düşüren görünürdeki başarısı bu yüzden kayda değerdi. Ancak ülke şu anda ortaya çıkan muazzam sayılarla böyle bir şansa sahip değil.

 

Başbakan Narendra Modi arazi ve vergi muafiyetleri sağlayarak özel hastanelerin büyümesini teşvik etti ve 2022'ye kadar 133 milyar dolar değerinde olması beklenen bir sağlık hizmetleri pazarı yarattı. Hintlilerin çoğu artık sağlıkta özel sektöre bağımlı. Elbette ki sorun, mali yükün hanehalkı tarafından omuzlanması: Hindistan'ın sağlıkla ilgili cepten yaptığı harcamalar dünyadaki en yüksek harcamalardan biri ve artmaya devam ediyor.

 

Hükümetin sağlık bütçesinin önemli bir kısmı, ülkenin tıbbi altyapı ihtiyaçlarını oluşturmak veya sağlık hizmeti hedeflerini ilerletmek için çok az şey yapan özel hizmet sağlayıcıları için sübvansiyonlara harcanmakta. Özel hastaneler, ölüm oranlarını veya hastalıkları düşürme gibi sonuçlara dışarıdan taahhütte bulunmaksızın para kazanmak üzere inşa ediliyor.

Temel sağlık altyapısı siyasetin gündemi bile değil. Değişimi etkilemek için gereken kamu yatırımları, hırslı politikacılar için kısa vadede sınırlı getirilere sahip. Modi hükümeti bu sorumsuzluğu mümkün kılıyor. Ülkenin en son ekonomik programında, bir sonraki pandemi farklı olabileceği için, "daha iyi sağlık altyapısının, bir ülkenin Covid-19 gibi yıkıcı pandemilerle daha iyi başa çıkabileceğinin garantisi olmadığı" belirtiliyor.

 

Hükümet buna örnek olarak muhtemelen Brezilya'yı gösterecektir. Latin Amerika ülkesi her gün on binlerce yeni vaka görüyor ve dünyadaki en yüksek virüsle ilgili ölüm sayılarından birine sahip. Nüfusu Hindistan'ın en büyük eyaletiyle hemen hemen aynı; ve ülke, sağlık hizmetleri için Hindistan'ın kişi başına yaptığı miktarın 16 katından fazlasını harcıyor. Yine de sağlık sistemi çökmenin eşiğinde. 

Ama işte tam da bu yüzden Hindistan şimdi endişelenmeli. Hindistan durursa, başarısızlığı Brezilya'daki felaketin birkaç katı olacaktır.

 

İşte pandeminin başlangıcından bir yıl sonra olduğumuz nokta ortada. Hindistan'da sayısız enfekte insan iyileşme şansı bulamadı çünkü hükümet onlara ihtiyaç duydukları tıbbi malzemeleri sağlayacak bir sistem kurmadı.

1,4 milyar nüfuslu bir ülkenin en temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir sisteme ihtiyacı var: hayatta kalma. Kâr odaklı bir özel sağlık sisteminin dünyanın neredeyse %18'ini oluşturan nüfusuna iyi bakabileceği fikri gülünçtür. Gerçek bir sağlık hizmeti, halkın riskleri anlamasını, tetikte kalmasını ve bakım görmesini sağlardı. 

 

Bunun yerine, bunalmış hastanelerin ancak birkaç saat yeten oksijen kaynağı var, antiviral ilaçları bulmak zor ve yoğun bakım üniteleri son kapasiteye yakın. Geçici önlemler Hindistan'ın yavaş yavaş düze çıkmasına yardımcı olabilir, ancak düzde kalmasını garanti etmeyecektir. Tıpkı ülkenin virüsle mucizevi bir şekilde savaştığını düşündüğünde olmadığı gibi.

Hindistan'ın küçücük halk sağlığı harcaması, bütünsel, ulusal düzeydeki öncelikler tarafından yönlendirilmiyor. Harcama eyalete göre değişiyor ve her biri, merkezi hükümetin yaptığından çok daha fazla fon sağlamak zorunda kalıyor, bu da farklı bölgelerdeki insanlar için eşitsiz sonuçlara yol açar. Federal ve eyalet hükümetleri, belirli ihtiyaçlardan kimin sorumlu olduğu konusunda savaştıkça, farklılıklar siyasi hale geldi.

 

Tüm bunlar, Hindistan'ın dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi, gelecek Covid-19 dalgalarında hayatta kalmaya hazır olmadığı anlamına geliyor. Kimi veya neyi istiyorsanız suçlayın, gerçek şu ki Hindistan'ın gelecekteki dalgalanmalara ne kadar hazırlıklı olduğunu değerlendirmesi gerekiyor. Modi yönetimi, başbakanın Salı gecesi ulusa seslenişinde yaptığı gibi, sadece birlik ruhuna başvurmaktan çok daha fazlasını yapmak zorunda kalacak.

 

Son dalganın suçu, insanların ihmalkarlığına ve bürokrasiye yükleniyor. Bu doğru. Hindistan sağlık altyapısını inşa etmek için en temel görevlerini yerine getirmezse daha da doğru olacak. Kendi insanlarınızı iyileştiremediğinizde dünyanın eczanesi olmak anlamsız.

 

Çeviren: Serap Güneş

bloomberg.com

 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.