Farkında olmak...

Elif SONZAMANCI yazdı —

23 Nisan 2021 Cuma - 23:00

  • Çekya üzerinden geçen yıl Almanya'ya yaklaşık 200 kişinin giriş yaptığı bizzat Alman devletinin elinde olan bir bilgi. Bu bilgilere Sol Parti Milletvekili Gökay Akbulut’un soru önergesine verilen cevapla vakıf oluyoruz.

 

Geçen haftadan bu yana kıyametler kopuyor. Zira ortada büyük bir skandal var: devlet eliyle insan kaçakçılığı...

Malatya Yeşilyurt Belediyesi tarafından “çevreye duyarlı bireyler yetiştirme projesi” adı altında gönderilen kişilerin çoğunun dönmemesi üzerine ortaya çıkan skandalın, aslında birçok kentte AKP’li belediyeler eliyle yapıldığı ortaya çıktı.

Skandalın içinde Diyanet de var. 2018’de 20 kişi Alevi uzmanı olarak gönderiliyor, bunlardan birinin 15 yaşında olduğu ortaya çıkıyor. Biz basından ilk Dersim ismini duyduk. Nitekim daha önce Almanya’ya gönderilen ‘gri dedeler’ bilgisine aşinaydık. Diyanetin belirlediği, başta Almanya olmak üzere Avrupa’ya yolladığı dedelerin kim olduğu, gelen dedelerin nerede hizmet yürüttüğü, kimlerle görüştüğü bir muammaydı. Bu şahısların Aleviliği asimile etmek için yaptıkları çalışmalar da sık sık gündeme gelen konular arasındaydı. Hatta bu kişiler arasında bazılarının bilinçli seçildiği ve Almanya’da cemevlerine giderek erkan yürütmek istediği de biliniyordu. Biz yapılan kirli işin asimilasyon boyutunu tartışırken, son çıkan bilgiyle beraber bu listelerin insan kaçakçılığına da hizmet ettiğini öğrenmiş olduk.

Bu hizmetle (!) Avrupa’ya gitmek isteyen biri çok rahat bir şekilde sınırı geçiyor, belirlenen süre kadar kalabiliyor. Tabii bunun karşılığında yüklü bir mevla ödeniyor. Bu insanlar yerlerine ulaştığında tabiri caizse sırra kadem basıyor.

Ortada hem büyük bir skandal, hem de büyük bir rant var.

Bu insan kaçakçılığı sisteminde Almanya kilit ülke. Almanya için adı geçen kişi Ersin Kilit, Hannover savcılığı tarafından hakkında soruşturma açıldığı belirtildi, beyanlarında sadece davetiye yolladığını ifade ederek bütün iddiaları reddetti. Başka yerlerde de soruşturma açıldığı bilgisi geliyor. Yine skandala adı karışan Münih Türkgücü de yaptığı açıklamada iddiaları reddetti.

 Ortada devlet eliyle düzenlenen bir insan kaçakçılığı skandalı var.

Peki Almanya konuyla ilgili bugüne kadar ne yaptı? Zira günler sonrasında ortaya çıkan detaylarda Almanya’nın aslında bu işin takibinde olduğunu öğreniyoruz.

Çekya üzerinden geçen yıl Almanya'ya yaklaşık 200 kişinin giriş yaptığı bizzat Alman devletinin elinde olan bir bilgi. Bu bilgilere Sol Parti Milletvekili Gökay Akbulut’un soru önergesine verilen cevapla vakıf oluyoruz.

Cevapta, “Federal hükümet, Türk hizmet pasaportlarıyla Türkiye vatandaşlarının girişinin nasıl işlediğinin uzun süredir farkındadır“ yanıtı verildi.

Cevapta “Söz konusu hizmet pasaportlarının Türkiye'de olası haksız edinimiyle ilgili yolsuzluk, olanaksız değildir.” ibaresi de yer alıyor. Bu yanıt oldukça ilginç bana göre. Almanya’nın Türkiye’de yapılan yolsuzlukların bizatihi farkında olduğu resmi bir söylemle kabul ediliyor.

Nitekim AKP’li Kürşat Ayvatoğlu’nun Erdoğan’dan tutalım bütün AKP’lilerle fotoğrafı ortaya çıkmıştı. Yine Thodex’in sahibiyle de M. Çavuşoğlu ve S. Soylu’nun çekilmiş fotoğrafları var. İlişkiler reddedilse de rantçı zihniyeti örneklerle ortaya koyuyor bu fotoğraflar.

 Almanya’nın soru önergesine verilen cevabına geri dönecek olursak… Cevapta “Federal polis, Ocak 2021'den beri Türk makamlarıyla yakın temas halindedir ve 25 Ocak 2021'de insan kaçakçılığı şüphesiyle ilgili merkezi bir soruşturma başlattı ve incelenmesi için Bavyera Oberpfalz'daki Weiden savcılığına sundu. Soruşturmayla ilgili daha detaylı bilgi, eyalet yargı merciine tabidir” ibareleri de yer alıyor.

Demekki bilgi yeni değil, Almanya uzun bir süredir durumdan haberdar.

Bu skandaldan basına yansıdıktan sonra haberdar oluyoruz. Ortaya çıkanlar da buzdağının sadece görünen yüzü. Olayın ne kadar büyük bir organizasyonla yürütüldüğü ortaya. Kaldı ki karayolu ile gelmeleri nedeniyle Almanya’nın takip etmekte zorlandığı söylemleri de çok gerçekçi değil. Fakat skandal basına yansıdıktan sonrasında bile bir açıklama yapılmadı. Basının sorularına verilen cevaplardan öğrendik.

 Olayın boyutları her geçen gün büyürken Erdoğan bir konuşmasında kimsenin aş ve iş için yurtdışına çıkmadığını söylüyordu. Oysa aynı zaman diliminde söz konusu yollarla gelenlerle yapılan görüşmelerde, en azından görüşülenler arasında, dile getirilen bir konu da iş ve aş yokluğuydu. Bu yolla kimlerin getirildiği, listeler elbette önemli. Fakat altını sürekli çizmemiz gereken konu bunun gri pasaportlarla, yani devlet eliyle organize edilmesi. Bu koşullarda sadece aracıların yargılanması yeterli olacak mı?

 Ortaya bu kadar detay çıktıktan sonra da Almanya görmüyorum, duymuyorum, bilmiyorum mu diyecek? Farkında olduğu durumun yine üstünü örtmeye mi çalışacak? 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.