Faşizmin tehdidi...

Elif SONZAMANCI yazdı —

2 Nisan 2021 Cuma - 23:00

  • Almanya Türkiye ile ilişkilerinin yol haritasını belirlerken mevcut politikalara destek olduğunun altını çiziyor aslında. Dışişleri bakanlığının açıklamalarını da, siyasetçilere yönelik yapılan tehditleri de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

 

Bir süredir Avrupa ve Türkiye’nin ilişkileri tekrar gündeme geldi. Bunun nedeni Avrupa’nın Türkiye ile işbirliğinde bir adım daha ileri gitme çabası. Daha doğrusu Avrupa Türkiye ile işbirliğini güçlendirme zemini yaratıyor, altyapıyı daha da sağlamlaştırıyor. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen AB liderler zirvesinde Türkiye ile ilgili çıkan kararlar bu politikanın sonuçları aslında. Zirvede bundan sonraki süreçte yol haritası daha da netleşti.

Zira zirve Türkiye’deki insan hakları adına her şeyin ters yüz olduğu bir süreçte yapıldı. Avrupa göstermelik birkaç eleştirinin ardından methiyeler de dizdiği Türkiye ile daha çok işbirliği kararı aldı. Demokrasi, hukuk, insan hakları bir kez daha teferruatta kaldı.

Onun içindir ki Türkiye Dışişleri Bakanlığı da duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bu noktada çok net tarif etmek gerek: Eğer Avrupa Türkiye’deki bu demokrasi (!) zeminine rağmen hala Türkiye ile ortaklaşmak, iş birliğini güçlendirmek istiyorsa, bu politikalara ortaktır, antidemokratik uygulamaları da destekliyordur. Açıklamalarında dile getirdikleri kaygılar ise kamuoyunu yumuşatma çabasıdır.

Zira daha geçen gün karikatürlere malzeme sağlayan bir gelişme yaşandı mecliste. Güvenlik soruşturması teklifi muhalefet oyları ile reddedildi, AKP-MHP ittifakı oylama sonucunu beğenmedi, oylama tekrar yapılacak. HDP’nin kapatılma davası gündemde, İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik iktidarın tutumu dehşet verici, Gergerlioğlu kararı, toplumun itiraz eden kesimine yönelik sistematik baskılar son hız devam ediyor… Liste sayılamayacak kadar uzun. Kafalarına göre yarattıkları bir sistemle kararlı bir şekilde ilerleyen iktidar Avrupa’dan da güç alınca tam gaz devam ediyor haliyle.

Almanya Türkiye ile ilişkileri güçlendirme politikalarının başını çekiyor elbette.

Perşembe günü Almanya’da sürgün olan siyasetçiler Köln’de bir basın açıklaması yaparak HDP’nin kapatılmasına yönelik girişimlere tepki gösterdi, AYM’ye çağrı yaptı. Almanya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan "HDP'den beklentilerinin de PKK ile arasına net bir şekilde mesafe koyması“ sözleri de eleştirildi. Daha öncesinde yine Almanya Dışişleri Bakanlığına konuyla ilgili bir mektup gönderilmişti.

Geç kalmış bu açıklamanın olması önemli, zira eğer Türkiye’de siyasetin zemini demokratikse bu insanlar niye sürgünde. Kürtlerin temel taleplerini dile getirmek niye terörizm olarak değerlendiriliyor. Neden Dışişleri Bakanı Türkiye’nin tarzını benimseyip açıklamasına böyle bir not düşme gereği duyuyor. Öyle ki havuz medyası boy boy manşete çekiyor bu cümleleri.

Uyduruk bir iddianameden hareketle böyle bir notu düşen Almanya hangi kaygılarla hareket ediyor.

Bir örneği daha hatırlatmakta fayda var.

Almanya parlamentolarında siyaset yürüten gerek Kürt parlamenterler, gerekse Kürt dostu parlamenterler Türk faşizminin hedefinde olmaya devam ediyor. Özellikle bir süredir sosyal medyadan yeni peydahlanan hesaplar, -ki bunların çoğunda rumuz olarak yeşilin adı görünüyor, yeşilin de neyi temsil ettiği çok açık ve net-, tehdit mesajları yolluyor, genelde ölüm tehditleri savuruyor. Nitekim Sol Parti geçtiğimiz günlerde bunu meclise taşıdı ve İçişleri Bakanlığına sorular yöneltti. Gelen cevaba göre 24 kişi sanal platformda ölümle tehdit edildi. Bakanlık tehdit edilenlerin somut bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu düşünmüyor.

Sosyal medyada özellikle bu amaç için açılmış hesaplar gelişi güzel hesaplar değil, bir amaç, bir hedef doğrultusunda açılan hesaplar. Havuz medyası haberleri ile bu siyasetçileri hedef gösterirken, belirli isimlerle açılan hesaplardan ise tehdit mesajları gönderiliyor.

AKP-MHP ittifakı inşa ettiği faşist sistemi Almanya’da devam ettirmek istiyor. Nitekim Almanya’daki altyapıları birçok kez gündeme geldi. Almanya’da siyasetçiler sık sık gündeme getirse de, bir devlet politikası olarak bu durum görmezlikten geliniyor. Dolayısıyla sıradan görünen ve sosyal medya üzerinden yapılan tehditleri tehlike olarak görmüyor, neden-sonuç ilişkisi üzerinden değerlendirmiyor. Oysa söz konusu tehditler AKP-MHP iktidarının katliamcı politikalarının ürünüdür. 

Türkiye’de demokratik siyasetin zemini kalmamıştır. Bir kez daha tekrarlayalım: Almanya Türkiye ile ilişkilerinin yol haritasını belirlerken mevcut politikalara destek olduğunun altını çiziyor aslında. Dışişleri bakanlığının açıklamalarını da, siyasetçilere yönelik yapılan tehditleri de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.