Geç olmadan

Demir ÇELİK yazdı —

30 Eylül 2022 Cuma - 08:00

  • Kadın ve Kürt kimliği Türkiye’de, İran’da, Suriye ve Irak’ta da katledilmenin ve katledenin cezasızlıkla ödüllendirmenin gerekçesidir.

İran’da baş örtüsü yetersiz görüldüğü için 22 yaşındaki Kürt kadını Jîna Amînî’nin 16 Eylül’de katledilmesi ile başlayan meşru ve haklı protesto eylemleri devam ediyor.

İran resmi kaynaklarına göre, “devlet güçleri” de dahil olmak üzere 41 kişinin hayatını kaybettiği, 1500’den fazla kişinin de gözaltına alındığını belirtiliyor.

Uluslararası Basın ve İnsan Hakları Örgütü ise 14 vilayette devam eden bu eylemlerde 7’sı kadın ve 6’ sı çocuk olmak üzere en az 81 kişinin katledildiğini bildiriyorlar.

Jîna Emînî’ nin, rejimin ‘Ahlak’ Polisi tarafından “Hicap Yasasına” uymadı gerekçesi ile katledilmesi üzerinden günler geçti. Bu vahşi ve barbar katliamdan sonra başta Kürdistan Vilayeti olmak üzere tüm İran’da başlayan bu isyan dalgası devam edeceğe benziyor.

İran’da yaşayan halkların katılımıyla ülkenin tamamına yayılan bu haklı isyana karşı Molla rejimi asker-polis ve sivil paramiliter güçlerini devreye koyarak kitlesel katliamda ısrar edeceği anlaşılıyor. Haklı ve meşru halkların bu itirazı ve protestosu İran dışında da büyük destek görmüş, birçok ülkede dayanışma amaçlı farklı eylemler gerçekleşmektedir...

Dünyanın bir çok ülkesinde kadınlar İran rejiminin işlediği suçlara tepki olarak saçını kazıyor, eşarp ve başörtüsünü yerlere atıyor, yakıyor, faşist eril zihniyete karşı dayanışma mesajlarını dillendiriyorlar.

1979’ da Humeyni ile başlayan tekçi, inkârcı despotik faşist Molla rejimi bugüne kadar binlerce Kürt’ü siyasi gerekçelerle, binlerce kadını ise cinsiyetçi eril egemenlikçi yasaları sonucu idam etmiştir. Sivil halkların en küçük itirazı kanla bastırılmış, kırk üç yılda onbinlerce insan katledilmiştir.

Bu katliamcı zihniyetini gizlemek üzere bir yandan manipülasyon yaparak haklı ve meşru eylemleri itibarsızlaştırıyor, diğer yandan silahlı ve paramiliter güçlerini silahsız sivil halkların üzerine salarak kitlesel katliam yapıyor.  Uluslararası kamuoyundan bu vahşi ve barbar katliamını gizlemek için internet ve sosyal medyayı yasaklıyor, görsel ve işitsel basını karartıyor, insanların haber alma hakkını engelliyor.

Halkın bu haklı isyanının nedeni despotik Molla rejimi ve onun teo-faşist uygulamalarıdır. Siyasal İslam’ın iktidarda olduğu Müslüman ülkelerde olduğuna benzer İran’da da, rejim öncelikle kadını hedef alıyor. Onun kılık kıyafetini, şekli şemalini, başörtüsünü kendisine dert edinen bu teo-faşist rejimler bilerek kadına ve kadın haklarına yöneliyor. Çünkü bu rejimler doğası gereği kadının iktidar dışı olduğunu çok biliyor. Dili, kimliği, inancı ve kültürü yaşatıp çocuklarına aktararak toplumsallaştıranın kadın olduğunu bildiklerinden kadını düşürdüklerinde toplumu teslim alacaklarını düşündüklerinden kadını vuruyorlar...

İktidar İslam’ın kadına yaklaşımı bu iken Jîna Amînî’nin Kürt olması da katledilmesine gerekçe olarak görülmüştür. Kadın ve Kürt kimliği Türkiye’de, İran’da, Suriye ve Irak’ta da katledilmenin ve katledenin cezasızlıkla ödüllendirmenin gerekçesidir. Çünkü bu dört devlet Kürdistan’ı işgal eden, soykırımcı devletlerdir. Devletsiz Kürt halkının dilini, kimliğini, kültürünü ve inancını taşıyanın kadın olduğunu bilen bu sömürgeci dört devlet, kadını eve hapsederek, sosyal yaşamdan uzak tutarak, asimilasyona tabii tutarak Kürt toplumsallığının önüne geçmeye bakıyorlar. Çünkü onlar toplumsal yaşamın, sevgi ve şefkatın kaynağı, hak ve adalete olduğu kadar barışada can verenin kadın olduğunu iyi biliyorlar. Bu nedenle dini ve dinsel değerleri devreye koyar, manipülasyon yapar, kadını eril egemenlikçi sistemin alınıp satılan nesnesine düşürerek itaati dayatır. Başörtüsünü kadına dayatan, saçı göründü diye katleden eril zihniyetin asıl amacı; saçın altındaki direnen başı eğdirmek, önce kadını, sonra toplumu teslim almaktır. Saçını örtmeye zorlanan kadını kendi özüne, tarihsel hakikatine yabancılaştırmak istiyorlar.

Bu yabancılaştırma ve başkalaştırmada başarılı olmadıklarını hissettiklerinde ise sorgusuzca katletmekten kaçınmazlar. 
Anayasa’sında laik hukuk devleti olduğu yazılı Türkiye’de, her gün bir ve daha fazla kadın katledilirken diğer siyasal İslam’ın iktidarda olduğu ülkelerde olup biteni varın siz düşünün. Bu nedenle başta İran olmak üzere siyasal İslam’ın iktidar olduğu ülkelerdeki kadın ve toplum kırıma karşı dünya demokrasi güçleri daha örgütlü ve çok daha güçlü enternasyonal dayanışma içinde olmalıdırlar. 

Dünya genelinde enternasyonalist dayanışma örgütlenmeli, uzun soluklu, bilinçli ve nitelikli eylemler geliştirmeli, teo- faşist rejimlere karşı ayağa kalkmış toplum dinamikleri ile eşgüdümlü ve koordineli ilişkilenmeli, diplomatik ve demokratik siyasal mücadeleyi geliştirmek durumundayız. Bu temelde dünya sosyal ve siyasal hareketler, kadın ve ekolojist hareketler, sivil toplum dinamikleri zamana yaymadan nelerin yapılması gerektiği konusunda ortaklaşmak üzere yan yana gelmeli, mücadeleyi yükseltmelidirler...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.