Gezegeni zenginler yakıyor

Toplum/Yaşam Haberleri —

30 Ekim 2022 Pazar - 21:00

OXFAM raporu

OXFAM raporu

  • İklim krizine her ülkedeki en zengin sınıf neden oluyor. Bizi pervasızca gezegensel çöküşün uçurumuna sürükleyenler onlar. Öyle ki en üst yüzde 1'lik dilimde yer alan bir kişinin kişi başına düşen emisyonu, en alt yüzde 50'lik dilimde yer alan bir kişiye kıyasla 100 kat, 2030 yılı hedefine kıyasla ise 35 kat daha fazla.

MAX LAWSON

Çeviri: Serap Güneş

 

İklim önlemlerinin tepeden bakan, liberal bir elitle özdeşleşmesi ve her yerde sağcı popülistler tarafından yerden yere vurulması, gezegenimizin felakete kayışını daha da hızlandırmak gibi büyük bir risk taşıyor.

Bu durumun temelinde, iklim değişikliğinin bir sınıf meselesi olarak görülmemesi yatıyor. İklim değişikliği neredeyse her zaman farklı uluslar arasında, zengin dünya ile gelişmekte olan dünya arasında bir mesele olarak görülüyor. Kişisel emisyonlar söz konusu olduğunda, bunlar her ulus için kişi başına düşen ortalamalar.

İklim krizinin sebebi zenginler

İster zengin isterse fakir olsun, zengin ülkelerde herkesin karbon emisyonlarını azaltması gerektiği doğru. Ancak ulusal ortalamalar bilgi verdikleri kadar gizlerler de. 

Basitçe söylemek gerekirse, iklim krizine her ülkedeki en zengin sınıf neden oluyor. Bizi pervasızca gezegensel çöküşün uçurumuna sürükleyenler onlar.

Oxfam'ın Stockholm Çevre Enstitüsü ile birlikte yaptığı bir analizde aşağıdaki bulgulara ulaşılmış:

* En üst yüzde 1'lik dilimde yer alan bir kişinin kişi başına düşen emisyonu, en alt yüzde 50'lik dilimde yer alan bir kişiye kıyasla 100 kat, 2030 yılı hedefine kıyasla ise 35 kat daha fazla.

* 1990 yılından bu yana, en zengin yüzde 5'lik kesim toplam emisyonlardaki artışın üçte birinden fazlasından sorumlu. En üstteki yüzde 1, en alttaki yüzde 50'nin tamamından daha fazla emisyon üretiyor.

* İnsan nüfusunun yaklaşık yüzde 20'si için - esas olarak zengin ülkelerdeki çalışan ve alt-orta sınıflara tekabül ediyor - kişi başına düşen emisyonlar aslında 1990'dan 2015'e gelindiğinde düştü.

Zenginler karbon salıyor

Küresel olarak en zengin yüzde 10'luk kesim, çoğunlukla zengin ülkelerde bulunmakta. Ancak emisyonlardaki eşitsizlik, zengin ülkelerde de ulusal düzeyde tekrarlanıyor. Ulusal düzeyde, ister Fransa'da ister Hindistan'da olsun, en zengin yüzde 10'luk kesimin emisyonları, gelir dağılımının geri kalanının emisyonlarını gölgede bırakıyor.

Dünyanın en zengin yirmi milyarderinin emisyonlarını inceleyen bir çalışma, her birinin ortalama sekiz bin ton karbondioksit ürettiğini ortaya koydu. Karşılaştırma yapmak gerekirse, zengin bir ülkedeki ortalama bir vatandaş yaklaşık altı ton üretiyor - ve 1,5 derece küresel güvenlik hedefine ulaşmak için gereken miktar kişi başına iki tonun biraz üzerinde. Süper zenginlerin özel jet uçuşları üzerine yapılan yeni bir analiz, ünlülerin ve milyarderlerin dakikalar içinde sıradan insanların bir yılda saldığından daha fazla karbon saldığını ortaya koydu.

Milyarderlerin yaşam tarzları

Zenginlerin emisyonları inanılmaz derecede yüksek olup artmakla kalmıyor, aynı zamanda niteliği de tamamen farklı. En zengin insanlar için emisyonlarının çoğu - yüzde 70'e kadar - yatırımlarından kaynaklanıyor. Bu durum bir bütün olarak eşitsizliği yansıtmakta: Toplumun büyük bir kısmı için gelir çalışarak elde edilirken, en zenginler için gelir sermayenin getirisinden elde ediliyor.

Bir milyarderin yaşam tarzı emisyonları ortalamadan bin kat daha yüksek iken, yatırım emisyonları bir milyon kat daha yüksek olabiliyor. 

Fosil yakıtların ve kirletici endüstrilerin çok zenginler tarafından finanse edilmeye devam edilmesi, bana göre, bu yüzden tamamen savunulamaz bir durum.

O kadar adaletsiz 

Son kırk yılda, küresel GSYİH büyümesindeki her bir doların 46 senti en üstteki yüzde 10'luk kesime giderken, insanlığın en alt yarısına sadece yaklaşık 9 sent gitti. İnsanlığın en alttaki yüzde 10'luk kesimi, küresel gelir artışındaki her bir doların yüzde birinden daha azını aldı. Bu dağılım o kadar adaletsiz ve verimsiz ki, tüm insanlığı günde 5 dolarlık yoksulluk sınırının üzerine çıkarmak için küresel ekonominin olduğundan 173 kat daha büyük olması gerekiyor. Bu çevresel olarak imkansız.

Her şey eşitsizlikle bağlantılı

Bu, gezegenin hayatta kalması ile herkes için iyi bir yaşam hedefinin uyumsuz olduğu anlamına mı geliyor? Gezegenimizi kurtarmak için insanlığın çoğunluğunun sonsuza kadar yoksul ve aç kalması mı gerekiyor? Şart değil. Her şey eşitsizlikle bağlantılı.

Toplumumuzdaki en zengin insanların, sürdürülemez lüks yaşam tarzları ve fosil yakıt ekonomisini finanse eden yatırımlarıyla sorunun büyük bir parçası olduğuna dair kanıtlar açık. Eşitsizliğin büyük ölçüde azaltılması, dünya üzerindeki herkesin insanca bir yaşam sürmesinin ve gezegenimizin geleceğinin garanti altına alınmasının tek yolu.

Ne kadar çok karbon o kadar vergi

Farklı gelir gruplarının emisyonlarına ve bu emisyonların niteliğine bakmak, iklim politikalarını dönüştürme potansiyeline sahip. Herhangi bir adalet seviyesini korumak için, en zenginler emisyonlarında açık ara en büyük kesintileri yapmalı. Bu durum hem zengin hem de gelişmekte olan ülkeler için geçerli.

Bu, örneğin, herkese eşit bir karbon vergisi değil, artan oranlı bir karbon vergisi olması gerektiği anlamına gelir: Ne kadar çok karbon kullanıyorsanız, o kadar yüksek oranlı vergi ödemelisiniz. Çevreyi kirleten yatırımlar ek cezai vergilendirmeye tabi tutulmalı ya da daha iyisi, yasaklanmalı. Lüks mallar ve özel jetler ağır şekilde vergilendirilmeli veya ağır şekilde kısıtlanmalı. İklimle mücadeleye yönelik her ulusal eylem, en zengin ve en fazla emisyon yapanların maliyetin çoğunu üstlenmesini sağlayacak ve dolayısıyla eşitsizliğin değil eşitliğin artmasına katkıda bulunacak şekilde aşamalı olarak gerçekleştirilmeli.

En zenginlere ve servete uygulanan vergilerdeki genel artışların yanı sıra eşitsizliği hızla azaltmaya yönelik diğer hamleler de yepyeni bir iklim zorunluluğu getiriyor. Gezegenimiz zenginleri daha fazla sırtında taşıyamaz.

 

Kaynak: https://jacobin.com/2022/10/oxfam-rich-1-percent-climate-change-emissions-global-inequality

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.